Türkiye’nin Diplomatik Başarısı: Dörtlü İstanbul Zirvesi

Suriye’de barışın tesis edilmesi amacıyla Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde İstanbul Zirvesi’nde bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Şansölyesi Angela Merkel, konuyla ilgili önemli bir adım atarak ateşkesin kalıcı hale gelmesi noktasında ortak bir bildiri yayımladılar. Terörle mücadele, Anayasa Komitesi’nin kurulması ve mülteci meselesi gibi başlıklarda ortak bir kanaatin oluştuğu İstanbul Zirvesi, diplomatik bir başarı ve önemli bir iyi niyet adımı olarak değerlendiriliyor.

Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Suriye’de barışın tesis edilmesi için atılacak adımların bölgesel ve küresel açıdan hangi gelişmelere yol açabileceğini tartışmaya açarak alanının önce gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Prof. Dr. Mustafa Nail ALKAN (ANKASAM AB Danışmanı)

Prof. Dr. Mustafa Nail Alkan, Suriye konusundaki çözüm arayışları neticesinde Almanya, Fransa, Rusya ve Türkiye’nin bir araya gelişini olumlu bir yaklaşım olarak değerlendirdi. Suriye sorununun çözümü Almanya bağlamında ele alan Alkan, “Mülteci meselesi Merkel’in sonu oldu. Çok fazla oy kaybetti ve sonuç olarak siyaseti bırakacağını açıkladı. Her şeye rağmen Almanya ve Fransa Suriye konusunu yumuşatmaya çalışsa da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad konusunu tam olarak çözemediler. Berlin, Paris ve Ankara ise Moskova’dan konuyla ilgili Esad’a baskı yapmasını istedi.” dedi. Diğer taraftan Almanya ve Fransa’nın Suudi Arabistan’a silah satışıyla ilgili açıklamalara değinen Alkan, “Merkel, özellikle Kaşıkçı Olayı’nda artık Suudi Arabistan’a silah satmayacaklarını ifade etse de bu zor görünüyor. Macron ise biraz daha realist bir yaklaşım sergileyerek ‘Fransa kolay kolay vazgeçmez.’ dedi. Bu durumda Merkel idealist, Macron realisttir diyebiliriz.” açıklamasında bulundu.

Ülkelerin Suriye konusunda ortak bir siyaset belirlemeye çalıştıklarını dile getiren Alkan, “Suriye konusu yıllardır devam etmektedir ve uzlaşıyı başaramazlarsa bölgedeki çatışma ve ölümler bitmeyecek, mülteci sorunu büyüyecek ve bu insanlar Avrupa’ya gitmek isteyecek.” diye konuştu. Alkan, ilk defa böyle güçlü liderlerin bir araya gelerek Suriye konusunda bir çözüm arayışına girdiklerini, ancak bu hususta Birleşmiş Milletler’in (BM) desteğinin önemli olduğunu kaydetti. Washington’un şu anki Suriye politikasının net olmadığına dikkat çeken Alkan, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) normal şartlarda bu grubun içinde yer alması gerektiğini belirterek ABD ve diğer ülkelerin Suriye konusunda aynı dili konuşmadıklarını ifade etti. Alkan, Suriye meselesinin kendi başına çözülecek bir sorun olmadığını ifade eden Alkan, “Burada herkes zarar görüyor. Bu şekilde hem Avrupa hem de Ortadoğu rahatlayacaktır diye tahmin ediyorum. Diyalog devam ederse taahhütler yerine getirilir. Burada önemli olan; ortak tutumu barışa kadar devam ettirmektir. Devletler arasında bir kopukluk söz konusu olursa bu vaatler yerine getirilmez. Bu toplantı bir iyi niyet bildirgesidir ama devam etmesi için süreklilik lazım.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Giray Saynur DERMAN (Marmara Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Prof. Dr. Giray Saynur Derman, Suriye’de barışın yeniden inşası ve normalleşme süreci için liderlik eden ülkelerin başında gelen Türkiye ve Rusya’nın yanı sıra Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden Fransa ve Almanya’nın da katkılarıyla gerçekleşen Dörtlü Zirve’yi değerlendirerek bir ilke imza atıldığını söyledi. Derman, bildiride Suriye’nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün yanı sıra siyasi çözümün desteklenmesi, yardımların artırılması ve mültecilerin evlerine güvenli şekilde dönmesi için gerekli çabaların sarf edilmesi hususlarının yer aldığını belirtti. Ayrıca Türkiye ve Rusya’nın AB’nin en güçlü ülkeleri olan Almanya ve Fransa’yla işbirliği yapmasını Suriye’de barışın tesis edilmesi noktasında atılan önemli bir adım olarak gören Derman, “Cenevre sürecinde daha önce kararlaştırılan ‘Suriye’de Anayasa Komitesi’nin kurulması çalışmalarının hızlandırılması’ konusu da zirvede teyit edildi. Bu dörtlü zirvenin en somut başarısıdır diyebiliriz.” ifadesinde bulundu. Söz konusu taahhüdün gerçekleşmesi halinde siyasi çözümün önündeki engelin kalkacağını vurgulayan Derman, seçimler ve mülteciler meselesinde de kalıcı çözüm için çalışmalar yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Öte yandan Rusya’nın zirvedeki tutumunu ele alan Derman, “Her ne kadar iki ülke arasında Suriye’de terör örgütü anlayışı bakımından ve yerel yönetimi destekleme açısından tamamen farklı politikalar üretilse de bu meselenin çözümünde Moskova, Ankara’ya çok güvenmektedir. Rus dış politikasında ise söz konusu zirvenin Suriye’deki trajedinin son bulmasına katkıda bulacağı görüşü yaygındır.” ifadesinde bulundu. Rus medyası ve yazılı basınında da bu zirvenin ilgiyle takip edildiğine dikkat çeken Derman, ülkedeki medya organlarının söz konusu toplantıyı Suriye meselesinin çözümüne ilişkin dört liderin katıldığı ilk zirve olarak nitelendirdiğini kaydetti.

Doç. Dr. Mehmet Sait DİLEK (Atatürk Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Doç. Dr. Mehmet Sait Dilek, Ortadoğu’daki durumu “Balkanizasyon” kavramıyla eşleştirerek “Zamanında Balkanlar iç ve dış faktörlerin etkisiyle iç içe geçmiş sorunlar ve buna bağlı olarak travmalar (Balkan Harbi-I. Dünya Harbi) üretmekteydi. Günümüzün Balkanizasyonu ise daha çok Ortadoğu coğrafyasında kendini güçlü şekilde göstermektedir.” yorumunda bulundu. Türkiye’nin bölgesinde küresel barış diplomasisi ve insani diplomasi üzerinden çok ciddi sorumluluklar aldığını belirten Dilek, Cenevre ve Astana Görüşmeleri’ni hatırlatarak devam eden barış arayışları kapsamında İstanbul Zirvesi’yle önemli adımlar atıldığını vurguladı ve Türkiye’nin Batı-Rusya gerginliğinde inisiyatif alarak tarafları buluşturduğunu sözlerine ekledi. Ayrıca Dilek, ABD Başkanı Donald Trump’ın dile getirdiği “small group/küçük grup” ve bu oluşuma binaen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği “smaller group/daha küçük grup” ifadelerini hatırlatarak, “Astana Platformu dışındaki iki ülkenin burada olması, bizi olumlu bir değerlendirmeye itiyor ve Türkiye’nin Suriye konusundaki politik gücü artmış oluyor.” sözlerini kaydetti.

Dilek, zirvede verilen mesajlardan birinin kalıcı ateşkesi sağlamak olduğunun altını çizdi ve bu kapsamda Ankara’nın İdlib’de büyük bir sorumluluk aldığını söyledi. Dilek, “Almanya ve Fransa; İngiltere, ABD ve Körfez Ülkeleri’ni bir şekilde ikna etmeye çalışacak. Aynı şekilde Ankara ve Moskova, sorunun çözümünde özne ülkelerden biri olan İran’ı makul bir noktaya getirmeye uğraşacaklardır. Kalıcı ateşkes için önemli bir adım atıldı. Devletler, askeri safhayı sona erdirip siyasi safhayı başlatmak istemektedir ve bu noktada da insani yardımların hızla ulaştırılması ve Anayasa Komitesi’nin yılsonuna kadar toplanması için mutabakat oluşturdular.” şeklinde konuştu.

Dilek, Suriye’ye komşu ülkelerin ulusal güvenliklerine zarar vermeyi amaçlayan her tür ayrılıkçı gündemin reddedilmesini Türkiye’nin diğer muhatap ülkelere kabul ettirdiğini ve dolaylı olarak ABD ve müttefiklerine mesaj verilmiş olduğunu sözlerine ekledi. Gergin bir siyasi konjonktüre rağmen dış politika aktörlerinin bir araya gelerek ortak bir açıklama yapabilmesini Türkiye adına diplomatik bir başarı olarak değerlendiren Dilek, ABD ve İran gibi ülkelerin de bu organizasyonlarda yer almasının barış sürecini daha da güçlendirebileceğini ifade etti. Dilek, zirvenin iyi niyet üzerinden okunduğunda olumlu bir adım olduğunu vurguladı ve “Sürecin başarıyla sonuçlanabilmesi için taraflar karşılıklı diyalog yolunu açık tutabilmeli ve barış sürecini sekteye uğratabilecek farklı söylemler ve eylemler içerisine girmemeli. Bu konuda devletlerin çözüm odaklı olup olmadıkları ise zaman içerisinde görülecek.” sözlerini kaydetti.

Umut ARIK (Emekli Büyükelçi)

Emekli Büyükelçi Umut Arık, uluslararası ilişkilerde şu an tek kutupluluktan ayrılma süreci yaşandığını ifade ederek Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa’nın oluşturduğu grupla ABD’nin biraz olsun dengelendiğini kaydetti. Arık, “Uluslararası planda bu şekilde bir denge unsuru ortaya çıkarken şu anda en sıcak çekişme noktası olan Suriye açısından da oldubittilere imkân verilmeyeceği ve sorunun siyasal bir yaklaşımla çatışma yapısından kurtarılması gerektiği vurgulanmıştır.” dedi. Türkiye bakımında son derece önemli olan terörle mücadele meselesinde de sınıra yakın bölgelerde herhangi bir terör faaliyetinin ivme kazanmasına müsaade edilmeyeceği konusunu değerlendiren Arık, Tahran Zirvesi’nde ilk defa Erdoğan tarafından ortaya konulan terörle ilgili söz konusu ifadenin zirvede yeniden dile getirildiğini ve bunun toplantıya katılan dört ülke tarafından da kabul edildiğini belirtti.

Atlantik ekseninin yanı sıra paralel bir camia olarak Avrasya gruplanmasının oluştuğuna işaret eden Arık, “Fransa ve Almanya Avrupa’yı temsil ederken Rusya ve Türkiye de Asya kısmının mümessili olarak Avrasya’yı oluşturuyor.” sözlerini kaydetti. Zirvenin ardından dört ülkenin de sahada tedbirlere ağırlık vermesi gerektiğini vurgulayan Arık, Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde sorunun diplomatik ve siyasal yollardan çözülmesi gerektiğini söyledi. Öte yandan Almanya ve Fransa’nın zirvede bulunmasını Avrupa Birliği bağlamında değerlendiren Arık: “Türkiye’nin bugün, bu gruplaşmanın ortaya çıkmasından önceki durumuna nazaran daha kuvvetli bir duruma geldiğini vurgulamalıyız.” dedi. Suriye’de artık Esad’lı ya da Esad’sız olarak sert, totaliter bir grubun kontrolünün mümkün olmayacağını belirten Arık, “Bundan sonra ortaya çıkacak anayasal gelişmelerde çeşitli ülkelerin ağırlıkları olacaktır ama burada PYD/YPG/PKK/DEAŞ gibi terör unsurları söz konusu olmayacaktır.” açıklamasında bulundu.

Miray VURMAY GÜZEL (Suriye Türkmen Meclisi-Koordinatör)

Miray Vurmay Güzel, Türkiye’nin uzun vadeli amaçlar doğrultusunda hareket ettiğini dile getirerek “Türkiye, dört ülke arasında sınırlar açısından ekonomik, sosyolojik ve siyasi olarak direk etkilenmektedir. Ama Rusya’nın, Fransa’nın, Almanya’nın farklı bir çıkar sistematiği var. Burada asıl önemli olan verilen mesajlardır.” dedi. Güzel, eğer Suriye konulu bir toplantı yapılıyorsa ve içinde Türkiye ile Rusya varsa hemen olmasa bile uzun vadede sahaya yansıyabilen sonuçlar alındığını kaydederek Almanya ve Fransa’nın masada olmasıyla, bir yandan dünyanın geri kalanına ve Suriye’yle ilgili olan gruplara diğer yandan da ekonomik anlamda ve mülteci meselesi konusunda Türkiye’nin AB’ye bir mesaj verdiğini sözlerine ekledi.

Zirvenin sonuç bildirisine bakıldığında en önemli ortak noktanın Suriye’de barışın yeniden tesis edilmesi, silahların belli anlamlarda susması, bölgenin radikal unsurlardan temizlenerek Suriye’nin gerçek sahipleri olan Suriye halkına bırakılması gibi başlıkların dikkat çektiğini söyleyen Güzel, “Yöntemlerde farklılıklar olsa da niyetler net bir şekilde ortaya konulmuştur. Burada Türkiye’nin özellikle İstanbul’dan bu mesajı vermesinin anlamlı olduğunu düşünüyorum. Zirvenin sahaya yansıması süreci Astana ve Soçi kadar kolay olmayacaktır ama burada niyet önemliydi. Çok boyutlu bir mesaj verildi.” açıklamasında bulundu. Güzel, diplomatik açıdan Türkiye’nin elinin güçlendiğini vurguladı. Masadaki ülkelerin ortak özelliklerinden birinin ABD’nin İran politikasına tepki göstermeleri olduğunu belirten Güzel, Washington’a “Artık dünyanın jandarması değilsin. Tek başına verdiğin kararları uygulayamayacaksın.” mesajı da verildiğini söyledi. Diğer yandan ABD’nin izlediği agresif politika sonucunda eleştirildiğini dile getiren Güzel, “Trump birden tehditler savururken birden ‘Barışmak lazım.’ da diyebiliyor. Dünya bu dengesizliği de istemiyor ve bunu da net bir şekilde ortaya koyuyor.” sözlerini kaydetti.

Hüseyin GÖKÇE (Dünya Gazetesi-Ankara Haber Müdürü)

Dünya Gazetesi Ankara Haber Müdürü Hüseyin Gökçe, İstanbul Zirvesi’ndeki katılımcılara bakıldığında samimiyette biraz kuşku duyulduğunu ifade ederek “Putin ve Erdoğan dışındaki Avrupa katılımcılarının samimiyetinde sıkıntı görüyorum. Avrupa’nın bugüne kadar Suriye meselesindeki duruşu göz önüne alındığında samimiyet konusunda sıkıntılar söz konusu oluyor. Ama katılımcıların profiline bakıldığında güçlü ülkeler ve güçlü liderler ileriye doğru olumlu gelişmelerin önünü açabilir.” ifadesinde bulundu. Zirvede askeri çözümün yararlı olmadığına yönelik yapılan vurgunun da ileriye dönük umut verici bir adım olarak kabul edilebileceğini kaydeden Gökçe, “Anayasal anlamda bir komitenin toplanmasına yönelik ortak tutum olması, savaş sürecinin en azından normale dönmesi olasılığını kuvvetlendiriyor.” açıklamasında bulundu. Zirvede mültecilerin ülkelerine dönmeleri ve Esad’sız bir Suriye konusunda da görüşlerin açıklandığını vurgulayan Gökçe, ayrıca diplomatik anlamda çok büyük beklenti oluşturmayan zirvenin Türkiye’de düzenlenmesinin, katılımcı profili açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebileceğini söyledi.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

2,739BeğeniBeğen
53TakipçiTakip Et
1,645TakipçiTakip Et
142AboneAbone Ol

ÖNE ÇIKANLAR

Macaristan’ın Doğu Açılımı: Türkiye ve Türk Dünyası ile Gelişen İlişkiler

Son yıllarda Macaristan, dış politikasında önemli açılımlarda bulunmuştur. Avrupa Birliği’yle (AB) sorunları derinleşen Budapeşte, birlikten...

Türk Akımı Projesi ve Putin’in Türkiye Ziyareti: Yeni Bir Jeopolitik Hat İnşası mı?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 19 Kasım 2018 tarihinde TürkAkım Gaz Boru Hattı Projesi’nin (Türk...

Paris Barış Forumu: Küresel Bir Barış Mümkün mü?

Birinci Dünya Savaşı’nın 100. yıldönümü, Paris’te düzenlenen törenlerle anıldı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika...

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz