Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması ve Donald Trump

ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın göreve başladığı ilk gün ABD’yi Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşmasından (TPP) geri çekeceğine dair açıklamada bulunması, Barack Obama’nın 4 Şubat 2016 tarihinde imzaladığı anlaşmayı tartışılır hale getirmiştir.

TPP, dört APEC üyesi olan Singapur, Brunei, Yeni Zelanda ve Şili tarafından 2006 yılında kurulmuştur. 2008 yılında ABD TPP’ye katılımıyla, Asya pazarına giriş hakkını elde etmiştir.  Bugün itibariyle TPP’ye bakıldığında; dünya ticaretinin %40’ından sorumlu 12 üye olan Japonya, Malezya, Vietnam, Singapur, Brunei, Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Meksika, Şili ve Peru’nun yer aldığı serbest ticaret anlaşmasıdır. Bu anlaşma;uluslar arası alanda ekonomik bağların derinleştirilmesini, ticaretin teşvik edilmesini, tarifelerin indirilmesini; rekabet politikalarının, ortak standartların, işgücü, çevre ve fikri mülkiyet hakları konularında yüksek standartların sağlanmasının amaçlanmasının yanında 21 APEC üyesini bir araya getirerek Asya Pasifik bölgesinde serbest ticaret bölgesinin kurulmasını planlamaktadır. TPP, APEC girişimi değildir, tüm APEC üyelerinin katılımıyla APEC girişimine dönüştürülmesi hedeflenmiştir. Bu anlaşma ile ABD’de şeker, Japonya’da pirinç, Kanada’da süt gibi “hassas” ürünlerin pazara girişi müzakerelerin kilit noktası haline gelmiştir. TPP’ye yöneltilen eleştirilerden biri şöyledir tıbbi ürünlerde yüksek fiyat teşviki sağlarken rekabetin bu alanlarla sınırlı kalmasına bu da özellikle ilaç firmalarının gelecekteki etkisinin artmasına neden olacağıdır..  Diğer karşı karşıya kalınan eleştiri ise, TPP üye ülkelerin ekonomik standartları eşit olmamasına rağmen, ülke standartlarının denk tutulması özellikle ABD ve Japonya gibi güçlü ekonomilerin TPP’de yer almasından dolayı mümkün görünmemesidir.

2008 yılındaki küresel mali krize rağmen, Asya’daki hızlı ekonomik büyüme, küresel ekonominin büyümesinin önemli bir unsuru olmuştur. Asya’daki hızlı büyüme TPP’nin sonuçlanmasını sağlamıştır. İlk defa bir ticari anlaşma kalkınmaya bölüm ayırmıştır. Obama yönetimi, küresel mali krizin ardından TPP’ye katılımı ile ihracatını iki katına çıkarmayı hedeflemiştir.

ABD, ulusal şirketlerinin ticari sırlarının korunmasının cesaretlendirilmesi amacını taşırken, Çin’in ticari sırların korunması konusundaki eksikliği fikri mülkiyet haklarının ihlali konusunu iki ülkenin ticari ilişkilerine hassaslaştıracak şekilde yansımaktadır. ABD, Çin’in ulusal sanayi politikalarının fikri mülkiyet hırsızlığını cesaretlendirdiğini düşünmektedir. 2013 Fikri Mülkiyet (IP) Komisyon raporuna göre fikri mülkiyet haklarının ihlalinde %50 ile %80 oranında Çin sorumlu tutulmuştur.

Tüm bu nedenlerin dışında  Asya Pasifik bölgesinde Çin’in hızlı yükselişinin dengelenmesi ABD’nin  TPP’ye katılmasının önemli amaçları arasında yer almaktadır. TPP’nin ABD’nin Asya Pivot stratejisinin bir parçası olduğu çok açıktır. Özellikle Obama’nın anlaşma imzalanma sürecinde “ Çin gibi ülkelerin küresel ekonominin kurallarını yazmasına izin veremeyiz” demesi Çin’e karşı gerçekleştirilen bir anlaşma gerçeğini kuvvetlendirmektedir. Çin, TPP’yi Çin’i ele geçirme çabasının bir parçası olduğu iddialarıyla sürekli olarak eleştirmiştir. ABD’nin ve Japonya’nın yeni kurallar ve yükümlülükler çerçevesinde müzakereler etmesini ve küresel ekonominin gelecekteki geçerli olacak kurallarının ABD etkisi altında oluşturulması ihtimalini Çin’e meydan okuyor olarak algılamıştır. TPP, imzacı devletlerin ve 21 APEC üyesinin TPP’ye katılmasının ardından APEC’in ABD’ye yakınlaşması Çin’in Asya Pasifik bölgesinde ekonomik üstünlüğünün azalması sonucunu ortaya çıkaracaktır. Çin’in, 2013 yılında İpek Yolu girişimini gündeme getirmesi tesadüf değildir. Çin, son zamanlarda bekle ve gör tutumuyla TPP’yi eleştirmekten vazgeçmiştir. Anlaşmanın ileri bir Çin karşıtı anlaşma olarak kabul görmemesi için ABD bir girişimde bulunarak 2012 yılında TPP’ye katılmaya Çin’i davet etmiştir. Bu anlaşma ile ABD’nin Asya Pasifik bölgesinde bir ikilem içerisinde olduğu net anlaşılmaktadır. Asya’da müttefikleriyle askeri ittifakları güçlendiren, Çin ile yaşadığı Güney Çin denizi ihtilafında Asya ülkelerini yanına çekmeye çalışan ABD’nin özellikle Filipinlerin Uluslararası daimi tahkim mahkemesinde açtığı davada Filipinler’in egemenlik haklarının ihlal edildiğine dair karara ulaşılmasına rağmen, aktif bir tutum sergilememesi ABD ile Çin arasındaki ilişkilerinde ilerlemenin her iki aktörün yararına olduğu vurgusu dikkat çekmektedir.

Çin’in TPP üyesi olması ihtimali çok düşüktür. Bu yüzden de Çin, kendi alternatifini yaratarak İpek yolu girişimini hayata geçirmek için İpek yolu üzerindeki ülkelerle ikili ilişkilerine hız vermiştir. İpek yolu girişimini başlatmak için Asya Altyapı Yatırım Bankasını kurmuştur.

Donald Trump’ın ABD başkanı olarak ilk icraatını Obama’nın zaferi olarak görülen TPP üzerinden gerçekleştirmesi, Çin’in sabırla beklemesinin yerindeliğini kanıtlamıştır. Çin’in TPP müzakerelerinde bile yer almaması, Çin’in TPP’yi Asya Pasifik bölgesinde ABD zaferi olarak algılamasına neden olmuştur. 2011 yılından itibaren ABD’nin Asya Pivot stratejisiyle Asya Pasifik bölgesine dönmesi bu algılamayı kuvvetlendirmiştir. Bölgede zıtlaşmayı, rekabetini öngören hareketlerden kaçınan Çin, bölgedeki oyun kurucusu rolünden de vazgeçmemiştir. TPP’de yer alarak ABD’yi anlaşma içinde dengelemek veya yeni alternatiflerde yer almak Çin’in iki seçeneği olarak karşısına çıkmıştır. Çin’de yeni alternatifler ile rahatsız olduğu TPP’yi dengelemeyi seçmiştir. Çin, bölgede ABD ile çatışma, ilişkilerde istikrarsızlaşma yaşamadan TPP’den ABD’nin kendiliğinden çekilmesi Çin’in beklediği uzun vadeli etkilerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır. TPP’yi imzalayan diğer bölge ülkeleri Çin ile ekonomik çıkarları doğrultusunda ilişkilerine devam edecektir. ABD’nin anlaşmada yer alması ABD liderliğinde bölge ülkelerinin Çin ile ilişkilerine yön verecektir. ABD’nin anlaşmadan çekilmesiyle Çin ile ilişkilerinde ABD’den etkilenmeleri ortadan kalkacaktır. Çin’in de beklediği gibi bölgenin rekabet alanına dönüşmesi ihtimali ortadan kalkacaktır.


Current Affairs October 2015, Jagran Josh

Elizabeth Brown, Reducing the risk of cross-border trade secret misappropriation, Managing the legal nexus between inlectual property and employees, Lynda J. Oswald, Marisa Anne Pagnattaro, Edward Elgard Publishing,2015,ss.183-225.

Jeffrey J.Schott, Overview: Understanding the Trans-Pacific Partnership, Trans-Pacific Partnership: An Assessment, Policy  Analysis in International Economics, Cathleen Cimino-Isaacs,Jeffrey J. Schott (Ed.), Peterson Institute for International Economics, 2014,ss.9-22.

Ippei Yamazawa, APEC: New Agenda in Its Third Decade, Institute of Southeast Asian Studies, Singapore, 2012.

Pasha L. Hsieh, Does free trade matter for poverty reduction?The case of ASEAN, Poverty and the International Economic Legal System: Duties to the World’s Poor, Krista Nadakavukaren Schefer (Ed.), Cambridge University Press, 2013,ss.107-120.

Ralph A. Cossa, Security Dynamics in Asia, International Relations of Asia, David Shambaugh,Michael Yahuda (ed.), Rowman& Littlefield, 2014,ss.365-392.

The White House Office of the Press Secretary, Statement by the President on the Trans-Pacific Partnership, October 05, 2015, https://www.whitehouse.gov/the-press-office/2015/10/05/statement-president-trans-pacific-partnership

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
2007 yılında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden onur derecesiyle mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2010 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı. Doktorasını Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde “Soğuk Savaş Sonrası Avrupa Birliği-Çin İlişkileri- Tehditler, Fırsatlar, Öneriler başlıklı teziyle 2015 yılında tamamladı. Asya Pasifik bölgesi, Çin dış politikası, Güney Çin Denizi, Doğu Asya ve Güney Doğu Asya başlıca araştırma ve çalışma alanları arasındadır. İngilizce, Almanca ve Çince bilmektedir.

BİZİ TAKİP EDİN

3,027BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,719TakipçiTakip Et
279AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz