Kerkük Operasyonu’nun Bölgedeki Dengelere Yansımaları

Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (IKBY)’nde, bölgesel ve küresel güçlerin bütün eleştiri ve karşı çıkmalarına karşın 25 Eylül 2017’de bağımsızlık referandumu yapıldı. Referandumuna ilişkin küresel ve bölgesel aktörler kendi ulusal güvenlik öncelikleri ve dış politika hedefleri temelinde farklı pozisyonlar aldı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, IKBY’nin tek taraflı bir şekilde bağımsızlık referandumu düzenleme kararı almasından dolayı derin hayal kırıklığı yaşadıklarını belirtti. Yine benzer tepkiler Türkiye ve İran’dan da geldi. Türkiye, IKBY ile güçlü ticari, siyasi ve güvenlik ilişkilerine sahip olmasına rağmen referandumun yapılmasına karşı pozisyon almaktan geri durmadı. Referandum süreci özellikle bir yandan Irak Merkezi Hükümeti üzerindeki hegemonyası ya da etkisini tehdit etmesi diğer yandan kendi Kürt nüfusu üzerindeki muhtemel etkileri nedeniyle İran, referandumun yapılmasına sert tepki gösterdi. Hava sahalarının ve sınır kapılarının kapatılmasıyla IKBY, Türkiye, İran ve Irak arasında kıskaca alındı.

Bağımsızlık referandumu öncesi ve sonrasında en çok tartışılan konuların başında şüphesiz Kerkük meselesi gelmekteydi. 2014 yılından beri Peşmergenin kontrolünde olan ve IKBY’nin kendi sınırlarına dâhil ettiği Kerkük’te referandumun yapılması Irak’ta ve bölgede dengelerin değişmesine yol açmaktaydı. Zengin petrol yatakları, kozmopolit yapısı ve stratejik önemi nedeniyle Kerkük gerilimi fay hattını oluşturmaktaydı. Kerkük’ün statüsünün değişmesi halinde Türkiye kendi tezlerini ileri sürmekteydi. Yine İran, Kerkük’te bir oldu bittiye razı olmayacağını belirtmekteydi.

Tartışmalı bölgeler konusu Irak merkezi hükümetiyle IKBY arasında, ikili ilişkilerde krizlere neden olmaktaydı. Merkezi hükümet sorunları şartlı bir şekilde görüşeceğini dile getirmesine karşın IKBY buna yanaşmamaktaydı. Referandumdan sonra IKBY’nin sorunları diyalogla çözme konusunda ısrarına karşılık Irak merkezi hükümeti referandumun iptal edilmesi şartını ileri sürmüştür. Mesut Barzani’nin başdanışmanı Hemin Hawrami’nin yaptığı açıklamaya göre referandumun iptal edilmesinin mümkün olmadığının altı çizilmiştir. Dolayısıyla Irak Merkezi Hükümeti’nin istediği şartın yerine getirilmemesi, IKBY ile olan sorunların diyalogla çözülme ihtimalini ortadan kaldırmıştır. Böylece Irak Merkezi Hükümeti, IKBY’nin kendi sınırlarına dahil ettiği tartışmalı bölgelerin kendi yönetimine geçmesi yönünde karar almıştı. Bunun üzerine Irak ordusu ve Haşdi Şabi güçleri, Peşmergenin kontrolünde olan tartışmalı bölgelere operasyonu başlatmıştır. Cumartesi günü başlayan çatışma öncesi hareketlilik Pazar gecesi sıcak çatışmaya dönüşmüş ve Irak ordusu ile Haşdi Şabi güçleri ciddi bir direnişle karşılaşmadan Kerkük’e girerek kısa sürede kentte kontrolü sağladı. Irak ordusu ve Haşdi Şabi’nin Kerkük zaferinden sonra IKBY ve Irak’ta dengeler yeniden şekillendi.

Irak ve IKBY’de Değişen Dengeler

Irak ordusu ve Haşdi Şabi’nin bir günde ele geçirdiği Kerkük’te güvenliğin tesis edilmesi, KYB’li yeni valinin atanması ve Haşdi Şabi’nin kentten çıkması Araplar ve Kürtler arasında uzun süreli gerilimleri önlemeyecektir. Bu gerilimlerin fay hatları tartışmalı bölgeler üzerinde çizilmiş durumdadır. Nitekim Kerkük’ün bazı mahallelerinde, Şengal, Mahmur, Hanekin, Rabie, Tuzhurmatu ve Hanekin’de Haşdi Şabi’nin baskılarına karşı isyan haberleri gelmektedir.

Merkezi Hükümet ve Bölgesel Yönetim arasında çıkan krizin iki önemli aktörü olan Haydar İbadi ve Mesut Barzani siyasi olarak büyük riskler almış durumdalar. Irak’ta önümüzdeki yıl yapılacak seçimlerde İbadi tekrar başbakanlık koltuğuna oturmak için ABD, Türkiye ve İran’ın desteğine ihtiyaç duymaktadır. Bu bağlamda bağımsızlık referandumu sonrası gerek ABD gerekse Türkiye ve İran’la koordineli hareket etmiştir.  İbadi ayrıca iç kamuoyuna yönelik olarak IKBY’nin bağımsızlığını engelleyerek Irak’ın parçalanmasının önüne geçtiğinin mesajını da vermiştir. Ayrıca operasyonun Irak ordusu ve Şii milis gücü olan Haşdi Şabi ile yürütülmesi Irak’ın diğer bileşenleri olan Sünni ve Şiilere güçlü bir mesaj niteliğindedir.

Barzani ise bağımsızlık referandumunda elde ettiği başarısını, Kasım 2017’deki seçimlerde taçlandırmak istemektemektedir. İç kamuoyuna yönelik olan bağımsızlık referandumu kararı Barzani’nin elini güçlendirmiş ancak iyi ilişkilere sahip olduğu ABD ve Türkiye gibi müttefiklerini kaybetmiştir. Barzani, bağımsızlık referandumundan geri adım atmayacağını göstermek için geleneksel müttefiklerine karşı yumuşak dil kullanırken Merkezi Hükümet’e karşı dozu ayarlanmış sözlerle diyalog çağrısında bulunmaktaydı. Ancak Barzani’nin İbadi’ye karşı iki dezavantajı bulunmaktaydı. Bunlardan birincisi Barzani’nin desteğini alacağı müttefiki veya müttefiklerinin olmaması, ikincisi Barzani’ye ait Peşmerge’nin zayıf ve dağınık yapıda olmasıdır. Özellikle Kerkük’ün savunulması esnasında KYB’li Peşmergelerin savaşmadan geri çekilmesi ve sonrasında Peşmerge arasında çıkan anlaşmazlık bölgesel yönetimin elini daha da zayıflatmıştır.

KDP-KYB Rekabeti

Kerkük’ün alınmasından sonra IKBY’deki başkanlık seçimlerinin ertelenmesi ihtimaller dâhilindedir. Barzani’nin sonuna kadar Kerkük’ü savunacağız sözlerine rağmen Peşmergenin Irak ordusu ve Haşdi Şabi’ye karşı direnç gösterememesi iç kamuoyunda tepkilere neden olmaktadır. Ancak Barzaniye yakın medya kuruluşlarının yaptığı haberlere bakıldığında Haşdi Şabi ve Bafel Talabani arasında anlaşma imzalandığı, bu nedenle KYB’li Peşmergelerin Kerkük’ü Irak ordusu ve Haşdi Şabi’ye teslim ettiği yönünde haberlerin ön planda olduğu görülmektedir. Taraflar arasında imzalanan 9 maddelik bir anlaşma metnin yayınlanması ve Irak ordusu ile Haşdi Şabi’nin herhangi bir dirençle karşılaşmadan anlaşmada adı geçen yerleri ele geçirmesi anlaşmanın yapıldığına dair inancı güçlendirmektedir. Böyle bir anlaşmanın olma ihtimali KDP-KYB arasındaki rekabetin bölgedeki diğer aktörler tarafından yerinde kullandığını göstermektedir.

KYB’nin Süleymaniye dışında Kerkük’te etkinlik kurması halinde bölgesel yönetim içinde ikili yapıyı güçlendirecektir. Bu durumda bağımsız bir Kürt devleti girişimi engellenmiş olacaktır. IKBY’nin en köklü iki partisi arasında referandum, Kerkük’ün geleceği ve Bağdat’la ilişkiler konularında derin görüş ayrılıkları olduğu bilinmekteydi. İki parti arasında 2012’den bu yana çok hassas bir denge bulunmaktaydı. IKBY’de KDP’nin güçlenmesi KYB’nin aleyhine işlediğinden iki parti arasındaki denge de bozulmuştur. Bu nedenle KYB, etki alanlarını kaybetmemek için KDP’den farklı politikalar izlemiştir. Referandumdan sonra KYB’nin üst düzey bazı isimleri Barzani’den farklı olarak merkezi hükümetle görüşmelerin Irak Anayasası’na göre olması gerektiğini savunuyordu. KYB’nin bu hamlesi Barzani’nin bütün kazanımlarını yok etmesi ve onu iç politikada daha zor durumda bırakma ihtimali seçimlerin ertelemesine neden olabilir.  Ayrıca KDP-KYB arasında yaşanan sürtüşmelerin sıcak çatışmaya dönüşme riski de bulunmaktadır. Böyle bir çatışmanın IKBY’nin bütün kazanımlarını ortadan kaldıracağını ve Kürtler arasında derin ayrılıkları yaratacağını bilen Barzani, KYB ile uzlaşma yoluna gideceği ön görüsü yapılabilir.

Bölgede Değişen Dengeler

Geçmişten günümüze bölgede Kürtlerle ilgili konularda Türkiye, İran, Irak ve Suriye birlikte hareket etmiştir. Şüphesiz Kürt nüfusunun bu ülkelerde belli bir çoğunluğa sahip olması ve Kürt ayrılıkçı hareketlerin bu devletlerin tümünü etkileme kapasitesinin olması ortak hareket etmeyi gerekli kılmıştır. Bu bağlamda bağımsızlık referandumu öncesinde ve sonrasında Türkiye’nin İran ve Irak ile hareket etmesi anlaşılır bir durumdur.

Türkiye’nin referandumdan önce İran ve Irak’la ortak hareket etmesi ve bu iki ülke ile geliştirdiği ittifak ilişkisi en çok Tahran’ın elini güçlendirmiştir. İran tarafından yönlendirildiği bilinen Şii milis gücü Haşdi Şabi’nin Kerkük Operasyonu’na katılması bölgede İran’ın aleyhine olan dengeleri lehine çevirmiştir. Ayrıca Kerkük Operasyonu aslında Barzani’nin bölgede siyaset yapmasının ancak geleneksel müttefikleriyle ortak hareket ederek sağlanabileceğini göstermiştir. Dolayısıyla Türkiye’nin desteği olmaksızın Barzani’nin bölgedeki tehditlerle başa çıkamayacağını göstermiştir. Operasyonun Irak açısından önemi ise; Irak parçalanmaktan kurtarılmıştır.

Kerkük Operasyonu’ndan sonra Irak Merkezi Hükümeti’nin IKBY karşısında güçlenmesi iç politikada Barzani’yi zayıflatma ihtimali bulunmaktadır. Bu durumdan en çok İran memnun kalacaktır. İran, Barzani’nin Türkiye ile olan ilişkilerinde rahatsızdı. Referandumdan sonra bu ilişkiler bozulmuştur. Kerkük Operasyonu’ndan sonra ise Barzani kendi iktidarını tehlikeye atmıştır. Söz konusu coğrafyada Kürt liderliği için KYB’nin etkin rol alması, bölgenin İran’ın etkisinde kalmasına neden olacaktır. Buna karşın Türkiye, siyasi söylemlerle Kürtlerle Barzani‘yi ayrıştırmış böylece Barzani sonrası dönemde oluşacak denklemde yerini alma planları yapmıştır.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Erol ÖZDEMİR
Erol ÖZDEMİR
1989 yılında Karaçoban-Erzurum doğumlu olan Arş. Gör. Erol Özdemir, Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden 2013 yılında mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2017 yılında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamladı. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora programına kabul edildi. 2014 yılından bu yana Gazi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaktadır. Özdemir’in başlıca çalışma ve araştırma alanları Algı Yönetimi, Kriz ve Kriz Yönetimi gibi kavramların yanında İran Dış Politikası ve Kürt Jeopolitiği’dir. İngilizce ve Farsça bilen Özdemir, evli ve bir çocuk babasıdır.

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,718TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz