Tunus’ta başlayıp zamanla bölgenin diğer ülkelerine yayılan Arap Baharı’nın etkisi 2011 yılından itibaren Suriye’ye de yayılmıştır. Başlarda halk göstericilerine sert müdahale edilmezken zamanla rejimin tepkisi sertleşmeye başlamıştır. Halk hareketi, rejimin sert müdahalesinden sonra silahlanmaya gitmiştir. Böylece iç savaş başlamıştır. Özellikle ortaya çıkan çatışmanın bir iç savaşa dönüşmesinden sonra olay uluslararası bir yapıya bürünmüş, diğer ülke ve birlikler çatışmalara müdahil olmaya başlamıştır. Libya’dan Mısır’a kadar pek çok diktatörün devrildiği hareketler sadece Tunus’a demokrasi getirmiştir. Halkın diktatörlerin devrilebileceğini gördüğü Arap Baharı’nın halen devam ettiğinin söylenmesi gerekir. Halkın Arap Baharı’ndan aldığı cesaret ile yönetenler; siyasal sistemleri çoğunluğun kararları doğrultusunda kurmak zorunda kalacaklardır.

Irak’ta ortaya çıkan ve zamanla Suriye’de de mevzi ve bölge kazanıp, başlarda El-Kaide adına hareket eden ve zamanla bağımsız bir yapıya bürünen DAEŞ savaşın boyutlarını değiştirmiştir. DAEŞ, Suriye İç Savaşı’nın hem boyutunu hem de geleceğini baştan aşağıya etkilemiştir. Libya İç Savaşı’nda dışlanıp, kandırıldığına inanan Rusya, İran ve (daha az görünür olan) Çin her ne olursa olsun Suriye rejimini desteklemeye devam etmektedir. Bu destek sadece askeri nitelikte olmamakla birlikte; kendini siyasi ve doğrudan müdahale olarak da göstermektedir.

Suriye’de var olan bu ekonomik zorluklara; ayaklanmaların başlamasından sonra elektrik kesintileri, petrol ve ocak gazında sıkıntılar, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki hızlı artışın da eklenmesi, ülkedeki yoksulluğu daha da hissedilir hale getirmiştir. (OHCHR, 2012). Siyasal baskılar ile ekonomik zorluklar her ne kadar bastırılmaya çalışılmış olsa da Arap Baharı’nın verdiği cesaret ile Suriye’de sistemden dışlanmış olan halk başkaldırmıştır. Ayrıca dışarıdan bakıldığında mezhep çatışması olarak görülen savaş temelinde ikinci sınıf insan muamelesi görenlerin bir başkaldırı hareketi olarak değerlendirilebilir.

Bu çalışmanın amacı, Suriye İç Savaşı’na müdahil olan aktörleri ve aktörler arasındaki ilişkileri masaya yatırmaktır. Bundan dolayı aktörler arasında iç ve dış olarak ikili ayrıma gidilmiş olup hangi aktörlerin baskın role büründüğü ile hangi aktörlerin stratejik öneme sahip olduğu analiz edilmiştir. Aynı zamanda çalışmada uluslararası örgütlerin iç savaştaki rolleri ve geleceğe dair perspektifi açıklanmıştır. Son zamanlarda Rusya müdahalesi ve Amerikan önderliğindeki koalisyon tarafından gerçekleştirilen saldırılar sonucunda iç savaş daha da karmaşık bir yapıya bürünmüştür. Analiz için UCİNET paket programından yararlanılmış olup çalışmanın mantıksal çerçevesi ağ bağ analizi yöntemi ve uygulaması ile oluşturulmuştur.


İNDİR

Bu çalışma ile ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

2,794BeğenenlerBeğen
106TakipçilerTakip Et
1,722TakipçilerTakip Et
211AbonelerAbone

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz

BENZER YAYINLAR

2017’de Nasıl Bir Ortadoğu: Riskler, Tehditler Fırsatlar

Osmanlı Devleti toprakları, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından savaşta galip gelen güçler tarafından paylaşılmıştır. Bu çerçevede,...

İran’ın Güvenlik Politikalarında Devrim Muhafızları Ordusunun Yeri

Ordu, bir devletin en temel hedefi olan varlığını devam ettirmesi başta olmak üzere, çıkarlarının elde...