Ortadoğu’da Kaosun Yeni Adı Golan mı?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, 21 Mart 2019 tarihinde Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “52 yıl aradan sonra, ABD’nin İsrail Devleti ve bölgesel istikrar için kritik öneme sahip, stratejik ve güvenlik açısından son derece büyük önem taşıyan Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tam olarak tanımasının zamanı geldi.” dedi. Donald Trump’ın bu açıklaması başta Türkiye olmak üzere tüm dünya basınında büyük yankı uyandırdı.

Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), ABD’nin Ortadoğu’daki yeni hedefi olan Golan Tepeleri’ne ilişkin kararını değerlendirmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Öğr. Gör. Ceyhun ÇİÇEKÇİ (Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Öğr. Gör. Ceyhun Çiçekçi, sözlerinin başında Golan Tepeleri’nin 1967 yılından bu yana İsrail’in işgali altında olduğunu belirtti. Çiçekçi, söz konusu işgalin hem İsrail iç kamuoyunda meşrulaştırıcı bir argüman olarak kullanıldığına hem de jeostratejik boyutlarının olduğuna dikkat çekti. Çiçekçi, “Bu hamle hem uluslararası hukukun temel ilkelerini ihlal ederek uluslararası sistemi anarşik bir yapıya sokuyor hem de bundan sonra gerçekleşecek muhtemel ilhak girişimlerinin önünü açıyor.” diye konuştu.

ABD’nin uluslararası sistemin altını oyma pahasına da olsa İsrail’in güvenliğine önem verdiğini belirten Çiçekçi, “Bölgesel düzeyde yeni düzen, kuşkusuz İsrail’in sebep olduğu sorunların ‘çözümüne’ dayanıyor. Yüzyılın anlaşması, Kudüs’ün ve Golan’ın tanınmasıyla iki kademe ilerlemiş görünüyor. Bir yuvarlak masa etrafında poz veren delegasyonları muhtemelen en son göreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Mete YARAR (Güvenlik Politikaları Uzmanı)

Mete Yarar, Washington’un bu kararının İsrail’in tezlerini destekleyici onlarca hamlesinden sadece bir tanesi olduğunu belirterek “Birleşmiş Milletler’in (BM) kararına rağmen İsrail’in başkentinin Kudüs olarak tanınması ve Filistinlilerin yurtlarından gönderilmesi konusunda da ABD aynı tavrı göstermişti. Golan Tepeleri hakkındaki bu karar, önceki olaylardan bağımsız gerçekleşmiş bir hamle değil.” dedi.

ABD’nin gerçekleştirdiği birçok hamleyle Golan Tepeleri ve İsrail’in güvenliğinin sağlanması konusunda adım atacağının sinyallerini önceden vermiş olduğunu belirten Yarar, “Bölgede bulunan İranlı milislerin ve diğer rejim güçlerinin bölgeden çıkarılma faaliyetleri ve Ürdün sınırının bazı bölgelerinde (ABD’nin) kendi oluşturmuş olduğu güçlerin bulunuyor olması, bugünkü çizilen yol haritasının belli mihenk taşlarıydı. Bu açıdan, Golan Tepeleri’ne ilişkin yapılan açıklama sürpriz olmadı. Çünkü ABD’nin BM kararlarını tanımayacağı ve daha önce alınan bağlayıcı kararları hayata geçirmeyeceğine dair bir duruşu vardı. Bu hamleyle de bunu bir kez daha tüm dünyaya gösterdi.” değerlendirmesinde bulundu.

Dr. Öğr. Üyesi Fatma Anıl ÖZTOP (ANKASAM Kriz Yönetimi Danışmanı)

Dr. Öğr. Üyesi Fatma Anıl Öztop, İsrail’in ABD için çok önemli bir devlet konumunda olduğunu ve ABD’nin bölgede var olan kaynakların önemini bildiğini vurguladı. Öztop, bu hamlenin bölgedeki kaynakların kullanımı konusunda İsrail ile ortak hareket edileceğinin önemli bir göstergesi olduğuna dikkat çekti.

BM’nin 1981 yılında İsrail’in ilhak hareketini kınayan ve yok hükmünde sayan kararını ABD’nin tanımadığını belirten Öztop, “BM başta olmak üzere uluslararası örgütlerin bu alanda çok fazla etkinliği olmadığı artık biliniyor. BM kararının tanınmaması, özellikle ABD’nin kendi öz çıkarları söz konusu olduğunda, BM’nin işlevsizliği daha açık bir şekilde gözler önüne seriliyor. BM Anlaşması’nda kararların bağlayıcılığına vurgu yapılıyor. Fakat Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 5 daimî üyesinden biri olan ABD’nin bağlayıcı olan kararları tanımaması, durumu ikircikli hale dönüştürüyor. Bu da uluslararası örgütleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanabildikleri ya da yeri geldiğinde devre dışı bırakabildiklerinin göstergesidir. Biz de buradan bu tip örgütlerin yeniden sorgulanması gerektiğini anlıyoruz.” diye konuştu.

Washington’ın İsrail’i sürekli el üstünde tuttuğunu, bunun sadece Trump döneminde değil Trump öncesinde de bu şekilde olduğunu belirten Öztop, gelecek sürecin de bu şekilde devam edeceğini, çünkü ABD için İsrail’in güvenliğinin diğer bölge ülkelerinden çok daha önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Aydın NURHAN (Emekli Büyükelçi)

Emekli Büyükelçi Aydın Nurhan, Donald Trump’ın “America First (Önce Amerika)” politikasından kaynaklanan gerçek bir vatansever olduğunu ve önceliğinin İsrail değil Amerika olduğunu belirtti. Trump’ın İsrail’den değil de Amerika’dan yana olmasının, Amerika’daki İsrail lobisini çok rahatsız ettiğini söyleyen Emekli Büyükelçi, “Amerika, İsrail için çok büyük fedakârlıklar yapmıştır. Bu fedakarlıklar yüzünden başı çok büyük dertlere girmiştir. Amerikan bütçesi bundan dolayı çok büyük açıklar vermiştir. Ortadoğu’dan çıkmak isterken aslında İsrail yüzünden çıkamadığı bir gerçektir.” sözlerini sarf etti. Bu hamlenin Washington’un yaşadığı olumsuz durumlar silsilesini gizlemeyi amaçlayan bir hareket olduğuna dikkat çeken Nurhan, Trump’ın Amerikan çıkarlarını en üstte tutmak istediğini, fakat bunu yaparken kendi açıklarının ortaya çıkmasından da çok korktuğunu vurguladı.

Washington’un bu hamleyle birlikte bağlayıcı niteliği olan BM kararlarını bir kez daha tanımadığını söyleyen Emekli Büyükelçi, “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi, dünya beşten büyüktür. ABD, BM kararlarını sürekli veto ederek ‘İsrail bir yana dünya bir yana’ mesajı veriyor. Washington’ın birtakım uluslararası örgütlerden çıkması da bunu kanıtlar nitelikte. ABD, İsrail için korkunç fedakarlıklarda bulunuyor.” yorumunda bulundu.

Fatih SABUNCU (TRT Dış Haberler Editörü)

Fatih Sabuncu, Golan Tepeleri’nin işgalinin elli yıllık bir konu olduğunu belirterek, “1967 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra İsrail tarafından işgal ve ilhak edilen bu bölgenin 1981 yılında uluslararası arenada tanınmamasının ardından BM, ‘İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki egemenlik hakkı yok hükmündedir’ şeklinde açıklama yaptı. Burada yeni ve belki fiili işgalden daha önemli olan şey, uluslararası dünyanın tanımadığı bu işgali ABD’nin tanımış olmasıdır.” dedi.

ABD’nin yaptığı bu açıklamanın 9 Nisan’da İsrail’de gerçekleşecek olan genel seçimlere artı puan olarak yansıyacağını belirten Sabuncu, “Uzun vadede yeni işgaller için uluslararası destek alabileceğini düşünen İsrail, işgallerini meşrulaştırma ve genişletme açısından bunu kullanabilir. ABD içinse 2020 yılında yapılacak Başkanlık seçimlerinde İsrail lobisinin Donald Trump’a tam desteği olacaktır. Trump ise uluslararası arenada elli yıllık işgali meşrulaştırmanın kibrini yaşayacaktır.” şeklinde açıklamada bulundu.

Bu hamlenin bölgesel etkisinin tam bir facia olabileceğini söyleyen Sabuncu, bu işgale ses çıkartabilecek ülkelerin seslerinin kesildiğini belirtti. Sabuncu, “1967 yılında İsrail işgaline karşı savaşan ülkeler bugün ya İsrail ile kol kola ya da İsrail’e sözlü tepki dahi gösterecek durumda değil. İsrail’in işgali meşrulaştırması, bugün kol kola yürüdüğü diğer Arap ülkelerinin (İsrail) topraklarını işgal etmesine yol açabilir. Bu da Ortadoğu’da başka bir kaos dönemine girilmesi anlamına gelir.” dedi.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

2,896BeğenenlerBeğen
192TakipçiTakip Et
2,088TakipçiTakip Et
248AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz