Suudi Arabistan-Katar-İran Üçgeninde Çin

6 Haziran 2017 tarihinde Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Libya, Maldivler ve Yemen’in Katar’la diplomatik ilişkilerini kestiklerini duyurmasıyla Körfez bölgesinde son yıllarda görülen en büyük diplomatik kriz ortaya çıkmıştır.  Mısır Katar uçaklarına hava sahasını kapattığını; Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Yemen de tüm hava, kara ve deniz temasını kestiğini açıklamış, Katarlı diplomatlara ve vatandaşlara ülkelerine dönmeleri için talimatlar verilmiştir.  Körfez Ülkeleri Katar’ı Ortadoğu’da terörizmi desteklemekle suçlamış; Nusra Cephesi’ni, DEAŞ’ı, Müslüman Kardeşler’i, İran destekli silahlı grupları siyasi ve mali yönden desteklediğini iddia etmiştir. Bununla beraber Financial Times gazetesinde çıkan habere göre, Tahrir el Şam Örgütü ile İran destekli Şii milislere yapılan fidye ödemesi de Körfez Ülkeleri ile Katar’ın ilişkilerinin gerginleşmesinin asıl nedenini oluşturmaktadır.[1] Katar ise önlemlerin haksız olduğu, temeli olmayan iddia ve suçlamalara dayandığı yönünde açıklamalarda bulunmuştur. Krizin çözülmesi için uzlaşmaya yakın olduğunu da belirtmiştir.

Asıl merak uyandıran husus, aniden verilmiş gibi görülen diplomatik ilişkilerin kesilmesi kararının alınmasını gerektiren esas faktörlerin neler olduğudur?

En başta Arap Baharı sırasında Katar merkezli El Cezire televizyonunun yaptığı yayınlar bölgede Katar’ın etkisini artırmış ve hatta Müslüman Kardeşler’e verdiği destek ile Hüsnü Mübarek’in devrilmesinde büyük bir rol oynamıştır ancak Mübarek’in devrilmesi sonrası iktidara gelen Mursi’nin de General Sisi tarafından devrilmesi, bölgedeki Katar’ın etkisinin azalması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Bu etkinin azalması Arap dünyasının merkezini Suudi Arabistan’a taşımış ve ilişkilerin kesilmesiyle Körfez Ülkeleri’nin desteğini de almayı planlayan Suudi Arabistan Katar’ın etkisinin tamamen ortadan kaldırılmasını hedeflemiştir.

Suudi Arabistan’ı asıl kızdıran bölgedeki en büyük rakibi İran ile Katar arasındaki ilişkilerdir. Katar’ın Şii nüfusunun varlığı İran ile bağlarını daha da kuvvetlendirmektedir. 2017 yılının Nisan ayında iki ülke, Katar’ın Kuzey Saha ve İran’ın Güney Pars dediği dünyanın en büyük doğal gaz sahasının genişletilmesi kararını almıştır. Enerji işbirliği ile iki ülke ilişkilerini geliştirirken, Katar’ı bölgede yalnızlaştırmak için 7 ülkenin diplomatik ilişkilerini kesmesi kararının hemen ardından 7 Haziran’da Katar’la iyi ilişkilere sahip olan İran, İran Parlamentosu’nu ve Ayetullah Humeyni türbesini hedef alan iki farklı terör saldırısı ile karşı karşıya kalmış, saldırıyı DEAŞ üstlenmiştir. Ancak saldırının DEAŞ tarafından üstlenilmiş olmasının yanı sıra ABD’nin bölgede nüfuzunu artırma niyetiyle hem Katar’a hem de İran’a hatta Çin’e bile mesaj verdiği açıktır. 20 Mayıs’ta Riyad ziyareti sırasında ABD Başkanı Donald Trump’ın, Körfez Ülkeleri’ne radikal örgütlere karşı bir mücadele yürütülmesinin gerekliliği çağrısının ardından ilişkilerin kesilmesinde ABD’nin etkisinin olduğunu da göstermektedir. Bölgede son dönemde bu krizin anlamlandırılmasında ABD’yi arkasına alan Suudi Arabistan ve Katar’ı destekleyen İran’ın karşı karşıya geldiğini ifade etmek mümkündür. Katar, İran ile olan bağlarından dolayı hedefte gibi gözükmektedir.

Katar ve Çin İlişkileri

Katar Basra Körfezinin merkezinde yer alan, zengin petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip, önemli bir ülkedir. Katar’ın egemen varlık fonu Katar Yatırım Otoritesi, zengin petrol ve doğalgaz rezervlerini değerlendirmek adına kurulmuştur. Özellikle kendi ürettiği enerjiden daha fazlasını ithal etmek zorunda kalan Çin için çok değerli bir ticari ortaktır. Çin ilk başta Katar’ı enerji işbirliğinde önemli bir ortak olarak görmektedir. Katar, Çin’in Avustralya’dan sonraki ikinci büyük sıvılaştırılmış doğalgaz tedarikçisi olmuştur.[2] Çin’in Katar’a yapılan doğrudan yatırımları geçen yıla göre 2016 yılında % 77,5 oranında artmıştır.[3] Çin Sanayi ve Ticaret Bankası (ICBC) 2015 yılında Katar’da ilk Ortadoğu Çin yuan takas merkezini açmıştır.[4] Bununla birlikte Çin de Bir Kuşak Bir Yol girişimine sıcak bakan Katar ile altyapı ve inşaat çalışmalarına hız vermiştir. 2022 yılında FIFA Dünya Kupasına ev sahipliği yapmak üzere seçildikten sonra, Çin stadyum inşaatı için Katar ile sözleşme yapmıştır ancak çıkan bu krizle FIFA, Katar’ın durumunu görüşme halinde olduklarını açıklamıştır.

Peki, Çin Bu Krizin Neresindedir?

Pekin yönetimi kriz ile beraber Katar ve bazı Körfez Ülkeleri arasındaki krizin diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesini beklediklerine dair bir açıklama yapmıştır. İran ve Suudi Arabistan krizinde Çin’in taraf tutmama niyetinde olduğu bilinmektedir. Çin, İran ve Suudi Arabistan arasında bir sıcak çatışma ihtimalinin ortaya çıkmasını kesinlikle istememektedir.  Her iki ülke de özellikle Bir Kuşak Bir Yol (İpek Yolu) girişiminin gerçekleştirilmesi bağlamında istikrarın sağlanması ve korunması adına önem kazanmaktadır. Çin, bu krize dahil değilmiş gibi görünmesine rağmen, bu krizde asıl önemli konu ABD’nin Çin’e gizli olarak mesaj vermeye çalışmasıdır. Çin’i sıkıştırmayı Filipinler’den sonra Katar ile denemektedir. ABD, bu krizle Çin’in Bir Kuşak Bir Yol girişiminin riske girmesini hedeflemiştir. ABD hem Ortadoğu’da hem de Asya’da etkinliğini arttırmaya, Çin’i de hem Katar hem de İran üzerinden bölgesine hapsetmeye çalışmaktadır.

Sonuç

Ortadoğu’daki hakimiyetini kaptırmak istemeyen ve 2003 yılında girdiği yükün maliyetini ortadan kaldırmayı hedefleyen ABD, bölgedeki gücünü İran’ı zayıflatarak tekrar tesis etmeye çalışmaktadır. Bunu gerçekleştirmek için de İran’ı terörle sınamaktadır. Katar’ı ise Körfez Ülkeleri üzerinden uyumlu hale getirmektedir. Çin’i de Asya stratejisinin bir parçası olarak bölgesinde sıkıştırmaktadır. Çin ile doğrudan değil, dolaylı bir mücadele stratejisi seçilmiş görülmektedir. Özellikle Bir Kuşak Bir Yol girişimi, ABD’nin kabul edebileceği bir girişim değildir. Filipinler ile başlayan dalga, Katar’la birlikte Çin’in Bir Kuşak Bir Yol girişimini riske atacak diğer ülkeler ile devam edecek gibi görünmektedir.

8 Haziran’da Astana Zirvesinde Hindistan ve Pakistan’ın ŞİÖ üyeliği gerçekleşirken, İran’ın da üye olma ihtimali değerlendirilecektir.  Katar ve İran arasındaki bağlar Çin açısından önem kazanırken, Suudi Arabistan’ın ABD yakınlığı Çin’i rahatsız etmektedir.

Katar krizinde Ortadoğu’da istikrar isteyen bölge ülkeleri ve Çin, arabuluculuk yaparak krizin sıcak bir hal almadan sonlanmasına yardımcı olmalıdır. Bu çatışma da taraf olmak, işlerin daha da zorlaşmasına neden olacaktır.

Katar krizinin çözülmesinde İngiltere’nin rolü de unutulamaz. İngiltere de bu krizde mesaj verilmek istenen ülkelerdendir. Çin açısından İngiltere’nin özellikle Bir Kuşak Bir Yol girişimindeki Avrupa ayağı konumu İngiltere’yi önemli bir aktör haline getirmektedir. İngiltere ve Çin işbirliği bu krizde önem kazanacaktır.


[1] “The $1bn hostage deal that enraged Qatar’s Gulf rivals”, https://www.ft.com/content/dd033082-49e9-11e7-a3f4-c742b9791d43

[2] 2016 World LNG Report,International Gas Union, Chevron, s. 12.

[3] “China FDI to Qatar up 77.5% in 2016, Says Trade Official”, http://www.china-invests.net/20170405/43566.aspx

[4] Amena Bakr, “Qatar launches first Chinese yuan clearing hub in Middle East”, http://www.reuters.com/article/qatar-china-yuan-idUSL5N0XB2D220150414

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
2007 yılında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden onur derecesiyle mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2010 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı. Doktorasını Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde “Soğuk Savaş Sonrası Avrupa Birliği-Çin İlişkileri- Tehditler, Fırsatlar, Öneriler başlıklı teziyle 2015 yılında tamamladı. Asya Pasifik bölgesi, Çin dış politikası, Güney Çin Denizi, Doğu Asya ve Güney Doğu Asya başlıca araştırma ve çalışma alanları arasındadır. İngilizce, Almanca ve Çince bilmektedir.

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,718TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz