Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın sosyal medya sitesi Twitter üzerinden verdiği mesajlar, son dönemde sıklıkla gündeme gelmekte ve uluslararası kamuoyunda çeşitli tartışmalara yol açmaktadır. Bu sebeple de Twitter, Trump’ın uyguladığı politikaların önemli bir parçası olarak değerlendirilmekte ve hatta “Trump Doktrini”nin bu şekilde oluşturulduğuna dair iddialar öne çıkmaktadır.

Kuşkusuz Trump’ın “Twitter Diplomasisi” olarak tanımlanabilecek bir yöntem çerçevesinde yürüttüğü başkanlık süreci, ABD’nin 230 yıllık devlet tarihindeki hiçbir döneme benzememektedir. Zira Trump, televizyonlarda yayınlanan “Reality Show” programlarında sunuculuk yapmış ve üyesi olduğu partiyi beş kez değiştirmiş bir isimdir. Üstelik daha önce herhangi bir devlet görevinde de bulunmamıştır. Bu nedenle Trump’ın Amerikan devlet geleneğine yabancı olduğu ve alışılmışın dışında bir figür olarak siyaset arenasında yer aldığı ifade edilebilir. Twitter hesabını etkin bir şekilde kullanan Trump, bu yolla hem seçmenlerinin güvenini kazanmaya hem de iç politikadaki pozisyonunu netleştirmeye çalışmaktadır. Dolayısıyla onun kullandığı yöntem, kitlelerle doğrudan iletişim kurmayı hedeflemektedir. Nitekim Trump, 2016 yılında gerçekleşen ABD başkanlık seçimlerinde de sosyal medyayı aktif bir biçimde kullanmış ve Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarında
bulunan 100 milyon takipçisinin desteği, seçimleri kazanmasında belirleyici olmuştur. Bu nedenle de Trump, “Sosyal medya, sahte kitle iletişim araçlarından daha etkilidir.” demektedir.

Göreve geldiği günden itibaren Trump’ın sosyal medyayı kullanış biçimi, onun bu platform üzerinden dünya gündemini belirleyebileceğini göstermiştir. Örneğin geçtiğimiz sonbaharda, Kuzey Kore lideri Kim Jongun hakkında söz konusu uygulama üzerinden yapmış olduğu açıklamalar, tüm dünyanın nükleer bir savaşın patlak vermesinden endişe duymasına neden olmuştur. Bu endişeye bağlı olarak ABD iç siyasetinde de yeni polemikler yaşanmış ve nükleer silah kullanma yetkisinin Trump’ın elinden alınmasına yönelik çağrılar yapılmıştır. Çünkü paylaştığı iletide Trump, “Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ni tamamen yok etmek” gibi bir tehditte bulunarak açık bir şekilde nükleer silah kullanacağını ima etmiştir.

22 Temmuz 2018 tarihinde ise ikinci bir skandala imza atan Trump, bu kez de paylaştığı iletide İran’ı hedef tahtasına oturtmuştur. Trump büyük harflerle yaptığı paylaşımda, İran’ın bir daha asla ABD’yi tehdit etmemesi gerektiğini vurgulamış ve aksi hâlde, Tahran’ın ağır sonuçlara katlanacağını belirtmiştir.

Trump’ın sosyal medya üzerinden gelişigüzel yaptığı düşünülen bu paylaşımlar, sanıldığı gibi kontrolsüz söylemlerden ibaret olmayıp konuyu araştıran uzmanlar tarafından iç politikayla ilişkilendirilmektedir.


İNDİR

Bu çalışma ile ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

2,791BeğenenlerBeğen
103TakipçilerTakip Et
1,724TakipçilerTakip Et
210AbonelerAbone

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz

BENZER YAYINLAR

2017’de Nasıl Bir Ortadoğu: Riskler, Tehditler Fırsatlar

Osmanlı Devleti toprakları, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından savaşta galip gelen güçler tarafından paylaşılmıştır. Bu çerçevede,...

İran’ın Güvenlik Politikalarında Devrim Muhafızları Ordusunun Yeri

Ordu, bir devletin en temel hedefi olan varlığını devam ettirmesi başta olmak üzere, çıkarlarının elde...