Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi

Peşmerge Sonrası Kerkük’ün Yönetimi Sorunu

Asırlar boyunca resmi kayıtlarda Türkmen şehri olarak tanımlanan Kerkük, Baas rejiminin iktidara gelmesiyle birlikte etnik yapısının Arap unsurlarca ele geçirilmesine yönelik faaliyetlere muhatap kalmıştır. 2003 yılından itibaren ise Irak’ın kuzey bölgesinde ortaya çıkan siyasi ve askeri boşluk Peşmerge güçleri tarafından doldurulmuştur. Diğer yandan ABD’nin Irak’taki en güçlü müttefiki olan Kürt partileri Kerkük’le beraber diğer tartışmalı bölgeleri de ele geçirmiş ve demografisini büyük ölçüde değiştirmişlerdir.

25 Eylül Sonrası Kerkük

Birçok uyarıya rağmen Barzani ve diğer Kürt partilerinin ısrarı üzerine gerçekleştirilen referandum sonrası Irak hükümeti, 2003 yılından beri ilk kez tartışmalı bölgelerin idaresini talep etmiş ve bu bölgelerde bulunan Peşmerge güçlerinin çekilmesini istemiştir. Diğer yandan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden (IKBY) Erbil ve Süleymaniye havaalanları ve sınır kapılarının teslimini resmi bir şekilde talep etmiştir. Irak hükümeti talepler karşılığında IKBY’den ret cevabı almıştır.

Irak hükümeti bir yandan DEAŞ’a karşı Havice Operasyonu’nu yürütürken diğer yandan siyasi açıdan referandum krizini çözmeye çalışmıştır. Ancak siyasi çabalarla bir çözüme ulaşılamayınca Irak Başbakanı Haydar el-İbadi Irak ordusuyla beraber Haşdi Şabi güçlerinin Kerkük ve diğer çatışmalı bölgelere girmesini talep etmiştir. Birkaç saat içerisinde Kerkük’te kontrol el değiştirince, Peşmerge güçleri IKBY bölgesine çekilme kararını almıştır. Tüm bu gelişmelerin Irak Başbakanı Haydar el-İbadi tarafından planlandığı ileri sürülmektedir. Nitekim Irak ordusunun Kerkük’e girmesi, Havice Operasyonu’nun bir uzantısı olmasından ziyade Kerkük valisi Necmettin Kerim’in Federal Yüksek Mahkeme tarafından görevden alınma kararının ardından gerçekleşmiştir. Bunun akabinde Irak ordusu ve Haşdi Şabi güçlerinin Kerkük’e girmesiyle Haydar el-İbadi, Kerim’in yerine başka bir ismi vali olarak atamıştır. Bugün Irak ordusu tarafından kontrol edilen Kerkük ilinin “nasıl yönetileceği” sorusunun referandum krizine galip gelmesi muhtemeldir.

Kerkük’ün Yönetilmesi Sorunu

Günümüz itibarıyla doğrudan Bağdat hükümeti tarafından kontrol edilen Kerkük ili daha önce de-facto olarak Kürt partileri tarafından yönetilmiştir. Irak hükümeti askeri ve siyasi olarak Kerkük’te kontrol sağlar sağlamaz Türkmenler kutlamalar yapmış ve Kerkük İl Meclisi’nin feshini talep etmişlerdir. Bilindiği üzere Kerkük İl Meclisi daha önce gayri meşru bir şekilde IKBY bayrağını asma kararı almış ve Kerkük’ü referanduma dahil etmiştir. Bu nedenden ötürü Kürt temsilcileri tarafından kontrol edilen Kerkük İl Meclisi’nin meşruluğu tartışma konusu haline gelmiştir. Zira söz konusu meclisin Kerkük eski Valisi Kerim’in görevden alınmasının ardından herhangi bir karar almaması Kürt partilerine bağlılığını bir kez daha kanıtlamıştır. Dolayısıyla meşruluğu tartışma konusu olan bir meclisin ve 2003 yılından itibaren birçok demografik değişimin söz konusu olduğu ilin idaresi sorunu kaçınılmaz olacaktır. Irak Türkmen Cephesi (ITC) lideri Erşat Salihi Kerkük Valisi’nin Türkmen olmasını talep etmiştir. Kerkük’ün idaresiyle ilgili birkaç öneri ileri sürmek mümkün olabilir. Ancak bu önerilerin uygulanması için Kerkük’ün demografik yapısının eski haline yani özüne dönmesi zaruridir.

Öneriler

1. Kerkük’ün Doğrudan Bağdat’a Bağlı Olması Önerisi

Kerkük, 2003 yılından itibaren istisnai bir şekilde Kürt siyasi partileri tarafından yönetilmiştir. Irak Parlamentosu ve il meclisi seçimlerinin Kerkük’te yapılması tartışma konusu olmuştur. Dolayısıyla yapılan seçimlerin güvenliği ve şeffaflığı da soru işaretleri barındırmıştır. 2003 yılından sonra bu ile yerleştirilen Kürtlerin geri gönderilmesi ve Kürt partileri tarafından gayr-i hukuki ve gayr-i meşru bir şekilde ele geçirilen devlet kurumlarında Kerkük halkın temsilinin adil bir şekilde ağlanması gerekir. Böylesi bir yapının tesisi için ise Kerkük’ün doğrudan Bağdat’a bağlanması gerekir. Nitekim Bağdat, Irak’ın genelini temsil etmektedir.

2. Kerkük’ün Federe Devlet Olması Önerisi

Kerkük’ün federe bir devlet olarak idare edilmesi hususunda ortaya çıkan tartışma yeni bir durum değildir. Daha önce Irak Parlamentosu, Kerkük’ün federe bir devlet olması yönünde karar almıştır. Ancak bu karar Federal Yüksek Mahkeme tarafından reddedilmiştir. 2003 yılından beri Kerkük’ü kontrol eden Kürt partileri söz konusu ili IKBY’ye bağlamaya çalışmıştır. Ancak Türkmenler ve Araplar Kerkük’ün IKBY’ye bağlanmasına karşı çıkmışlardır. Bu bağlamda esas ifade edilmeye çalışılan husus eğer Kerkük, merkezi yönetimin dışında bir yapıya bağlanacaksa bunun adresinin IKBY olmadığıdır. Bu noktada Kerkük’e federe bir statü verilmesi gerek demokratik anlayışa gerekse de tarihsel gerçekliğe daha uygundur.

3. Türkiye’nin Rolüne İlişkin Öneriler

Ankara’nın Kerkük ve Türkmenler konusunda Bağdat’la yakın temas içerisinde olması gerekir. Bağdat denildiğinde sadece Bağdat yönetimi değil, aynı zamanda Haşdi Şabi güçlerini de söz konusu olmaktadır. Nitekim bu Haşdi Şabi bünyesinde çok ciddi sayıda Türk nüfusu (Türkmen) bulunmaktadır. Daha önce Peşmerge tarafından sağlanan asayişin Türkmenlerden oluşan Haşdi Şabi güçleri üzerinden tesis edilmesi Kerkük’ün Türkmen kimliği açısından önemli bir husustur. Açıkça ifade etmek gerekir ki; Türkmenler olmadan Irak ordusu ve Haşdi Şabi güçlerinin gerek Kerkük’ü ele alması gerekse kontrolün sağlanması oldukça zor ve maliyetli olurdu. Irak’ta farklı gruplarla iyi ilişkiler kurmayı başaran Türkiye’nin Bağdat yönetimiyle de işbirliği yapması gerekir. Aksi takdirde Kerkük, 2018 seçimlerinden sonra Şii siyasi güçleriyle Kürt siyasi güçleri arasında rekabet ve çatışmanın yaşandığı bir alan olacaktır. Bu noktada da en fazla zararı Türkmenler görecek ve Türkiye ise Irak jeopolitiği bağlamında önemli bir darbe yiyecektir. Yaşanan gelişmeler doğrultusunda Kerkük’ün yönetiminin Erbil ile Süleymaniye havaalanları ve sınır kapılarının teslimi karşılığında Kürt partileri ile Şii siyasi partiler arasında paylaşım konusu olacağı yönünde bir sonuç çıkarılabilir. Zira Kasım Süleymani ve Hadi el-Amiri ile Talabani ailesi arasında Kerkük, Süleymaniye ve Halepçe’den oluşan federe bir devlet üzerine anlaşıldığı yönünde bir iddia vuku bulmuştur. Irak Hükümeti’nin bu iddiayı yalanlaması, Kerkük’ü Kürtlere teslim edecek siyasi bir anlaşmanın olmayacağı anlamına gelmemektedir.

Sonuç

Kerkük ilinde herhangi bir etnik grubun ezici çoğunluk oluşturmaması münasebetiyle nasıl yönetileceği sorunu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla Kerkük Valisi’nin veya federe bir devlet olması halinde başkanın herhangi bir etnik gruptan olması diğer etnik gruplar tarafından olumlu bir şekilde karşılanmayacaktır. Bu nedenle Irak parlamentosu tarafından Kerkük iline ilişkin bir kanuni düzenleme yapılması gerekir. Söz konusu düzenlemede Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi’ndeki rotasyon uygulaması örnek alınabilir. Bosna Hersek’teki uygulamaya paralel şekilde dört yılda bir seçilen İl Konseyi’nde Kerkük’ün üç önemli etnik grubu olan Türkmen, Kürt ve Arapları temsil eden üç üye yer alacaktır. Bu üyelerin her biri sekiz ay boyunca Konsey başkanı olacaktır. Ancak bu sistemin tesisi için Kerkük’ün idari yapısının Araplaştırma ve Kürtleştirme politikalarının hayata geçirilmediği zamanki yapısına büründürülmesi ve Türkmen kimliğinin korunması gerekir. Zira bugün Ankara ve Bağdat arasındaki yakınlaşmanın da bu yönde kullanılması gerekir.