Röportaj

KIMEP Üniversitesi Hukuk Fakültesi Geçici Dekanı Doç. Dr. Rustam Atadjanov: “Orta Asya’da Uluslararası Hukukun Gelişiminde Kaydedilen İlerleme Çok Yönlüdür.”

Orta Asya ülkeleri, bölgesel işbirliği girişimleri aracılığıyla uluslararası çevre hukukunun gelişiminde de ilerleme kaydetmiştir.
Kırgızistan, nispeten canlı sivil toplumu ve yargı reformlarına yönelik çabalarıyla dikkat çekmektedir.
Orta Asya devletleri, uluslararası yasal standartlara ve anlaşmalara bağlılık yoluyla kolaylaştırılan, küresel ekonomiyle daha entegre bir ekonomik gelecek öngörmektedir.

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Orta Asya ülkelerinin hukuksal etkilerini değerlendirmek üzere KIMEP Üniversitesi Hukuk Fakültesi Geçici Dekanı Doç. Dr. Rustam Atadjanov’dan almış olduğu görüşleri dikkatlerinize sunmaktadır.

1. Orta Asya ülkeleri uluslararası hukuk çerçevesinde nasıl bir gelecek vizyonuna sahip ve bu vizyona ulaşmak için hangi adımlar atılmaktadır?

Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’dan oluşan Orta Asya devletleri, uluslararası hukuk çerçevesinde vizyonlarını şekillendiren benzersiz bir jeopolitik konumu ve tarihi geçmişi paylaşmaktadır. Benim görüşüme göre, bu vizyon temelde egemenliklerini güvence altına almak, bölgesel işbirliğini geliştirmek ve küresel ekonomiye entegre olmak ve aynı zamanda bölgesel güvenlik sorunlarını ve çevresel kaygıları ele almakla uyumludur. Bu yerel bağlamların her biri, ulusal çıkarlarını gözetirken, çeşitli yasal ve diplomatik yollarla bu vizyona ulaşmak için adımlar atmaktadır.

Egemenlik ve Toprak Bütünlüğü: Orta Asya devletlerinin uluslararası hukuk çerçevesindeki gelecek vizyonunun temel taşlarından biri, egemenlik ve toprak bütünlüğüne olan sarsılmaz bağlılıktır. Sovyet sonrası Orta Asya, Rusya ve Çin gibi güçlü komşularla karmaşık ilişkiler yürütürken ulusal kimlik ve egemenliği pekiştirme çabalarıyla dikkat çekmiştir. Özellikle Kazakistan ve Özbekistan, toprak bütünlüklerini teyit etmek için aktif bir şekilde sınırları belirlemeye ve anlaşmalar imzalamaya çalışmış, dışarıdan gelebilecek ihlalleri önlemeye gayret etmişlerdir. Daha geniş bir bölgede devam eden olumsuz gelişmeler ve silahlı çatışmalar göz önüne alındığında, bu durum fazlasıyla haklıdır. Kırgızistan ve Tacikistan da sınır anlaşmazlıklarının çözümünde belirli adımlar atarak bölgesel güvenlik ve işbirliği için hayati önem taşıyan istikrarı hedeflemişlerdir.

Bölgesel İşbirliği ve Entegrasyon: Orta Asya ülkeleri, bölgesel işbirliği ve entegrasyonun sadece ekonomik açıdan değil, güvenlik ve çevresel sürdürülebilirlik açısından da faydalarının giderek daha fazla farkına varmaktadır. Orta Asya Bölgesel Ekonomik İşbirliği (CAREC) Programı ve Aral Denizi’ni Kurtarmak için Uluslararası Fon’un (IFAS) kurulması gibi girişimler, bölgenin uluslararası hukuk tarafından desteklenen işbirliğine dayalı çözümlere olan bağlılığının altını çizmektedir. Özbekistan’ın son dönemdeki açık kapı politikası ve Kazakistan’ın Suriye için Astana barış görüşmeleri gibi bölgesel diyalogları teşvik etmedeki rolü, diplomasiye ve bölgesel istikrara yönelik proaktif bir yaklaşımın göstergesidir.

İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü: Beş ülke arasında farklı derecelerde ilerleme kaydedilmesine rağmen, uluslararası hukuk vizyonlarının temel bileşenleri olarak insan hakları ve hukukun üstünlüğünün önemine dair en azından ifade edilen bir kabul söz konusudur. Örneğin Kırgızistan, nispeten canlı sivil toplumu ve yargı reformlarına yönelik çabalarıyla dikkat çekmektedir. Kazakistan, hukukun üstünlüğünü güçlendirmeyi ve hükümet içinde daha dengeli yetkiler sağlamayı amaçlayan anayasal reformlara girişmiştir. Bu adımlar, aşamalı olsa da insan haklarını koruyan yasal normları benimseme yönündeki daha geniş bir bölgesel eğilimi yansıtmaktadır. Ancak bu ideallerin tam olarak hayata geçirilmesinde ciddi zorluklar bulunmaktadır.

Ekonomik Kalkınma ve Küresel Ekonomiye Entegrasyon: Orta Asya devletleri, uluslararası yasal standartlara ve anlaşmalara bağlılık yoluyla kolaylaştırılan, küresel ekonomiyle daha entegre bir ekonomik gelecek öngörmektedir. Kazakistan’ın Dünya Ticaret Örgütü üyeliği ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliği, küresel ekonomik ve yasal normlara bağlılığının bir kanıtıdır. Özbekistan’ın ekonomisini liberalleştirmeyi ve yatırım ortamını iyileştirmeyi amaçlayan son reformları da yabancı yatırımları çekmek için uluslararası standartlara uyum sağlamak üzere tasarlanmıştır. Bu tür adımların söz konusu ülkelerin ekonomilerini çeşitlendirmeleri, doğal kaynaklara olan bağımlılıklarını azaltmaları ve ekonomik dirençlerini arttırmaları için elzem olduğuna inanıyorum.

Çevresel Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği: Su kıtlığı ve Aral Denizi’nin bozulması dahil olmak üzere Orta Asya’nın karşı karşıya olduğu çevresel sorunlar ciddi boyutlardadır. Bölge devletleri bu sorunları uluslararası çevre hukuku çerçevesinde ele almak için mütevazı da olsa adımlar atıyor. IFAS gibi ortak çabalar ve iklim değişikliğine ilişkin uluslararası sözleşmelere katılım, çevresel sürdürülebilirlik konusunda birleşik bir yaklaşıma duyulan ihtiyacın kabul edildiğini göstermektedir. Bu eylemler, bölgenin ekonomik kalkınma ile çevrenin korunması arasında denge kurmayı amaçlayan Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne (SDG) bağlılığını vurgulamaktadır.

Sonuç olarak Orta Asya ülkelerinin uluslararası hukuk çerçevesindeki gelecek vizyonu; egemenlik, bölgesel işbirliği, insan hakları, ekonomik entegrasyon ve çevresel sürdürülebilirliğe bağlılıkla belirlenmiştir. Bunun kesinlikle asil bir vizyon olduğunu söylemeliyim. Yargı reformu, daha güçlü kurumsal çerçeveler, yolsuzlukla daha etkin mücadele ve uluslararası hukuk normlarının daha etkin bir şekilde uygulanması da dahil olmak üzere daha derin ve çok daha ilkeli ve sistemik reformlara duyulan ihtiyaç gibi zorluklar devam etse de bu ülkeler tarafından atılan adımlar vizyonlarına ulaşma yolunda olumlu ancak gerçekçi bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Orta Asya devletleri, kendilerine özgü jeopolitik bağlamlarında hareket ederek ve kolektif güçlerini kullanarak daha istikrarlı, müreffeh ve yasal açıdan tutarlı bir bölgesel düzene aktif olarak katkıda bulunuyorlar. Ancak bu kayda değer vizyona ulaşmak için önlerinde uzun bir yol var.

2. Son yıllarda Orta Asya’da uluslararası hukukun gelişiminde ne gibi önemli ilerlemeler kaydedilmiştir?

Son yıllarda Orta Asya, uluslararası hukukun geliştirilmesi ve güçlendirilmesi konusunda önemli adımlara tanıklık etti; bölgedeki her ülke yasal çerçevelerini ve yargı uygulamalarını küresel standartlarla uyumlu hale getirmek için kayda değer adımlar attı. Fazla iyimser olma riskini göze alarak bu çabaların sadece uluslararası normlara bağlılığın altını çizmekle kalmayıp, aynı zamanda daha şeffaf, hesap verebilir yönetişim yapılarına doğru daha geniş bir değişimin sinyalini verdiğini söylemeliyim. Aşağıda, yargı reformlarından idam cezasının kaldırılmasına kadar uzanan girişimlerin sergilendiği, bölge genelinde kaydedilen ilerlemenin kilit örnekleri yer almaktadır.

Kazakistan: Kazakistan’ın hukuk alanında dönüm noktası niteliğindeki bir başarı, ülkeyi uluslararası insan hakları standartlarıyla uyumlu hale getiren bir adım olan ölüm cezasının kaldırılmasıdır. 2021 yılında açıklanan bu karar, Kazakistan’da insan hakları korumalarının geliştirilmesi yönünde önemli bir adımı temsil etmektedir. Ölüm cezasının kaldırılması, Kazakistan’ın taraf olduğu Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (ICCPR) gibi uluslararası hukuki belgelerde yer alan yaşamın kutsallığını koruma taahhüdünün açık bir göstergesidir. Bu karar sadece ülkenin ceza adaleti sisteminde önemli bir değişime işaret etmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgedeki insan hakları gelişmeleri için de bir emsal teşkil ediyor.

Özbekistan: Özbekistan, 2016 yılından bu yana hukukun üstünlüğünü güçlendirmeyi ve uluslararası hukuk standartlarıyla daha fazla uyum sağlamayı amaçlayan kapsamlı yargı reformlarına girişmiştir. Bu reformların önemli bir yönü de Anayasa Mahkemesi’nin yeniden canlandırılarak insan hak ve özgürlüklerinin korunmasında daha aktif bir rol oynamasının sağlanmasıdır. Anayasa Mahkemesi’nin kanunları yürürlüğe girmeden önce Anayasa’ya uygunluk açısından inceleme yetkisinin artırılması ve bireysel başvuruları inceleme imkanı, yasal ihlalleri önlemeye ve ulusal mevzuatı uluslararası normlarla uyumlu hale getirmeye yönelik proaktif bir yaklaşımın altını çizmektedir. Ayrıca, Özbekistan’ın reformları yargının bağımsızlığını ve hesap verebilirliğini (sorunlar devam etse de) geliştirmeye kadar uzanmış, böylece hakların korunması ve adaletin adil bir şekilde uygulanması için gerekli yasal çerçeveyi güçlendirmiştir.

Kırgızistan: Bu devlet, yasal ve kurumsal reformlar yoluyla insan hakları korumalarını güçlendirme kararlılığını göstermiştir. Özellikle ülke, Ulusal İnsan Hakları Kurumu’nun (UİHK) etkinliğini artırmak için adımlar atmış ve faaliyetlerini UİHK’lar için uluslararası standartları belirleyen Paris İlkeleri ile uyumlu hale getirmiştir. Bu, UİHK’nin bağımsızlığını sağlama, yetki alanını genişletme ve insan hakları sorunlarını ele alma kapasitesini artırma çabalarını içermektedir. Kırgızistan’ın bu alandaki girişimleri, insan haklarının korunmasında ve uluslararası yasal standartların ulusal düzeyde uygulanmasında sağlam ve bağımsız kurumların öneminin anlaşıldığını yansıtmaktadır.

Türkmenistan: Türkmenistan, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi bünyesindeki Evrensel Periyodik İnceleme (EPI) süreci gibi uluslararası insan hakları mekanizmalarıyla artan bir etkileşim göstermiştir. EPI’ye katılarak Türkmenistan, diğer ülkeler tarafından yapılan önerileri gözden geçirme ve insan hakları kaydını iyileştirmek için değişiklikler yapma konusunda adımlar atmayı taahhüt etmiştir. Bu etkileşim, uluslararası denetime açıklık ve ulusal uygulamaları küresel insan hakları standartlarıyla uyumlu hale getirme konusunda bir istekliliği göstermektedir.

Bölgesel İşbirliği: Orta Asya ülkeleri, bölgesel işbirliği girişimleri aracılığıyla uluslararası çevre hukukunun gelişiminde de ilerleme kaydetmiştir. Aral Gölü havzasındaki su kaynakları yönetimi gibi kritik bir konuyu ele almak için yapılan işbirlikçi çabalar, bu ilerlemenin bir göstergesidir. Önceden bahsettiğim Orta Asya İdari ve Su Yönetimi Komisyonu (IFAS) zorluklarla karşı karşıya olsa da çevresel bozulma ile mücadele etme ve uluslararası hukuki çerçeveler aracılığıyla sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etme konusundaki bölgesel bir taahhüdü temsil etmektedir. Bu çabalar, ortak çevresel sorunların tanınmasını ve uluslararası çevre normlarına uygun olarak kolektif eylemin önemini vurgulamaktadır.

Sonuç olarak Orta Asya’da uluslararası hukukun gelişiminde kaydedilen ilerleme çok yönlüdür; insan haklarını koruma, yargı bağımsızlığı, çevre hukuku reformları ve idam cezasının kaldırılması gibi alanları kapsamaktadır. Bu girişimler, bölge genelinde farklı uygulama aşamalarında olsalar da Orta Asya hukuk sistemlerinin uluslararası norm ve standartlarla giderek uyumlu hale gelmesine katkıda bulunmaktadır. Bu ülkelerin attığı adımlar, sadece kendi hukuk sistemlerini geliştirmekle kalmayıp, aynı zamanda insan hakları, çevresel sürdürülebilirlik ve hukukun üstünlüğü konularında daha geniş kapsamlı küresel tartışmalara da katkıda bulunarak uluslararası hukuka uyum konusunda olumlu bir eğilimi işaret etmektedir.

Soru 3: Orta Asya ülkelerinin uluslararası hukuk alanında işbirliği yaparak bölgesel ve küresel sorunlara etkili çözümler üretebileceğini düşünüyorsunuz?

Orta Asya ülkeleri, son dönemde hukuki yapılarını uluslararası standartlar ve normlarla uyumlu hale getirme konusundaki ilerlemeleriyle çok yönlü sorunlara yönelik artan bölgesel ve küresel işbirliği için temel bir platform oluşturmuşlardır. Kazakistan’ın idam cezasını kaldırması, Özbekistan’ın yargı reformları ve çevre hukuku alanındaki işbirlikçi çabalar gibi önemli adımların gösterdiği gibi, bu ülkeler zorluklarla karşılaşsalar da uluslararası hukukun prensiplerine olan bağlılıklarını göstermişlerdir. Bu bağlılık, bölgesel ve küresel sorunlara etkili çözümler üretebilecek işbirliğini teşvik etmek için hayati önem taşımaktadır.

Uluslararası hukuku bölgesel ve küresel sorunların çözümü için kullanmanın anahtarı, barışı, güvenliği ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmedeki değerini paylaşmakta yatmaktadır. Orta Asya ülkeleri, uluslararası hukuk normlarını iç hukuk sistemlerine entegre etmeye devam ederek su kıtlığı, çevresel bozulma ve uluslararası güvenlik tehditleri gibi konuları ele alma konusundaki kolektif kapasitelerini güçlendirebilirler. IFAS, bölgesel işbirliğini hukuki taahhütlerle desteklenerek küresel etkilere sahip çevresel krizlere nasıl çözüm üretilebileceğine dair iyi bir örnek olabilir.

Ayrıca, uluslararası hukuk alanında bölgesel işbirliğinin artırılması, Orta Asya ülkelerinin dünya sahnesinde daha etkili bir şekilde çıkarlarını savunmalarına olanak tanıyarak küresel diplomasi ve müzakerelerde birleşik bir yaklaşımı kolaylaştırabilir. Hukuki reformları ve politika girişimlerini uyumlaştırarak bu ülkeler, uluslararası forumlarda birlikte hareket ederek, bölgesel öncelikleri ve endişeleri yansıtan hukuki prensipleri savunabilirler. Bunu, Orta Asya’da hala uzun bir yol kat etmesi gereken bir adım olarak nitelendirebiliriz.

Sonuç olarak uluslararası standartlara uygun olarak hukuki ve kurumsal çerçevelerin sürekli olarak geliştirilmesi ve işbirlikçi çözüm arayışına olan bağlılık, Orta Asya ülkelerini, acil sorunların ele alınmasına dair küresel çabalara önemli ölçüde katkıda bulunmaya davet etmektedir. Bu yaklaşım, bölgenin istikrarını ve refahını güçlendirirken, uluslararası toplulukta yapıcı bir katılımcı olarak rolünü de güçlendirmektedir. Bu, uluslararası hukuk perspektifinden etkili çözümlere katkıda bulunma kapasitesine sahiptir.

Bir eğitimci olarak şunu da belirtmek zorundayım. Orta Asya’daki yükseköğretim sisteminde hukuk değerlerinin ve hukukun üstünlüğü ideallerinin yer alması, bölgenin uluslararası hukuk aracılığıyla yerel ve küresel sorunlara çözüm bulma katkısını artırmak için hayati önem taşımaktadır. Hukuk eğitiminin kalitesini artırarak ve uluslararası hukuk standartlarının önemini vurgulayarak, üniversiteler ve hukuk fakülteleri, gelecek liderlerin, politika yapıcıların ve hukuk profesyonellerinin karmaşık sorunları ele almak için gereken bilgi ve becerilere sahip olmalarını sağlayabilirler.

Uluslararası hukukun ilkelerinin kapsamlı bir anlayışını içeren sağlam bir hukuk eğitimi, gelecekteki karar alıcılar arasında adalet, hukuk devleti, insan hakları ve çevresel sürdürülebilirlik konularına derin bir bağlılık oluşturabilir. Bu eğitim odaklı yaklaşım, bireyleri uluslararası hukukun inceliklerini etkili bir şekilde yönlendirmeye hazırlamakla kalmaz, aynı zamanda küresel vatandaşlık duygusuyla sorumluluk duygusu aşılar. Bu eğitimli profesyoneller iş gücüne girdiklerinde, etkileri ulusal sınırları aşabilir, daha bilgili, uyumlu ve etkili bölgesel ve uluslararası işbirliklerine katkıda bulunabilir. Bu nedenle hukukun üstünlüğünü ve uluslararası hukuk ilkelerini öncelikli olarak ele alan yüksek öğretimi desteklemek, Orta Asya ülkelerini bugün dünya ile karşı karşıya kaldığı sorunlara çözüm üretme konusunda daha proaktif ve etkili bir rol oynamaları için güçlendirmenin temelidir.

Doç. Dr. Rustam Atadjanov
Doç. Dr. Rustam Atadjanov, Kazakistan’ın Almatı kentindeki KIMEP Üniversitesi Hukuk Fakültesi Geçici Dekanı’dır. Orta Asya Uluslararası Hukuk ve Uluslararası İlişkiler Yıllığı, Ukrayna Hukuk Dergisi ve İnsanlık, Barış ve Adalet Dergisi gibi birçok akademik kitap ve dergide editör ve ortak editördür. Uzmanlık alanları ve araştırma konuları arasında uluslararası hukuk, uluslararası insan hakları hukuku, uluslararası ceza hukuku, uluslararası insancıl hukuk, diplomatik ve konsolosluk hukuku, antlaşma hukuku, hukuk ve devlet teorisi, anayasa hukuku, ceza hukuku ve daha fazlası bulunmaktadır. Dr. Atadjanov, 2019 yılında T.M.C. Asser Press / Springer tarafından yayımlanan “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlara Karşı Korunan Bir Hukuki Çıkar Olarak İnsanlık: Kavramsal ve Normatif Yönler” adlı monografisinin yazarıdır ve Avrupa ve Asya’daki birçok akademik dergide yaklaşık 50 akademik yayın, monograf bölümü, bilimsel makale, ansiklopedik katkı ve kitap incelemesi yazmıştır. KIMEP Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Kamu Hukuku ve Uluslararası Hukuk ile ilgili dersler vermektedir.
Dilara Cansın KEÇİALAN
Dilara Cansın KEÇİALAN
Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olan Dilara Cansın KEÇİALAN, Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı'nda yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında yüksek lisans eğitimini sürdüren Keçialan, ayrıca Atatürk Üniversitesi'nde Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünde öğrenim görmektedir. ANKASAM'da Avrasya Araştırma Asistanı olarak görev yapan Keçialan'ın başlıca ilgi alanları Avrasya ve özellikle Orta Asya bölgesidir. İngilizce, Rusça ve az derecede Ukraynaca bilmekte olup Kazakça öğrenmektedir.

Röportaj

Occidental Koleji, Doç. Dr. Igor Logvinenko: “Türkiye, Yenilenebilir Enerji Alanında Önemli İlerlemeler Kaydetmiştir.”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), küresel enerji piyasalarının dönüşümünü, yenilenebilir enerjiye geçişin...

Central Lancashire Üniversitesi, Doktorant Sylwia Monika Gorska: “İşiba, Çin’le İlişkilerin İstikrara Kavuşturulmasının Öneminin Farkındadır.”

Japonya’daki Kishida Hükümeti’nin dış politikasını ve küresel jeopolitiği değerlendirmek üzere Ankara Kriz ve Siyasi...

Kazakistan KIMEP Üniversitesi, Doç. Dr. Maganat Shegebayev: “Etkili İletişim, Temel İnsani Beceriler Üzerine İnşa Edilmelidir.”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), küreselleşen dünyada farklı kültürel geçmişlere sahip iş...

Güney Danimarka Üniversitesi, Doç. Dr. Vincent Keating: “20 Yıl Aradan Sonra Guantanamo Körfezi İçin Yeni Bir Kasvetli Sayfa Açılmıştır.”

Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Guantanamo Körfezi’nin yeniden açılmasının göç politikalarına etkisini, insan...