Türk-Amerikan İlişkilerine “Osmanlı Tokadı”

Bu köşede defalarca ele aldık; Türkiyesiz NATO ve ABD/AB bağlamında bir Batı’yı… Öyle görünüyor ki, şu an için Kuzey Suriye, sonraki günlerde Kuzey Irak eksenli yaşanacak terör koridorunu imha operasyonları Türk-Batı ilişkilerinde, özellikle de ABD boyutunda daha derin ve geniş boyutlu bir takım sonuçlara yol açacak. Taraflarca yapılan mevcut pozisyonlarını-tezlerini koruma ve bu kapsamda gereği neyse yapılacağı yönündeki her türlü sınırı aşan ya da fazlasıyla zorlayan son açıklamalar bunun en temel göstergesi.

Bu noktada ABD’nin ikircikli tutumu oldukça dikkat çekici… Bu tutum ABD içerisinde Türkiye’ye yönelik kafa karışıklığı ya da derinleşen sistem içi çatışmanın bir parçası olarak kabul edilebileceği gibi; diğer taraftan, askeri-siyasi/diplomatik-medya üçgeninde yürütülen çok boyutlu psikolojik operasyonun bir gereği olarak da değerlendirilebilir. Yani tam manasıyla bir ABD klasiği olan iyi polis-kötü polis rolleri/oyunu…

Fakat gelişmeler sanki ilk şıkkın, dolayısıyla da Neo-Con ekibin daha ağır bastığını gösteriyor. Zira Neo-Con ekip ile Türkiye’nin yıldızları bir türlü barışmış değil. 11 Eylül sonrası bu ekibin Türkiye içinde ve yakın çevresi ağırlıklı olmak üzere Türk-İslam coğrafyasında yürüttüğü projelerin bu yeni irade tarafından akamete uğratılması derin bir öfkeye ve öncekilere hiç de benzemeyecek olan “farklı bir hesaplaşma” sürecine start vermiş durumda…

Anlaşılan o ki; “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” projesi başarısızlığa uğratılan ABD, bunu “evrimsel”, “devrimsel” ya da ”darbesel” yöntemlerle değil doğrudan doğruya bir “işgal” ile gerçekleştirmek istiyor. Türkiye’nin güneyinde inşa edilmeye çalışılan “uydu/lejyoner devlet” de bu projenin/hedefin bir “parçası/aracı” olarak karşımıza çıkıyor. Yani ABD sınırlarımızda bir “işgal ordusu” hazırlıyor.

Pentagon’un sadece Suriye ile sınırlı kalmayan “sınır koruma gücü” inşası noktasındaki ısrarının altında da bu yatıyor. Düne kadar inkâr ettiği Suriye’nin kuzeyinde PYD/PKK’nın paravanı SDG terör örgütü öncülüğünde kurulacak sınır koruma gücünde ana odağın Irak ve Suriye sınırı olacağını açıkça ifade etmeye başlaması da bunun bir göstergesi.

ABD’nin eski Ankara Büyükelçilerinden EricEdelman ile Irak’taki en üst düzey Amerikalı komutan Korgeneral Paul E. Funk’ın son çıkışları hem bir gerekçeyi hem de bu konudaki bir kararlılığı ortaya koyması açısından önemli.

Nitekim Türkiye’yi “kontrolden çıkmış bir müttefik” ilan eden Edelman’ın “sert ve net bir tutum alınması” yönündeki çağrısı ile General Funk’ın yeni ortakları olarak ilan ettiği PYD terör örgütü için Münbiç’te kalacaklarını ve gerekirse onlar için savaşacaklarını “agresif karşılık” şeklinde ifade ettiği çıkışı birbirini tamamlar nitelikte.

Başta ABD Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon olmak üzere; TSK ve ÖSO güçlerinin Suriye’nin Kuzeyinde PYD-YPG/PKK/SDG terör örgütüne yönelik yürüttüğü operasyonun bir takım zafiyetlere yol açtığı yönündeki açıklamaları, bir rahatsızlığın sonucunda ortaya çıkan bir tepkinin ötesinde, söz konusu işgal niyetine yönelik “meşruiyet kilometre taşları” olarak görülmeli. ABD, “eski ortağını” “yeni ortağı” ile cezalandırmaya çalışıyor.

Suriye’yi işgal eden ve orada bir “devlet” inşa hedefinden vazgeçmeyen, bunun için Türkiye ile savaşmayı bile göze aldığını ifade eden ABD’nin bu konudaki ısrarı ve bu kapsamda Suriye’nin kuzeyindeki bu oluşumun Türkiye üzerinden Avrasya merkezli yükselen doğuyu hedef aldığı ortada…

Çöküşe geçen Batı ile yükselen doğu arasındaki güç mücadelesinde Türkiye omurgayı oluşturuyor. Omurga çökertildiğinde ya da Edelman’ın tabiriyle “tekrar kontrol altına alındığında” bunu domino taşı gibi önce İran, Pakistan gibi ülkeler, sonrasında ise Rusya ve diğerleri takip edecek. Rusya bunun farkında olduğu için 2015’te sahaya indi. Çin’in de Suriye’de yer alacağını açıklaması bunun bir göstergesi…

Dolayısıyla ABD açısından oldukça sıkıntılı bir süreç söz konusu… Bundan ötürü Türkiye’ye bütün hatlarıyla saldırıyor, Ankara’yı baskı altına almaya çalışıyor, “artık tercihini yap” diyor, aynen Kasım 2007 öncesinde olduğu gibi.

Hatırlanacağı üzere o zaman için bu tepkiler dönemin Başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan tarafından “inceldiği yerden kopsun” şeklinde ortaya konulurken, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt “ABD ha bire ayaklarına sıkıyor” şeklinde ifade edilmişti. Benzer bir tepki, yine o dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı olan İlker Başbuğ tarafından “ABD ile belki açıktan savaşa gir(e)meyiz ama onun maliyetlerini arttırırız” olarak ortaya konulmuştu.

Şimdiki tepki ise daha sert. ABD’ye tercihini yap, yoksa Osmanlı tokadını yersin deniliyor ve gerekirse savaşırız mesajı artık çok net veriliyor. Zira Ankara’nın artık polemik kaldıracak bir durumu yok.

Peki, ABD bildiğini okumaya devam ederse ne olacak? O zaman, Rahmetli Hocamızın da dediği gibi, geberecekler!

Mesele bu kadar basit!

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,717TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz