İran’daki Belirsiz Durum

Geçtiğimiz günlerde İran’da yaşanan olayların nedenleri halen sorgulanmakta olsa da konu hakkında yapılan analizlerin hiçbiri, gösterilerin şaşırtıcı bir şekilde artmasının gerekçelerini açıklama mahiyeti taşımamaktadır. Nitekim İran’daki gösteriler, bazı kesimler tarafından adalet ve eşitlik arayışı olarak yorumlanırken; durumu rejimin yarattığı bir kriz olarak tanımlayanlar da vardır. Üçüncü bir yorum ise gösterilerin, İran’ın maruz kaldığı yerel ve uluslararası baskının bir sonucu olduğunu söylemektedir. Bu görüşlerin hiçbiri, net bir açıklama sunmasa da İran’ın geleceğine dair tahminler yürütülmesine yardımcı olmaktadır

28 Aralık 2017 tarihinde Meşhed kenti başta olmak üzere İran’ın diğer birçok şehrinde hükümetin ekonomik yaptırımlarını eleştiren büyük gösteriler vuku bulmuştur. Artarak devam eden gösterilerde İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Ali Hamaney’e hakaret içerikli sloganlar atılmıştır. Belirtmek gerekir ki; Meşhed kentinde yapılan protestoların gayesi, diğer kentlerde çıkan gösterilerden farklı değildir.

İran Rejimi Darbe Yapmak mı İstiyor?

İran’ın birçok siyasi yetkilisi, gösterileri uluslararası bir komplo olarak değerlendirse de yaşananlar, ülkedeki çıkar gruplarının bir çekişmesi olarak görülebilir. Bu çekişmenin kazananı ve kaybedeni aşikardır. Esasen protestolar, Rehber Hamaney’i değil; idari müesseseyi hedef almaktadır. Zira Muhafazakârların gösterilere destek vermesinin temel nedeni de bu olmalıdır. Reformistler, Muhafazakârlar ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO)’nu gösterileri kendi lehlerine kullanmakla suçlamaktadır. Muhafazakârlar ile DMO ise Ruhani’yi gösterilerin sorumlusu olarak göstererek; hükümeti zor durumda bırakmayı hedefliyor olabilir. Elde edilen birçok istihbarat bilgisine göre; Muhafazakârlar ile DMO, generallerle işbirliği yaparak İran’daki gösterilerin yönünü değiştirmeyi ve askeri bir darbe yapmayı planlamaktadır.

Bu süreçte öncelikle Meşhed gibi Muhafazakâr kitlenin çoğunlukta olduğu şehirlerde gösterilerin popülaritesi arttırılmış; daha sonra göstericilerin silahlandırılması suretiyle DMO tarafından komuta edilen ve siyasi rejime tehdit oluşturan bir ayaklanmaya dönüşmesi sağlanmıştır.

Söylemek gerekir ki; ilerleyen süreçte oluşturulan bu ayaklanma, siyasal rejimi korumak adına hükümete yönelik bir darbeye evrilebilir. Çünkü Devrim Muhafızları’nın varlık sebebi; İran İslam Cumhuriyeti’ni iç ve dış komplolardan korumaktır. Nitekim DMO liderlerinin Meşhed kentindeki Muhafazakârlarla gerçekleştirdiği görüşme, gizli bir plan yapıldığı yönündeki şüpheleri arttırmaktadır.

Söz konusu durumla ilgili olarak ülke dışındaki birçok şehirde, İran karşıtı gösterilerin düzenlenmesi yönünde yapılan devasa yatırımlar da bu planın yürürlükte olduğunun bir göstergesidir. Hamaney ve Ruhani arasında siyasi bir çekişmenin bulunduğu su götürmez bir gerçektir. Tüm bunlar, askeri darbeye zemin hazırlanması adına birden fazla koşul yaratıldığını gözler önüne sermektedir.

Ruhani Neden Darbe Planı Yapıyor?

İran’ın nükleer anlaşma sayesinde elde ettiği gelir, önceleri DMO ve Muhafazakârlar tarafından kullanılırken; günümüzde bu kaynaklar, ülkenin uluslararası arenada etkinliğinin arttırılması adına yurtdışında bulunan ortaklar ve destek verilen silahlı gruplara aktarılmaktadır. Haliyle bu durum, DMO ve Muhafazakâr kesim tarafından hoşnutsuzlukla karşılanmıştır. Buna ek olarak Ruhani’nin; ABD’nin İran karşıtı tutumu ve bilhassa “Casta” olarak bilinen son yaptırımına rağmen sessiz kalması; DMO ve Muhafazakarları son derece kızdırmıştır. Zira bu yaptırımlarla Devrim Muhafızları ve Muhafazakarların terör listesine eklenmesi öngörülmüştür. Ruhani, yaptırımlarının ne denli kısıtlayıcı olduğunu bilmese dahi nükleer programdan vazgeçmeyi makul bulmamaktadır. Devrim Muhafızları yaptırımlardan en çok etkilenen grup olarak tepki göstermek istemektedir. Ruhani ise İran halkını müeyyidelerden kurtarmak adına her türlü diyaloğa hazırdır. Fakat Muhafazakârlar ile Devrim Muhafızları, Ruhani’nin bu yaklaşımına aykırı bir tavır sergilemektedir.

Ruhani ikinci kez göreve geldiğinde İran derin devleti, Devrim Muhafızları, Muhafazakârlar ve Rehber Hamaney’in devrimci argümanları doğrultusunda hareket etmemiştir. Ruhani, İran halkının mevcut durumunu gözler önüne seren gerçekçi; ancak bir o kadar da duygusal bir yaklaşım sergilemeyi tercih etmiştir. Ayrıca Ruhani Hükümeti’nin, DMO’nun nükleer anlaşmaya ortak olmasına mâni olduğu bilinmektedir. Gerçekler, İran medyasına yansıyan ve birbiriyle çelişen açıklamalardan da anlaşılmaktadır. Öyle ki İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün açıklamaları ile Devrim Muhafızları’nın ifadeleri örtüşmemektedir. Bununla beraber İran’ın iç işlerinde de tarafların uyumsuzluk yaşadığı görülmektedir.

Gösterilerin Uluslararası Bir Boyutu Var mı; Yoksa Salt İran’ın İç Sorunu mu?

Elbette ABD ve ortaklarının İran’ın rolünü azaltmak için birden fazla alternatifi bulunmaktadır. İran, Ortadoğu bölgesinden çekilirse Tahran rejimi; meşruiyetini kaybedecektir. Rejim yanlıları da karşıtları da söz konusu hakikatin farkındalardır. Birleşmiş Milletler (BM)’in insan haklarının korunması yönündeki talepleri, ilerleyen dönemlerde örgütün İran’a karşı hukuki bir işlem yürütmesi adına meşru bir zemin oluşturmaktadır. Yine BM, halkın refahının sağlanması için Suriye ve nüfuz alanı oluşturulan diğer ülkelere yapılan yardımları kesmesini ve protestocuların gösterilerini bu doğrultuda gerçekleştirmesini isteyebilir. Ayrıca gösterilerin, oluşturulan dini ve mezhepsel çatışmalarla körüklenmesi muhtemeldir.