İran-Kuzey Kore Askeri İşbirliğinin Geleceği

Temmuz 2015 tarihinde İran’ın nükleer anlaşmasının onaylanmasıyla bu ülkenin Kuzey Kore ile uzun süredir devam eden askeri işbirliğini de sona erdireceği tahmin edilmiş ancak durum beklenildiği gibi olmamış ve İran’ın Kuzey Kore’nin balistik füze programına dahil olması bir türlü engellenememiştir. İran ile yapılan anlaşmanın hedefine ulaşmadığını düşünen ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, İran’ın kontrol altına alınmamasının yeni bir Kuzey Kore yaratılması ihtimalini ortaya çıkaracağını savunmuştur. [1]  Bu açıklamanın ardından tam bir ay sonra Amerikalı yetkililerin açıklamalarına göre, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda Ghadir denizaltısından bir füze denemesinde bulunduğu ancak başarısız olduğu vurgulanmıştır. [2]

ABD’nin İran’ın füze denemelerinden rahatsız olmasının yanı sıra, bu olay sonrasında kaygılarını artıran başka bir durum daha ortaya çıkmıştır. Bu durum da, Kuzey Kore ve İran’ın askeri teknolojileri paylaşmaya devam ettiğine dair kanıtların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Middlebury Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nde füzelerle ilgili uzman Jeffrey Lewis, İran’da görülen füzelerin sadece Kuzey Kore füzelerinin birebir kopyaları olduğunu vurgulamıştır.[3] Ghadir denizaltısının, Kuzey Kore’ye ait Yono-sınıfı denizaltının dizaynından yararlanılarak yapıldığı bilinmektedir.[4] Aynı zamanda İran’ın Shahab-3 balistik füzesinin Kuzey Kore’nin Nodong-1 roketlerinden gelen teknoloji ile dizayn edildiği tahmin edilmektedir.[5]

İran ve Kuzey Kore İlişkilerinin Arka Planı

Şah döneminde özellikle Çin ve SSCB ile sıkı bağlara sahip olan Kuzey Kore’nin 1979 yılındaki İran İslam Devrimi’ne kadar İran ile herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır. İran İslam Devrimi ve İran-Irak Savaşı, İran’ın uluslararası arenadan tecridine neden olmuş, bu izolasyon Kuzey Kore ile ilişkilerine yaramıştır. Böylece Kuzey Kore, İran’a petrol karşılığında silah satmaya başlamıştır. Bununla beraber Kuzey Kore’nin yardımları ile İran Çin’den de silah temin etmiştir. İran’ın petrol zengini ve Hürmüz Boğazı gibi dünya petrol ticaretinin yaklaşık 1/5’inin sağlandığı Basra Körfezi ile Umman Körfezi arasında bulunan bir boğaza sahip olması enerji alanında büyük bir rol oynamasına fırsat yaratmaktadır.

Kuzey Kore ve İran ilişkilerine bakıldığında, iki ülkenin askeri işbirliği dışında ilişkilerini geliştirebileceği alanlar çok sınırlıdır. Kuzey Kore’nin enerji talebinin ve gerekli malzemelerinin temininin Çin tarafından karşılanması, asıl müttefikinin İran yerine Çin olmasına neden olmaktadır. Kuzey Kore’nin sert söylemlerinden ve füze denemelerinden rahatsızlık duyan Çin, bir ülkenin bir bölgeyi veya tüm dünyayı kaosa sürükleyecek bir faaliyette bulunmasının kabul edilemez olduğuna dair Kuzey Kore’ye uyarılarda bulunmaktadır.

İran’ın 2015 yılında imzaladığı nükleer anlaşmadan beklentisi Avrupa ülkeleriyle ekonomik bağlarının teknoloji işbirliği ile geliştirilmesi ve silah ambargosunun tamamen kaldırılmasıyken, Obama döneminde kazandığı stratejik konumunun yükselişini, yeni ABD Başkanı Donald Trump yönetiminde kaybedecek gibi görünmektedir. Donald Trump, seçim kampanyaları sırasında bile nükleer anlaşmanın, tarihte yapılan en kötü anlaşma olduğunu savunmuştur. Son dönemde ise artan bir şekilde anlaşma karşıtı söylemlerde bulunmaktadır. Nükleer anlaşma İran’ın beklentilerini karşılayabilseydi, Kuzey Kore’nin İran için askeri ortaklık değeri de tam anlamıyla ortadan kalkabilecekti. İran, ABD için bir tehdit olarak görülmeye devam ettikçe, İran da Kuzey Kore ile askeri işbirliğini hızlandıracaktır. Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşı ABD politikalarını tehdit etmekte, Körfez bölgesinde gerginliklere neden olmaktadır. Bununla birlikte ABD, Kuzey Kore yerine İran’dan daha çok tehdit algılamaktadır. İran, bölgede daha güçlü argümanlara sahiptir. Kuzey Kore gibi bölgede yalnızlığa terk edilmiş değildir. Kuzey Kore’yi sıkıştırabilmenin tek yolu Çin’den geçmektedir. Çin’in ABD lehine dönecek faaliyetleri Kuzey Kore’ye zarar verecektir. Bu yüzden de ABD’nin kabul edemeyeceği, İran ve Kuzey Kore askeri işbirliği değil, Çin ve Kuzey Kore müttefiklik ilişkisidir. Bölgede Çin’in desteğini alan ABD, İran ve Kuzey Kore askeri işbirliğinin sınırlanmasını sağlayabilir yoksa İran’ın imzaladığı nükleer anlaşmaya rağmen yaptırımların artması, Kuzey Kore’ye daha çok ihtiyacının artmasını, Hürmüz Boğazı’nda daha agresif politikalar takip etmesine neden olacaktır.


[1] “An ‘Unchecked Iran’ Could Follow Same Path as North Korea: Rex Tillerson”, Newsweek, http://www.newsweek.com/us-iran-north-korea-tillerson-provocations-586612, Erişim tarihi: 29.06.2017.

[2] “US officials: Iran failed in bid to launch missile from submarine”, Al Arabiya English, http://english.alarabiya.net/en/News/gulf/2017/05/04/US-officials-Iran-fails-in-attempt-to-launch-missile-from-submarine.html, Erişim tarihi: 29.06.2017.

[3] Iran and North Korea ‘SHARING EXPERTISE on ballistic missiles’ amid tensions with the US, Express, http://www.express.co.uk/news/world/801006/Iran-North-Korea-ballistic-missiles-test-US-tensions-Kim-Jong-un-World-War-Three, Erişim tarihi: 28.06.2017.

[4] “Iran ‘conducts failed missile test from same submarine used by North Korea’ just days after near-incident with US warship in Strait of Hormuz”, Mail Online, http://www.dailymail.co.uk/news/article-4471140/Iran-conducts-failed-missile-test-submarine.html – ixzz4lQynTOXM , Erişim tarihi: 28.06.2017.

[5] Iran Missile Milestones: 1985-2016, Iranwatch http://www.iranwatch.org/our-publications/weapon-program-background-report/iran-missile-milestones-1985-2016, Erişim tarihi: 30.06.2017.

Yazarın diğer yazıları