İran Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Olası Sonuçları

İran’da, 19 Mayıs 2017 tarihinde gerçekleştirilecek olan cumhurbaşkanlığı seçimleri daha önceki seçimlere benzemeyecek gibi görünmektedir. Gerek adaylıkların açıklanmasındaki farklılıklar gerekse yeniden muhafazakâr kanattan gelen bir adayın seçimleri kazanma ihtimali İran siyaseti kadar dünya siyasetinin geleceğini de büyük oranda etkileyecektir. Aslında seçimlerin İran veya dünyanın geri kalanı için sadece siyasi değil aynı zamanda büyük oranda ekonomik sırasıyla ise sosyal ve askeri etkileri olacaktır.

İki dönem üst üste cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan ve oldukça sert politikalar uygulayan Ahmedinejad’ın, Ali Hamaney’le görüştükten sonra aday olmayacağını açıklamasına rağmen son anda “Yarışta ben de varım.” demesi, İran’ın iç siyasetini karıştırmıştır. Ancak, adayları değerlendirme ve açıklama yetkisini elinde tutan Anayasa Koruma Konseyi Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasına izin vermemiştir. Konsey sadece Ahmedinejad’ın değil aynı zamanda Ahmedinecad’ın eski yardımcılarından Hamid Bekai’nin de adaylığı da veto etmiştir. 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkın büyük tepkisini çekmesine rağmen Konseyin seçim sonuçlarını onaylayarak Ahmedinejad’a yeniden cumhurbaşkanlığı koltuğunu bırakmasından sonra 2017 seçimlerinde böyle bir desteğin verilmemesi muhafazakarların yeniden seçilme umutlarını yükseltmiştir.

Şüphesiz Konsey Ahmedinejad’ı aday göstermeyerek hem muhafazakâr oyların bölünmesini engellemiş hem de Ahmedinejad’a yönelik olarak halkın tepkisini çekmek istememiştir. Şüphesiz 2009 seçimlerine yönelik protesto gösterilerinin aşırı sert bastırılmaya çalışılması ve sadece yetkililerin veya Devrim Muhafızları’nın değil resmi üniforması olmayan Besic militanların protestocuları tutuklaması, sorgulaması hatta öldürmesi ülke genelinde Ahmedinejad’a yönelik nefretin yaygınlaşmasına neden olmuştur. Cumhurbaşkanlığı sonrasında Ahmedinejad’ın üniversite kurma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ana nedeni aslında bu nefretin yaygınlığıdır.

Reformistlerin Yükselişi ve İran’ın Umudu

2013 seçimlerini kazanarak İran’ın 7. Cumhurbaşkanı olan Ruhani’nin birincil politikası batılı ülkelerle olan sorunları bir an önce çözerek halkın ve ülkenin üzerindeki enflasyon ve işsizlik baskısını hafifletmeye çalışmak olmuştur. Bu kapsamda hükümet hemen P5 + 1 (Çin, Fransa, Rusya, Birleşik Krallık ve ABD ile artı olarak Almaya/AB) ülkeleriyle yaptırımların kaldırılması (Joint Comprehensive Plan of Action/ Kapsamlı Ortak Eylem Planı/JCPOA) için görüşmelere başlamıştır. 2015 yılının sonunda anlaşma taraflarca kabul edilmiş ve 15 Ocak 2016 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından onaylanmıştır. Her ne kadar gerek İran gerekse taraf ülkelerin muhafazakarları tarafından yoğun olarak eleştirilmiş olmasına rağmen anlaşma çoğu ülke ve özellikle İran halkı tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Özel Virginia merkezli Bilişim ve Kamuoyu Çözümleri Şirketi tarafından 27 Mayıs-29 Mayıs 2015 tarihleri arasında yürütülen anket sonuçlarına göre İran halkının %63’ü anlaşmayı kesinlikle onaylamakta ve %12’si ise kısmen onaylamaktadır. Anlaşmaya desteğin yüksek olması halkın ekonomik beklentileri ile doğru orantılıdır.

Ruhani’nin anlaşma sonuçlarının meyvesini toplaması açısından zamana ihtiyacı olduğu açıktır. Ancak mevcut koşullarda zamanın darlığı, Ruhani’nin hem popülaritesinin yükselmesine izin vermemiş hem de halkın ekonomik beklentilerinin yüksekliği ile gerçekleşen durumun arasındaki fark Ruhani’nin önündeki en büyük engel olmuştur. Ahmedinejad döneminde ulusal paranın %50’ye yakın değer kaybetmesi, işsizliğin ve enflasyonun iki hanelere tırmanması ve petrol fiyatlarının aşırı düşmesi İran halkının alım gücünü önemli oranda düşürmüş ve gelir dağılımındaki bozukluğu daha da artırmıştır. Ekonomik durumun aşırı kötüleşmesiyle halkın tepki göstermesi olasılığı Ahmedinejad’ın sosyal yardımlara büyük paralar aktarmasıyla sonuçlanmıştır.  Ruhani’nin hem bu sosyal yardımları kaldırması hem kamu görevlilerinin asgari ücretin 100 katı maaş alması skandalı hem de beklenen ekonomik iyileşmenin bir türlü ortaya çıkmaması seçimleri muhafazakarların kazanmasıyla sonuçlanmasına neden olabilir.

Muhafazakâr kanadın temsilcisi olarak seçimlere katılacak olan İbrahim Reisi 56 yaşında olup İran’da üst düzey siyasi ve ekonomik makamlardan biri olarak değerlendirilen Şii İmam Rıza türbesinin ve vakfının başkanlığını yürütmektedir.  Vakfın yaklaşık olarak 200 milyar dolarlık gelirinin olduğu ve birçok fabrikaya sahip olduğu iddia edilmektedir. Reisi, Tahran Savcılığı, Genel Teftiş/Müfettişlik Ofisi başkanlığı, İran Başsavcılığı ve aynı zamanda özel ceza mahkemesi savcısı olarak görev yapan hukuk alanından yetişmiş biridir. Ayrıca Hüseyin Ali Muntazeri tarafından 1988 yılında gerçekleşen İran politik mahkumlarının idamına karar veren mahkemede çalışmakla suçlanmıştır. Ancak, Reisi söz konusu iddiaları kabul etmemiştir. Dini Lider Ali Hamaney’in güvenini kazanmış olan ve geleceğin Dini Lider adayı gözüyle bakılan Reisi, ülkedeki ekonomik durumun çok kötü olduğunu ve hükümetin yolsuzlukla ve yoksullukla mücadele etmede başarısız politikalar uyguladığını ifade ederek cumhurbaşkanlığına aday olmuştur. Reisi adaylığını ile ülkenin en büyük siyasi makamı olan Dini Liderlik konumunu tehlikeye atmış olabilir.

İran Seçimlerini Kim Kazanır?

19 Mayıs’ta yapılacak olan seçimleri kim kazanırsa kazansın İran iç siyasetinin büyük sorunlar yaşayacağı düşünülmektedir. İran siyasetinde saflar her ne kadar muhafazakârlar ve reformistler arasında dağılmış olmasına rağmen aşırı uçta yer alan tarafların belirleyiciliği siyaset sahnesinin kızışmasına neden olmaktadır. Batı düşmanlığı ile Şii mezhepçiliği ile ülke içindeki muhalifleri susturan siyasiler şimdi bir taraftan batıyla yakınlaşmalardan şikâyet etmekte diğer taraftan ise Rusya ile aşırı yakınlaşılmasında rahatsızlık duymaktadır. Ayrıca, şu anda Ortadoğu’nun en büyük fay hattı olan Suriye savaşında Rusya’nın gölgesinde kalmaktan sadece muhafazakârlar değil reformistler bile rahatsızdır.

Hamaney’in desteklediği Reisi’nin seçimleri kazanması İran siyasetinden bir dönem uzak kalmış muhafazakarlara yeniden iktidar olma imkânı sağlayacaktır. Böylece, Hamaney ülke içindeki sarsılmış olan otoritesini yeniden sağlamlaştıracaktır.  Şüphesiz Ahmedinejad’ın Hamaney karşı adaylığını açıklaması ve Ruhani politikalarına müdahale etmede gösterdiği zayıf irade Dini Liderin otoritesinin azalmasına neden olan en büyük olaylardır.

Reisi’nin kazanmasının bir diğer etkisi JCPOA’nın başarısızlığa uğraması olabilir. Çünkü, anlaşma yaptırımların tamamen kaldırılmasıyla sonuçlanmamış olup her zaman geri dönüş riski içeren bir yapıya sahiptir. Eğer İran taahhüt ettiği eylemleri yerine getirmezse anlaşma iptal edilebilir ve eski yaptırımlar yeniden yürürlüğe konulabilir. Böyle bir riskin ağırlığını arttıran ise daha seçim çalışmaları sırasında İran’ı aşırı sert eleştiren ve seçildikten sonra JCPOA’nın ortadan kaldırılması savunan ABD’nin yeni başkanı Trump’ın politikalarıdır. Şüphesiz Trump sadece anlaşma konusunda değil İran’ın uluslararası konumuna dahi etki edebilecek argüman ve gücü sahiptir.

Ruhani’nin seçimi kaybetmesi ise muhafazakarların büyük oranda güç kaybetmesine ve Hamaney’in sarsılan otoritesinin neredeyse tamamen ortadan kalmasına neden olabilir. JCPOA’nın başarılı şekilde sürdürülmesine büyük önem veren mevcut hükümet halkın ekonomik koşullarının iyileşmesine böylece devam edebilecek siyasi desteği kazandığı zaman gözünü karartarak hedeflerine uygun politikalar yürütebilir. Her ne kadar küçük bir olasılık olarak gözükse de seçimlerin reformistler tarafından kazanılması Trump’ın İran’a bakış açısını değiştirebilir. Ancak, askeri gücü elinde bulunduran muhafazakarların yenilgiyi kolayca kabul etmelerini beklemek gerçeğe aykırı olacaktır.

Sonuç olarak iç çatışmaların dahi çıkma olasılığının bulunduğu 19 Mayıs İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kazananı kim olursa olsun iç siyasetin uzun yıllar durulmayacağı açıktır. Bir cepheyi kaybeden taraf başka bir cepheye ağırlık verecek ve orada savaşacaktır. Dini Lider’in büyük oranda muhafazakarları desteklemesi ve reformistlerin kazanmasına rağmen istediklerini yapmalarına engel olacak en büyük handikaptır. Ayrıca, ülke ekonomisinin neredeyse %40’ını kontrol ederek sadece askeri değil aynı zamanda ekonomik gücünü de pekiştiren İran Devrim Muhafızları reformist politikalar ile sahip olduğu ayrıcalıkları kaybetmemek için yoğun bir mücadele vereceği açıktır. Bu kapsamda, 2009 seçimlerinde olduğu gibi müdahaleler yaşanabilir ve muhafazakâr kanadın temsilcisi Reisi’nin seçimleri kazanması gerçekleşebilir.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Hakan UZUN
Hakan UZUN
1987 Düzce doğumlu olan Hakan UZUN, 2009 yılında Gazi Üniversitesi İşletme Eğitimi Bölümünden mezun olmuştur. 2013 yılında Yüksek Lisans derecesini Gazi Üniversitesi İşletme Eğitimi Bölümünden “Kargo Taşımacılık Sektöründe Hizmet Kalitesinin Değerlendirilmesi: AHS ve TOPSIS Yöntemi” başlıklı teziyle almıştır. Doktora çalışmalarına ise Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünde devam etmektedir. Akademik düzeyde çeşitli makaleleri, raporları ve diğer çalışmaları bulunan Hakan UZUN’un özellikle İran ve Suriye üzerine olmak üzere ekonomi-politik analizleri devam etmektedir. İş hayatıyla ilgili olarak sermaye piyasaları mevzuatı, Türkiye-AB ilişkileri ile hibe programları, İslami finans piyasası araçları, stratejik planlama, Latin Amerika siyaseti, Türkiye ekonomisi, özelleştirme uygulamaları ve daha birçok konuda çalışmaları ve uzmanlık sertifikaları vardır. İyi derecede İngilizce bilen Hakan UZUN evlidir.

BİZİ TAKİP EDİN

3,027BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,714TakipçiTakip Et
279AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz