Sağ Faşizmin Terörize Olması: İslamofobi

Yeni Zelanda’da meydana gelen cami saldırısının ardından İslamofobi üzerinden şekillenen faşist terör bir kez daha gündeme gelmiştir. Kısaca “Müslüman karşıtlığı” olarak tanımlanabilecek olan İslamofobi’nin temelinde ise aşırı sağcı faşizan eğilimler yer almaktadır.

Bu kapsamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Yeni Zelanda’da gerçekleşen saldırıyı, İslamofobi’nin yükselişine paralel olarak gündeme gelen Türkofobi’yi ve bundan sonraki süreçte neler yaşanabileceğini tartışmaya açarak alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Prof. Dr. Sencer İMER (ANKASAM Başdanışmanı)

Konuya dair değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Sencer İmer, Yeni Zelanda’da gerçekleşen saldırının asıl sebebinin gizlenmeye çalışıldığını ve bu yüzden saldırının İslamofobi’ye dayandırıldığını dile getirdi. Samuel Huntington’ın “Medeniyetler Çatışması” adlı tezinden hareket edilerek bu tür kavramların ortaya çıktığını vurgulayan İmer, dünyada tek bir medeniyetin bulunduğunu ve o medeniyetin de tüm insanlığın ortak eseri olduğunu söyledi.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra geleneksel “öteki” algısından yoksun kalan Batı’nın yapay bir düşman yarattığını belirten İmer, söz konusu düşmana “İslami Terörizm” adının verilmeye çalışıldığının altını çizdi. Bu kapsamda İmer, “İslamofobi’yi yaratabilmek için Devletü’l Irak ve’ş Şam (DAEŞ) ve El Kaide gibi örgütler organize edildi. Tüm bu örgütler, radikal düşünceleri ortaya çıkartarak Hıristiyan Dünyası ile İslam Dünyası’nı çarpıştırmak için kurulmuş olan örgütlerdi.” dedi.

Öte yandan din temelli gerginliklerin Ortadoğu’yla sınırlı kalmadığına da dikkat çeken İmer, “Yeni Zelanda’da gerçekleşen saldırının amacı, bu tür çatışmaların dünyanın her yerinde var olduğunu göstermektir. Gençler arasında çatışma çıkarmayı ve gençleri harekete geçirerek Müslümanların katledilmesini hedefleyen bir terör saldırısı gerçekleşti. Dolayısıyla eylem, Müslüman-Hıristiyan çatışması yaratmayı amaçlıyor.” açıklamasında bulundu. İslamofobi’yi, olmayan bir tehdidi inşa etme girişimi şeklinde tanımlayan İmer, “Bugün Ortadoğu’daki terör örgütlerini kimler silahlandırıyorsa, Christchurch’teki eylemin arkasında da onlar yer alıyor.” yorumuyla Batılı devletlerin istihbarat teşkilatlarına işaret etti.

Prof. Dr. Ali Yaşar SARIBAY (Uludağ Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi)

Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay, İslamofobi’nin son 10-15 senenin meselesiymiş gibi gösterildiğini; fakat konunun 1930’lı yıllara uzandığını ve günümüze kadar sistematik olarak geliştiğini belirtti. Sarıbay, “Müslümanlık ile şiddet içerikli eylemleri özdeşleştirmek, eski zamanlardan beri Batı’nın yaptığı bir şeydir. Bu algı da Haçlı Seferleri’ne uzanmaktadır Yeni Zelanda’daki saldırılar da söz konusu algılayış biçimini yansıtmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

11 Eylül’ün yeni bir Haçlı Seferi ruhu yarattığını vurgulayan Sarıbay, “Haçlı Seferleri’nin çağrıştırdığı olgu, Müslüman karşıtlığına dayandığı için son dönemlerde İslamofobi üzerinden şekillenen terör eylemlerinde artış yaşanıyor.” yorumunu yaptı.

Batılıların seküler toplumun oluşmasından dolayı Hıristiyanlığın yerine koyacak başka bir din aramaya yöneldiğini belirten Sarıbay, “İslam dini hem sekülerliğe karşı tavır almış hem de mümkün olduğu ölçüde kendisini korumayı başarmıştır. Zaten Batı, karşısına dikilen İslam’ı öteden beri tehdit olarak görmektedir. Yitirdikleri maneviyatı bu şekilde koruyan bir din, onlar için her zaman tehdit olmuştur.” dedi.

Prof. Dr. Hilmi DEMİR (TOBB ETÜ-Temel İslam Bilimleri)

İslamofobi’nin son zamanlarda hızla arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Hilmi Demir, “Yeni Zelanda’da gerçekleşen saldırıya ilişkin elde edilen bilgiler, bunun İslamofobi temelli bir terör eylemi olduğunu ortaya koyuyor. Zira hem Avrupa’daki siyasetçilerin hem de basının kullandığı dil, uzunca bir zamandır İslam karşıtlığı üzerinden şekilleniyor. Avrupa’daki seçim yarışlarında ve ABD’de bunu görmemiz mümkündür.” dedi.

Yeni Zelanda’daki saldırıda öne çıkan bir diğer unsurun da Türkofobi olduğunu dile getiren Demir, Avrupa’daki bazı gruplarda ve örgütlerde geçmişten kalan Türkofobi algısının devam ettiğini öne sürdü. Bu kapsamda Demir, İslamofobi’nin günümüze ait bir sorun olmayıp; geçmişten geldiğini ve gerçekleşen saldırıda Türkiye’nin İslam’ın son kalesi olmasından dolayı hedef alındığını iddia etti.

Coşkun BAŞBUĞ (Emekli Albay)

Emekli Albay Coşkun Başbuğ, Yeni Zelanda’da gerçekleşen saldırının Evanjelistler tarafından planlanmış bir saldırı olduğunu öne sürerek terör eyleminin radikal bir Hıristiyan’ın ya da akli dengesi bozuk birinin gerçekleştirdiği bir katliam olarak değerlendirilmemesi gerektiğini; meselenin arka planında derin bağlantıların bulunduğunu söyledi. Mevzubahis saldırının hem İslamofobi’nin yayılması hem de Türkiye’ye gözdağı verilmesi amacıyla gerçekleştirildiğini iddia eden Başbuğ, dünyanın dört bir yanında bu tür saldırıların yapıldığını ifade etti.

Bahse konu saldırıların çok tehlikeli olduğuna dikkat çeken Başbuğ, dine dayalı terör saldırılarının durmaması halinde, tüm insanlığı karanlık günlerin beklediğinin altını çizdi. İslam Dünyası’nın bu konuda yalnız ve çaresiz olduğuna da değinen Başbuğ, Türkiye’nin İslamofobi’ye karşılık ‘İslam Ordusu’ önerisinde bulunduğunu; fakat söz konusu önerinin diğer İslam ülkeleri tarafından yeteri kadar desteklenmediğini söyleyerek “Türkiye’nin yalnız kalması, karşı tarafa güç ve kuvvet veriyor. Bu oyunu oynayanların ortak amacı, İslam’ı kötüleyip bu ortak fobiyi başta Avrupa olmak üzere, tüm dünyaya yayarak gelecek saldırılara zemin hazırlamaktır” açıklamasını yaptı.

Alev KILIÇ (Emekli Büyükelçi/AVİM Başkanı)

Emekli Büyükelçi Alev Kılıç, dünyada siyasi, ekonomik ve dini nedenlere dayanan çatışmaların yaşandığını belirterek “Çatışmalar ve ayrımcılıklar daha çok din üzerinden yapılmaktadır. Tam da bu noktada, İslamofobi şeklinde kavramsallaştırılan Müslüman karşıtlığı ön plana çıkıyor. Avrupa’ya giden Müslüman göçmenler ve özellikle de Türkler, yoğun saldırılara maruz kalıyor. Bu da İslamofobi’nin Türkofobi’ye dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır.” dedi.

İrfan SAPMAZ (Gazeteci-CNN Türk Haber Koordinatörü)

Gazeteci İrfan Sapmaz, Yeni Zelanda saldırısını gerçekleştiren saldırganın, terör eyleminden önce yayınladığı manifestoya dikkat çekerek  bahsi geçen manifestoda Türkiye’ye yönelik ciddi tehditlerin bulunduğunu hatırlattı. Bu bağlamda Sapmaz, “Saldırganın üzerinde taşıdığı silahta, Türkiye’ye ve Türklere yönelik mesajlar vardı. Bu ise akıllara, saldırının düzenlendiği camide vatandaşlarımızın olup olmadığı sorusunu getirdi. Nitekim camide Türklerin olduğu ve yaralandıkları ortaya çıktı. Neticede saldırganın Türkiye’yi İslam Dünyası’nın lideri olarak gördüğü anlaşılıyor.” yorumunu yaptı. Bu nedenle de saldırının İslamofobi kaynaklı bir terör eylemi olduğunu söyleyen Sapmaz, teröristin Türklere yönelik özel bir kin ve nefret barındırdığını da ifade etti.

Ayrıca çeşitli ülkeler tarafından saldırıyı ve İslamofobi’yi kınayan bildiriler yayınlanmasını da değerlendiren Sapmaz, kınama mesajlarıyla bir yere varılamayacağını belirterek “Ortada bir dinler savaşı ve buna bağlı olarak gelişen Haçlı Zihniyeti var. Yapılan kınamaların tribünlere oynamaktan başka bir anlam taşımadığını düşünüyorum.” dedi.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

3,028BeğenenlerBeğen
232TakipçiTakip Et
2,717TakipçiTakip Et
279AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz