Türkiye’den Stratejik Hamle: Kıbrıs İşleri Koordinatörlüğü

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan genelgeyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kalkınması amacıyla Türkiye’den KKTC’ye yapılacak yardımları kapsayan ve iki ülke arasındaki işbirliğini hedefleyen Kıbrıs İşleri Koordinatörlüğü’nün kurulmasına karar verildi. Türkiye ile KKTC arasında akdedilen ekonomik programların uygulanmasını izlemek ve değerlendirmek amacıyla kurulan Koordinatörlük, Cumhurbaşkanı’nın görevlendirdiği bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı ya da bir Bakan tarafından bizzat yönetilecek.

Bu gelişmeyle birlikte Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), kurulacak Kıbrıs İşleri Koordinatörlüğü’nün bölgeye olası etkilerini ve iki ülke arasındaki ilişkilerin seyrini değerlendirmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Prof. Dr. Hasan ÜNAL (Maltepe Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler)

Türkiye’nin Kıbrıs politikasını değiştirmeye başladığı son günlerde koordinatörlüğün kurulmasının ayrı bir önem arz ettiğini belirten Ünal, Türkiye’nin geçtiğimiz yıllarda Kıbrıs’a ve Doğu Akdeniz’e yönelik adımlarını ihmal ettiğini, bu yüzden değişen politikayla beraber yapılması gerekenlerin yavaş yavaş hayata geçirilmeye başlandığını söyledi. Ünal, “Ada etrafında Rumların diğer ülkelere ruhsat vererek petrol sondaj faaliyetlerini başlattıkları bölgelerde Türkiye’nin de kendi faaliyetlerine başlaması atılan ilk adımdı. Bu Türkiye’nin, Kıbrıs politikasının değişme sinyallerini verdiği en büyük girişimdi.” şeklinde değerlendirdi.

Ünal, “Kıbrıs’ta kurulan koalisyon hükümeti, artık federasyonlu çözümün müzakere edilmeyeceğini, sadece iki devletli çözümün değerlendirilebileceğini ve KKTC’nin kalkınmasına mesai harcanacağını ifade etti.

“Türkiye tarafından atılacak bir sonraki adım Kıbrıs’ın uluslararası alanda tanınmasını sağlamak olmalıdır.” diyen Ünal, çatışmalar yoluyla birbirinden ayrılmış, birbirine neredeyse hiç güven duymayan toplumları birleştirme fikrinin mantıklı olmadığını söyledi. Türkiye’nin elinde, Kıbrıs’ın uluslararası alanda tanınmasını sağlayacak birçok koz olduğunu söyleyen Ünal, “Türkiye, Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu tanıması karşılığında KKTC’nin tanınmasını Rusya’ya teklif edebilir. Hatta Rusya, KKTC topraklarında bir askeri üs kiralama; ya da Türkiye’nin kuracağı üsten Rus askeri uçak ve gemilerini kaldırma yoluna gidebilir. Rusya’ya yapılacak bu tür bir teklif, Batı dünyasının da gözünü açacaktır ve onları rahatsız edecektir. Diğer yandan Türkiye’nin tüm uluslararası platformlarda Doğu Akdeniz Sorununu gündeme getirmesi gerekmektedir. Tüm bunlar yapıldığında KKTC’nin uluslararası alanda tanınması sağlanmış olacaktır.” yorumunda bulundu.

Dr. Öğr. Üyesi Emete GÖZÜGÜZELLİ (Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi-Deniz Hukuku)

Dr. Öğr. Üyesi Emete Gözügüzelli, Türkiye’nin kurulmasına karar verdiği Kıbrıs İşleri Koordinatörlüğü’nün Kıbrıs Türklerinin ekonomik anlamda mağduriyetlerini giderecek yeni bir kalkınma modeli olduğunu belirtti. Gözügüzelli, “Bu açıdan bakıldığında değişim Kıbrıs Türkleri açısından kaçınılmazdır. Kıbrıs Türk’ü artık hasret duyduğu geleceğe, Anavatanla müştereken kader birliği içinde enerji, turizm, eğitim, ulaşım ve kısacası tüm ekonomik alanlarda kalkınma sürecine girmiştir.” dedi.

Seçildiği günden bugüne dek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’ı “milli dava” olarak gördüğünü ifade eden Gözügüzelli, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türklerinin kalkınmasını her zaman en önemli öncelik olarak görmüştür. Söz konusu koordinasyon, Kıbrıs’ın kalkınması için geliştirilen stratejilerin bir neticesidir. Kalkınma politikaları kapsamında bir sonraki hamle ise KKTC’nin uluslararası alanda tanınması olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Koordinatörlük kararının Kıbrıs Türkleri tarafından Anavatanla birlikteliğin en kuvvetli nişanelerinden biri olduğunu belirten Gözügüzelli, “Neticede Kıbrıs Türk’ü hiçbir zaman yalnız olmadığını, alınan bu somut adım sayesinde anlamıştır.” şeklinde ifade etti. Bundan sonraki sürece dair ise Gözügüzelli, ilişkilerin daha da derinleşeceğini ve Doğu Akdeniz’de doğal kaynakların aranması için konuşlanan sondaj gemilerinin faaliyetlerinin hız kazanacağını sözlerine ekledi.

Dr. Emre OZAN (ANKASAM TDP ve Uluslararası Güvenlik Danışmanı)

Bahsi geçen Koordinatörlüğün kurulmasının, son yıllarda Doğu Akdeniz merkezli gelişmeler karşısında Türkiye’nin pozisyon alma çabalarının bir ürünü olduğunu belirten Dr. Emre Ozan, “Bilindiği üzere Doğu Akdeniz son yıllarda çok sayıda ülkenin donanmasının bulunduğu, askeri gerginliklerin sürdüğü ve enerji alanında küresel bir rekabete sahne olan bir bölgedir. Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın tek taraflı girişimlerle enerji paylaşımında Kıbrıs Türklerini ve Türkiye’yi yalnızlaştırma çabası da dikkat çekmektedir. Bütün bunlar karşısında Türkiye’nin bir strateji geliştirme çabasının sonucu olarak söz konusu Koordinatörlük ortaya çıkmıştır.” şeklinde değerlendirdi.

Öncelikle, bu kadar hassas bir dönemden geçerken Türkiye ile KKTC arasındaki işbirliğinin en yüksek düzeyde sürdürülmesi ve uyumun sağlanmasının gerekliliğini ifade eden Ozan, “Çünkü Doğu Akdeniz’de yaşananlar, onlarca yıldır çözüme ulaşmamış olan Kıbrıs Sorunu’na yeni dinamikler kazandırmıştır. Bu dinamikleri dikkate alan yeni bir Kıbrıs stratejisi inşa edilmek istenmektedir. Bu noktada Türkiye’nin izlediği politikayla KKTC Hükümeti arasında uyum sağlanmalıdır.” dedi. Sözlerinin devamında Ozan, “Örneğin Türkiye’nin başlattığı sondaj çalışmaları, KKTC Hükümeti’nin attığı Maraş adımı ve buna benzer başka girişimler iki taraf arasında uyum ve koordinasyon gerektirmektedir. Ayrıca işbirliğinin hukuki zeminini de güçlendirmek gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile KKTC arasındaki uyumun çok boyutlu şekilde düşünülmesi gerektiğini söyleyen Ozan, sadece hükümetler düzeyinde değil sivil toplumun da sürece dâhil edilmesini ve izlenecek stratejiye Kıbrıs Türk halkının da destek vermesi gerektiğini vurguladı. Ozan, “Bunların dışında, son zamanlarda KKTC’de yaşanan ekonomik sorunlar ve siyasal istikrarsızlık da ciddi bir meseledir. KKTC ekonomisi büyük ölçüde Türkiye’ye bağlıdır ve bu alandaki sorunların çözümü Türkiye’den geçmektedir. Koordinatörlüğün kuruluşuna ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nde KKTC’nin kalkınmasına ve KKTC’ye yönelik ekonomik ve mali yardımlara atıf yapılması bu açıdan önemlidir. Bölgedeki siyasal risklerin arttığı bu ortamda KKTC halkının somut sorunlarını ertelemek mümkün değildir.” diyerek sözlerini noktaladı.

Dr. Ahmet Zeki BULUNÇ (Emekli Büyükelçi)

Koordinatörlüğün kurulmasının önemli bir gelişme olduğunu belirten Emekli Büyükelçi Ahmet Zeki Bulunç, “Geçmiş dönemde Kıbrıs İşleri’nden sorumlu bir devlet bakanı ve bu bakanlığa bağlı Kıbrıs İşleri Baş Müşavirliği bulunmaktaydı. Mevzu bahis makamlar KKTC’nin siyasal, ekonomik ve sosyal işleriyle yakından ilgilenmekteydiler. Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla kurulması kararlaştırılan bu Koordinatörlük de benzer amaçlarla kurulacaktır. Şu anda Koordinatörlüğün yapısı tam olarak bilinmese de hassas bir dönemde atılmış olumlu bir adımdır.” şeklinde yorumladı.

Bulunç, “Koordinatörlük, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeler ve buna bağlı olarak Türkiye’nin bölgede deniz yetki alanlarını ilan etmesi, Türkiye’nin KKTC’de deniz ve hava üssünü kurması, Maraş’ın açılması ve Türkiye-KKTC arasındaki ikili ilişkilerin daha sağlıklı bir politik zemine oturtulması için çalışmalar yürütecektir.” dedi.

Sözlerinin devamında Emekli Büyükelçi, “Türkiye’nin Temmuz 2017’de Crans-Montana Görüşmeleri başarısız olduktan sonra gerek Cumhurbaşkanlığı gerekse Dışişleri Bakanlığı düzeyinde yapılan açıklamalar dikkate alındığında, artık Birleşmiş Milletler (BM) düzeyinde bir uzlaşının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. BM’nin uzlaşı formülü, federasyon adı altında bizim çıkarlarımıza ters düşen bir çözümdü. Bundan dolayı KKTC’nin tanınmasının gerekliliği ortadadır. Bu ise Türkiye ve KKTC’nin ortak bir strateji belirleyerek yürütmesi gereken bir süreci kapsamaktadır. Söz konusu sürecin ise daha fazla geciktirilmeden başlatılması gerekmektedir. Mesele sadece Doğu Akdeniz meselesi değildir; KKTC’nin deniz yetki alanlarıyla birlikte hava sahasının da dikkate alınması gerekmektedir. Böylelikle varılacak uzlaşı, bölgede kurulan Türkiye karşıtı ittifaklar karşısında süreci lehimize çevirecektir.” ifadelerini kullandı.

Celal KAZDAĞLI (Gazeteci)

Türkiye tarafından kurulmasına karar verilen Kıbrıs İşleri Koordinatörlüğü’nün geç kalınmış bir hamle olduğunu belirten Gazeteci Celal Kazdağlı, “Türkiye’nin KKTC’ye yönelik gerçekleştirmiş olduğu söz konusu koordinatörlük hamlesi uzun zaman önce yapılması gerekiyordu. Örneğin, bölgede Türkiye tarafından bir deniz askeri üssünün açılması fikrinin de daha önceden hayata geçirilmesi lazımdı. Ancak mevzu bahis konu da yeni yeni gündeme getirilmeye başlandı.” diye konuştu.

Özellikle Doğu Akdeniz’de doğal kaynak aramalarına ilişkin Türkiye’ye karşı kurulan çeşitli ittifak çalışmalarına karşılık, ülkemizin silahlı unsurlarıyla bölgede daha fazla bulunması gerektiğini söyleyen Kazdağlı, “Bölgede kurulan ittifaklara karşı Türkiye’nin eğer yapabilme imkânı varsa Lübnan-Beyrut’ta üs kurma girişimi de yerinde bir adım olur.” dedi.

Koordinatörlüğün kurulmasıyla birlikte Türkiye-KKTC arasındaki işbirliğinin her geçen gün artacağını ifade eden Kazdağlı, “Kıbrıs açısından da bu işbirliği önemlidir. Çünkü Güney Kıbrıs, doğal kaynaklar konusunda KKTC’yi devre dışı bırakmaya çalışmaktadır. Bunu önlemek ve iki ülkenin hak ve çıkarlarını korumak için, Türkiye’nin bölgede askeri, siyasi ve ekonomik anlamda yer alması son derece gereklidir.” şeklinde değerlendirdi.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

3,007BeğenenlerBeğen
226TakipçiTakip Et
2,476TakipçiTakip Et
267AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz