İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Ermenistan’a Resmi Ziyareti’ni Okumak

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani geçtiğimiz günlerde Ermenistan’a resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretin Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın daveti üzerine gerçekleştiği açıklandı. Ziyaret sırasında Ruhani ile Ermenistan yetkilileri arasında gerçekleştirilen görüşmelerde ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve işbirliği konuları ele alındı. Ziyaret sırasında İran ve Ermenistan arasında işbirliğine ilişkin memorandum da imzalandı.

Hasan Ruhani`nin Erivan’ı ziyareti Azerbaycan`da da hem yetkililer, hem uzmanlar, hem de genel olarak kamuoyu tarafından dikkatlice izlendi. Çünkü Ermenistan Azerbaycan topraklarını işgal etmiş, Azerbaycan’da soykırım yapmış ve işgalini günümüzde de sürdürmektedir.

Aslında Ermenistan henüz bağımsız olmadan önce de Ermeni terör örgütleri Azerbaycan’ı ve diğer Müslüman devletlerini hedef almaktaydı. Ermenistan’ın ve Ermeni terör örgütlerinin zararı sadece Azerbaycan`a dokunmadı. Yüz yıl önce de, 20 yıl önce de bu örgütlerin saldırılarından Azerbaycan ve Türkiye vatandaşları ile birlikte İran vatandaşları da zarar görmüşlerdir. Hatta 1990’lı yılların başlarında Ermenistan Azerbaycan`a saldırırken de Azerbaycan topraklarında şehit olanlar arasında İran vatandaşları da vardı. Yani, Ermenistan mahiyeti Azerbaycan, genel olarak İslam dünyası, Türk dünyası ve aslında bütün dünya için de çok açıktır. Bu mahiyet bu kadar aydın iken İran’ın Ermenistan ile ilişkilerinin boyutları tabii ki, Azerbaycan kamuoyu nezdinde kaygıyla izlenmektedir.

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Ermenistan ziyareti ile ilgili olarak açıklama yaptı. Bu açıklamada Azerbaycan`ın diğer devletlerin içişlerine ve dış politikalarına karışmadığı ifade edildi. Bu açıklama Azerbaycan`ın genel dış politika çizgisini yansıtmaktadır (dengeli dış politik ve içişlerine müdahale etmeme ilkesine verilen önem). Fakat burada farklı bazı hususların altının çizilmesi gerekiyor. Öncelikle vurgulamamız gereken “değer merkezlilik”tir (ilkeci-ideolojik dış politika anlayışı). Örneğin, Azerbaycan ideolojik bir devlet yapılanmasına sahip değil, bir inancı ya da ideolojiyi resmi doktrin olarak benimsememiş ve temel değeri olarak ilan etmemiştir. Ama İran resmi ideoloji olarak kendini dinle bağlamış bir devlettir. Resmi ideolojisi İslam olan bir devletten Ermenistan ile ilişkilerini sınırlandırmasının beklenmesi çok doğaldır. Yani, İran Ermenistan ile mümkünse diplomatik ilişki kurmasın veya sınırlı ilişkiye sahip olsun. Azerbaycan’ın topraklarının Ermenistan işgali altında kalmasına yönelik olarak daha somut bir görüş ortaya koysun, daha net açıklamalar yapsın. Çünkü bazen, İran`ın genel ifadeler içeren yaklaşımlarına şahit oluyoruz. Ama Azerbaycan`ın arzusu İran`ın daha açık bir tavır sergilemesidir.

Yukarıdakilerin daha iyi anlaşılması açısından şu örneği vermekte yarar vardır: Ermenistan yetkilileri defalarca söylemişlerdir ki, her sıkıştığımızda İran bizim için “nefeslik” (nefes dermemizi sağlayan devlet) rolü oynamıştır, İran bizi her zaman desteklemiştir ve s. Yani, Ermenistan açısından İran`ın kendisine desteği bu ülkenin Azerbaycan topraklarını işgal altında tutmasına yardım niteliği taşımaktadır. Bunun Azerbaycan`ı rahatsız etmesinden, Azerbaycan`ın buna tepki göstermesinden daha doğal ne olabilir? Bu, hem uluslararası hukukun gereğidir, hem iyi komşuluk ilişkilerinin, hem de İran`ın resmi olarak açıkladığı “İslami dış politika” anlayışının.

İran yetkililerinin Ermenistan`a gerçekleştirdikleri ziyaretlerin tam durması mümkün değil. Ben bir uzman olarak bunu beklemiyorum. Ama şunu diliyorum ki, İran yetkilileri gelecekte kendilerinde cesaret bulsunlar, hem Erivan’da, hem de Tahran’da Ermenistan yetkilileri ile yaptıkları görüşmelerde onlara işgal ettikleri toprakları hatırlatarak terk etmeleri yönünde telkinde bulunsunlar. Bunu hangi tonda ifade edeceklerine kendileri karar verirler, ama Ermenistan yetkililerine herhangi şekilde hatırlatmaları gerekiyor. Bunu yaparlarsa Azerbaycan kamuoyunda (ve aslında İran kamuoyunda da) oluşan tepkileri bir nebze de olsa zayıflatmış olurlar…

Önceki İçerik‘BOP Koalisyonu’na Karşı “Avrasya Beşlisi”
Sonraki İçerik2017’de Nasıl Bir Ortadoğu: Riskler, Tehditler Fırsatlar
Araz ASLANLI
Araz Aslanlı, Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünde lisans, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi anabilim dalında Yüksek Lisans eğitimi almış, aynı enstitüde Uluslararası İlişkiler anabilim dalında doktorasını tamamlamak üzeredir. 2000–2004 yılları arasında ASAM Kafkasya Araştırmaları Masası’nda önce Kuzey Kafkasya, daha sonra Azerbaycan sorumlusu, 2004–2006 yılları arasında ise TUSAM Ulusal Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi’nde Kafkasya Araştırmaları Masası Başkanı ve TUSAM Başkan Vekili olarak görev yapan Araz Aslanlı, şu anda Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi (UNEC) Türk Dünyası İşletme Fakültesi İktisat ve İşletme Bölümü öğretim görevlisidir. Ayrıca Kafkasya Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (Qafqaz Beynəlxalq Münasibətlər və Strateji Araşdırmalar Mərkəzi - QAFSAM) başkanıdır. 2008 yılından günümüze kadar Bakü’deki Hazar Üniversitesi’nde de yarı zamanlı olarak öğretim görevlisidir. Araz Aslanlı 5 kitabın (1’si e-kitap) yazarı, 1 kitabın ortak editörü, 9 kitabın ortak yazarıdır. Azerbaycan iç ve dış politikası, Karabağ sorunu, Hazar’ın statüsü, eski Sovyet coğrafyasındaki diğer etnik sorunlar, enerji, Türk dış politikası ve Kafkasya’ya ilişkin çeşitli konular üzerine yazdığı 300’e yakın makalesi Azerbaycan ve Türkiye Türkçelerinde, ayrıca İngilizce, Rusça, Almanca ve Fransızca olarak yayınlanmıştır. 50’nin üzerinde ulusal ve uluslararası bilimsel etkinlikte bildiri sunmuş ve oturum başkanlığı yapmıştır. TRT, NTV, CNNTÜRK, AZTV, İTV, BBC ve diğer yerel ve yabancı medya kuruluşlarında yayınlanan programlarda uzman olarak yer almıştır.