Suriye Krizi’nde Son Düğüm: “Fırat’ın Doğusu”

Suriye İç Savaşı’nı sonlandırmak üzere yapılan görüşmelerde çözüme yaklaşıldıkça, taraflar arasındaki müzakerelerin başlangıcında kriz yaratmaması amacıyla arka plana itilen meseleler de gündeme gelmeye başlamış ve bu nedenle de sahada bulunan aktörlerin görüş ayrılıkları hızla belirginleşmiştir. Bu farklılıkların gün yüzüne çıktığı en kritik bölge ise Fırat’ın doğusudur. Dolayısıyla bu coğrafyanın Suriye Krizi’nin “son düğümü” olarak tanımlanması mümkündür. Bu bağlamda Suriye’de etkin olan aktörlerin söz konusu bölgeye ilişkin tutumlarının okuyucuya aktarılması, olası gelişmelerin öngörülmesini kolaylaştıracaktır.

ABD’nin Suriye Krizi’ndeki temel stratejisini Fırat’ın doğusu üzerinden şekillendirdiği bilinmektedir. Nitekim Washington, kriz boyunca terör örgütü PYD/YPG’nin güçlenmesi ve kontrolünde tuttuğu toprakları genişletmesi için çaba harcamıştır. Bu doğrultuda ABD’nin girişimleriyle öne çıkarılan “DEAŞ ile mücadele” söylemi de terör örgütü PYD’nin meşrulaştırılmasına hizmet edecek şekilde kullanılmıştır. Neticede Washington yönetimi, PYD terör örgütünü, DEAŞ terör örgütüyle savaşan “cesur askerler” olarak dünyaya tanıtmaya çalışmıştır. Ancak Türkiye-Rusya-İran üçlüsünün Astana Süreci’yle Suriye’de kalıcı barışın sağlanmasına yönelik girişimlerdeki inisiyatifi ele almaları ve bu sürece PYD gibi terör örgütlerini dahil etmemeleri, ABD’nin bölgedeki etkinliğini zayıflatmış ve Washington’un jeopolitik bir yenilgi almasına sebep olmuştur. Zaten gelinen aşamada ABD Başkanı Donald Trump da terör örgütü PYD’den vazgeçmenin söz konusu örgütü desteklemeden daha kârlı olduğu kanaatine ulaşmıştır. Üstelik bu kararla Trump, Türkiye ve Rusya’yı birbirine düşürme olanağını da elde etmiştir. Nitekim bahsi geçen hamlenin ardından Beyaz Saray yönetimi, Türkiye’nin aşamalı olarak Rusya’dan uzaklaşarak ABD’ye yaklaşacağını öngörmektedir. Bu anlamda Trump’ın Suriye’den çekilme kararını bir satranç hamlesine benzetecek olursak, ABD’nin bir taşı karşı tarafa bir piyon vererek pek çok avantaj elde etmeye çalıştığını ifade edebiliriz.

Meselenin Rusya boyutuna değinildiğindeyse, Moskova’nın Suriye İç Savaşı’nda Esad rejiminin yanında konumlandığı unutulmamalıdır. Dolayısıyla Fırat’ın doğusuyla ilgili olarak Rusya’nın genel tutumu, bölgenin Şam’a teslim edilmesi yönündedir. Ancak Moskova, bölgesel ve küresel politikaları gereği Türkiye’nin çıkarlarının korunması hususunda da hassas davranması gerektiğinin farkındadır. Bu nedenle de Moskova, Şam ile Ankara arasındaki “ilan edilmemiş arabulucu” rolünü üstlenmeye ve bir denge tesis etmeye çalışmaktadır.

Türkiye’nin ise söz konusu bölgeye dair çıkar ve tehdit algılamaları son derece nettir. Zira Ankara, güney sınırlarında bir “terör devleti”nin kurulmasına izin vermeyecektir. Bu mesele Türkiye’nin kırmızı çizgisi olup; söz konusu tutumun Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili olduğu ve bir nefs-i müdafa niteliği taşıdığı herkesin malumudur. Aslında Türkiye-ABD ilişkilerinde gerilimin yükselmesinde ve Türkiye-Rusya hattındaki olumlu ilişkilerde de tarafların PYD’ye yönelik politikaları belirleyici olmuştur.

Şam rejiminin Suriye’nin toprak bütünlüğü hususundaki söylemi incelendiğindeyse, ülkede özerk bir yapının oluşturulmasına izin verilmeyeceği izlenimi oluşmaktadır. Ancak ABD tarafından silahlandırılan PYD terör örgütüne karşı savaşmanın Esad için kolay olmayacağı da aşikardır. Bu nedenle de PYD ile Şam arasında bazı müzakereler gerçekleşmektedir.

İran’ın Fırat’ın doğusuyla ilgili tutumu ise Şam’ın tutumuyla örtüşmektedir. Her iki taraf da Türkiye’nin bölgede güçlenmesini istememektedir. Lakin İran’ın ABD baskısından kurtulmak için ya da en azında mevcut baskıyı hafifletmek için Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Dolayısıyla Fırat’ın doğusu konusunda Tahran’ın pasif bir tutum sergileyeceğini öngörmek mümkündür. Ayrıca ABD’nin İran’a bağlı milislerin ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun Suriye’deki varlığı devam ederken; bahsi geçen ülkeden çekilme kararı alması da Washington-Şam veya Washington-Moskova hattında gizli bir anlaşmanın yapılmış olabileceğini düşündürmektedir. Bundan dolayı Fırat’ın doğusuna ilişkin süreci Ankara, Moskova ve Şam’ın davranışlarının şekillendireceği ve Tahran’ın masanın dışında kalacağı öne sürülebilir.

Yukarıda belirtilen şartlar çerçevesinde PYD’nin izleyeceği yol haritasının ABD tarafından çizildiği iddia edilebilir. Zaten çeşitli medya kuruluşlarına yansıyan haberlere göre de ABD’nin Suriye’den çekilme kararından sonra PYD’li terörist Sipan Hemo, önce Hmeymim Üssü’nü ve sonra da Şam ile Moskova’yı ziyaret etmiştir.[1] Tahmin edileceği üzere PYD, Türkiye’ye karşı Rusya’nın himayesi altına girmek istemektedir. Buradan da ABD’nin “YPG kartı”nı Rusya’ya vermek istediği veya Washington-Moskova pazarlığının PYD üzerinden yürütüldüğü sonucuna ulaşılabilir.

Belirtilen tespitler doğrultusunda, 2019 yılının Ocak ayı itibarıyla ABD’li yetkililer tarafından yapılan açılamaları değerlendirebiliriz. Örneğin 2 Ocak 2019 tarihinde, kabinesinin yeni yıldaki ilk toplantısında Suriye konusuna değinen Trump, “Suriye’den çekilsek bile, Kürtleri korumak istiyoruz” açıklamasında bulunmuştur.[2] Mevzubahis açıklama, “ABD, Suriye’den çekilise de YPG’yi “sahipsiz” bırakmayacak.” anlamına gelmektedir. Ancak burada Trump’ın Kürtleri kimlerden, niye ve nasıl koruyacağı soruları yanıtsız kalmaktadır.  Diğer taraftan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise 4 Ocak 2019 tarihinde Newsmax haber sitesine verdiği demeçte, bahse konu olan soruları “ABD, Türklerin Suriye’de Kürtleri kıyıma uğratmamasını güvence altına almaya çalışıyor.”[3] sözleriyle yanıtlamıştır. 6 Ocak 2019 tarihinde de Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, “Bizimle tam koordinasyon olmadan Türkiye’nin Suriye’de operasyon düzenlemesini istemiyoruz” demiştir. Ayrıca Bolton, “Kürtleri korumaya yönelik anlaşma sağlanmadan ABD askerlerinin çekilmesi gerçekleşmeyecek.”[4] ifadesini de kullanmıştır.

Bu açıklamalara Türk tarafının verdiği sert yanıt[5] ise Türkiye ve ABD’nin Fırat’ın doğusuna ilişkin algılarının farklı olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu bağlamda ABD’li yetkililerinin 7 Ocak 2019 tarihinde Ankara’ya gerçekleştirdikleri ziyaret önemli sonuçlar doğurabilir.

Neticede ABD’nin Fırat’ın doğusu kartını hem Astana Süreci’ndeki Türkiye-Rusya ittifakında güven problemi yaratmak hem de Türkiye’ye baskı yapmak için kullandığı anlaşılmaktadır. Hatta Washington, henüz gün yüzüne çıkmasa da Suriye’den çekilme kararıyla Şam rejimine bile “göz kırpıyor” olabilir.

Sonuç olarak Fırat’ın doğusunda Ankara, Moskova, Washington ve Şam’ın son kozlarını oynadığı görülmektedir. Tarafların tutumlarını göz önünde bulundurduğumuzda, Türkiye’nin Fırat’ın doğusu hususundaki kararlılığını sürdüreceğini öngörebiliriz. Buna karşılık Türkiye’nin sahadaki kazanımlarını durdurabilmek için terör örgütü PYD, Şam ve Moskova’nın işbirliği yapması da olasılık dahilindedir. ABD tarafından yapılan açıklamalara bakıldığındaysa, Washington’un bölgeye terör örgütleri üzerinden yaptığı “yatırımları” güvence altına almaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Tüm bu anlatılanlar doğrultusunda Fırat’ın doğusunu Suriye Krizi’nin son düğümü olarak tanımlamak mümkündür. Nitekim bu düğümün çözülüş şekli, sadece Suriye’nin geleceğini değil; aynı zamanda bölgedeki aktörlerin işbirliği ve rekabet ilişkilerinin geleceğini de belirleyecektir.


[1] “Курды в Сирии хотят получить от Асада автономию и защиту от военной операции Турции (Suriye’deki Kürtler özerklik ve Türkiye’nin Esad’ın askeri operasyonundan korunmak istiyor)”, Imperiya News, 6 Ocak 2019, http://www.imperiyanews.ru/details/d763e972-d211-e911-80fa-020c5d00406e, (Erişim Tarihi: 07.01.2019).

[2] “Trump: Suriye’den çekilsek bile Kürtleri korumak istiyoruz”, Sputnik, 2 Ocak 2019, https://tr.sputniknews.com/abd/201901021036906765-abd-donald-trump-kurtleri-korumak-istiyoruz/, (Erişim Tarihi: 07.01.2019).

[3] “Pompeo: ABD, Türklerin Suriye’de Kürtleri kıyıma uğratmamasını güvence altına almaya çalışıyor”, Sputnik, 4 Ocak 2019, https://tr.sputniknews.com/abd/201901041036924814-pompeo-abd-turklerin-suriye-kurtleri-kiyima-ugratmak/, (Erişim Tarihi: 07.01.2019).

[4] “Bolton: Kürtleri korumaya yönelik anlaşma olmadan Suriye’den çekilmeyeceğiz”, Sputnik, 6 Ocak 2019, https://tr.sputniknews.com/abd/201901061036953258-john-bolton-abd-suriye-turkiye/, (Erişim Tarihi: 07.01.2019).

[5] “Kalın’dan Suriye’den çekilmek için şart koşan Bolton’a: Türkiye’nin Kürtleri hedef aldığı iddiası akıl dışı”, Sputnik, 6 Aralık 2019, https://tr.sputniknews.com/turkiye/201901061036954722-ibrahim-kalin-turkiye-suriye-kurtler/, (Erişim Tarihi: 07.01.2019).

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Dr. Dinmuhammed AMETBEK
Dr. Dinmuhammed AMETBEK
ANKASAM Avrasya Masası Başkanı

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,717TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz