Yeni Dünya Düzeninde Siber Savaşlar ve İran

Dünyada yoğun olarak tartışılmasına rağmen ülkemizde fazla ciddiye alınmayan konuların başında şüphesiz siber güvenlik gelmektedir. Artık ülkeler siber ordular kurmakta, bu ordulara muazzam yatırımlar yapmakta ve düşman ülkelere karşılık vermektedir. Daha önceleri bireysel veya küçük gruplar şeklinde yapılan saldırılar artık günümüzde kurumsallaşmış ve maaşlı çalışan organizasyonlar tarafından yapılmaktadır. Şekil değiştiren siber dünya aktörleri önceleri küçük kimlik avı hırsızlığı ile gelir elde etmeyi veya kısa yoldan köşeyi dönmeyi amaçlamaktaydı, günümüzde ise bu alan askeri çatışmalara dönüşmeyen siyasi restleşmelerin intikam alma alanına dönüşmüştür.

İnternet dünyasının gelişmesi ve sınırları aşması ülkelerin sadece güvenliklerinin zayıflamasına değil gizli verilerinin de ortaya dökülmesine de neden olmuştur. “Wikileaks Olayı” ile patlak veren olaylar zinciri ABD’nin gizli bilgilerinin bir anda dünyanın erişimine açılmasına neden olmuştur. Görece alt düzey kişilerin erişimine açık bırakılan sistemlerden aktarılan veriler Wikileaks sitesi gibi yerlerde yayınlanmış ve bir anda dünyanın gündemi değişmiştir. Sadece bu şekilde veri hırsızlığı olarak değerlendirilen yöntemler değil aynı zamanda önemli kişilerin hesapları ele geçirilerek birçok kişisel ve devletin gizli işlerini ilgilendiren kayıtlar sızdırılmıştır. Ancak 2010 yılına kadar yazılımlar veya diğer siber araçlarla fiziksel zarar verilememiştir. Her ne kadar resmi olarak kabul edilmese de İran’ın nükleer tesislerine ABD ve İsrail tarafından yapılan siber saldırılar ile tesislere büyük zarar verilmiştir. En azından İran’ın programı üç yıl geciktirilmiş ve olay ortaya çıkarılana kadar buna neyin sebep olduğu tespit edilememiştir. Tahminen bir flash bellek ile nükleer tesise sızdırılan yazılım hassas çalışan santrifüjleri etkileyerek patlamalarına neden olmuştur. Siber saldırıların fiziksel dünyada ne gibi zararlara neden olacağına dair bu örnek tüm dünyanın adeta kendine gelmesini sağlamıştır.

2017 yılı mayıs ayında meydana gelen, yaklaşık 100 ülkeyi etkileyen ve “WanaCry” ismi verilen saldırı ise zararlı yazılımla yayılan bir fidye programıdır. Bulaştığı bilgisayarlardaki dosyaları şifreleyerek kullanıcıyı belirli hesaplara para aktarmaya zorlamaktadır. Burada kullanılan paranın sanal paralar içinde en yaygını olan Bitcoin olması ise bir diğer dikkat çekici noktadır. Saldırıdan en fazla etkilenen ülkelerin başında gelen İngiltere’de sağlık sistemi çökmüş ve temel hizmetlere dahi uzun süre ulaşım sağlanamamıştır. Siber dünyanın araçlarının ne derece tehlikeli ve sınırsız olduğunun bir diğer örneğini oluşturan WanaCry saldırısı İspanyol telekom şirketi Telefónica, enerji şirketi Iberdrola ve kamu hizmeti şirketi Gas Natural’ın da aralarında bulunduğu büyük kuruluşlara sıkıntılar yaşatmıştır. Özellikle Avrupa ülkelerinin yoğun olarak etkilenmesinin sebebi ise eski işletim sistemi kullanmaları ve güvenlik güncellemelerini zamanında yapmamalarıdır.

Halkı tehdit eden saldırılardan yeniden devlet merkezli tartışmaya dönülürse işin çok daha büyük olduğu görülecektir. Nükleer silahlardan daha tehlikeli olduğu çoğu uzman tarafından dile getirilmekte ve en önemli argüman olarak da ABD’de siber saldırıların başkanın onayına tabi tutulması gösterilmektedir. Böyle bir zorunluluk sadece nükleer silahların kullanılmasında görülmektedir. Kapsamlı yapılan bir siber saldırı İngiltere’de olduğu gibi tüm sağlık sisteminin çökmesine, elektrik hizmetinin verilememesine, trafik sistemlerinin çalışmamasına hatta büyük tesislerin havaya uçmasına bile neden olabilecek güçtedir. Böyle bir güç tek tuş ile bir ülkenin tüm sistemi kapatılabilir ve geri dönülemez zararlar verilebilir.

İran, kendisine yapılan siber saldırıdan sonra dünyanın en büyük siber ordusunu kurmuş ve özellikle ABD’ye yönelik saldırılara girişmiştir. 2012 yılında çıkan haberlerde ABD’nin finans devlerine karşı girişilen saldırılar sonucunda banka hesaplarının ele geçirilip geçirilmediği tespit edilememiş olmasına rağmen işin nerelere varacağına dair yeni ipuçları ortaya çıkmıştır. Asya ülkelerinde meydana gelen siber saldırılar sonucunda bazı merkez bankalarının da içinde bulunduğu finans çevrelerinden yüz binlerce dolar çalınmıştır. Batı ülkelerini özellikle Kuzey Kore’nin kontrolsüz siber gücü, nükleer gücünden daha fazla endişelendirmektedir. Siber dünya kanunsuz, kuralsız ve süper güçsüz, gelişen, büyüyen ve gittikçe daha fazla tehlikeli hale gelen bir alan olmaya başlamıştır. Siber savaşlara dair ortaya atılan bir diğer iddia ise ABD ve İsrail’in 2010 yılında ortaklaşa yaptığı “Stuxnet” şeklinde isimlendirilen saldırının çok küçük bir deneme olduğudur. Asıl gerçek saldırının ise daha yapılmadığı dile getirilmekte olup İran’ın tüm sistemlerine sızıldığı iddia edilmektedir. Ülkenin tek tuşla adeta taş devrine dönmesine neden olabilecek kapasitede olan bu tehditle İran’ın nükleer müzakerelere ikna edildiği ise bir diğer komplo teorisi olarak güncelliğini korumaktadır.

Sonuç olarak, tüm dünyanın yeni bir döneme girdiğini kabul etmek gereklidir. Siber ordulara sahip ülkelerin savaşlarının bir kısmı perde arkasından izlenmekte ama yakın zamanda bu çatışmaların herkesi etkileyeceği açık bir gerçekliktir. Tehlikede olan sadece kişisel bilgiler veya birikimler değil aynı zamanda tüm devlet sistemleri, özel şirketler, finans piyasalarıdır. Dolayısıyla toplamda tüm ülke tehdit altındadır. Ülkemizde meydana gelen genel elektrik kesintileri, siber saldırılar sonucunda vatandaş bilgilerinin çalınması ve internet erişimlerinin yavaşlaması gibi olaylar tehdidin boyutunu ortaya koymaktadır. Alınacak en büyük önlem ülkemizin milli siber ordusunun oluşturulması ve özel korunma sistemlerinin kurulmasıdır.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Hakan UZUN
Hakan UZUN
1987 Düzce doğumlu olan Hakan UZUN, 2009 yılında Gazi Üniversitesi İşletme Eğitimi Bölümünden mezun olmuştur. 2013 yılında Yüksek Lisans derecesini Gazi Üniversitesi İşletme Eğitimi Bölümünden “Kargo Taşımacılık Sektöründe Hizmet Kalitesinin Değerlendirilmesi: AHS ve TOPSIS Yöntemi” başlıklı teziyle almıştır. Doktora çalışmalarına ise Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünde devam etmektedir. Akademik düzeyde çeşitli makaleleri, raporları ve diğer çalışmaları bulunan Hakan UZUN’un özellikle İran ve Suriye üzerine olmak üzere ekonomi-politik analizleri devam etmektedir. İş hayatıyla ilgili olarak sermaye piyasaları mevzuatı, Türkiye-AB ilişkileri ile hibe programları, İslami finans piyasası araçları, stratejik planlama, Latin Amerika siyaseti, Türkiye ekonomisi, özelleştirme uygulamaları ve daha birçok konuda çalışmaları ve uzmanlık sertifikaları vardır. İyi derecede İngilizce bilen Hakan UZUN evlidir.

BİZİ TAKİP EDİN

3,027BeğenenlerBeğen
230TakipçiTakip Et
2,720TakipçiTakip Et
279AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz