İran Batı Asya, Kafkasya, Güney Asya ve Orta Asya jeopolitiği bağlamında merkezi konuma sahiptir. Tarih boyunca İran topraklarında kurulan devletler bütün bu bölgelere etki etmekteydi. Günümüze gelindiğinde ise İran İslam Cumhuriyeti’nin bu bölgeler üzerindeki nüfuzu halen gözlemlenmektedir. Tahran, adı geçen bölgelerde çok aktif dış politika yürütmektedir. Bu aktif dış politikanın anlaşılması için İran’ın jeopolitik kodlarına bakmamızda fayda vardır. Çünkü dış politika analizinde coğrafya her zaman belirleyici rol oynamıştır. Başka bir deyişle devletlerin coğrafyaları onların kaderlerini belirlemektedir. Örneğin, Rusya’nın 20. yüzyılda süper güç olarak karşımıza çıkmasının en önemli nedenlerinden biri Rusya’nın coğrafik konumudur. Aynı zamanda Almanya’nın Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında yenilgiye uğramasının da en önemli sebebi onun coğrafyasıdır. Dolayısıyla, jeopolitik; Uluslararası İlişkilerde dış politika analizini yaparken hep güçlü bir araç olarak kullanıla gelmiştir.

Genel olarak jeopolitik denildiğinde 19. yüzyılın sonuna doğru Avrasya kıtası içinde yayılmaya başlayan Rusya ile kıtayı çevreleyen İngiltere arasındaki rekabeti açıklamak üzere ortaya atılan tezler anlaşılmaktadır. Bu rekabete ‘Büyük Oyun’ adı da verilmektedir. Rusya-İngiltere rekabetinin yerini 20. yüzyılda ABD-SSCB rekabeti almıştır. 21. yüzyıla gelindiğinde ise ABD Avrasya kıtasındaki yayılmacılığını Büyük Orta Doğu projesi kapsamında gerçekleştirirken, Rusya ABD’nin bu politikasına karşı savunma geliştirmeye çalışmaktadır. Konumuz bakımından bu rekabet oldukça önemlidir. Çünkü bütün bu jeopolitik mücadelenin tam ortasında İran bulunmaktadır. Öyleyse, İran’ın küresel güçlerin jeopolitik karşıtlığında stratejik konuma sahip olduğu gerçeği karşımıza çıkmaktadır.

Avrasya kıtası içindeki bölgesel jeopolitiğe baktığımızda da İran’ın stratejik önemi göze çarpmaktadır. İran coğrafi haritasına göz attığımızda ülkenin İran platosu adı verdiğimiz dağlık bölge üzerinde kurulduğunu hemen fark ederiz. Aslında bu plato bu coğrafyada kurulmuş bütün devletlerin doğal sınırını oluşturmaktadır. Kuzeydeki Hazar Denizi ve güneydeki Basra körfezi İran devletlerinin kuzey ve güney istikamette yayılmasını engellemektedir. Dolayısıyla Ahamenişlerden Sasanilere kadar bütün İran devletleri ya Batı Asya’ya doğru ya da Orta Asya ve Güney Asya’ya doğru yayılmaktaydılar. Özellikle Batı Asya, İran devletlerinin doğal yayılma sahası olarak değerlendirilmekteydi. Bugün bile Batı Asya; İranlı karar alıcılar tarafından İran nüfuz alanı olarak görülmektedir. Demek ki tarihteki bütün İran devletleri için geçerli olan ve coğrafi koşullardan kaynaklanan yayılma eğilimleri günümüz İran’ı için de geçerlidir. İşte bu dış politika eğilimlerine ‘jeopolitik kod’ adını vermekteyiz.


İNDİR

Bu çalışma ile ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

2,793BeğenenlerBeğen
106TakipçilerTakip Et
1,723TakipçilerTakip Et
211AbonelerAbone

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz

BENZER YAYINLAR

2017’de Nasıl Bir Ortadoğu: Riskler, Tehditler Fırsatlar

Osmanlı Devleti toprakları, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından savaşta galip gelen güçler tarafından paylaşılmıştır. Bu çerçevede,...

İran’ın Güvenlik Politikalarında Devrim Muhafızları Ordusunun Yeri

Ordu, bir devletin en temel hedefi olan varlığını devam ettirmesi başta olmak üzere, çıkarlarının elde...