Suriye’de Rakka Hareketliliği

Rakka’yı DAEŞ’ten temizlemek için gerçekleştirilecek askeri operasyonun hazırlıkları sürmektedir. Kenti izole etmek ve DAEŞ denetimindeki diğer kent ve bölgelerle bağlantısını koparmak için verilen askeri çaba uzun bir süredir devam etmektedir. Bu arada DAEŞ’in elinde bulunan Musul’a yönelik operasyonun yakında tamamlanacağına dair beklentiler artmış durumdadır. Dolayısıyla; DAEŞ açısından Rakka, stratejik önem kazanmış gibi görünmektedir. Gelen haberler DAEŞ’in gücünü Rakka’da yoğunlaştırdığı yönündedir.

Rakka operasyonunun uzun ve zorlu geçeceği çok açık ancak kenti ele geçirecek koalisyon güçlerini operasyon sonrasında çok daha zor bir görev beklemektedir. Bu görev; siyasi, toplumsal ve ekonomik açıdan halkı tatmin edecek meşru bir yapının yeniden tesis edilmesini gerektirmektedir. Ayrıca bu görevin uzun yıllara yayılacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla operasyonda kimin nasıl yer alacağı kadar, kentin geleceğinin nasıl şekilleneceği de önemlidir. Hatta Rakka’nın geleceği bir bütün olarak Suriye’nin kuzeyinin nasıl bir siyasi görünüme sahip olacağını da etkileyecektir. Bu açıdan tüm yerel, bölgesel ve küresel aktörler diplomasi masasında etkin olmanın peşindedir. Diplomasi masasında yer almak isteyen tüm aktörler, operasyon öncesi sahadaki kazanımlarını artırmaya ve operasyonda üstlenecekleri rolleri yeniden tanımlamaya çalışmaktadır.

Rusya ele alındığında, Astana ve Cenevre’de yürütülen görüşmelerle ve ateşkesin sürdürülmesiyle meşgul bir aktör karşımıza çıkmaktadır. Rusya DAEŞ’le mücadeleyi ABD ve müttefiklerine bırakmış durumdadır. DAEŞ’e karşı mücadele, Rusya’nın birinci önceliği olmasa da Suriye’nin kuzeyinde nasıl bir nüfuz alanı oluşturulacağı, açık bir ifadeyle ABD ve Rusya’nın bu bölgeyi nasıl paylaşacağı oldukça önemlidir. Dolayısıyla Rusya, operasyonun tamamen dışında kalmak istememektedir. Hatırlanacağı üzere, Astana sürecinde Türkiye’nin desteğine verilen önemden dolayı PYD/YPG sürece dâhil edilmemiştir ama Rusya bu örgütle ilişkilerini kesmemiş ve onları rahatlatacak adımlardan geri kalmamıştır. Türkiye’nin Münbiç’e yönelik söylemleri sonrasında ise PYD/YPG’ye oldukça güçlü bir destek verilmiştir. Yani Rusya, Türkiye’yi önemli görse de Suriye’nin kuzeyindeki nüfuzunu da korurken PYD/YPG’yi kaybetmemek istemektedir.

Rusya’nın adımlarına ek olarak Esad rejimi de bir hareketlilik içerisindedir. Kendisine danışılmadan yapılacak bir operasyonun gayrimeşru olacağını ifade eden rejim Halep’in doğusuna doğru bir ilerleme başlatmıştır. Çok uzun bir zamandır ilk kez ülkenin bu kadar kuzeyine ulaşılmıştır. Halep’ten Fırat Nehri’ne dek uzanan bir alanı kontrolü altına almayı başaran rejim güçleri; Halep ile Rakka arasındaki güzergâhta önemli bir ilerleme kaydetmiştir. Bu ilerleme aynı zamanda El Bab ile Rakka arasında Türkiye’nin önünü kesen bir bariyer yaratmıştır. Ciddi operasyonel zorluklar içeren El Bab-Rakka güzergâhında siyasi-askeri riskler de fazlasıyla artmıştır.

PYD/YPG’nin girişimleri ise özellikle dikkat çekicidir. Rakka Arap nüfusunun çoğunlukta olduğu bir kent olsa da konumu nedeniyle PYD/YPG açısından stratejik bir önem taşımaktadır. ABD ile yakın işbirliği içerisinde olan PYD/YPG uzun bir süredir Rakka’nın etrafının kuşatılması ve DAEŞ denetimindeki diğer bölgelerle bağlantısının kesilmesi için çabalamaktadır. Ayrıca ABD dışındaki aktörlerle de çeşitli temaslar sağlanarak operasyonda oynanacak rolün pekiştirilmesi amaçlanmaktadır. Rusya ile yakınlaşma, Rus askerleriyle birlikte verilen pozlar, denetim altında tutmakta zorlanılan bölgelerin Esad güçlerine teslim edilmesi vb. gelişmeler bu açıdan önemlidir. ABD, PYD/YPG’nin rolünün ne olacağına henüz kesin olarak karar vermiş değildir ancak bu güçlerin tamamen dışlanması olasılık dışıdır. Musul’da olduğu gibi; kente girmeden operasyona dışarıdan/çevreden destek verilmesi, operasyonun Suriye Demokratik Güçleri’nin Arap unsurları tarafından yürütülmesi gibi öneriler zaman zaman gündeme getirilerek Türkiye rahatlatılmak istenmekte ancak bu konudaki belirsizlik halen varlığını sürdürmektedir.

Rakka’da Türkiye’nin pozisyonu ise en karmaşık konulardan birini oluşturmaktadır. Türkiye Fırat Kalkanı Operasyonu’yla hayati ve acil güvenlik ihtiyaçlarını karşılamıştır. Nitekim operasyonun başarıyla tamamlandığı açıklanmıştır. Bununla birlikte Rakka, Türkiye’nin sınır güvenliği açısından birinci öncelik teşkil etmese de Suriye’nin kuzeyinin terörden arındırılması halen önemli bir meseledir. Rakka operasyonuna destek vermeye hazır olduğunu ifade eden Türkiye haklı olarak PYD/YPG’nin bu operasyona hiçbir şekilde katılmaması koşulunu öne sürmektedir. Türkiye için Münbiç’in PYD/YPG tarafından boşaltılması da bir diğer önceliktir. Bu konuda verilen sözler bugüne kadar tutulmamış ve tutulacak gibi de görünmemektedir. Dolayısıyla Türkiye diplomatik bir süreci başlatmak ve sınır güvenliği açısından yaşanacak muhtemel olumsuz senaryoların önüne geçmek zorundadır. Fırat Kalkanı Operasyonu’nun tamamlandığı açıklamasını bu diplomatik sürecin başlangıcı olarak okumak mümkündür. Zaten Türkiye Münbiç ve Rakka konusunda kararlı tutumunu dile getirirken; ABD ve Rusya ile sağlanacak mutabakatın önemini vurgulamayı ihmal etmemektedir. Ancak ABD’nin Rakka operasyonunda hangi aktörlerin nasıl yer alacağına dair tutumunu kesinleştirmemiş olması belirsizlikleri artırmaktadır.

ABD’nin kararsızlığı sürece, yeni aktörleri ve sorunları da dâhil etmektedir. Örneğin, Bağdat yönetiminin Suriye’deki DAEŞ hedeflerini vurması ve Kobani’nin DAEŞ’ten temizlenmesinde önemli bir rol oynayan ama daha sonra sürecin dışına itilen Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin yeni arayışlara yönelmesi; Rakka’nın doğusunda yeni bir cephenin daha açılabileceğini göstermektedir.

Özetle; ABD Rakka operasyonu stratejisini somutlaştıramadığı için uzayan süreçte tüm aktörler, sahadaki güçlerini konsolide etmektedir. Bu aktörler kazanımlarını korumak ve hatta bunlara yenilerini eklemek için çaba harcamakta ve yeni aktörler de sürece dahil olma arayışlarına girmektedir. Dolayısıyla ABD’nin kararsızlığı, sahadaki hareketliliği ve denklemdeki bilinmeyenleri artmaktadır.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Dr. Öğr. Üyesi Emre OZAN
Dr. Öğr. Üyesi Emre OZAN
ANKASAM Türk Dış Politikası ve Uluslararası Güvenlik Danışmanı

BİZİ TAKİP EDİN

3,030BeğenenlerBeğen
232TakipçiTakip Et
2,710TakipçiTakip Et
279AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz