Rusya’nın İslamofobi Anlayışı ve Yeni Zelanda’daki Terör Saldırısına Bakışı

Rusya’da İslamofobi’nin giderek artmakta olduğuna dair tartışmalar uzun süredir devam etmektedir. Ancak Rusya’daki İslamofobi’nin görünümü söz konusu kavramın içeriğini oluşturan İslam dini veya Müslümanlara yönelik korku, nefret veya önyargıdan biraz farklı olarak karşımıza çıkmaktadır. Genel itibariyle bakıldığında İslamofobi’nin temelini oluşturan nefret ve korkunun kaynağı açısından Rusya’daki durum Batılı ülkelerden tamamen farklıdır.

Batı’da İslamofobi’nin doğurduğu nefret ve korkunun sebebi, İslam’ın terörün kaynağı olarak görülmesinden kaynaklanmaktadır. Fakat Rusya için aynı durum söz konusu değildir. Nitekim Rusya toplumunda Müslümanlara olan nefret ve korku, dini aidiyetten ziyade etnik ayrımcılıktan doğan nefretin bir parçası olarak ortaya çıkmaktadır. Ama bu durum Rusya’nın bir devlet politikası olarak İslamofobi’ye olan yaklaşımını etkilememektedir. Rusya’da toplumun ve devletin İslamofobi anlayışı aynı olmasına rağmen Kremlin söz konusu olguya yönelik farklı bir yaklaşım sergilemektedir. Rusya toplumunda farklı dini gruplara yönelik yaklaşım, ülkenin son üç yüz yıllık süreç içerisinde sürekli değişen yönetim modelleri, dini, etnik ve kültürel yapısıyla birlikte sürekli gelişmiştir.

Çarlık Rusya’sında etnik kimlik kadar dinsel kimlik de ayrımcılığın hedefi olmuştur. Rus İmparatorluğu’nda uygulanan kısıtlamalar sadece etnik ve kültürel topluluklar için değil, dini topluluklar için de geçerliydi. Özellikle Müslümanların devlet organlarında temsil edilme hakları sınırlanmıştır. Örneğin Müslüman dini kurumlar, Ermeni Kilisesi gibi özerkliğe sahip olmamışlardır.[1] Bu durumun arkasında İslamofobi’nin değil daha çok dini ayrımcılık ve Rus şovenizminin yattığı söylenebilir.

Çarlık Rejimi’nin yıkılması sonucu Bolşevikler’in iktidara gelmesi ve bu dönemde Lenin ve Stalin’in Rusya genelindeki halklara karşı geliştirdiği “Halkların Kardeşliği”’ ve “ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı” gibi söylemlerde bulunmaları halkları umutlandırdıysa da Rus şovenizmi Sosyalist ideolojiden baskın gelmiş ve Sovyetler Birliği kapsamındaki tüm ülkelerde Ruslaştırma politikaları devam etmiştir. Bolşevik Devrimi sonrası ortaya çıkan din, dil ve ırk ayrımı yapılmaksızın Sovyetler Birliği sınırları içerisinde yaşayan tüm milletlerin kardeş olacağı yönündeki söylemler ütopik bir hedef olmaktan ileri gidememiştir.

Sovyetler Birliği’nin mirasçısı olan Rusya Federasyonu’nda 1993 Anayasası herhangi bir dine ya da inanca sahip olma, dini ve diğer inançları özgürce seçme, yayma ve bunlara uygun şekilde hareket etme hakkını garanti altına almıştır. Bu bağlamda Modern Rusya’daki Müslümanların dini inancından dolayı herhangi bir zulme veya ayrımcılığa maruz kaldığını söylemek zordur. Hatta 16 Eylül 1999 tarihinde Moskova ve Volgodonsk şehirlerindeki patlamalarda[2], 23-26 Ekim 2002 tarihinde Nord-Ost binasında 900’den fazla kişinin teröristlerce rehin alınmasında[3] ve 5 Temmuz 2003 tarihinde Tuşino kasabasında meydana gelen patlamalarda[4] teröristler, söz konusu eylemleri İslam adına yaptıklarını vurgulamış olsalar da ülkenin hiçbir yerinde Müslüman karşıtı protestolar düzenlenmemiştir. Örneğin, 11 Eylül terör saldırısından sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Müslüman karşıtı bir protesto dalgası yaşanmıştı. Söz konusu gösteriler ve oluşan kriz ortamı, Rusya ve Batı toplumları arasındaki farklılıkları gözler önüne sermektedir.

Önemli bir kırılma noktası olarak belirtmek gerekir ki 11 Eylül terör saldırısı sonrası artan İslamofobi söylemleri Rusya yönetimi tarafından da kullanılmaya başlanmıştır.

12 Eylül 2001 tarihinde “Komsomolskaya Pravda” Gazetesi’nde “İslam’ı Yen! Gezegeni Kurtar!” başlıklı bir makale yayımlanmıştır.[5] Aynı şekilde bazı yetkililerin İslam karşıtı söylemleri basında yer almış olsa da Rusya toplumunda dini ayrımcılığı destekleyen sosyal mekanizmaların olmamasından dolayı İslamofobi söylemi ülke çapında etki yaratmamıştır.

Rusya’da genel olarak din düşmanlığından ziyade yabancı düşmanlığının yaygın olduğu söylenebilir. 1990’lı yıllardan bu yana Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan gibi Orta Asya ülkelerinden iş bulma amacıyla Rusya’ya gelenlerin ülkenin bazı şehirlerinde etnik dengeyi önemli ölçüde değiştirmesi, Rus milliyetçi grupları da harekete geçirmiştir. Fakat söz konusu grupların düşmanlığı, yabancıların dini inancına değil, onların etnik kimliğine yönelik olmuştur.

Belirtildiği üzere toplumdan farklı olarak devletin İslamofobi’ye olan yaklaşımı farklı bir şekilde ortaya çıkmaktadır. İslamofobi’nin Kremlin yönetimi açısından bir politika aracı olarak kullanıldığı söylenmektedir. Örneğin “İslam.Ru” ajansı, Rusya’nın eski Devlet Başkanı Boris Yeltsin’in toplumun dikkatini başka yöne çekmek ve ülkede oligarşik bir şekilde yürütülmekte olan özelleştirmelerden uzaklaştırmak için İslamofobi’yi kullanmakla suçlamıştır.[6]

Rusya’nın İslamofobi’yi siyasi amaçlarda kullandığı yönündeki iddialar zaman zaman Batı medyasında da yer almıştır. Batı medyası Rusya’yı “modern enformasyon savaşı” olarak da tanımlanan anti-demokratik, NATO karşıtı ve otoriter yanlısı gündemini güçlendirmek amacıyla sosyal medya üzerinden sahte haber yayımlamakla suçlamaktadır. Söz konusu faaliyetlerin İslamofobi’yi de kapsadığı söylenmektedir.

Rus hükümetinin dış politika hedefleri doğrultusunda tüm dünyada İslam’ı ve Müslüman toplulukları sosyal medya üzerinden şeytanlaştırma çabaları sık sık gündeme gelmektedir. Örneğin 2016 yılında gerçekleşen ABD Başkanlık seçimleri sırasında Rusya’nın Trump’ın seçimleri kazanmasına yardımcı olmak amacıyla Müslümanlara karşı İslamofobi’yi harekete geçirdiği iddia edilmiştir.[7]

Bir diğer husus, İslamofobi’nin yanı sıra Rusya toplumunda yaygın olan aşırı milliyetçiliğin de Kremlin yönetimi tarafından dış politika aracına dönüştürülmesidir. Bu bağlamda medya üzerinden yapılan Rus propogandası önemli bir rol oynamaktadır. Örneğin 2014 yılında Kırım’ın İşgali’nden sonra ortaya çıkan gerginlik sırasında Moskova, Ukrayna Hükümeti’ni aşırı milliyetçilikle suçlamıştır. Ardından Ukrayna’ya yönelik aşırı milliyetçilik suçlaması Rus basınının bir propoganda malzemesine dönüşmüştür. Aynı şekilde Rus basınında, en son Yeni Zelanda’nın Christchurch ve Linwood şehirlerindeki camilere düzenlenen terör saldırılarına ilişkin açıklamalarda da olayların Ukrayna’yla ilişkilendirilmeye çalışıldığı gözlemlenmektedir. Diğer bir ifadeyle 15 Mart 2019 tarihinde Christchurch kentindeki Al Noor Camisi ve Linwood şehrindeki camiye, cuma namazı sırasında gerçekleştirilen ve 49 kişinin ölümüne sebep olan terör saldırısı Rus basınında İslamofobi yerine aşırı milliyetçiliğin yeniden gündeme gelmesine yol açmıştır.

15 Mart 2019 tarihinde Rusya’nın “Birinci Kanal”ındaki “Zaman Gösterecek” programında Yeni Zelanda’daki terör saldırılarıyla ilgili konuşan Moskova Beşerî Bilimler Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Bölümü Başkanı Nikolay Platoşkin’e göre Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra dünyada ideolojik bir boşluk ortaya çıkmıştır. Neticede bu durum bir yandan dini köktenciliğe, diğer yandan da aşırı sağcı milliyetçi hareketlere yol açmıştır.[8]

“Rusya 1” kanalındaki “60 dakika” programına katılan askeri uzman İgor Korotçenko, Yeni Zelanda’daki terör saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada Batı’nın gözlerini “Ukrayna radikalleri”ne kapattığı sürece aşırı milliyetçilerin dünya çapında terörist saldırılarına devam edeceğini söylemiştir. Korotçenko’ya göre, Yeni Zelanda’daki terörist saldırısı yerel güvenlik birimlerinin ve kanun uygulayıcılarının başarısızlığıdır. Ancak, buradaki hata Batılı müttefik ülkelere aittir.[9]

Rus basınında Yeni Zelanda’daki saldırılar bir “terör eylemi” olarak nitelendirilmekle birlikte söz konusu saldırıların arkasında “İslamofobi” değil “aşırı milliyetçiliğin” olduğu vurgulanmaktadır. Bununla birlikte yapılan yorumlarda söz konusu terör olaylarının aşırı milliyetçilik bağlamında Ukrayna’nın yürüttüğü politikalarla ilişkilendirilmesi, Rus dış politikasında aşırı milliyetçiliğin de İslamofobi gibi bir araç olarak kullanıldığının somut bir göstergesidir.

Görüldüğü gibi Rusya’nın İslamofobi anlayışının genel olarak iki boyutundan söz edilebilir. Birincisi İslamofobi, Rusya toplumundaki etnik ayrımcılık ve aşırı millyetçilik politikaları kapsamında değerlendirilmektedir. İkincisi bu olgu, Rus dış politikasının son dönemdeki en önemli araçlarından biri haline dönüşmektedir. Nitekim Rus basınında en son Yeni Zelanda’daki terör saldırılarına ilişkin İslamofobi yerine aşırı milliyetçiliğin ön plana çıkartılması, öncelikle Rusya’nın iç demografik durumundan ve ülkenin bazı bölgelerindeki ayrılıkçı hareketlerden kaynaklanmaktadır. Ayrıca Rusya, Büyük Avrasya Projesi (BAP) kapsamında İslam Dünyası ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmeye çalışmaktadır. Bu sebeple Moskova yönetimi İslam karşıtı söylemlerden kaçınmak zorundadır.


[1] Rafik Muhametşin, “Ислам в Российской империи в середине XVI-начале XX в. (16. Yüzyılın Ortası ve 20 Yüzyılın Başlarında Rus İmparatorluğunda İslam)”, İslam Today, https://islam-today.ru/blogi/rafik-muhametsin/islam-v-rossijskoj-imperii-v-seredine-xvi-nacale-xx-v/, (Erişim Tarihi: 15.03.2019).

[2] “Взрывы жилых домов-прошло 15 лет (Evlerin Patlamasından Buyana 15 Yıl Geçti)”, Gazeta.Ru, https://www.gazeta.ru/social/photo/vzryvy_zhilyh_domov_v_rossii_–_proshlo_15_let.shtml, (Erişim Tarihi: 15.03.2019).

[3] “Три четверти россиян обвинили власть в сокрытии правды о Норд-Осте (Rusların Üçte Birlik Kısmı Hükümeti ‘Nord Ost’ Gerçeklerini Gizlemekle Suçladı)”, Pravo.Ru, https://pravo.ru/news/view/40421/, (Erişim Tarihi: 15.03.2019).

[4] “Ksenya Solyanskaya, Ширятся ряды организаторов теракта в Тушине (Tuşino’daki Terör Eylemcilerinin Sayısı Çoğalıyor)”, Gazeta.Ru, https://www.gazeta.ru/2003/10/10/siratsaradyo.shtml, (Erişim Tarihi: 15.03.2019).

[5] Ali Vyaçeslav Polosin, “Союз мусульман и православных–основа стабильности Российской Федерации (Müslümanlar ve Ortodoks Birliği-Rusya Federasyonu’nun İstikrarının Temelidir)”, Medine, http://www.idmedina.ru/books/history_culture/minaret/4/polosin.htm, (Erişim Tarihi: 15.03.2019).

[6] Aleksey Krimin-Georgi Engeldart, “Исламофобия (İslamofobi)”, Medine, http://magazines.russ.ru/oz/2003/5/2003_5_56.html#s2, (Erişim Tarihi: 15.03.2019).

[7] Werleman, “Russia’s Islamophobic Fake News Trolls Are Doing Putin’s Dirty Work”, The New Arab, https://www.alaraby.co.uk/english/comment/2018/3/12/russia-is-mobilising-its-islamophobic-fake-news-trolls, (Erişim Tarihi: 15.03.2019).

[8] “В мире идёт взлет национализма и религиозного фундаментализма–Платошкин (Dünyada Milliyetçilik ve Dini Köktencilik Yükseliyor-Platoshkin)”, REGNUM, https://regnum.ru/news/accidents/2591987.html, (Erişim Tarihi: 16.03.2019).

[9] “Военный эксперт заявил о рождении нового вида терроризма (Askeri Uzman Yeni Bir Terörizm Türünün Doğduğunu Açıkladı)”, REGNUM, https://regnum.ru/news/polit/2592069.html, (Erişim Tarihi: 16.03.2019).

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Olimjon SOBIR
Olimjon SOBIR
ANKASAM Uluslararası Hukuk Uzmanı

BİZİ TAKİP EDİN

2,976BeğenenlerBeğen
218TakipçiTakip Et
2,364TakipçiTakip Et
266AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz