Suriye Meselesinde Dördüncü Raund: Soçi Zirvesi

14 Şubat 2019 tarihinde Rusya’nın Soçi kentinde gerçekleşecek olan zirvede Astana Süreci’nin garantör ülkeleri devlet başkanları düzeyinde bir araya gelecek. Bu kapsamda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Suriye meselesiyle ilgili bir dizi konuyu masaya yatırması bekleniyor. Söz konusu zirvede Türk, Rus ve İranlı heyetler; Suriye’deki son gelişmeleri değerlendirmek, terörle mücadelede işbirliğini güçlendirmek, yeni anayasa çalışmalarını gözden geçirmek ve en önemlisi İdlib ve Fırat’ın doğusu meselesinde ortak bir görüşe varmak için yoğun bir diplomasi yürütecekler.

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Astana Süreci kapsamında devlet başkanları düzeyinde dördüncü kez gerçekleşecek olan Soçi Zirvesi’nden çıkabilecek sonuçları ve bölgesel yansımalarını tartışmaya açarak alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Prof. Dr. Giray Saynur DERMAN (ANKASAM Avrasya Danışmanı)

Prof. Dr. Giray Saynur Derman, Astana Süreci’nin garantör ülkeleri olan Türkiye, Rusya ve İran arasında dördüncü kez gerçekleştirilecek olan Soçi Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin katılacağını belirtti ve zirvede Suriye meselesinin çözümü için kritik bölge haline gelen İdlib’deki son durumun ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) çekilme kararı sonrası bölgede yaşanabilecek gelişmelerin ele alınacağını dile getirdi.

Söz konusu zirvede, bölgede barış ve istikrarın temini, ateşkesin uygulanması ve bölgenin özellikle de terör örgütlerinden temizlenmesi için adımların bir an önce atılıp bölge güvenliğinin sağlanması konularının ele alınacağını belirten Derman, buna ek olarak bölgeye yapılması planlanan olası operasyonun boyutlarının tartışılacağını da sözlerine ekledi. İdlib’de Silahtan Arındırılmış Bölge içerisinde emniyetin sağlanmasına yönelik alınabilecek önlemlerin zirvede belirleyici olacağını öngören Derman, “Bu zirve bundan sonraki süreçte bölgenin geleceği yönünde atılan önemli bir adım olabilir. Özellikle yerel yönetimle bundan sonraki süreçte işbirliğinin yapılıp yapılmayacağı konusu bu zirvede daha da netleşecektir. (Suriye’de) anayasanın hazırlanması, yasal seçimlerin yapılması, bölge halkının refahının sağlanması ve nihayetinde huzurlu bir ortamın tesis edilmesi burada atılacak adımlara bağlı olacaktır.” diye konuştu.

Halil AKINCI (Emekli Büyükelçi)

Emekli Büyükelçi Halil Akıncı, Soçi Zirvesi’nde bilhassa Rusya ile yapılacak görüşmelerde terör örgütü PYD konusunun ele alınması gerektiğini söyleyerek “Türkiye’nin düşman konusundaki tarifi Rusya ile aynı değil. PYD’nin hala Moskova’da bürosu var. Bu konuda hem fikir miyiz değil miyiz, bunu bir açıklığa kavuşturmak gerekir. Ayrıca İdlib meselesi kolayca üstesinden gelinecek bir mesele olmamasına rağmen Rus basını Türkiye’nin daha fazla gayret sarf etmesi gerektiği yönünde ifadeler kullanmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu. ABD’nin çekilme kararının ardından Heyet Tahrir el Şam ve PYD gibi terör örgütlerinin harekete geçtiğini kaydeden Akıncı, “Yani bölgedeki gelişmeler hemen sonuca ulaşabilecek durumda değildir. Suriye öyle bir hale geldi ki Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad meselesine ek olarak bölgede ABD ve onun kuyruğuna takılan Fransa, İngiltere ve Almanya gibi birçok ülkenin etkili olduğu sorunlar vardır. Çekilme sonucu oluşan boşluğu kimin dolduracağı meselesi vardır.” dedi.

Akıncı, coğrafyanın çok bilinmeyenli hale geldiğini söyleyerek Soçi Toplantısı’nın bir bölgesel kalkınma ve sahiplenme meselesi olduğuna dikkat çekti. Emekli Büyükelçi, Soçi’de üç devletin en azından asgari müştereklerde anlaşarak diğerlerine karşı ortak bir tutum takınılabileceğinin altını çizdi ve burada etkili olan aktörün Rusya olduğunu söyledi. Akıncı, Moskova’nın hem terör örgütü PYD’den hem de Türkiye’den vazgeçmediğini kaydederek “ABD ile Rusya arasında ne oldu, önce onu bilmek lazım ama kısa dönemde bölgesel gelişmeler noktasında net bir çözüm beklemek zor. Söz konusu aktörlerin tutumları sadece Suriye meselesini etkilememektedir. Soçi Zirvesi’nden kesin bir sonuç beklemek doğru değil. Eğer anayasa konusunda bir ilerleme sağlanabilirse o tatmin edici bir şey olur.” dedi.

Doç. Dr. Sayim TÜRKMAN (Yıldırım Beyazıt Üniversitesi-Tarih)

Doç. Dr. Sayim Türkman, Soçi Zirvesi’nde muhtemelen dört ana konunun gündeme geleceğini belirtti. Türkman, söz konusu zirvede birinci olarak Türkiye’nin Münbiç ve Fırat’ın doğusu harekatının, ikincisi ABD’nin Türkiye’ye sunduğu 32 kilometrelik güvenli bölge önerisinin, üçüncüsü ABD askerinin Suriye’yi terk etmesi sebebiyle oluşacak boşluğun doldurulması konusunun ve son olarak yeni oluşturulacak Suriye Anayasa’nın maddelerinin ana hatlarıyla görüşüleceğini ifade etti. Bu bağlamda Türkiye’nin bölgeye askeri yığınak yapmak suretiyle Münbiç ve Fırat’ın doğusuna harekât konusundaki kararlığını gösterdiğini ifade eden Türkman, “Muhtemelen Soçi Zirvesi’nden hemen sonra bölgede bekleyen Türk Kuvvetleri ve Özgür Suriye Ordusu ile koordineli olarak bu harekât gerçekleştirilecektir. Soçi Zirvesi, bu açıdan önem kazanmaktadır. Bu harekatta tarafların çıkarları ve tutumu müzakere edilecektir.” dedi.

Türkman, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturma önerilerinin Trump yönetimi tarafından benimsendiğini dile getirerek söz konusu önerinin Münbiç ve Fırat’ın doğusuna yapılacak harekât sonrası fiili olarak uygulanacağı öngörüsünde bulundu. Güvenli bölgenin gerektiğinde Irak bölgesinde de uygulanacağını belirten Türkman, güvenli bölgede hem hava hem de kara gücü olarak tam bir hakimiyet kurulacağını söyledi. Ayrıca Türkman, ABD’nin bölgeden çekilmesiyle Türkiye ve Suriye’nin karşı karşıya gelebileceğine işaret ederek buna İran’ın ve Rusya’nın da dahil olmasıyla bölgede bir kaosun çıkartılmak istendiğini kaydetti. Son olarak Türkman, yeni Suriye Anayasası’nın maddelerinin belirlenmesi ve halk oylamasına sunulmasının en zor konulardan biri olacağını savunarak “Bu açıdan, yerel unsurların müzakerelere katılması önemlidir. Pürüzlü konuların çözümünde Birleşmiş Milletler’in (BM) yanı sıra Türkiye, Rusya ve İran’ın yapıcı girişimleri belirleyici olacaktır.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi İskender KARAKAYA (Bozok Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Dr. Öğr. Üyesi İskender Karakaya, Suriye Krizi’ni çözmek için Türkiye, İran ve Rusya’nın 2017 yılından itibaren üçlü toplantılar halinde bir araya geldiklerini hatırlatarak şimdiye kadar Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı, bölge dışı aktörlerin (özellikle ABD’nin) terörizmle mücadele söylemi üzerinden yeni statüko yaratma girişimi ve Suriye’nin yeniden yapılandırılması gibi konuların ele alındığını kaydetti. Diğer taraftan bölgede yaşanan birçok soruna da dikkat çeken Karakaya, 2015 yılından itibaren terör örgütü DEAŞ’ın ve diğer terör gruplarının teritoryal hakimiyeti anlamında gerilediğini, Suriye Rejimi güçlerinin ülkenin yaklaşık %60’ını kontrol ettiğini ve İdlib’deki terör örgütleri sorununun ön plana çıktığını söyledi.

Karakaya, söz konusu problemin askeri operasyon olmadan çözümü için İdlib Mutabakatı’yla “kontrol noktaları kurma”, “silahsızlandırılmış bölge oluşumu” ve “terör gruplarının bu silahsızlandırılmış” bölgelerden uzaklaştırılması gibi kararlar alındığını kaydederek “’Terör gruplarının silahsızlandırılması’ konusu tam anlamıyla gerçekleşememektedir ve mutabakatla ilgili sorunlar yaşanmaktadır. Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov’un mutabakatla ilgili açıklamaları, ABD’nin Suriye’den çekilme ve güvenli bölge önerisi ile beraber de ele alınabilir. Rusya, Suriye Krizi’nde Türkiye ve İran’ın inisiyatifini önemsemektedir. İran da İdlib konusunda Rusya’nın tarafında yer almakta ama bu durumun Esad’ın lehine kullanabileceği ya da meşru lider olarak görülebileceği bir alan olmasını da önemsemektedir. Buradaki temel argüman ise ‘terörle mücadele’ olarak öne çıkmaktadır.” diye konuştu.

Timur AKHMETOV (Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi-Araştırmacı)

Araştırmacı Timur Akhmetov, Astana mekanizmasının yeni bir sınavla karşı karşıya olduğunu kaydederek Suriye’deki sorunların çözümünde diğer aktörlerden ziyade Türkiye, Rusya ve İran’ın ön plana çıkacağını vurguladı. Akhmetov, “Tabi Fırat’ın kuzeyinde ABD’nin pozisyonu çok net olmasa da hala önemlidir. Bu yüzden taraflar üçlü olarak bu konuda açık bir sonuca varmaya çalışmaktan kaçıyor olabilir. Diğer yandan İdlib sorunu daha acil çözümler istemektedir.” açıklamasında bulundu.

Akhmetov, Türk tarafının bölgede üstlendiği görevleri yerine getirmekte zorluk çektiğini ifade ederek Rusya’nın Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate alarak İdlib’teki terör problemine nihayetinde çözüm yaratmak istediğini söyledi. Bu çerçevede Rusların Ankara-Şam diyalogu için uygun ortam oluşmasını beklediğinin altını çizen Akhmetov, “(Türkiye ve Suriye arasındaki) diplomatik temaslar ilk aşamada güvenlik işbirliği ile başlayabilir. Zaten temaslar var. Rusya, buna diplomatik boyut kazandırmak için Ankara-Şam temaslarını giderek uluslararası zirvelerin gündemine getirebilir.” diye konuştu.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

3,027BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,717TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz