İran Seçimlerindeki Mevcut Durumun İran Siyasetinin Geleceğine Yönelik Etkileri

Son aylarda İran siyasetinde en önemli gündem meselesi, Hamaney ile eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad arasında yaşanan sorundur. Hamaney, Ahmedinejad’ın seçimlere aday gösterilmemesini tavsiye etmiş; ne var ki Ahmedinejad, Hamaney’e rağmen seçimlere aday olmuştur.
Hamaney ile Ahmedinejad arasından yaşanan anlaşmazlık, Ahmedinejad’ın Katar kanalı Aljazeera’da yaptığı söyleşiyle daha da büyümüştür. Ahmedinejad bu söyleşide, bölge ülkelerini –Suudi Arabistan, Türkiye ve İran– Suriye’de izledikleri politikaları değiştirmeye çağırmış; bölgede ve Suriye’de yaşanan çatışmaların dış kaynaklı olduğunu ve bölgenin savaşa zorlandığını açıklamıştır. Ahmedinejad, Suriye’de yaşanan çatışmaların taraflarının bölgeden çekilmesini ve problemleri çözmek için masa başına oturmalarını istemiştir. Ayrıca Suriye’deki çatışmaların sona erdirilmesinin ABD ve İsrail’in çıkarlarıyla bağdaşmadığını açıklamıştır. Böylece başka ülkeleri Suriye’ye yönelik dış politikalarını değiştirmeye davet etmiştir.

Hamaney ile Ahmedinejad arasında yaşanan anlaşmazlığın kökü eskilere dayanmaktadır. Sorunlar, Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanı olduğu döneme dek uzanmaktadır. Stratfor Düşünce Kuruluşu’nun verilerine göre, Ahmedinejad ile Hamaney arasında kriz, Hamaney’in güvenlik kuruluşlarında reform yapma niyetinde olduğunu açıklamasıyla ortaya çıkmıştır. Hamaney’in güvenlik kuruluşlarını yürütme erkinin kontrolünden çıkartmak niyetinde olduğunun anlaşılmasıyla, sorunların fitili ateşlenmiştir. Ahmedinejad, o dönem Güvenlik Bakanı olan Hayder Muslihi’nin istifasını kabul etmiş; fakat Hamaney bunu kabul etmeyerek Bakan’ın görevine tekrar atanması istemiştir.

Hamaney ile Ahmedinejad arasında yaşanan güncel soruna tekrar dönecek olursak, Ahmedinejad Hamaney ile açık bir şekilde rekabet etmese bile, siyasi akımlara ve Rehber’e karşı tek başına durabileceğini yandaşlarına iletmek istemiştir. Böyle bir durum, Rehber’in siyasi aileye “babalık” yaptığı bu ülkede kabul edilemez görülmüştür. Bu sorun, Korumacılar Konseyi tarafından Ahmedinejad’ın adaylıktan çıkartılması ile simgesel bir şekilde çözülüvermiştir. Böylece cumhurbaşkanlığı seçimine, sadece 6 aday kabul edilmiştir. Bu isimlerin en önemlileri; Hasan Ruhani, İbrahim Reisi ve Tahran Belediye Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’tır. Bu sorunlar birçok uzman tarafından analiz edilmiş ve hakkında birçok rapor yazılmıştır. Yapılan analizlerde, 2009 seçimlerini kabul etmeyen Mir Hüseyin ve Mehdi Kerrubi’nin seçim sonuçlarını redetmesiyle yaşanılan protestoların ve siyasi çatlaklıkların tekrardan yaşanması ihtimali göz önünde tutulmuştur. Ahmedinejad, 2009 yılında Mir Hüseyin ve Mehdi Kerrubi’nin düştüğü duruma düşmemek için, Korumacılar Konseyi kararının açıklanmasının ardından karara uyduğunu beyan etmiştir. Ahmedinejad’ın adaylığının rededilmesiyle, Hamaney’e karşı savaşını kaybettiği görülmektedir. Fakat bu duruma farklı prespektiflerden bakıldığında, farklı boyutlarının olduğu ortaya çıkmaktadır.

Öncellikle Ahmedinejad, aldığı son tavırla dört yıldır içinde olduğu yalnızlık ve sessizlikten vazgeçerek ve kendisi ile yandaşlarının önemli bir siyasi ağırlığa sahip olduğunu ortaya koymuştur. Diğer yandan, Ahmedinejad’ın seçimlere adaylığının kabul edilmemesinden en çok yararlanan muhafazakar kesim olmuştur. En çok zarar gören ise, reforumculardır. Çünkü reformcuların tek adayı olan Hasan Ruhani’nin, iki güçlü muhafazakâr adaya (İbrahim Reisi ve Muhammed Bakır Galibaf) karşı yarışması gerekmektedir. Oysa bu isimlere karşı rekabet kolay olmayacaktır. Çünkü muhafazkar kesim, çok büyük bir medya gücüne sahiptir. Ayrıca seçimden dışlanan muhafazakârlar, Ruhani’nin kaybetmesi için seçimlerde İbrahim Reisi’yi desteklediklerini açıklamışlardır.

Sonuç olarak, İran’da bulunan Rehber makamının doğası ile Ahmedinejat’ın siyasi ve kültürel tecrübeye sahip olması nedeniyle, eski Cumhurbaşkanı ve Dini Lider arasında yaşanan bu sorun İran politikasını ve stratejik ilkelerini yıpratmayacak ve İran siyasetinde bir çatlak yaratmayacaktır. İran rejiminin hedefleri sabittir. Fakat yürütme siyaseti ve bu hedeflere ulaşma yolları, iktidardaki cumhurbaşkanına göre değişiklik gösterecektir. Siyasi yetkiler, Rehber rejimi yanlılarına verilmekle sınırlandırılmıştır. 2009 yılında reformcu adayların seçim sonuçlarını reddetmeleri, buna en iyi örnektir. Son söze sahip olan Rehber ve Korumacılar Konseyi’ne karşı olan dışlanmıştır/dışlanacaktır.

Mayıs ayında yapılacak olan seçimlere, 1636 kişi adaylık başvurusu yapmıştır. Bunlar arasında eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad da yer almış; fakat sadece 6 ismin adaylığı kabul edilmiştir. Korumacılar Konseyi, seçimlere başvuru yapan kişilerin adaylığını kabul eden en yüksek makamdır. Kişilerin seçime katılma onayı; yaş, eğitim ve cinsiyet kriterlerine göre verilmektedir. Ne var ki sonuç bu kriterlere göre değil, Konsey’in kanaatine göre belirlenmektedir. Sadece, Yüksek Rehber ve Vilayet-i Fakih’e inananların adaylığı kabul edilmektedir. Daha önce yazılan birçok rapor ve analizde, Rehber’e karşı Ahmedinejad liderliğinde bir siyasi cephenin oluşturulmasından söz edilmiştir. Ne var ki böyle bir cephe, oluşturulmadan önce yerinde söndürülecektir. Korumacılar Konseyi, bir kişinin Rehber’e itâat etmemesini, o kişiyi seçimlerden ve siyasi hayattan dışlamak için yeterli bir sebep olarak görmektedir. O kişi, Arapça’da da denildiği gibi, ‘‘Güneşin Arkasına Gönderilir’’.