Yemen’deki Suudi Arabistan-Birleşik Arap Emirlikleri Rekabeti ve İran

Yemen’de İran destekli Husi milisler, Şubat 2015 tarihinde başkent San’a şehrini ele geçirdikten sonra güneye doğru ilerleyerek kısa sürede Taiz’i ele geçirmiş olup, Aden kentinin sınırlarına kadar ulaşmışlardı. Husilerin bu ilerleyişi bölgesel düzeyde ciddi endişelere yol açmıştır. Böylece Ortadoğu’daki güç mücadelesi giderek güneye doğru kaymıştır.

Yemen’deki kriz iç savaşa doğru evrildikçe çıkar çatışmaları daha açık bir hale gelmiştir. İran’ın Yemen’deki etkinliğini sınırlamakta kararlı olan Suudi Arabistan ve Körfez Ülkeleri ise Mart 2015 tarihinde “Kararlılık Fırtınası” operasyonu kapsamında bir araya gelerek Husilere karşı saldırı başlatmışlardır. Koalisyon güçleri geçen süre zarfında Aden’i, 7 Ocak 2017 tarihinde başlatılan “Altın Mızrak” operasyonu kapsamında ise Taiz ve Taiz’in batı sahilleri Muha ve Zubab Limanları’nı yeniden ele geçirmişlerdir. Fakat son zamanlarda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında Aden kenti ve Babül Mendep Boğazı başta olmak üzere batı ve güney sahillerinin kontrolü konusunda bir rekabet yaşanmaya başlamıştır.

Yemen’in Güneyinde Son Durum (Mayıs 2017)

Kırmızı: Husiler (bazı bölgelerde Husi-Salih güçleri), Mavi: Mansur Hadi güçleri (Aden ve çevresinde Güney Ayrılıkçı hareketi), Gri: Yemen El Kaidesi. Kaynak: http://yemen.liveuamap.com/ adresinden 25.05.2017 tarihinde alınmıştır.

Geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan’ın desteğini arkasına alan Yemen Cumhurbaşkanı Mansur Hadi yayımladığı kararname ile hükümette bazı değişikliklere gitmiştir. BAE’ye yakınlığıyla bilinen Aden Valisi Aydarus Ez-Zubeydi ile Devlet Bakanı Hani Bin Berik’i görevden almıştır. BAE’nin direktiflerini uyguladığı gerekçesiyle görevden alınan Aden Valisi Ez-Zubeydi’ye, daha sonra Güney Hareketi tarafından bölgede yeni bir siyasi yönetim kurma yetkisi verilmiştir. Böylece Zubeydi liderliğinde büyük çoğunluğu BAE’ye yakın isimlerden oluşan “Siyasi Geçiş Konseyi” kurulmuştur. Güney Hareketi’ne açık destek veren ve bu sayede Aden’deki etkinliğini artıran BAE, Taiz’in ve Taiz’in Batı sahilleri Muha, Zubab, El-Hudeyde ve dolayısıyla Bab’ül Mendep’in kontrol altına alınmasında koalisyon güçlerine önemli katkılarda bulunmuştur. Fakat son gelişmelerden sonra, BAE tarafından desteklenen Güney Direnişi ve Hazrami güçleri ile Suudi Arabistan tarafından desteklenen Yemen Ulusal Ordusu ile Mansur Hadi destekçisi militanlar arasında gerginlik yeniden tırmanmaya başlamıştır. Öyle ki BAE’nin özellikle Muha ve Taiz kentlerinde Husilere karşı yürütülen mücadelede Suudi destekli Yemen Ulusal Ordusu ve Hadi güçlerine verdiği desteği çekmesi söz konusu olabilecektir. Bunun yanı sıra BAE, Suudların Husilere karşı İhvan’ın Yemen kolu olan Islah Partisi’ni ve El-Kaide’yi desteklediğini iddia etmiştir. Bu sebeple BAE’nin koalisyon güçlerine olan desteğini çekmesi gündeme gelmiştir. Şüphesiz Yemen’de son dönemde gerçekleşen Suudi Arabistan-BAE rekabetinden en fazla karla çıkacak olan grup İran’ın desteklediği Husiler olacaktır.

İran’ın Husilere gerçekleştirdiği yardımın büyük bir kısmı Yemen’in Batı sahilinde yer alan ve Husilerin 2014 yılının ekim ayında ele geçirdikleri El-Hudeyde Limanından gerçekleşmektedir. Bu sebeple, İran’ı Yemen’de sınırlandırmak isteyen bölgesel ve küresel güçler Hudeyde’ye operasyonu gündemlerine almışlardır. Buna yönelik BM Yemen Özel Temsilcisi Şeyh Ahmed Husilerle yaptığı görüşmede; koalisyon güçlerinin Batı kıyılarındaki operasyonları durdurmasına karşılık, Hudeyde ve çevresinden çekilmelerini ve buraları BM denetimine bırakmalarını teklif etmiştir. Bunun yanı sıra ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan’da katıldığı Arap ve İslam Ülkeleri Zirvesi’nde El-Hudeyde Limanının tarafsız bir güç tarafından kontrol edilmesi ve bu kapsamda BM ya da Körfez Ülkeleri liderliğinde operasyon düzenlenmesi gündeme gelmiştir.

Trump, Suudi Arabistan’ı ve Körfez Ülkelerini İran karşıtı cephede birleştirmeye çalışmaktadır. Bu kapsamda İran’ı bölgede sınırlandıracak operasyona iknaya uğraşmaktadır. Bu doğrultuda ABD’nin Suudi Arabistan ve BAE ile yaptığı silah anlaşmaları, diğer bir deyişle bölgede silahlanma yarışını teşvik etmesi, güney merkezli yeni bir küresel güç mücadelesine işaret etmektedir.

Yemen’deki Suudi-BAE rekabeti savaşın ayak seslerini oluşturmaktadır. İran ise Körfez Ülkeleri arasındaki bu çıkar çatışmasını sonuna kadar kullanma niyetindedir.

Yemen’de Suudi-BAE rekabeti ve İran’ın rolüne ilişkin bulgular:

  • Suudi Arabistan ve BAE’nin, Yemen’de Husi-Salih güçlerine karşı mücadelede hemfikir olmalarına rağmen iki ülke arasında son zamanlarda Aden’in, Babül Mendep stratejik geçiş noktalarını ifade eden Muha, Zubab ve Hudeyde bölgelerinin kontrolü konusunda ikili arasında rekabet yaşanmaya başlamıştır. BAE, Güney Ayrılıkçı hareketine destek olarak güney şeridini tamamen kontrolü altına almaya çalışmaktadır.
  • Suudi Arabistan BAE’nin stratejik hedeflerinin farkına varmaya başlamıştır. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi bu konuda önlemler almaya teşvik etmiştir. Hadi’nin BAE ile işbirliği yaptığı iddiasıyla Aden Valisini görevden alması, BAE’nin sert tepkesine yol açmasının yanı sıra güneyde büyük ayaklanmalara da sebep olmuştur. BAE’nin Güney Hareketi’nin bağımsızlığı üzerinden yeni bir etkinlik sahasına ulaşması muhtemeldir.
  • Suudi Arabistan ve BAE arasındaki yeni mücadele alanı Husilerin kontrolündeki Hudeyde limanı olacaktır. İran, Husilere sağladığı yardımın büyük bir kısmı bu limandan gerçekleşmektedir. Bu sebeple El-Hudeyde, İran için stratejik değerde olup, İran’ın Afrika’ya açılacak kapısını ifade etmektedir.
  • Yemen’de Suudi Arabistan, BAE ve İran; dünyanın en önemli dördüncü stratejik geçiş noktası Bab’ül Mendep Boğazının hakimiyeti için rekabet içerisine girmektelerdir. ABD’nin İran’ı geriletme çabaları, bölgedeki savaş riskini arttırmaktadır.
  • Suudi Arabistan ve BAE, ABD’nin askeri desteği ve telkinleriyle İran’a karşı daha fazla cephe almaktadırlar, fakat diğer taraftan etkinlik alanlarını genişletme arzusuyla kendi içerisinde rekabet etmekte ve bölgede güç mücadelesine girişmektelerdir. Suudi Arabistan ve BAE, nihayetinde kendilerine karşı yönelecek olan savaş oklarını fark edememektelerdir.
  • İran, Yemen’de siyasi çözümden çok savaşın devamından yanadır. Bu sayede İran, Suudi-BAE stratejik güç mücadelesinden daha fazla yararlanmayı ummakta ve etkinlik alanını genişletmeyi arzulamaktadır.

Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretine ilişkin öngörüler ve İran’ın olası tedbirleri;

  • Trump liderliğindeki ABD’nin stratejik hedefi Ortadoğu’nun kuzeyinde yoğunlaşan iç savaş ve kriz ortamını güneye doğru çekmek ve bu doğrultuda Yemen’de Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve İran arasında gerçekleşecek muhtemel “Arap-Pers” savaşına ortam hazırlamaktır. Bu sayede ABD, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerini içeren yeni kriz sahası üzerinde dinamikleri sarsan ve BOP dizaynını kolaylaştıran yeni bir cephe oluşturacaktır.
  • ABD uzun vadede ise Türkiye ve Pakistan’ı Arap NATO’suna dahil ederek Arap-Pers savaşını İslam iç savaşına dönüştürmeye çalışacaktır. Arap-Pers savaşıyla BOP’un orta ve güney ayağını dizayn etmeye çalışan ABD, Türkiye ve Pakistan’ın dahil olacağı geniş eksenli Sünni-Şii savaşıyla da BOP’un kuzey ve doğu ayağını gerçekleştirmeye çalışacaktır.
  • Buna karşılık İran, kendisine yönelecek iç savaş ve müdahale tehditlerini, Suudi Arabistan, Körfez Ülkeleri, Türkiye, Mısır ve Pakistan’ı kapsayan bölgesel cephedeki çıkar çatışmalarını kullarak bertaraf etmeye çalışacak ve bölgedeki Şii direniş cephesini güçlendirmeye devam edecektir.
  • Bu doğrultuda İran, ulusal güvenliği ve caydırıcılık için hayati olarak gördüğü nükleer savunma kapasitesini arttırmaya ve Şii yayılmacılığı vasıtasıyla bölgedeki yeni istikrarsızlık sahalarında kendi Ortadoğu planını gerçekleştirmeye devam edecektir.

İran’ı “Mehdi’nin gelişini bekleyen İran’la uzlaşmak mümkün değil” sözleriyle eleştiren Suudi Arabistan ve onun peşine takılan Körfez Ülkeleri, ABD’nin telkinleriyle Armageddon savaşına giden süreçte baş rol üstlenmektedirler. Suudi Arabistan ve Körfez Ülkeleri, bunun kimin savaşı olduğunun farkına varamamaktadırlar. İran’ın Melhame-i Kübra’sı ve ABD-İsrail’in Armegeddon’u Ortadoğu’yu kasıp kavurmaya devam etmektedir.

 

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Cenk TAMER
Cenk TAMER
ANKASAM Ortadoğu Uzmanı

BİZİ TAKİP EDİN

3,030BeğenenlerBeğen
232TakipçiTakip Et
2,712TakipçiTakip Et
279AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz