Irak Başbakanı Abdülmehdi’nin Türkiye Ziyaretinde Gündem “İran”

ABD’nin İran’a yönelik baskılarının giderek artığı bir dönemde Türkiye ve Irak, bölge siyasetinde ortak bir tutum sergilediklerini göstermek adına terörle mücadele, ülkenin yeniden imarı, ticaret ve enerji alanları başta olmak üzere birçok alanda işbirliğinin geliştirilmesi için somut adımlar atmaya başlamışlardır. Bu yılın başında Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih’in Ankara ziyaretinde alınan kararların uygulanması için geçtiğimiz nisan ayında Bağdat’ta temaslarda bulunan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, görüşmelerden sonra yaptığı basın toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 4. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı’nı gerçekleştirmek üzere yıl sonunda Irak’ı ziyaret edeceğini, Suriye Krizi’nin çözümü kapsamında Irak’ın Astana Görüşmelerine gözlemci olarak katılacağını ve ikili ticarette 20 milyar dolara ulaşmayı hedeflediklerini belirtmiş, ayrıca PKK ile mücadelede daha fazla işbirliği çağrısı yapmıştı. Bu temaslardan iki hafta sonra Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi, iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerini pekiştirmek ve bölgede yaşanan son gelişmelere ilişkin görüş teatisinde bulunmak üzere Ankara’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmektedir.

Enerji güvenliği bakımından komşusuna bağımlı durumda olan Irak, ABD’nin İran’a uyguladığı ikincil ekonomik yaptırımlardan en fazla zarar gören ülkelerin başında gelmektedir. Petrol tedariki konusunda alternatif kaynaklara yönelmek isteyen Türkiye’nin ilk durağı ise komşusu Irak olmaktadır. Bunun yanı sıra ABD ile İran arasındaki tehlikeli gerginlik, iki ülkeyi bir araya getiren bir başka faktördür. Irak, son dönemde ABD ile yaşanan gerginlik sonrası İran’ın Haşdi Şabi milisleri aracılığıyla ABD’nin diplomatik misyonlarına saldırmasından endişe etmektedir. Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 7 Mayıs’taki Irak ziyareti sırasında Irak’ın egemenliği ve refahına önem verdiklerini belirterek İran’ın artan etkisinden rahatsızlık duyduklarına dikkat çekmiştir. Ayrıca Pompeo’nun Iraklı yetkililerden, Amerikan askerlerinin ve diplomatik temsilciliklerinin güvenliğinin garanti altına alınmasını istediği belirtilmiştir. Aynı süreçte ABD, İran’dan ‘artan bir tehdit’ olduğu gerekçesiyle Ortadoğu ve Basra Körfezi’ndeki üslere uçak gemisi ve askerler göndermiş ve en son Bağdat Büyükelçiliği ve Erbil Konsolosluğu’nda görev yapan ve acil görevi olmayan tüm ABD’li diplomatların ve ABD vatandaşlarının Irak’tan ayrılmasını istemiştir.

Irak’ın güvenliğini tehdit eden bu gelişmelerden sonra Bağdat hükümetinin söz konusu krizi aşmak için başta Türkiye olmak üzere yakın komşularıyla bir denge siyaseti kurmaya çalıştığı görülmektedir. Bu kapsamda Türkiye ve Irak, bölgede ABD-İran krizinin aşılmasında arabuluculuk yapabilecek en kritik ülkelerdir. Fakat İran’ın uzun yıllardır Şii gruplar vasıtasıyla kurmuş olduğu etkinlik nedeniyle Irak’ın egemenliği sorgulanmakta ve Bağdat hükümetinin “İran Ekseni”ne girdiği şeklinde yorumlar yapılmaktadır. Eski Irak Başbakanı Haydar el İbadi, İran’a nispeten mesafeli bir duruş sergilemesine rağmen Abdülmehdi hükümeti göreve gelmesinin ardından İran’ın etkisinde kalmaya başlamış ve buna yönelik en büyük tepki Necef’teki dini otorite Ayetullah Sistani’den gelmiştir. Şubat 2019 tarihinde Sistani, sadece devletin elinde silah olmasını ve dolayısıyla silahın hükümetle sınırlandırılması çağrısı yapmış, ayrıca ülkenin içişlerine karışılmadan ya da egemenliği ve bağımsızlığı ihlal edilmeden ortak çıkar temelinde tüm komşu ülkeler ve hükümetlerle dengeli ilişkiler geliştirilmesini istemiştir.[1]

Sistani, daha önceleri İranlı yetkililerin ziyaret taleplerini reddetmesine rağmen geçtiğimiz nisan ayında İran Cumhurbaşkanı Ruhani ve Dışişleri Bakanı Zarif’i makamında ağırlamış ve Irak’ın egemenliğine saygı duyulması yönündeki mesajlarına muhataplarına iletmiştir. Ayetullah Sistani, İran’ın artan etkinliği nedeniyle ülkenin güvenliğinin giderek tehlike altına girdiğini görmüş ve bunun üzerine Bağdat hükümetini ve İran’ı uyarma zorunluluğu hissetmiştir. Bu uyarılarından sonrasında Bağdat hükümeti, başta İran olmak üzere komşuları olan Körfez Ülkeleri ve Türkiye ile dengeli ilişkiler geliştirmenin mecburiyetini kavramıştır. Ocak 2019 tarihinden itibaren Iraklı yetkililer, Suudi Arabistan ve Türkiye ile olan temaslarını sıklaştırmak suretiyle İran’ı dengeleme arayışlarına girmiştir. Türkiye, hem dostluk ilişkilerinin güçlü olarak hissedildiği komşu bir ülke olması hem de ABD’nin İran siyasetinde Bağdat’la aynı tutumu sergilemesi nedeniyle Irak için güvenilir bir partner olarak öne çıkmaktadır. Bağdat hükümeti denge siyasetine yönelmenin önemini kavramışken Türkiye, Iraklı muhataplarına güvenlik ve istikrarın sağlanması hususunda yanında olduklarını gösterme fırsatını yakalamıştır. Daha önceleri İran’ın telkinleriyle Türkiye’nin Irak’taki terör operasyonlarına karşı çıkan Bağdat hükümeti, asıl tehlikenin İranlı destekli Şii milislerden geleceğini açık bir şekilde görmektedir. Daha açık bir ifadeyle Irak’ın egemenliğini zedeleyen ve güvenliğini tehlikeye atan Türkiye’nin terör örgütleri PKK ve DEAŞ’a karşı yürüttüğü operasyonlar değil, ABD unsurlarına yönelik her an saldırıda bulunabilecek olan İran destekli Şii milislerdir.

Kısacası Irak’ın güvenliğinin sağlanması hususunda yeni bir konsepte ihtiyacın olduğu ortadır. Türkiye’nin geçtiğimiz ay İran’la PKK’ya karşı yapmış olduğu ortak operasyon, bölgede terörle mücadelede ortak bir eksen kurulabileceğini göstermiştir. Şimdi ise Irak’ın PKK’ya karşı mücadelede somut adımlar atması gerekmektedir. Bunun gerçekleşmesi halinde Türkiye, Irak ve İran arasında güvenlik merkezli yeni işbirliğinin temelleri atılabilir. PKK’ya karşı mücadele üzerinden başlayan işbirliği, yabancı güçlerin mücadelesine karşı ortak savunma güçlerinin oluşturulmasıyla farklı bir boyut kazanabilir. Söz konusu adımların gerçekleşmesi için her şeyden önce İran’ın vekil unsurlarının Irak için bir tehdit unsuru olmaktan çıkarılması gerekmektedir. Şu anda Irak, ABD ve İran’ın saldırılarına açık bir durumdadır. Bu bağlamda Abdülmehdi’nin Türkiye ziyareti sırasında tarafların vereceği dayanışma ve birlik mesajları bölgedeki gerginliğin yumuşatılması ve çatışmadan uzaklaşılması adına önemli arz etmektedir. Bölgede yeni krizlerin patlak vermesini önleme konusunda özellikle Türkiye’ye büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu bağlamda Türkiye-Irak yakınlaşması, İran Krizi’nin aşılmasında kritik rol oynayabilir.


[1] “Sistani ve Irak’ın Egemenliğini Korumak”, Şarkul Avsat, https://aawsat.com/turkish/home/article/1589731/mustafa-fahs/sistani-ve-irak%E2%80%99%C4%B1n-egemenli%C4%9Fini-korumak, (Erişim Tarihi: 15.05.2019).

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Cenk TAMER
Cenk TAMER
ANKASAM Ortadoğu Uzmanı

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,721TakipçiTakip Et
277AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz