Suriye Barış Görüşmeleri: 12. Astana Zirvesi

2011 yılından beri devam eden Suriye İç Savaşı’nın çözüme kavuşturulması için Türkiye, Rusya ve İran’ın girişimleriyle başlatılan Astana Zirvesi’nin 12’nci toplantısı 25-26 Nisan 2019 tarihlerinde Kazakistan’ın başkenti Nur Sultan’da gerçekleşecek. Zirve’ye üç devletin yanı sıra Suriye Devlet Başkanı Beşer Esad’ı temsilen bir delegasyon ve silahlı muhalif grupların temsilcileri de katılacak. Ayrıca Birleşmiş Milletler (BM) ve Ürdün toplantıda gözlemci olarak yerini alacak.

Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Türkiye, Rusya ve İran garantörlüğünde 12’ncisi düzenlenecek olan Astana Zirvesi’ni ve Suriye Krizi’nin geleceğini analiz etmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Prof. Dr. Giray Saynur DERMAN (ANKASAM Avrasya Danışmanı)

Prof. Dr. Giray Saynur Derman, 12. Astana Zirvesi’nin Kazakistan’da toplanacak olmasına ilişkin, “Suriye’de 2011 yılının Mart ayından beri devam eden iç savaşı sonlandırmak adına başlatılan Astana Barış Süreci’nin Türkiye, Rusya ve İran’dan oluşan üç garantörü var. Fakat Kazakistan’ın barış sürecine katkıları da çok büyüktür. ‘Astana Ruhu’ denilmesinin sebebi bundandır.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin Suriye Devlet Başkanı Beşer Esad’ı temsil edecek delegasyonun ve planlı muhalif gruplarının temsilcilerinin zirveye katılmasını istemediğini belirten Derman, “Zirve’de Türkiye ve Rusya’yla ilgili olarak İdlib’de işbirliğinin sağlanması konusu konuşulacaktır. Suriye’nin çözüm sürecine dair anayasanın hazırlanması ve normalleşme sürecinin başlaması için yoğun mesai harcanacaktır. Türkiye, Rusya ve İran’ın ‘çatışmasızlık bölgesi’ oluşturmak için bilgi alışverişi yapmaları söz konusu olabilir. Bu çatışmasızlık bölgesi kapsamında terörist grupların silahsızlandırılması ve İdlib’i terk etmeleri ortaya sürülecektir.” ifadelerini kullandı. Derman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Moskova ziyaretinin, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in Ankara temaslarının ve söz konusu Astana Zirvesi’nin birbirine çok yakın tarihlerde gerçekleştiğine dikkat çekti.

Derman, Rusya ve İran’ın Ankara-Şam görüşmelerinin gerçekleşmesi için çok çabaladığını belirterek, “Rusya, İran ve Esad yönetiminin arası gayet iyi. Amaçları iki ülkeyi görüştürmektir. Fakat Türkiye’nin dış politika çizgisi bellidir. Arabuluculuk teklifine sıcak bakmadığı bilinmektedir. Ortak mesajlar olan, terör örgütlerine karşı mücadele, sınır güvenliğinin sağlanması, normalleşme sürecinin oluşturulması gibi konularda hem fikirlerdir ve bu konularda işbirliği yapmaktalardır. Yoksa ne İran’dan ne de Rusya’dan gelen bir arabuluculuk teklifine Türkiye sıcak bakmaz. Türkiye’nin şu anda bulunan rejime karşı tepkisi de nettir.” yorumunu yaptı.

Halil AKINCI (Emekli Büyükelçi)

Emekli Büyükelçi Halil Akıncı, 12. Astana Zirvesi’nin bölgesel ve küresel sonuçlarının tahmin edilmesinin güç olacağını belirterek, “Zirve’nin nelere yol açacağı bilinmez. Bölgedeki belirsizlik bir yana, üç garantör ülke dahi kendi içerisinde zaman zaman gerilimler yaşamaktadır. Son olarak Rus askerleri ile İran güçleri arasında çatışma yaşandı. Üç garantör ülkenin en önemli görevi, bir anayasa komitesi kurarak anayasa yapmaktır. Fakat bu kaotik ortamda istenilen sonuca varılması pek mümkün görünmüyor. Zirvelerin devamlılığı önemli, fakat herhangi bir sonuca ulaşmadan devam etmesi anlamsızdır.” dedi.

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in Türkiye ziyaretinin Kazakistan’da toplanacak zirveyle yakından ilgili olduğunu belirten Akıncı, “Türkiye, Beşer Esad’la doğrudan görüşmüyor. Rusya, kendisi aracılığıyla görüşmemizi istiyor. Cevad Zarif’in Türkiye ziyaretiyle işin içine İran da girmiş oldu. Ankara ve Şam’ın görüşüp orta yolu bulabilmesi hem Rusya’nın hem de İran’ın lehine olur. Şu an Şam’la doğrudan temas mümkün olmadığından Astana Zirve’sinin toplanmasındaki bir diğer amacın da iki ülkenin görüşmesini sağlamak olduğu söylenebilir.” şeklinde konuştu.

Ediz EKİNCİ (BM Eski Askeri Danışmanı)

BM Eski Askeri Danışmanı Emekli Albay Ediz Ekinci, Suriye’deki savaşın sekizinci yılına girdiğine dikkat çekerek, “Ülkedeki güvenlik/siyasi ortamın istikrar ve barışa çevrilmesi niyetiyle Ocak 2017 tarihinde Türkiye, Rusya ve İran üçlüsüyle başlatılan Astana Barış Süreci, Kasım 2018 tarihinde düzenlenen 11. Zirve’den sonra 25-26 Nisan 2019 tarihlerinde Kazakistan’ın başkenti Nur Sultan’da tekrar toplanacak. Suriye’deki ortam, Esad rejimi ve onu destekleyenler, rejim muhalifi gruplar, bunların kesişim kümesine hiç girmeyen ve kısmen giren aktörler gibi sınıflamanın geniş kapsamlı ve ayrıntılı kriterler gerektirdiği karmaşık bir resmi ifade ediyor.” yorumunda bulundu.

Emekli Albay Ekinci, “Suriye askeri harekât alanı ve siyasi ortamındaki çözüm bekleyen sorunun sınıflandırılmasının dahi zorluklar içerdiği; birçok devlet ve devlet dışı aktörün yer aldığı; her birinin farklı kısıtlarla temsil edilebileceği gibi çıkarlarının da var olduğu; matematiksel olarak bakıldığında mevcut/açıklanan/gizli tutulan ‘hedefler’ bağlamında optimum çözüm kümesinin mümkün olmadığı gerçek bir dünya problemidir.” dedi. Bu tür problemlere matematik modellemede “NP-Hard” problemler dendiğini belirten Ekinci, “Adı üstünde zor problemler, bilinen standart matematik/siyasi/diplomatik formüllerle çözülemiyor. Başka sezgisel/keşifsel metotlar ve algoritmalar gerektiriyor. Gerçekten çözüm isteniyorsa, o taktirde tüm tarafların ulaşılmak istenen hedeflerle ilgili kendi açılarından siyasi, güvenlik, mali ve insani maliyetlerde belirli bir artışa izin vermelerini gerektirecek bir durum ortaya çıkıyor.” açıklamasını yaptı.

Sözlerinin devamında Emekli Albay Ekinci, “Bu tavizlerin ya da matematik modelleme diliyle ödünleşmenin, aktörlerin toplam gücüyle ve iyi bir şekilde kurgulanmış olmasıyla ilgili olduğu söylenebilir. Böylesine kaotik bir problemin sadece siyasetçiler, güvenlik ve diplomatik teknisyenler tarafından çözülemeyeceği açıkça bilinmelidir. Bu nedenle 12. Astana Zirvesi’nden problemin bütününün çözülmesine yönelik herhangi bir başarı beklenmiyor. İdlib gibi Türkiye’nin insani ve milli güvenlikle ilgili endişelerine yönelik beklentilerini kısmen karşılayan geçici olumlu sonuçlar çıkabilir. Ancak probleme bütüncül çözüm bağlamında yaklaşımın neredeyse mümkün olmaması nedeniyle söz konusu zirve sonucunda ortaya çıkacak ve çözüm gibi görülebilecek konuların süreklilik göstermeyeceğini düşünüyorum.” ifadesini kullandı. Son olarak Ekinci, BM’dekilerin bile “insanlığın ortak vicdanı ve iradesinin tecelli edeceği bütüncül bir çözüme” inanmadığını, buna rağmen sorunun nihai çözümü için BM platformundan başka bir seçeneğin olmadığını belirtti.

Dr. Öğr. Üyesi İskender KARAKAYA (Yozgat Bozok Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Dr. Öğr. Üyesi İskender Karakaya, 25-26 Nisan 2019 tarihlerinde gerçekleşecek 12. Astana Zirvesi’nin Suriye’deki çözüm sürecinde önemli kavşaklardan birisi olarak öne çıktığını belirterek, “Her ne kadar Suriye’de çözüm için son kararın Cenevre’de verileceği düşünülse de Soçi ve Astana’da bölge ülkelerini içeren ve devam eden süreç, Suriye’deki krizin sona ermesi ve bunun için bölge ülkelerinin aldıkları inisiyatifin görülmesi açısından ayrıca önemlidir.” diye konuştu.

Zirve’de ele alınması beklenen en önemli konuların “İdlib’deki çatışmasızlık bölgelerinin durumu” ve bu bağlamda “bölgede yer alan Heyet Tahrir Şam (HTŞ) unsurlarının silahsızlandırılması ve bölge dışına çıkarılmaları” olduğunu belirten Karakaya, “Suriye rejimi, İdlib’in faklı yerlerinde operasyonlar yapsa da buradaki unsurlara doğrudan ve etkili operasyonlar düzenlememektedir. 12. Astana Zirvesi’ne Suriye rejimi temsilcileri de katılacaktır. Bunun yanı sıra İran, Suriye rejimi ve Türkiye arasındaki diyaloğun oluşması için çaba göstermektedir.” dedi.

Diğer bir önemli konunun Anayasa Komitesi’nin kurulması olduğunu ifade eden Karakaya, “Buradaki temel problem ise, ‘bu komitenin kimlerden oluşacağı ve hangi usul ve kurallara göre çalışacağı’ konusudur. Diğer önemli başlıklar ise ‘Suriye’de insani durumla alakalı önlemler’ ve ‘Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Suriye’den çekilmesi’ gibi konulardır. Sonuç olarak 12. Astana Zirvesi, Suriye’deki var olan krize siyasi çözüm için bölge ülkelerinin çözüm odaklı yaklaşımlarını ortaya koyması bakımından ayrıca önemlidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Timur AKHMETOV (Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi-Araştırmacı)

Araştırmacı Timur Akhmetov, 12. Astana Zirvesi’nin güncel konuları arasında Anayasa Komitesi’nin çalışmaya başlaması ve Astana Barış Süreci’ne diğer katılımcıların dahil edilmesinin yer alabileceğini söyleyerek, “Siyasal sürecin özellikle Arap dünyası tarafından desteklenmesi Rusya’nın önceliklerinden birisidir. Aynı zamanda esirlerin takasları ve mültecilerin geri gönderilmesi gibi insani inisiyatifler, muhalefet ve Şam arasında güven artırıcı rol oynamaya devam ediyor.” diye konuştu.

İmaj açısından Astana Barış Süreci’nin somut sonuçlar vermesinin Rusya için önemli olduğunu belirterek, “Süreç başarılı işliyor. Zira geniş çaplı çatışmalar sona erdi. Ancak sürecin diplomatik boyuta geçmesinden dolayı siyasi açıdan ciddi gelişmelerin olması bekleniyor. Buradaki birçok husus, barış sürecine katılan aktörlerin yanı sıra sürece katılmayan ABD ve Avrupa Birliği’nin (AB) katkılarıyla çözümlenecektir.” dedi. Son olarak Akhmetov, garantör ülkelerin Suriye’nin komşuları olan Lübnan, Ürdün ve Irak’ı bundan sonraki sürece dahil etmeleri için çaba göstereceklerini belirtti.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

2,944BeğenenlerBeğen
209TakipçiTakip Et
2,254TakipçiTakip Et
262AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz