IŞİD’in Afganistan – Bölge Jeopolitiğine Etkisi ve Geleceği

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı örgütün uluslararası politika sahnesine çıkışı Suriye’deki iç savaşın doruk noktaya ulaştığı 2014 yılının sonbaharına rastlamaktadır. 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgali sonrası öncelikle Sünni toplumun işgalci güçlere ve onların desteklediği Şii unsurlara yönelik tepkisiyle güçlenen El Kaide’nin Irak kolu, süreç içinde dönüşerek ve ana gövdeden koparak Suriye harekât sahasında yerini aldı. Suriye içindeki karmaşık güçler dengesi içinde savunduğu sözde İslami argümanlar ve uyguladığı sınırsız şiddetle gerek Suriye içindeki muhalif gruplar gerekse Dünya’nın geri kalan dışlanmış ve çaresiz bırakılmış İslam coğrafyası parçalarında bir çekim merkezi haline gelerek güçlenmeye başladı.

IŞİD’in Suriye’de eriştiği güç ve etki alanı zaman içerisinde İslam coğrafyasındaki diğer istikrarsız ve güvensiz bölgelere de yayıldı. Bu bölgelerden birisi de Afganistan oldu. Bu ülkedeki siyasi istikrarsızlık ve güvenlik boşluğu öylesine büyüktü ki IŞİD’in, Taliban’ın yanında ve(ya) karşısında kendisine yer bulması pek zor olmadı. Buna bağlı olarak çok kısa sürede eylemlerini Afganistan’ının birçok vilayetinde artırma imkanı kazandı. Çoğunlukla faaliyet gösterdiği bölgeler Afganistan’ın güneyinde Pakistan sınırındaki Zabul ve kuzeyinde Kunduz vilayetlerinin bulunduğu doğu Nangarhar vilayeti oldu. Daha önce Taliban’ın güçlü hakimiyeti altında bulunan Tora Bora Dağları’nın önemli merkezleri olan Açın (Achin), Şinvar (Shinwar), Hogani (Khogyani)’nin  IŞİD’in kontrolüne geçtiği iddia edilmektedir.

IŞİD’in Afganistan’da Güçlenme ve Yayılma Stratejisi

IŞİD’in Afganistan’daki en önemli hedef kitlesi gençlerdir. Onların dini inancını ve duygularını istismar etmekte ve ülkedeki ciddi boyutlardaki işsizliği de kullanarak kendi saflarına adam kazandırmaktadır. Gençlere yaptığı propagandada yürüttükleri savaşların Allah katında meşru olduğunu ve öldükten sonra cennete gideceklerini ileri sürmektedir. IŞİD özellikle propagandasındaki uhrevi teşvikler ile gençleri inandırmaktadır.

IŞİD liderleri medyanın öneminin farkında olarak destekçi ve himayecilerini arttırmak için sosyal medya ve radyoyu çok iyi kullanmaktalar. İletişim konusunda Taliban, Hakkani vb. terör örgütlerinden daha başarılı olan IŞİD gençleri sosyal medya dışında Afganistan’da kendisine yakın olan “ilim hocaları ve davetçiler’’ ile ikna etmeye çalışmakta. Propagandalarında en çok “Tağut” temasını kullanırken bunu ayetler ve hadislerin kendilerince meal ve tefsiriyle destekleyerek gençleri yanına çekmeyi hedeflemektedir. IŞİD cihat ayetlerini ayrıntıya ve içeriğine girmeden deliller de göstererek kendi tabanında ve hedef kitlesinde işlemektedir. Mutluluk, zafer ve başarının bu şekilde geleceği şeklinde algı oluşturmaya çalışan IŞİD, medyayı ve diğer kitle iletişim araçlarını kullanarak kendi tabanını sürekli tekrarla etkilerken yeni sosyal taban oluşturmaya ve bunu derinleştirmeye çabalamaktadır.

IŞİD’in bir diğer yeteneği de dünyadaki birçok gelişmeyi fırsat olarak kullanmayı çok iyi becermesi ve kendi faydalarına çevirmeyi maharetle icra etmesidir. Örnek vermek gerekirse, Afganistan’daki IŞİD lideri Abu Ömer Horasani ABD seçimleri sonucu Trump’ın başkan seçilmesini örgütüne; “Trump Müslümanlardan ve göçmenlerden nefret etmekte” şeklinde empoze ederek Afgan halkının ABD’ye yönelik mevcut olumsuz tutum ve duygularını daha da pekiştirmeye çalışmıştır. Böylece gençleri kendi tarafına çekerek yeni militanlar kazanmaktadır.[1]

Molla Ömer öldükten sonra Taliban liderlerinin arasındaki iç çekişmeler ve çatışmalar Afganistan’nın diğer büyük illerinde Talibanın başarısız olmasına neden olmuş, bu da IŞİD’in işine yaramıştır. Örgütteki bu parçalanmış durum birçok Taliban militanının IŞİD terör örgütüne katılmasıyla sonuçlanmıştır. Afganistan’daki ilk IŞİD lideri Abdul Rauf Han daha önce Afganistan’da Helmend ilinde Taliban komutanıydı.

IŞİD’in diğer terör örgütleri gibi Afganistan’daki mali kaynaklarının başını uyuşturucu ticaretinden elde ettiği paralar oluşturmaktadır. Örgüt, bu ticaretten yıllık yaklaşık 500 milyon dolar kazanmaktadır.[2] Bu konuda İranlı bir uzman, diğer tüm terör örgütleri gibi IŞİD’in de bütçesi için son derece zengin kaynaklar elde etme amacıyla hedefe yönelik çalıştığını belirterek şöyle bir tespitte bulunmaktadır:

IŞİD, Afgan eroinini ele geçirerek yurtdışına satacak. Öncelikle komşu ülkelere, yani Orta Asya ülkelerine gönderecekler. Bu ülkelerin sınır güvenliği pek güçlü değil. Bu, IŞİD’in işini kolaylaştırıyor. IŞİD militanları ayrıca bu ülkelerin uyuşturucu kaçakçılarının desteğini alarak Afganistan’dan Rusya’ya, ardından da Avrupa’ya olan uyuşturucu sevkiyatını kontrol altına alabilir.”[3]

IŞİD’in Afganistan’daki Zayıf Yönleri

IŞİD gerek Afganistan’da gerekse bölgede toplumlar tarafından genel olarak yabancı bir terör örgütü olarak görülmektedir. Bu açıdan bakılacak olursa IŞİD’in hiç bir zaman Taliban gibi geniş bir toplumsal tabana ve dolayısıyla güçlü bir kadroya sahip olamayacağını söylemek mümkündür. Taliban’ın genel kanının aksine dini motifli bir örgüt olmasının yanı sıra Peştunlara ait mikro milliyetçi güçlü bir tarafı da vardır. Taliban’ın bu niteliği IŞİD’in bölgede daha da güçlenmesini engelleyen kritik bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Bu engelin aşılmasının oldukça zor olduğunun bilincinde olan IŞİD ise faaliyetlerini sürdürdüğü bölgede “Horasan” adını kullanarak daha çok bölgedeki Tacik/Fars ve Türk kökenli toplumlara hitap etmeyi tercih etmektedir. Propagandalarında “Horasan” adını kullanarak tarihi bir davette bulunmakta ve eski bir imparatorluğu bir hedef olarak sunmaktadır. Bu davet Peştunların kulağına hoş gelmemekte, öte yandan Tacik/Fars ve Türk kökenli toplumların da beğenisini kazanmamaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere IŞİD’in hem Afganistan’da hem de Orta Asya ve Güney Asya’da toplumlar tarafından orta ve uzun vadede kabul görmesi ve taban bulması oldukça zordur.

IŞİD’in Afganistan’da kök salarak yerleşmesinin önündeki diğer engellerden birisi de örgütün kendi argümanlarının hilafına gayrimüslimlerden daha çok Afgan halkına zarar veriyor olması ve halkın bu yöndeki algısıdır. Her ne kadar iletişim vasıtalarını etkili kullanıyor görünse de, psikolojik etkinlik açısından aynı başarıyı gösterdiği söylenemez. Örgüt, bölgede insanlarla iyi ilişkiler geliştirememektedir. Suriye ve Irak’taki ahlak dışı davranışları/kadınlara tecavüzleri Afganistan ve bölgedeki insanların nefretini artırmakta ve IŞİD’e karşı düşmanlığı artırmaktadır.

IŞİD’ın bulunduğu bölgelerde kabul görmesi ve faaliyetlerine devam edebilmesi için imamların ve yaşlılar heyetinin (Jirga-ı Mahalli) desteğine sahip olması zaruridir. Ancak IŞİD’in bu konuda da başarılı olduğunu söylemek oldukça zor. Örgütün işlediği din adamı ve imam cinayetleri karşısında yakın bir zamanda toplanan Afganistan din ulemaları bir karar almış ve IŞİD’e karşı cihat ilan etmişlerdir.

Ülkede IŞİD’e karşı Taliban propagandası da söz konusudur. Bir Taliban liderinin ifade ettiği; “IŞİD’ın sebepsiz, maksatsız adam öldürme, işkence, zulüm, yağma, yıkma ve zaten fakir olan Afgan halkının mallarını ve topraklarını gasp etmesi, onları yerinden etmeleri, kamu refahı ve gelişimi için olan projelerden, okullardan ve kliniklerden halkı mahrum bırakmaları nedeniyle birçok IŞİD lideri kendine bağlı adamlarıyla Taliban’a katılmaya başlamıştır. IŞİD’ın kör ve ahlaksız politikaları, IŞİD’ın komutanlarının Taliban’a katılmasına sebep oluyor.”[4] sözleri IŞİD’in ülkede nasıl karşılandığını göstermesi bakımından bir bilgi vermektedir. Ancak Taliban’ın da IŞİD’in yaptığını yıllar boyu yapmadığını ifade etmek de pek mümkün değildir.

Ayrıca IŞİD’in bölgedeki Taliban unsurları tarafından sürekli taciz edilmesi örgütün sahada hareket ve manevra serbestesini sınırlamaktadır. Meydana gelen çatışmalarda kadrolarını bölge içinden yenileme yeteneği çok kısıtlı olan örgüt, sürekli militan kaybı yaşamaktadır. Bu durum örgütün gücünü önemli oranda zayıflatmaktadır.

IŞİD’in Afganistan’daki uyuşturucu ticareti Taliban’a nazaran çok daha sınırlı bir alanda kalmaktadır. Toplumsal desteğin zayıf olması nedeniyle belirli coğrafi alanları tarımsal olarak kontrolde zorlanması ve Taliban baskısı nedeniyle uyuşturucu gelirlerine bağlı ekonomik gücünün sürdürülebilir olmadığını görülmektedir.

IŞİD’ın Musul’daki savaşı kaybetmesi halinde fiziki ve psikolojik gücü zayıflayacak, bu durum Afganistan’daki IŞİD’i de olumsuz olarak etkileyecektir.

Afganistan’da birçok adi ve organize suçlar tıpkı Taliban örneğinde görüldüğü gibi IŞİD üzerine yüklenmektedir. Halkın bir kısmı bu tür haberlere inanırken siyasi ve sözde dini maksatlarla şiddet uygulayan örgütler de bu kötü şöhretten nasibini almaktadır. En son Ghor ilinde aslında iki aile arasında yaşanan ve 30 kişinin ölümüyle sonuçlanan çatışmada suç IŞİD üzerine atılmıştır.

IŞİD Afganistan’da ve bölgede pek çok tehdit unsuruyla karşı karşıyadır. Bu tehditler IŞİD’in kolaylıkla başa çıkabileceği türden tehditler değildir. ABD bölgede IŞİD’in bulunuyor olmasından gerçek bir rahatsızlık duymamakta, ayrıca kendisine karşı bir tehdit unsuru olarak algılanmasından da hoşnut bir tavrı olduğu hissedilmektedir.  Tıpkı Irak ve Suriye’de olduğu gibi IŞİD’in Afganistan’daki varlığı ABD’ye birçok hareket alanı açmakta ve kullanışlı bir örgüt işlevi sağlamaktadır.

Öte yandan, Rusya IŞİD’ın Afganistan’da güçlenmesinden rahatsızlık duymakta ve IŞİD’i Afganistan’da istememektedir. Çünkü IŞİD’in kuzeye yakın olması Rusya’nın Orta Asya ülkelerindeki etkisini zayıflatıcı bir faktör olarak değerlendirmekte ve bölgenin ABD’nin etkisine açık hale gelmesine neden olacağını düşünmektedir. Ayrıca, terör olaylarının ve örgütlerinin Kafkasya’ya taşma etkisinden çekinmektedir.

IŞİD terör örgütünün Afganistan’da orta ve uzun dönemde kendi organik imkân ve kabiliyetleri çerçevesinde güçlenmesinin devam edemeyeceği değerlendirilmektedir. Ancak, IŞİD’ın Afganistan’dan tamamen ayrılması kısa sürede gerçekleşebilecek bir ihtimal değildir.

Örgütün Afganistan ve yakın çevresinde önümüzdeki dönemde güç kazandığına ilişkin emarelerin ortaya çıkması halinde bunun bölgenin iç dinamiklerinden ziyade küresel güçlerin bir etkisinin olduğu yönünde değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.


[1] https://dari.sputniknews.com/world/20161115978078/

[2] http://www.darinews.com//میلیون-ها-دلار-عواید-داعش-از-ترانزیت-هر

[3] https://tr.sputniknews.com/analiz/201509191017841081/

[4] http://kureselanaliz.com/2016/04/afganistanda-bircok-isid-komutani-askerleriyle-birlikte-talibana-katildi/

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Abdul Rahim QAYYUMI
Abdul Rahim QAYYUMI
2013 yılında Balkh Üniversitesi Hukuk ve Siyaset Bilimi Fakültesinde Siyaset Bilimi Bölümünden mezun oldu. Akademik düzeyde çeşitli makaleleri ve çalışmaları bulunan Abdul Rahim QAYYUMI, Ortadoğu ülkeleri üzerine çalışmalarına devam etmektedir. Türkçenin yanı sıra İngilizce, Farsça, Urduca, Özbekçe ve Türkmence dillerini iyi derecede bilmektedir.

BİZİ TAKİP EDİN

3,029BeğenenlerBeğen
233TakipçiTakip Et
2,681TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz