Müslüman Kardeşler’i Tasfiye Sürecinde Mursi’ye İdam Kararı

Cezaevi firarında rolü olduğu gerekçesiyle Mısır’ın devrik cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve 100’den fazla kişi idam cezasına çarptırıldı. Mursi’nin/Müslüman Kardeşler’in (MK) siyasi tutumu, mevcut yönetimin kendini tanıtmada ve meşrulaştırmada merkeze MK olmak üzere çeşitli siyasal İslam örgütlerine karşıtlığı alması nedeniyle “Mursi kararının” hem siyasi hem de hukuki yönü bulunmaktadır.

Mursi’ye yönelik verilen bu son karar sürpriz olarak değerlendirilmedi. Örgütün Muhammed Badie gibi önemli isimlerinin de farklı davalardan aynı cezaya çarptırıldığı, 2013 sonrasında MK’ye ve farklı muhalif yapılanmalara yapılan tasfiye düşünüldüğünde, verilen karar süreç dışı bir adım olarak nitelendirilmemektedir.

Karara; ABD, AB, BM, Türkiye ve insan hakları ilintili örgütler tepki göstermektedir. Mısır’ın bu kararla uluslararası yükümlülüklerini ihlal ettiği belirtilirken endişeler dile getirilmiştir. Uluslararası Af Örgütü, Mursi’nin adil olarak yargılanmadığını ifade ederken eski cumhurbaşkanının “aylarca tecrit altında tutulduğunun ve soruşturmalar sırasında kendisini savunacak bir avukatı olmadığının” altını çizmekte, insan haklarının ihlal edildiği yorumunda bulunmaktadır. Benzer eleştiriler İnsan Hakları Örgütü’nden de gelmiştir. Özetle kararın hukukiliği ve yargının tarafsızlığı sorgulanmaktadır. Mısırlı yetkililer ise Mursi’ye getirilen suçlamaların ciddi nitelik taşıdığını ve Mısır hukuki sistemindeki cezaî karşılığının verildiğini savunmaktadır. Ayrıca davaya ilişkin son karar olmadığına;  Mursi’nin veyahut diğer sanıkların temyize gidilebileceğine dikkat çekmektedir. Mevcut dönemde Büyük Müftü’nün kararı beklenmektedir. Büyük Müftü’den gelecek karar sonrasında Mahkeme nihaî kararını 2 Haziran’da verecektir.

Kahire Ceza Mahkemesi’nin kararının hukukiliğine ve insan haklarına uygun olup olmadığına dair tartışmalar mevcuttur. Öte yandan kararın yadsınamaz siyasi önemi bulunmaktadır. Mısır siyasetinde Mursi, MK’nin ve destekçilerinin simgesi ve sembolü haline gelmiştir, ilk defa Mısır’da eski cumhurbaşkanına idam cezası verilmiştir. Sisi yönetimi; MK’yi, örgüt ile ilişkilerini ve kendi stratejisini hâlâ terörizm ile ilişkilendirilmektedir. Kahire, iç ve dış politikasını siyasal İslam’ın öne çıkan hareketi olan MK’nin ve destekçilerinin siyasi, hukuki ve güvenlik alanlarında tasfiyesine odaklamıştır. Mevcut tablo örgüt tarihindeki en büyük sınavın en zorlu dönemeci olarak adlandırılabilir. MK’nin iktidara gelmesi, düşürülmesi ve akabinde tasfiyesi sürecindeki en kritik aşama olarak değerlendirilebilir. İlk defa sistemin ve MK’nin bu kadar keskin hatlarla karşı karşıya geldiği de söylenebilir.

Örgütün stratejisi, vereceği cevaplar bu noktada önem teşkil etmektedir. Mevcut dönemdeki tutum “bekle-gör politikası” olarak adlandırılabilir. Örgütün terör ile bağlantısı tartışmalıdır. Kahire, MK’nin terör saldırıları düzenlediğini iddia ederken örgüt suçlamaları reddetmekte ve barışçıl siyaset izlediğinin altını çizmektedir. Diğer taraftan ülkede terör saldırıları devam etmektedir. “Mursi kararından” sonra da terör saldırısı düzenlenmiştir. Adalet bakan,   saldırıdan MK’yi sorumlu tutmuştur.

Bu süreçte düşünülmesi gereken bir diğer unsur da siyasi ve ulusal uzlaşma çabalarının sürekliliği ve sonuç verip vermeyeceğidir. Örgütün ve yönetimin öne sürdükleri şartlardan geri adım atmasının yanında taraflarda meydana gelecek bir ayrılık ya da yeni bir yapılanma uzlaşma sürecini hızlandırabilir. Adı geçen süreç aynı zamanda devlet başkanı Sisi’nin Mursi’ye ve diğer MK liderlerine özel af kararı vermesini de gündeme getirebilir. Veyahut Büyük Müftü’nün, mahkemenin kararında değişikliğe gitmesi de düşünülebilir. Müftü’nün ölüm cezasını müebbet hapse çevirme olasılığı da bulunmaktadır.

Sonuç olarak; Kahire, MK ile mücadele çizgisinden geri adım atmadığını bir kez daha göstermiştir. İçte ve dışta terörle mücadeleyi ve güvenlik etmenlerini öne çıkarmaya devam etmektedir. IŞİD’in ülkedeki ve bölgedeki varlığı örnek olarak verilebilir. Libya, Suriye, Yemen konularında iç terör tehditlerine yönelik kullandığı benzer söylemlere başvurmakta, MK benzeri veya MK ile ittifak yapan örgütlere de göndermede bulunmaktadır. Başka bir deyişle Kahire’nin bu örnekleri bağlantısız düşünmediği, bölgesel unsurları da ilgili politikasına kattığı düşünülmektedir. Önemli soru Mısır’a istikrarın ne zaman geleceğidir?

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Dr. Ceren GÜRSELER
Dr. Ceren GÜRSELER
2003 yılında Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden onur decesiyle mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2006 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde "The Islamic Rhetoric of the Palestine Liberation Organization (Filistin Kurtuluş Örgütü'nün İslami Söylemi)" başlıklı teziyle aldı. Doktorasını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde "Afrika Örf ve Adet Hukukunda Self-Determinasyon Hakkı" başlıklı teziyle 2015 yılında tamamladı. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Devletler Hukuku Anabilim Dalı'nda yardımcı doçent olarak görev yapmaktadır. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Afrika ve Arap Ülkeleri Araştırmacısı, Ankara Üniversitesi Afrika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde Dış İlişkiler Uzmanı, Çankaya Belediyesi'nde Dış İlişkiler Uzmanı olarak çalışmıştır. Afrika ülkeleri siyaseti, Afrika siyaseti, Filistin sorunu, self-determinasyon, siyasal İslam, uluslararası hukuk, terörizm ve Afrikalı-Amerikan çalışmaları başlıca araştırma ve çalışma alanları arasındadır.

BİZİ TAKİP EDİN

3,030BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,715TakipçiTakip Et
279AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz