24 Şubat 2021 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’da askeri operasyon düzenleyeceğini duyurmuş ve diğer ülkeleri Rus harekâtına müdahale etme girişimlerinin “hiç görmedikleri sonuçlara” yol açacağı konusunda uyarmıştır. Putin’in konuşması sırasında başlayan saldırılar, bir haftayı aşkın süredir devam etmektedir. Putin’in Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaş, başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştır. Özellikle Çin ile Rusya arasındaki ilişki, Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) olduğu kadar Çin’in bölgesel rakibi Japonya’yı da endişelendirmektedir. Bu kapsamda Japonya Başbakanı Fumio Kishida, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından uluslararası toplumun büyük çoğunluğunun ayak izlerini hızla takip ederek, Rusya Merkez Bankası’na yaptırımlar getirmiş ve Moskova’nın SWIFT uluslararası bankacılık sisteminden çıkarılmasını desteklemiştir.
Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Hudson Enstitüsü Araştırma Görevlisi Dr. Satoru Nagao’nun görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.
1. Rus-Japon ilişkilerinin mevcut seviyesini nasıl tanımlarsınız?

Özü itibarıyla Japonya, Rusya’nın Çin’in müttefiki olmasını hiçbir zaman istememekteydi; ancak maalesef Rusya’nın son hamlesi, Rusya’nın Çin’in müttefiki olmak istediğini ortaya koymuştur. Örneğin 2021 yılında beş Çin savaş gemisi ve beş Rus savaş gemisi, yaptıkları tatbikatlar esnasında müşterek bir şekilde Japonya’yı çevrelemiştir. Bu yüzden ilişkilerin şu anki seviyesi iyi değildir.
2. Devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sonuçları, Avrupa üzerindeki etkisinin çok ötesine geçmektedir. Söz konusu durum, Asya için de yeni bir güvenlik tehdidi oluşturabilir. Bu krizin Japon güvenliği üzerindeki jeopolitik ve diğer etkilerini nasıl analiz ediyorsunuz?
Büyük çerçeveden bakmak gerekirse aslında Japonya, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgalinin tetikleyicisi olduğu yeni bir çağdan endişe etmektedir. Soğuk Savaş sonrası geçirmiş olduğumuz 30 yıl boyunca büyük güçler arasındaki anlaşmazlıklara yönelik politikalar, nükleer savaşla sonuçlanabileceği gerekçesiyle çekimser kalmaktaydı. Ancak bu durum, Rusya söz konusu olduğunda geçerliliğini yitirmektedir. Moskova, 2008 yılından bu yana Gürcistan, Kırım, Doğu Ukrayna, Suriye, Libya gibi ülkelere karşı Soğuk Savaş sonrası süreçte oluşan bu geleneği birer birer yıkmaktadır. Bu nedenle Rusya, dünya çapındaki diğer büyük ülkelere karşı askeri güç kullananımı azaltma konusunda bir engeldir. Kremlin’in Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda, diğer büyük güçler de çıkarları için askeri güç kullanmaktan çekinmeyeceklerdir. Bu kapsamda Japonya’nın asıl endişesi, Çin’in Tayvan’a karşı oluşabilecek tutumundan kaynaklanmaktadır.
3. Japonya Başbakanı Fumio Kishida, Kuzey Toprakları’nın (Kuril Adaları) dönüşü konusunda Moskova’yla müzakerelere “sürekli devam edeceğini” söyledi. Bu faktörlerin ikili ilişkileri nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?
Kuzey Toprakları Sorunu’nu çözmeden Japonya ve Rusya’nın derin işbirliği yapma olasılığı neredeyse sıfırdır. Kishida’nın vurguladığı “sürekli devam et”in anlamı, yakın bir zamanda hiçbir şeyin olmayacağıdır.
Önümüzdeki süreçte Kuzey Kutbu’ndaki buzların erimesi nedeniyle yeni bir deniz yolunun açılacağı öngörülmektedir. Ve yeni deniz yolu, Japonya’nın Kuzey Toprakları ile birlikte çalışacak. Deniz İletişim Hatları’nı güvence altına almak için kuzey bölgeleri, askeri kuvvetlerin konuşlandırılması için stratejik bir konumdadır. Ve Soğuk Savaş çağında olduğu gibi, Okhotsk Denizi de Rusya için nükleer balistik füze denizaltılarını ABD’ye karşı saklamak açısından ideal yerlerden biridir. Rusya, Okhotsk Denizi çevresinde yeterli askeri gücü konuşlandırırsa ve Okhotsk Denizi’ndeki nükleer füzelere sahip Rus denizaltılarını tespit etmek için herhangi bir yabancı askeri gücü hariç tutarsa, bu politika işe yarayacaktır. Bu nedenle Kuzey Toprakları’nın stratejik önemi artmaktadır.
Ayrıca Rusya şu anda birçok yerde toprak için savaşıyor. Bu ortamda Japonların Rusya’nın Kuzey Bölgesi’ndeki topraklarını kabul etmesini beklemek kolay değil.
4. Rusya-Çin ilişkisinin Japonya ve bölgesel güvenlik üzerindeki etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Japonya, askeri güçlerini Çin ve Rusya’ya karşı aynı anda bölmek zorundadır. Bu durum, Japonya’nın savunması için çok daha yüksek maliyet demektir. Japonya, bu yıl Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni revize edecektir. Japonya’nın stratejisini etkileyecek en önemli olay, Rusya-Çin-Kuzey Kore ittifakıdır.
5. Ukrayna Krizi ile Kuril Adaları’nın mevcut durumu arasında benzerlik var mı? Genel bir değerlendirme yapabilir misiniz?
Önemli bir benzerlik var. Sovyetler Birliği, 1945 senesinde Tarafsızlık Paktı’nı bozarak Kuzey Toprakları’nı işgal etti. Şimdi de Rusya, uluslararası hukuku görmezden geliyor ve Gürcistan, Kırım ve Ukrayna’da statükoyu zorla değiştiriyor. Rusya, mevcut uluslararası hukuka dayalı kural tabanlı düzene saygı göstermemektedir. Benzerlik hukuka karşı ciddi bir meydan okumanın bulunmasından kaynaklanmaktadır.
Röportajda yer alan görüşler, uzmanın kişisel görüşleri olup, Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’nin (ANKASAM) yayın politikasını yansıtmayabilir.
Bu röportajın orijinal hali 23 Mart 2022 tarihinde The International Asia Today’da Rusça ve İngilizce olarak yayınlanmıştır.
Rusça versiyonu için tıklayınız: https://theasiatoday.org/interviews-ru/научный-сотрудник-института-хадсона/?lang=ru
İngilizce versiyonu için tıklayınız: https://theasiatoday.org/interviews/fellow-of-hudson-institute-dr-saturo-nagao-japan-has-particularly-concerned-about-chinas-demeanour-towards-taiwan/