Özdemir Müfrezesi’nden Önce: Akra ve Revanduz Civarında Kuvva-i Milliye Hareketi

30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile takriben ulusal sınırlarımıza dek çekilmiş olan Osmanlı Devleti burada da tutunamayarak dört bir yandan saldırı ve işgale uğradı. 1920 yazında Sevr Antlaşması ile parçalanmanın ve çöküşün eşiğine gelmişti. Ancak bu duruma Anadolu’nun her yerinden gelen itirazlar; yöresel kongreler, geçici yönetimler ve Kuvva-i Milliye adı verilen silahlı direniş güçlerini ortaya çıkarmıştır. Yöresel direniş güçleri 4-11 Eylül 1919 tarihinde toplanan Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında Mustafa Kemal Paşa’nın öncülüğünde birleştirildi. Kongre’de onun başkanlığında seçilen Temsil Heyeti 23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM toplanıncaya dek Anadolu Devrimi’ni yönetti.

Anadolu’da özellikle işgal tehlikesi karşısında ortaya çıkan Kongreler ve Direniş örgütleri, son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı tarafından kabul edilen Misak-ı Milli sınırları içinde olan ama İngilizlerin işgal ettiği Musul Vilayeti’nde ortaya çıktı. 1919 Mayıs’ında Süleymaniye’de Şeyh Mahmut, 1920 Haziran’ında Telafer’de Eski Osmanlı Subaylarından Cemil Muhammed önderliğindeki ayaklanmalar, İngiliz güçleri tarafından bastırıldı. Direniş, Vilayetin kuzeyindeki dağlık alanlara çekildi. Bölgede yerleşik Kürt oymakları, İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF-Royal Air Force) ve onların silahlandırdığı Hristiyan Nasturi çetelerinin vahşi saldırılarına karşı kendilerini savunmaya çalışıyorlardı. Musul Özdemir Harekâtı[1] adlı kitabımda bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler bulunmaktadır.

Sivas Kongresi, bu eşitsiz ve zorlu koşullarda yükseldi. Anadolu Devrimi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) toplanmasıyla Yeni Türkiye Devleti’ni kurmuştu. Kuvva-i Milliye güçlerinden düzenli orduya geçişi başaran TBMM Hükümetleri, Doğu ve Batı Cephelerinde başarılar sağlayarak gücünü kanıtladı. Bu gelişmeler, Musul Vilayeti’ndeki bazı aydınların dikkatini çekmiş, Yeni Türkiye’den destek alma umudu ortaya çıktı. Aynı anda Eski Süleymaniye Milletvekili Ahmet Taki’nin girişimleri, Musul Vilayeti’nde kurtuluş ümidi yaratan önemli gelişmelere yol açtı.

İngiliz kaynaklarına dayanarak İhsan Şerif Kaymaz, Vilayetin dağlık kuzey kısımlarında ortaya çıkan direnişleri sıralamaktadır.

1-İlk ciddi eylem, 4 Nisan 1919’da Goyan Oymağı tarafından Zaho’da siyasal görevli İngiliz Subay A.C Pearson öldürüldü. Eylemciler Türkiye’ye çekildiler.

2-İngiliz takibinin yetersiz kalmasından yararlanan Goyanlılar ve onlardan cesaret alarak katılan diğer oymaklar, 14 Temmuz’da İmadiye’ye saldırarak 2 İngiliz subayı ile birlikte işgal yönetiminin birisi İngiliz, ikisi Hintli üç memurunu öldürdüler. İngilizler bu kez hava güçlerini devreye sokarak bölgedeki sivil yerleşimleri bombaladılar. Hava saldırıları Türkiye denetimindeki Cizre’ye dek uzanarak eylemcileri bir süre sindirdiler.

3-Kahraman Faris Ağa önderliğindeki Zebari oymağı, komşu oymaklardan da destek alarak 3 Kasım 1919’da Albay J. H. Bill ve yardımcısı Yüzbaşı K. R. Scott ile silahlı korumalarını pusuya düşürerek öldürdüler. Bu İngilizler için büyük bir darbe idi. Başarılı pusudan sonra direnişçiler, Akra kasabasını ele geçirdiler. Kasaba, kuzeydeki dağlık alana yönelik saldırılar için önemli bir üs konumundaydı.

Bu başarı, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde toplanan Sivas Kongresi’ni basmaya yeltenen Binbaşı Noel ile İşbirlikçi Elâzığ Valisi Ali Galip olayına bir cevaptı. Sivas Kongresi’nden sonra güney illerinde başlayan Fransız işgallerine karşı Temsil Heyeti adına görevlendirilen subaylar aracılığıyla örgütlenen Kuvva-i Milliye tarzı direnişler Musul Vilayeti’ne dek sıçramış oldu. İngilizlerin buna her zamanki gibi hava bombardımanları ile karşılık verdi.  Havadaki üstünlükleri doğrusu tartışmasızdı.[2]

Zap boylarında Zaho’dan İmadiye’ye, oradan Akra’ya doğru yayılan direnişte yer alan Faris Zebari Ağa, daha sonra Revanduz merkezli gelişecek olan Kuvva-i Milliye hareketinin önemli yerel önderlerinden biri olacaktır. 1923 ilkbaharına kadar süren bu rolü nedeniyle İngilizler sonraki yıllarda ona güvenmeyeceklerdi. 28-29 Mayıs 2011 tarihinde Kuzey Irak’ın Şaklava kasabasındaki Eko-Politik Platformu tarafından düzenlenen Çalıştay’da onun bu rolünü ilk gün oturumu sırasında açıklamıştım.

Ertesi gün kahvaltı salonunda yanıma gelen uzun boylu zayıf bir delikanlı, kendisini Dildar Zebari olarak tanıttı. Londra’da Uluslararası Hukuk okuyormuş. Bana babasının benimle tanışmak istediğini söyledi. Onayım üzerine ilerideki masada oturan babası Ferzande Zebari’yi getirdi. Kendisi Faris Ağa’nın yeğeni imiş ve bir gün önceki konuşmamı dinlemiş, teşekkürlerini bildirmek istemiş. Hazır akrabalarını bulmuşken Kurtuluş Savaşımızın bu unutulan kahramanının yaşamıyla ilgili bilgi edinmeye çalıştım. Ferzande Bey, amcasının 1940’ların başlarına dek yaşadığını ve 1942’de İngilizler tarafından zehirlenerek öldürüldüğünü söyledi. Kendisine Faris Ağa’nın kahramanlıklarının anlatıldığı MUSUL ÖZDEMİR HAREKÂTI kitabımın 2 baskısından armağan ettim. Kendisinin bana olan misafirlik davetine ve çok gitmek istememe rağmen Revanduz’a programın yoğunluğu ayrıca zaman darlığı sebepleriyle gidemedim.

Genelkurmay Başkanlığı’nın yayınladığı İstiklal Harbi-Güney Cephesi adlı eserde, Barzani ve Surçi oymaklarının Revanduz Harekâtı döneminde Türk Hükümeti’ne bağlı kaldıkları ama kendi aralarının açık olduğu belirtilmektedir. Bunlar arasında dostluk kurmak yöredeki yöneticilerin önemli bir görevi olarak vurgulanıyor ve sözü Faris Ağa’ya getirerek şu saptamayı yapmaktadır:[3]

“Üçüncü aşiret ise İmadiye’nin güneydoğusundaki Barzan ve Sürücü aşiretleri arasındaki Zebar aşiretiydi. Bunların silahlı mevcutları 200-300 kadardı. Başlarında Zebar Kaymakamı Faris Ağa vardı. Bu zatın Türk kuvvetlerine çok hizmeti dokunmuştu, ona güvenilebilirdi.”

Özdemir Bey’in yakın arkadaşı ve kara kutusu olan Antep Savunması ile ilgili bir kitabı bulunan Sahir Uzel’di. Kendisinin Özdemir Bey’den aldığı bilgiler ve belgelere dayanarak yazdığı Revanduz Harekâtı ile ilgili bir başka eseri daha vardı. Fakat bunu yayınlamadan Devlet Arşivi’ne teslim etmişti. Daktilo edilmiş haldeki bu eser, ancak yarım asır sonra ATESE Arşivinde görevli bir Yarbay tarafından 2001 yılında kitap olarak tanzim edilerek yayınlanmıştır. Sahir Uzel, Revanduz Bölgesi’nde Özdemir Bey gelmeden önceki gelişmeleri İngiliz saldırı ve entrikalarına karşı tepkileri vurgulayarak şöyle anlatmaktadır:[4]

 “İşte bu ve buna benzer hareketleri İngiliz aleyhtarlığının yer yer patlak vermesi tacil etmiştir. Nitekim Revandiz ve Zebar’da mevzii kıyamlar başlamış…Türk taraftarı aşiret reisleri buna ön ayak olmuşlardı…” diyerek o da sözü Faris Ağa’ya getirmektedir: “Zibari aşireti reisi kahraman Faris Ağa Nasturi bölgesinde teşkilat yapmak üzere İmadiye’ye gitmekte olan İngiliz hakim-i askerisini pusuya düşürerek öldürmüş, bu diğer aşiret reislerini tahrike vesile olmuş, her tarafta İngilizler aleyhine ayaklanmalar başlamıştı.”

Zebar Direnişi, bir kıvılcım etkisi yarattı. Ayaklanma, doğuya doğru yani Revanduz mıntıkasına ulaşmaya başlamıştı.

Zebar Direnişinin yayılmasında; İngilizlerin I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti aleyhine isyan eden ve daha sonra İran’a sığınan Asurlu azınlığı (Nasturiler ve Keldaniler) kaçtıkları Hakkâri ilimize yerleştirme çabaları etken olmuştu. Mondros Mütarekesi sonrası Bağdat’a yakın bir belde olan Bakuba’da yaşayan 40 bin civarındaki Nasturi nüfusun, ünlü İngiliz casusu olan Gertrude Bell’in (Çöl Kraliçesi lakaplı) teklifi ile İmadiye’ye yerleştirilmesi önerildi. Dağlık ve zorlu arazilerde yaşamaya alışkın olan Nasturilerin silahlandırılıp eğit-donat modeliyle güçlendirilmesiyle İngilizler için tampon bölge olarak kullanılabilirdi. Bölgede yaşayan Kürt oymakları önemsenmiyor, kaçınılmaz bir “etnik temizlik” öngörülüyordu. Faris Ağa’nın pususu ve başarılı sonucu işte bu girişimlere ilk tepkiydi.

Revanduz bölgesinde 1920 yılı boyunca yayılan direnişe ise Surçi oymağının reisi Şeyh Rakip Cavit ön ayak oluyordu. Revanduz ileri gelenleri de ona destek oluyorlardı. Sahir Uzel anlatıyor:[5]

“Revanduzlular müstevli kuvvetleri şehirlerinden atınca bir heyet göndererek Nihat Paşa’dan yardım veya Revanduz ve havalisini işgal etmelerini ısrarla istediler. Nihat Paşa, Cephe İstihbaratında çalışan Mülkiye kaymakamlarından Remzi Özbek’i bir heyet halinde Revanduz ve havalisine gönderdi. Tetkik Heyeti adını alan bu heyet, mahallinde yaptığı tetkikatta halkın ve aşiretin Türkiye’ye sadık ve İngilizlere aleyhtar bulunduğunu bildirmekle beraber heyet azaları da halkla beraber hareket etmeye başladı. Cephe Komutanlığı, Tetkik Heyeti’nin raporlarını Ankara’ya aksettirdi… Bu işlerde en çok faaliyeti görülen ve bilfiil çalışanların başında… Surçi aşireti reisi Şeyh Rakip Cavit, kardeşi Abdullah, Revandiz ahalisinden Bavil Ağazade, Eşraftan Şevket, Jandarma Zabiti Nuri, Şeyh Emin Efendiler vardır. Bunlar bulundukları mevkilerde isyan bayrağını çekmişler, muhitlerindeki İngilizlere hücum etmişler, Revandiz’den İngilizleri çıkarmaya muvaffak olmuşlar, burada Türkiye Hükümeti namına milli bir hükümet teşkil etmişlerdir.”

Sahir Uzel, Özdemir Bey’in gelişinden önceki yıllarda Büyük Zap boylarında ortaya çıkan Kuvva-i Milliye kapsamında değerlendirebileceğimiz bu direniş hareketleri ve Revanduz’da yerel kongre niteliğindeki bir çalışma sonucu seçilen Türkiye’ye bağlı yöresel yönetim yapısıyla ilgili bilgileri Kaymakam Remzi Bey’den aldığı anlaşılıyor. Bu bilgiler doğru olsa bile hayli eksik ve yetersiz kaldığı, konuyu çok genel bir çerçevede aktardığı görülmektedir. Bunları tamamlamak, bir bütünlüğe kavuşturmak için ayrı bir makale yazacağız.


[1] Murat Güztoklusu, Kürt Sorunu’na Müdafaa-i Hukuk Çözümü-Musul Özdemir Harekâtı ve Süleymaniye Kongresi, 5. Baskı, Barış Yayınevi, Ankara 2015.

[2] İhsan Şerif Kaymaz, Musul Sorunu, Otopsi Yayınları, İstanbul 2003, s. 107-109.

[3] Sahir Uzel, İstiklal Savaşımız Esnasında Kürtlük Cereyanları ve Irak-Revanduz Harekâtı, Resmi Vesaike Müstenit Harp Tarihi (Daktilo Metin), Genelkurmay ATESE Kütüphanesi, İstiklal No: 215, s. 303; Sahir Uzel’in daktilo edilmiş eseri ve dosyalı resmî belgeler (Özdemir Bey Arşivi) ATESE’de çalışan Yarbay Suat Akgül tarafından tanzim edilerek kitap halinde müşterek adla yayınlanmıştır. s. 35-36; Suat Akgül-Sahir Uzel, Musul-Kerkük Harekâtı, Berikan Yayınevi, Ankara 2001; Özdemir Bey Arşivi ve Sahir Uzel’in eserinin heyecanlı öyküsü Musul Özdemir Harekâtı kitabımda anlatılmıştır.

[4] ATESE (Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı Yayını), Türk İstiklal Harbi Cilt: 4 Güney Cephesi, Genelkurmay Basımevi, 2009.

[5] Aynı yer.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Murat GÜZTOKLUSU
Murat GÜZTOKLUSU
1955 yılında, İstanbul'da doğdu, İlkokulu Giresun'un Şebinkarahisar ilçesinde, ortaokul ve liseyi İstanbul'da bitirdi. Yüksek öğrenimini ODTÜ - İdari ve İktisadi Bİlimler Fakültesi'nde tamamladı. Üniversiteden sonra özel sektörde yurtiçi ve yurtdışında uzman yönetici olarak görev yaptı. 1989-95 yılları arasında İstanbul ve Ankara Belediyelerinde genel müdürlük yaparak Halksu, KAYK (Katı Atıkların Yeniden Kazanımı) ve Ulupazar Projeleri'ni uyguladı. Çubukbelgi (barkod) teknolojisinin Türk mağazacılığına girişini sağladı. Tek veya ortak çalışmalarla yayımlanan kitapları dışında çok sayıda makale, tebliğ, konferans, panel, radyo ve televizyon programları ile fikir ve projelerini tanıtmaya çalışmıştır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

BİZİ TAKİP EDİN

3,027BeğenenlerBeğen
232TakipçiTakip Et
2,675TakipçiTakip Et
277AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz