Suudi Arabistan ve İran Rekabetinde Çin

Çin; Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerginliği, Ortadoğu’daki iki önemli petrol tedarikçisi olmalarından dolayı endişeyle takip etmektedir. Çin, hem Suudi Arabistan hem de İran ile ilişkileri enerji işbirliği çerçevesinde yürütmektedir. Çin, İpek Yolu girişimini finanse etmek için Asya Altyapı Yatırım Bankası’nı (100 milyar dolar sermayeli) kurmuştur. Suudi Arabistan ve İran da bu yatırım bankasının kurucu üyeleridir. İran, ABD’ye karşı diplomatik bir destek bulmak niyetiyle Çin ile ilişkilerini geliştirirken; Suudi Arabistan da rakibi İran ve Çin arasındaki ilişkileri önlemek adına Çin ile bağlarını kuvvetlendirmeye çalışmaktadır.

Suudi Arabistan ve İran arasındaki anlaşmazlığa bakıldığında, 1979 yılındaki İran İslam Devrimi’nden sonra, iki ülke arasında siyasi krizin ortaya çıktığı görülmektedir. Son dönemde yaşanan Şii din adamı Nimr El-Nimr’in idam edilmesi ve İran’daki Suudi temsilciliklerinin ateşe verilmesi olaylarının ardından bölge ülkelerinin konuya taraf olmasıyla siyasi kriz daha da derinleşmiş; Suudi Arabistan İran ile diplomatik ilişkilerini durdurma kararı almıştır. Şii din adamının idam edilmesi ve temsilciliklerin ateşe verilmesi, krizin görünen nedenleri olarak kabul edilebilir. İran ile P5+1 ülkeleri (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya) arasında yürütülen nükleer müzakerelerde anlaşmaya varılması, ABD ile ilişkilerin normalleşme sürecine girmesi, İran’ın Irak ve Suriye’deki istikrarsızlığın çözümü bağlamında artan etkisi, Suriye’de Rusya ile birlikte hareket etmesi ve Yemen’de Şii Husilere destek vererek Suudi Arabistan karşıtı bir yönetim inşa etmeye çalışması, İran’ı Suudi Arabistan için güvenilmez bir ülke profiline sokmuştur.

Rusya’nın İran ve Suudi Arabistan ile ilişkilerinde dengeli bir görüntü sergilemesine rağmen son dönemde özellikle Suriye İç Savaşı’nda İran ile beraber müdahaleyi yönetmesi; Müslüman nüfusunun çoğunluğu Sünni olsa bile İran’ı tercih etmiş gibi algılanmasına neden olmuştur. ABD ve Rusya’nın İran ve Suudi Arabistan anlaşmazlığında denge kuramaz görüntüsü Çin için bölgede boşluk yaratmaktadır ve her iki aktör için aranan müttefik konumuyla Çin bu boşluğu dolduracak gibi görünmektedir. Suriye İç Savaşı’nın çözümüyle ilgili süreçte Suudi Arabistan ve İran’ın beraber görüşme yapmayı reddetmesi, çözüme yönelik atılan adımların zarar göreceği inancına neden olmakta, bu algı da Çin’i rahatsız etmektedir.

Suudi Arabistan ve İran anlaşmazlığının Çin’i ilgilendiren kısmı, iki önemli petrol ithal ettiği ülkenin karşı karşıya gelmiş olmasıdır. Çin’in artan petrol ihtiyacı, petrol rezervlerine sahip ülkelere bağımlılığını arttırmaktadır. İki petrol zengini aktör arasındaki anlaşmazlık; rekabetin artmasına, bu rekabetin petrol fiyatlarına yansımasına, Çin’in ekonomisinde ve küresel ekonomide olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir. İki ülke arasındaki anlaşmazlığın artması, Ortadoğu’nun istikrarsızlaşmasına ve Çin’in İpek Yolu girişiminin ve Ortadoğu’daki yatırımlarının zarar görmesine neden olabilir. 2016 yılının ilk aylarında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Ortadoğu ziyareti çerçevesinde Suudi Arabistan ve İran’la resmi temaslarda bulunmuştur. Çin, bu anlaşmazlıkta arabulucu rol oynamaya hazır olduğu mesajını iki ülkeye de vermeye çalışmıştır. Böylece Ortadoğu ile ilgisi petrol ticaretinin ötesine geçmektedir. Çin, bu durum sayesinde küresel bir aktör olma özelliği kazanacaktır. Çin, İran’ın Hazar Denizi ve Basra Körfezi’ni içine alan jeostratejik konumuyla ilgilenmekte, İpek Yolu girişimi için bu konumu bir fırsat olarak algılamaktadır. Bununla birlikte İpek Yolu girişiminde Suudi Arabistan’a ihtiyaç duymaktadır.

Ortadoğu’nun iki petrol zengini aktörü arasındaki rekabet, önümüzdeki birkaç yılda derinleşerek devam edecek gibi görünmektedir. ABD Başkanı seçilen Donald Trump, seçim kampanyalarında İran nükleer anlaşmasına karşı çıktığını, anlaşmayı ifade ederken “felaket” kelimesini kullanarak göstermiş; İran’ın ABD’ye müteşekkir olması gerekirken bölgede daha cesur faaliyetlerde bulunmasından duyulan rahatsızlığı dile getirmiştir. İran’ın geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği balistik füze denemesi bu faaliyetlere örnektir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 2231 no’lu kararla nükleer başlık taşıma kapasiteli balistik füze geliştirmeyi yasaklamış olmasına rağmen, İran’ın füze denemesinde bulunmasını ABD istikrar bozucu faaliyet olarak değerlendirmiştir. Trump yönetimi ülkenin füze programıyla ilgili 13 kişi ve 12 şirkete yaptırım kararı almıştır.[1]

ABD ile İran ilişkilerinin gerginleşmesi, Suudi Arabistan ile İran rekabetinde Suudi Arabistan’a fırsat sağlayacaktır. Suudi Arabistan’ın Çin ile ilişkilerindeki yeri ve önemi de ortadadır; ancak Çin’in iki ülke arasında bir tercih yapmayı değil, iki ülkeyi uzlaştırmayı hedefleyeceği kesindir.


[1] US sanctions Iran after missile test, http://www.bbc.com/news/world-us-canada-38860352

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
2007 yılında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden onur derecesiyle mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2010 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı. Doktorasını Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde “Soğuk Savaş Sonrası Avrupa Birliği-Çin İlişkileri- Tehditler, Fırsatlar, Öneriler başlıklı teziyle 2015 yılında tamamladı. Asya Pasifik bölgesi, Çin dış politikası, Güney Çin Denizi, Doğu Asya ve Güney Doğu Asya başlıca araştırma ve çalışma alanları arasındadır. İngilizce, Almanca ve Çince bilmektedir.

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,718TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz