Tahran Zirvesi Ekseninde Türkiye-Rusya İlişkilerindeki Kritik Noktalar

Suriye’de siyasi geçiş amacıyla oluşturulan Astana Süreci’nin garantör ülkeleri Türkiye, Rusya ve İran arasındaki üçüncü zirve, 7 Eylül 2018 tarihinde İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilmiştir. Söz konusu zirve Suriye’deki son gelişmeler açısından oldukça önemli konuları masaya yatırmıştır. Şüphesiz Suriye’nin İdlib bölgesindeki durum, üç ülkenin liderleri tarafından yapılan görüşmelerin gündem maddesini oluşturmaktadır.

Zirvede, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gündeme getirdiği İdlib’de bir ateşkes ilan etme teklifi üzerindeki tartışmalar, Tahran Bildirgesi’nin kabul edilmesiyle sona ermiştir. Sonuç olarak liderler, İdlib konusunda kendilerini daha yumuşak bir dille sınırlamak zorunda kalmışlardır. Zirve sırasında yaşananlar ve özellikle Rusya’nın Türkiye’ye yönelik farklı bir tutum sergilemesi, tansiyonları biraz yükseltmiş olsa da bildiride yer alan ortak kararlar Türkiye açısından başarısız diplomasi sonucu olarak nitelendirilememektedir. Diğer bir ifadeyle; gelinen noktada Türkiye, hâlâ Astana süreci olarak bilinen mekanizmanın en önemli sacayaklarından biri olarak konumunu korumaktadır. Bu hususla ilgili açıklamalara geçmeden önce zirvede yaşanan gerginliğin kaynaklandığı kritik noktaların incelenmesi, durumun hassasiyetini anlamak açısından oldukça önemlidir.

Öncelikle daha Tahran Zirvesi’ne birkaç gün kala İdlib’de hızlı bir trafiğin gözlemlendiğini belirtmek gerekir. Zirve öncesi 30 Ağustos’ta Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmüş ve 4 Eylül’de de İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Şam’ı ziyaret etmiştir. Bir gün sonrasında ise Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun özel danışmanı, Washington’ın eski Ankara ve Bağdat Büyükelçisi James Jeffrey, Ankara’ya ziyarette bulunmuşken; 5 Eylül’de Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Ankara’ya gelmiştir. Bunların üstüne Trump, Rusya’yı uyaran bir Twitter mesajı atmış ve bu gelişmeyi de Rusya’nın İdlib’i yeniden vurmaya başlaması izlemiştir.

İşte Tahran Zirvesi başlamadan önce meydana gelen birinci kritik nokta burasıdır. Çünkü söz konusu operasyon, gözlemciler tarafından 7 Eylül öncesi İdlib’in kontrolünün Suriye rejiminin eline geçeceğine dair Rusya’nın Türkiye’ye verdiği bir mesaj olarak yorumlanmıştır. Daha da ötesi “Ankara-Şam diyaloğunun kaçınılmazlığına” vurgu yapan görüşler dikkat çekmiştir.

İkinci kritik nokta, Tahran Zirvesi sonucu olarak hazırlanan bildiri metnine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “ateşkes ibaresini de koyalım” teklifinin reddedilmesiyle ilgilidir. Hatta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Erdoğan’la bu konudaki anlaşmazlığını, “İdlib’deki DEAŞ ya da Cephet El-Nusra terör örgütlerinin temsilcileri bu masada yok. Onların ateşkese uymalarının da garantisi yok” sözleriyle ifade etmesi, Rusya’nın Türkiye’ye karşı izlediği tavır değişikliğinin açıkça bir göstergesi olmuştur.

Üçüncü kritik nokta ise Erdoğan’ın, İdlib’in kontrolüne ilişkin ortaya koyduğu teklifin reddedilmesidir.  Görüşmeler sırasında Erdoğan, söz konusu bölgede ılımlı muhalefetin yardımıyla kontrol edilebileceği teklifini ileri sürmüş ve “Himeymim ve Halep’teki askeri üsse karşı tüm tehlikeleri ve tüm tehditleri ortadan kaldırmak için elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Bu bağlamda, Rus dostlarımızı rahatsız eden ve Himeymim ve Halep’e bir tehdit oluşturan unsurları ortadan kaldıracağımıza inanıyorum” ifadelerini kullanmıştır. Buna karşılık Rusya lideri, Şam yönetiminin ülke topraklarının kontrolü üzerinde yasal bir hakka sahip olduğunu vurgulamıştır.

Putin’in izlediği böyle bir tavır Türkiye, Rusya ve İran üçlü ilişkileri başta olmak üzere tüm Astana Süreci’nin geleceğine dair kafalarda soru işaretleri oluşturmuştur. Çünkü yaşanmakta olanlar söz konusu sürecin garantörlerinin, Suriye konusunda keskin görüş ayrılıkları yaşadığını daha net gözler önüne sermiştir.

Türkiye ve Rusya’nın, Suriye konusundaki çıkar farkları aslında. Astana Görüşmeleri’nde başından beri bilinen bir konudur ancak bu konunun neden Tahran Zirvesi’nde gündeme taşındığı sorusunun cevabı aranırken iki sebep akla gelmektedir. Birinci olasılık, Rusya’nın Türkiye’ye yönelik tavrının değişmesi ani bir gelişmeden kaynaklanmaktadır. İkincisi olasılık ise Rusya, Astana Süreci’nin en başından beri Türkiye’ye karşı mesafeli ve İran ağırlıklı bir politika izlemiştir.

Durumun açığa çıkarılması için Astana Görüşmeleri’nde son bir yılda yaşanan bazı gelişmelerin tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Görüşmelerde Türkiye, İran ve Rusya arasında yıl başında yaşanan gelişmelerin başında Türkiye’nin Afrin’de gerçekleştirdiği “Zeytin Dalı Harekâtı” gelmektedir. Afrin Operasyonu başlarken yerli basında Rusya ve İran’ın, inisiyatifi Türkiye’ye verdiklerine dair haberler yer almışsa da bu yeşil ışığın arkasında göz yumulmayacak bazı gerçekler vardır. Moskova’nın bu konuda verdiği tavizin, Kürtlerin ABD’ye yakınlaşmasından kaynaklandığı söylenebilir. Ayrıca Nisan ayında gerçekleşen Ankara Zirvesi öncesi, Afrin Operasyonu’na ilişkin açıklamada bulunan Lavrov, Moskova’nın Türkiye’den beklentisinin Afrin’in kontrolünü Suriye Hükümeti’ne devretmesi olduğunu söylemiştir. Konuyla ilgili İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi de operasyonun devam etmesinin Suriye’nin kuzeyinde terör gruplarının yeniden güçlenmesine ve ülkede savaş ateşinin yeniden alevlenmesine neden olabileceğini belirtmiştir. Söz konusu operasyon, yılın başından beri Rusya ve İran ikilisinin Türkiye aleyhine bir tutum sergilemelerinin ilk örneğidir.

7 Eylül’de düzenlenen Tahran Zirvesi öncesinde ve zirve sırasında İran ve Rusya arasında tam ve koşulsuz bir iş birliğinin yeni kanıtları da ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu bağlamda yapılan iş birliğinin üç taraflı bir format içerisinde değil, daha çok ikili ilişkiler çerçevesinde yürütüldüğü dikkat çekmektedir. Örneğin, Putin ve beraberindeki heyet, 7 Eylül günü İran’a gelmiştir. Aynı gün, İran Meclis Başkanı Ali Ardeşir Laricani, Rus-İran Parlamentolararası Komisyon Toplantısı’na katılmak üzere Rusya’ya gitmiştir. Tahran Zirvesi’nden bir gün önce ise İran Dışişleri Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve Hukuk Yardımcısı Gulam Hüseyin Dehgan ve Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Sergey Verşinin, Moskova’da düzenlenen Teröristlere Silah Teminatına Karşı Mücadele Konferansı’nda buluşmuşlar ve terörle mücadele dahil çeşitli alanlarda işbirliğini güçlendirme konusunda görüşmüşlerdir. Görüldüğü gibi hem Laricani’nin Rusya’ya gelmesi hem de Verşinin ve Dehgan arasındaki müzakereler, kesinlikle Türklerin katılımı dışında gerçekleşmiştir.

Türkiye-Rusya-İran ilişkilerine dair ileri sürülmekte olan bir başka yaklaşım da Türkiye-Rusya ikili ilişkilerinin ne kadar sağlam temele dayanmış olduğunu anlamak açısından önemlidir. Bu yaklaşıma göre Tahran Zirvesi’nde, Rusya’nın İran’la birlik kurarak Türkiye’yi dışlamaya yönelik bir tavır izlemesinin nedeni; aslında bugüne kadar İran’ın Rusya’ya verdiği tavizlerin bir karşılığıdır. Burada İran-Rusya ilişkilerinde yaşanan örneklerden bahsedilmesi gerekir:

  • Geçtiğimiz Nisan ayında düzenlenen Ankara Zirvesi’nde İdlib’deki terörist grupların ülkeden çıkarılmasını vurgulayan İran, taviz vermek zorunda kalmıştır.
  • Haziran ayında Rusya’nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Vasiliy Nebenzya, İranlı güçlerin, Suriye’nin güneyinden çekilmesi konusunda anlaşma sağlandığını söylemiştir.
  • İran’ın Ağustos ayında Kazakistan’ın Aktau kentinde Hazar Denizi’nin hukuki statüsüne ilişkin sözleşmeyi imzalaması da bir taviz verme olarak nitelendirilmektedir. Bu zirve sonrasında en kârlı çıkan ülkelerden biri de Rusya olmuştur.

Bahsi geçen örneklerden yola çıkarak 7 Eylül Tahran Zirvesi’nde, Rusya’nın İran’la birlik kurarak Türkiye’yi dışlamaya yönelik bir tutum sergilemesi, İran’ın daha önce verdiği tavizlerin karşılığı olduğu kabul edilirse; bu durum Astana Süreci başlarken Rusya’nın en başından beri Türkiye’ye karşı mesafeli ve temkinli bir politika izlediği anlamına gelmektedir.

Konuya giriş yaparken Türkiye’nin, hâlâ Astana Süreci olarak bilinen mekanizmanın en önemli sacayaklarından biri olarak konumunu korumakta olduğundan bahsedilmiştir. Genel anlamda Tahran Zirvesi’nde, Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini olumsuz yönde etkileyecek gelişmeler yaşanmış olmasına rağmen Ankara’nın söz konusu zirveden beklentisinin bir kısmını elde etmiş olduğu söylenebilir. Tüm anlaşmazlıklara rağmen yapılan görüşmede en azından Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırı olan bir kararın kabul edilmesinin önü kesilmiştir.

Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tahran Zirvesi sonrasında kabul edilen bildirge metnine “ateşkes” ibaresinin dahil edilmesine ilişkin teklifinin Rusya’nın tavrından dolayı reddedilmesi üzerine, farklı bir teklifi ileri sürerek  “O zaman Nusra’ya bu odadan silah bırakma çağrısı yapalım” demiştir. Erdoğan’ın bu teklifi, Putin ve Ruhani tarafından desteklenmiştir. Buradaki önemli nokta, silah bırakma çağrısının İdlib’de konuşlanan terör örgütleri dahil tüm grupları kapsadığıdır. Başka bir deyişle bu teklifin kabul edilmesi, Rusya ve Suriye rejimi tarafından söz konusu bölgeye karşı düzenlenen kapsamlı saldırı planlarının en azından ertelenmesine neden olmuştur. Çünkü Tahran Zirvesi sonucu kabul edilen 12 maddelik bildirgede, sürecin devam edeceği ve Putin’in daveti üzerine bir sonraki toplantının Rusya Federasyonu’nda yapılması kararlaştırıldığı belirtilmiştir.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Olimjon SOBIR
Olimjon SOBIR
ANKASAM Uluslararası Hukuk Uzmanı

BİZİ TAKİP EDİN

2,728BeğeniBeğen
45TakipçiTakip Et
1,643TakipçiTakip Et
137AboneAbone Ol

ÖNE ÇIKANLAR

Macaristan’ın Doğu Açılımı: Türkiye ve Türk Dünyası ile Gelişen İlişkiler

Son yıllarda Macaristan, dış politikasında önemli açılımlarda bulunmuştur. Avrupa Birliği’yle (AB) sorunları derinleşen Budapeşte, birlikten...

Washington’un PYD’yi Meşrulaştırma Girişimi

6 Kasım 2018 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Palmer, terör...

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz