Zarif’in Kritik Türkiye Ziyareti

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, 17 Nisan 2019 tarihinde Türkiye’ye resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret kapsamında ilk olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla bir araya gelen Zarif, daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la bir saat süren bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) İran’a yönelik yaptırımları, Golan Tepeleri kararı ve Suriye Krizi ele alındı. Zarif, Türkiye ziyaretinden önce Suriye Devlet Başkanı Beşer Esad ile gerçekleştirdiği görüşmeye dair bir raporu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ilettiğini açıkladı.

Bu gelişmeler ışığında Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in Türkiye ziyaretini değerlendirmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Prof. Dr. Mustafa KİBAROĞLU (MEF Üniversitesi-İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı)

Prof. Dr. Mustafa Kibaroğlu, Türkiye-İran ilişkilerinin tarihin her döneminde önem teşkil ettiğini belirterek, “Son 400 yıldır Türkiye ve İran arasında uluslararası ilişkiler açısından önemli bir denge mevcuttur. Aramızdaki ilişkilerin barışçıl olduğu ve en ufak bir sınır ihlali konusunun dahi yaşanmadığı bilinmektedir. Bu çok önemlidir. Çünkü Türkiye ve İran, bölgenin en eski iki ülkesi konumundadır. Devlet tecrübesine sahiptirler ve bu tecrübeye paralel olarak taraflar arasında herhangi bir çatışma yaşanmamaktadır. İlişkilerin bu şekilde yakın devam etmesi, bölgenin istikrarı açısından önem arz etmektedir.” dedi.

İki ülke arasındaki ilişkilerde sadece siyasi dengenin değil, karşılıklı çıkarların da gözetildiğini ifade eden Kibaroğlu, “İran, çok önemli enerji kaynaklarına sahip bir ülke. Sınırdaş ülke olarak Türkiye’nin enerji ihtiyacının bir kısmının İran’dan sağlanması ve söz konusu ülkenin başta ABD olmak üzere Batı’yla yaşadığı sıkıntılar, iki ülkenin ticari ilişkilerine yansımıştır. Cevad Zarif’le yapılan toplantıda da Türkiye, İran’a karşı Batılı ülkeler tarafından takınılan tavırdan rahatsızlık duyduğunu belirtmiştir.” dedi.  Türkiye’nin İran’la olan ilişkilerinde tarihsel boyutu dikkate aldığına dikkat çeken Kibaroğlu, “Gerçekleştirilen bu ziyaret, Türkiye’nin İran’la ilgili düşüncelerinin birinci elden kendilerine aktarılması bakımından faydalıdır.” yorumunu yaptı.

Zarif’in Türkiye ziyaretinin, 25-26 Nisan 2019 tarihlerinde Kazakistan’ın başkenti Nur Sultan’da düzenlenecek olan 12. Astana Görüşmeleri’nin bir “ön hazırlığı” niteliğinde olduğunu belirten Kibaroğlu, “Türkiye, İran ve Rusya, Suriye Krizi’nin çözülmesine ilişkin başlattıkları barış sürecini belli bir noktaya kadar getirdi. Üç ülke, Suriye’de çözüm ve barış taraftarı davranış sergiledi ve bunun garantörü oldu. Bunu da tüm dünyaya yansıttılar. Dolayısıyla Astana üçlüsünün görüşmeleri devam ettirmesi gelecek dönem için oldukça önemlidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Sencer İMER (ANKASAM Başdanışmanı)

Prof. Dr. Sencer İmer, “İran, uzun süredir ABD’nin baskısı altında. Ambargoyla başlayan bu baskı son gelişmelerle birlikte İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) terörist olarak ilan edilmesiyle devam etti. Golan Tepeleri’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yardım etmek için İsrail toprağı ilan edilmesi, bazı terör gruplarına mensup olanların Afganistan’a götürülüp buradan İran’ın sıkıştırılmaya çalışılması, İran tarafından büyük tehdit olarak görülmektedir.” ifadelerini kullandı. Tehditlerin aynı zamanda Türkiye’ye yönelik olduğunu da belirten İmer, “ABD, Türkiye’nin karşısında terör örgütü PKK ve PYD’yi ordu haline getirmiş durumdadır. Öte yandan ABD, Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı Yunanistan’ı desteklemektedir. Tüm bu olumsuzluklara bir cevap olarak Türkiye ve İran aynı tarafta bulunuyor ve gerçekleştirilen ziyaret bunun bir göstergesi olarak ön plana çıkıyor.” şeklinde değerlendirdi.

Suriye’deki krizin bir an önce sonuçlanması gerektiğini belirten İmer, “Suriye’den Türkiye’ye yönelik bir tehdit mevcut. Özellikle İblib’deki terör konusu hala çözülmüş değil ve bölgede dört milyon sivil bulunuyor. Gerek PKK/PYD’ye karşı mücadelede gerek ABD’nin sergilediği tavırda gerekse Suriye’deki barışın temininde İran ve Türkiye’nin çıkarları örtüşmektedir. Bu açıdan Zarif’in ziyareti, Türkiye ve İran arasındaki yakınlaşmayı gözler önüne seriyor.” dedi.

Cevad Zarif’in Beşer Esad’la gerçekleştirdiği görüşmeye dair bir raporu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunmasıyla ilgili olarak İmer, “Türkiye ve İran, Suriye konusunda birlikte hareket etmektedir. Suriye barışının temini konusunda Şam rejiminin en yakın müttefikleri olan Rusya ve İran ise Türkiye ve Suriye’yi bir araya getirme niyetlerinde olduklarını göstermektedir. İdlib Meselesi’nin çözülmesi, ABD’nin silahlandırdığı PKK/PYD’nin etkisiz kılınması ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanıp üniter devlet olarak bir an önce barışa kavuşturulması, Zarif’in Erdoğan’a sunduğu raporun çerçevesini oluşturmaktadır.” yorumunda bulundu.

Prof. Dr. Alemdar YALÇIN (Gazi Üniversitesi)

Prof. Dr. Alemdar Yalçın, Cevad Zarif’in Türkiye’ye Suriye üzerinden gelmesinin, dünya kamuoyuna Suriye Krizi’nin çözümü için yoğun çaba sarf edildiğini göstermek için atılmış bir adım olduğunu belirtti. Yalçın, “Üzerinde durulması gereken nokta, ABD’nin İran’a uyguladığı ambargo ve buna karşı alınacak önlemler konusudur. Ambargoyla birlikte İran’ı bekleyen en önemli tehlikelerden biri, ülke içerisindeki bazı bölgelerde ortaya çıkacak olan siyasal istikrarsızlıktır. Bundan dolayı Türkiye’de hem Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yapılan görüşmeler, özellikle iki ülke arasında ekonomik işbirliğini güçlendirmeyi ve ambargo sebebiyle İran’da ortaya çıkabilecek siyasal istikrarsızlığı önlemeyi amaçlamaktadır.” şeklinde ifade etti.

Sözlerinin devamında Yalçın, “Türkiye, Esad rejiminin ülkedeki istikrarsızlığı bastırmak için özellikle Sünni topluma karşı orantısız güç kullanıp zaman zaman insanlık faciası yaratmasından çok rahatsızlık duyuyor. Dolayısıyla Esad’la doğrudan görüşmeyi reddediyor. Zarif, Erdoğan’a sunduğu raporla doğrudan Esad’ın gönderdiği mesajı iletmiş oldu. Esad’ın gönderdiği mesaj ise, Türkiye’yle doğrudan diyalog kurmaya yönelik bir mesaj. Şam yönetimi, Türkiye sınırına kendi kuvvetlerini yerleştirmek suretiyle Ankara’ya buradaki terör örgütü yapılanmalarının önüne geçileceğinin garantisini vermeyi amaçlamakta ve bu sayede bölgede huzur ve istikrarı sağlama düşüncesinde olduğunu göstermek istemektedir. Fakat Esad’ın bu düşüncesi tamamen bir hayal ürünüdür. Bu düşüncesini İran’a kabul ettirmeye çalışıyor. Zarif tarafından Erdoğan’a sunulan rapor bu tür söylemleri içeren bir rapor olma özelliğini taşımaktadır.” diye konuştu.

Umut ARIK (Emekli Büyükelçi)

Emekli Büyükelçi Umut Arık, ilk olarak Zarif’in Türkiye ziyaretinden önce gerçekleştirdiği Suriye ziyaretinin amacının saptanması gerektiğini söyleyerek, “Cevad Zarif, Beşer Esad’ın Tahran’a gerçekleştirdiği ziyarette yer almamış ve bu olaydan sonra kendini aşağılanmış hissederek istifasını sunmuştu. Fakat İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani tarafından istifası kabul edilmemişti. Durumu düzeltmek adına Beşer Esad, kendisini özel olarak Şam’a davet etti. Esad’ın resmi daveti üzerine Şam’a giden Zarif, kendisiyle uzun bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda İran’a Lazkiye dolaylarında Akdeniz bağlantısı sağlayabilecek bir kullanım alanı verildiği haberleri yapıldı. Bu ise, İran ile Suriye rejiminin çok sıkı bir bağlantısı olduğunu göstermektedir.” şeklinde konuştu.

Rusya’nın “Esad sonrası Suriye” meselesini ABD’yle görüşmeye başlamasından Şam rejiminin fazlasıyla rahatsızlık duyduğunu belirten Arık, Zarif ve Esad arasında gerçekleşen toplantıdan Suriye’nin birtakım dengeleyici tedbirler alma yoluna gittiğinin görüldüğünü ifade etti. Zarif’in Türkiye temaslarıyla ilgili olarak Emekli Büyükelçi, “Ziyaret kapsamında ele alınan ABD’nin İran’a uyguladığı ambargo ve Golan Tepeleri meseleleri, İran’ın kendisini Türkiye’yle mecburi bir işbirliğine ittiği gösteriyor. Özellikle Golan Tepeleri bağlamında İran, Körfez Ülkeleri’nin kurmaya çalıştığı Arap NATO’su oluşumuna karşı kendini yalnız hissettiğinden Türkiye’yi yanına alarak güçlü bir duruş sergileme düşüncesindedir. Gerçekleştirilen ziyaret bunu ortaya koymaktadır.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın konuyla ilgili yapmış olduğu “Arabuluculuk arayışı gündemimizde yok. Rejimle bir temasımız ve diyaloğumuz söz konusu değil. Oraya dönük bir mesaj iletmemiz gerektiğinde bunu zaten İran ve Rusya üzerinden yapmaktayız” açıklamasını değerlendiren Arık, “Açıklamadan anlaşılacağı üzere Türkiye’nin Suriye konusunda İran’la sürekli iletişim halinde olduğu görülüyor. Her ne kadar Esad rejimiyle müzakereye girmemiz söz konusu olmasa bile bu çerçevede Şam’ın görüşlerinin İran tarafından Türkiye’ye aktarılması bizim açımızdan önem teşkil etmektedir. Astana üçlüsü bakımından değerlendirildiğinde Türkiye ve Rusya’nın yakın ilişkiler içerisinde olmasına karşılık, gerçekleştirilen ziyaretten İran’ın Türkiye’yi yanına çekmeye çalıştığı anlaşılıyor.” diye konuştu.

Fatih SABUNCU (Gazeteci-TRT Dış Haberler Editörü)

Gazeteci Fatih Sabuncu, Zarif’in Türkiye ziyaretinin birkaç açıdan önemli olduğunu belirterek, “Ziyaret, Suriye’deki Beşar Esad-Cevad Zarif görüşmesinin hemen ardından gerçekleşti. Zarif tarafından Esad’ın taleplerinin ve daha ziyade İran’ın görüşlerinin olduğu bir rapor Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunuldu. Sunulan rapor, Türkiye’nin Suriye Krizi’nin çözümünde kilit ülke olduğunu dünyaya göstermiş oldu.” dedi. Astana görüşmeleri öncesinde gerçekleştirilen bu ziyaretin zamanlamasına dikkat çeken Sabuncu, Esad ve İran tarafının çözüme yönelik görüşlerini yazılı bir şekilde Türkiye’ye iletmesinin önemli olduğunu söyledi.

İran’ın arabuluculuk rolünde olduğunu, fakat Rusya’nın savaşa dâhil olduğu 2015 yılına kadar Suriye’ye hem askeri hem de maddi destek verdiğini hatırlatan Sabuncu, bu ülkelerin konuyu ciddiyetle ele almalarının sorununun çözümü için çaba sarf ettiklerinin işareti olduğunu söyledi. Diğer yandan ABD’nin yaptırımlarının giderek ağırlaştığını belirten Sabuncu, “İran, nükleer anlaşmadan sonra Avrupa’yla ticari ilişkiler kurmuştu. Şu an Avrupa ülkeleri ABD’nin yaptırımlarına karşı çıksa da bu ticari ilişkilerin bozulma ihtimali çok güçlü. Dolayısıyla nükleer anlaşma öncesinde olduğu gibi İran, Türkiye’yle daha fazla çalışmak zorunda kalacak. İran, Avrupa’yla oluşacak ticari boşluğu Türkiye’yle doldurmaya çalışacaktır. Nitekim ziyaretin bir amacı da ticari ilişkileri güçlendirmektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Son olarak ikili ilişkilerin ekonomik boyutuna değinen Sabuncu, “Dolar Swift’inden tüm dünya rahatsızlık duyuyor. Donald Trump, Avrupa ve Çin de dahil olmak üzere bütün ülkeleri istikrarsızlığa itiyor. Ülkeler de dolardan bağımsız bir ticaretin yolunu aramaya çalışıyor. Bundan dolayı Türkiye ve İran, dolardan bağımsız olarak kendi arasında bir ödeme mekanizması gerçekleştirebilirse diğer ülkeler de kendi para birimleri üzerinden ticarete başlayabilir.” ifadelerini kullandı.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

3,008BeğenenlerBeğen
227TakipçiTakip Et
2,477TakipçiTakip Et
267AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz