İngiltere’de Yeni Dönem: Boris Johnson

İngiltere’nin eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson, iktidardaki Muhafazakâr Parti’nin yeni lideri seçildi. Johnson, Kraliçe II. Elizabeth tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilerek İngiltere’nin yeni başbakanı oldu. Johnson, başbakanlığında önceliğinin Brexit olacağını belirterek ülkeyi 31 Ekim’de Avrupa Birliği (AB) üyeliğinden çıkarmayı hedeflediğini açıkladı.

Bu gelişmeler ışığında Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Boris Johnson’ın başbakan seçilmesinin ardından AB’de yaşanacak olası gelişmeleri, Brexit’in ne anlama geleceğini ve ülkenin dış politikasının hangi yönde ilerleyeceğini değerlendirmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Prof. Dr. Mustafa Nail ALKAN (ANKASAM AB Danışmanı)

İngiltere’nin AB’den çıkmakta son derece istekli olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Nail Alkan, “Boris Johnson’ın başbakan olarak seçilmesinin altında Brexit isteği yatmaktadır. İngiltere, Brexit’i gerçekleştirebilecek bir başbakan aradı ve o isim de Johnson oldu. Çünkü İngiltere, son birkaç yıldır Brexit sürecinden çok sıkılmış durumdadır. AB’den çıkma fikrini ortaya atan David Cameron’ın istifa etmesinin ardından göreve gelen Theressa May, AB’den çıkma taraftarı değildi. May bir anda kendini, düşünmediği ve benimsemediği bir politikanın içinde buldu ve Brexit sürecini devam ettirmek zorunda kaldı. Fakat May de bu süreçte başarısız oldu.” şeklinde değerlendirdi.

İngiltere halkının arka arkaya yapılan parlamento toplantılarından ve oylamalarından sıkıldığını ifade eden Alkan, “Theresa May’in de söz konusu süreçte başarısız olmasından sonra Johnson 31 Ekim tarihini belirleyerek Brexit’in kesin olarak gerçekleşeceğini söyledi.” dedi.

Asıl sorunun Brexit’in anlaşmasız olarak gerçekleşmesinden sonra başlayacağını söyleyen Alkan, “AB ülkelerinde yaşayan İngiliz vatandaşlarına ya da İngiltere’de yaşayan AB vatandaşlarına ne olacağı konusu, Kuzey İrlanda’nın sınır meselesi, Galler ve İskoçya, gelecek dönemde Johnson’ın başını ağrıtacak gündem maddeleri olacaktır. Johnson, Brexit’i gerçekleştirecektir; fakat ülkesinin geleceğini hangi ölçüde düşündüğü muammadır.” olarak ifade etti.

Anlaşmasız Brexit’te kaybeden tarafın İngiltere olacağını belirten Alkan, “Londra dünyanın en önemli ticaret merkezlerinden biridir. Günümüzde birçok şirketin Brexit Krizi’nden dolayı Londra’dan ayrılıp başka ülkelere gittiği bilinmektedir. İşsizlik oranı artacak ve ülke ekonomisi zor duruma gelecektir. Bu açıdan İngiltere’nin Brexit kararı yanlış planlanarak ortaya çıkmış olarak görünmektedir.” şeklinde konuştu.

Öğr. Gör. Dr. Ozan ARSLAN (İzmir Ekonomi Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler)

Johnson’ın başbakanlığının bir süredir beklendiğini ifade eden Dr. Ozan Arslan, “Theresa May’in görev süreci, David Cameron’dan kendisine kalan zorlu Brexit süreciyle geçmişti. Britanya’nın dış politikasının büyük bir ilgi gerektirdiği dönemde, hükümetin tüm enerjisi Brexit konusunda harcanmıştır. May’in siyasi mirasına bakacak olursak, başarısız bir Brexit sürecinden başka bir şey göremeyiz. Johnson, başbakanlık makamına bir süredir hazırlanmaktaydı. Kendisi popülist bir isim olarak ön plana çıkmaktadır. Tartışmalı bir kişiliğe sahiptir. Birçok bakımdan ‘Trumpvari’ bir tarzı olduğu da söylenmektedir. Bu zorlu süreçte Muhafazakâr Parti’nin lideri olmasında ‘Ben Brexit’i çözerim’ şeklindeki söyleminin çok etkili olduğu görülmektedir.” ifadelerini kullandı.

Brexit sürecinin Britanya toplumunu kutuplaştırdığını belirten Arslan, “Johnson göreve gelmeden önce yaptığı açıklamada ne pahasına olursa olsun Brexit’i gerçekleştireceğini, bölünmüş olan Britanya ulusunu birleştireceğini ve ana muhalefet partisi liderini yenilgiye uğratacağını söyleyerek kararlı olduğunun mesajını vermiş ve böylelikle başbakanlık görevini elde etmiştir. Fakat Brexit’in nasıl gerçekleşeceğinin seçeneklerine bakıldığında, çok parlak bir tablo önümüze çıkmamaktadır. Özellikle anlaşma olmadan gerçekleşecek bir Brexit, Britanya ekonomisine telafisi olmayan zararlar verecektir. Doların sterline eşitlenmesi, Britanya mallarının uluslararası ticaretteki rekabet gücünün azalması gibi senaryolar ülkenin karşısına çıkacaktır. Bu da küresel bir finans merkezi olan Londra’nın konumunun erozyona uğraması demektir.” diye konuştu.

Johnson’ın uzun vadedeki politikalarına ilişkin olarak Arslan, “Britanya-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkilerine daha fazla önem verilecektir. Britanya’nın bölgesel ve küresel ilişkileri kadar ikili ilişkileriyle de uluslararası siyasette kalmaya çalıştığı yeni bir dönem olacaktır. Brexit, Johnson’ın başbakanlığının en önemli işlerinden biri olacaktır; fakat Britanya dış politikası meşgul eden birçok mesele bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi son günlerde İran’la yaşadıkları ‘Tanker Krizi’ olarak karşımıza çıkmaktadır. ABD-İran arasında artan gerginlik göz önünde bulundurulduğunda, ABD’nin en köklü ve en sadık müttefiki olan Birleşik Krallık’ın, ABD’ye paralel bir politika geliştirmesi gereken bir dönemde Johnson’ı zor günler beklemektedir.” şeklinde konuştu.

Uluç ÖZÜLKER (Emekli Büyükelçi)

Johnson’ın en başından beri Brexit yanlısı olduğunu ifade eden Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, “Bugüne kadar geçen süreç içerisinde Brexit konusunda en ısrarcı olan kişi kendisi olmuştur. Johnson, ciddi bir muhafazakârdır. En büyük propaganda olarak, Brexit’in reddedilmemesi halinde ülkenin istilaya uğrayacağını ve yabancıların ülkeye gelip İngiltere’yi ele geçireceklerini söylemesi ve böyle bir şeye ise kendisinin müsaade etmeyeceğini belirtmesi olmuştur. Bir başka değişle AB’den kesinkes ayrılma taraftarıdır.” şeklinde değerlendirdi.

Anlaşmalı ayrılma ihtimalinin mevcut durumda mümkün olmadığını belirten Özülker, “Johnson’ın selefi Theresa May’in müzakereler yoluyla söz konusu süreci getirebildiği en son nokta belliydi. Brexit’i kesinkes savunan bir kişinin başbakanlık görevine gelmesi, AB’nin geri adım atacağını göstermemektedir. Dolayısıyla İngiltere, anlaşmasız bir biçimde Brexit’i gerçekleştirecektir.” açıklamasında bulundu.

Anlaşmasız Brexit’in birtakım sonuçlar doğuracağını söyleyen Özülker, “En büyük sıkıntı olarak ekonomi öne çıkmaktadır. İngiltere ihracatının %74’ü Avrupa ülkelerine yöneliktir. Anlaşmasız ayrılmak demek, ekonomik açıdan ülkenin zor günler geçireceğinin göstergesi demektir. Diğer bir sorun olarak İskoçlar ön plana çıkmaktadır. İskoçlar AB’de kalmak kaydıyla Cameron’a destek verip, ülkelerindeki referandumu bu istek doğrultusunda gerçekleşmişti. Fakat referandum beklenmedik bir şekilde sonuçlanmıştı. Anlaşmasız Brexit, İskoç sorununu tekrar gündeme getirecektir.” ifadelerini kullandı.

Sözlerinin devamında Emekli Büyükelçi, “Anlaşmasız Brexit’te İrlanda, elde ettiği tüm avantajları kaybeder pozisyona gelecektir. Bu ise Kuzey İrlanda’da bir krizi beraberinde getirecektir. Dolayısıyla İngiltere’yi oldukça zor günler beklemektedir. Johnson’ın Brexit konusunda kendisine bu kadar güvenip birtakım söylemlerde bulunması tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Fakat aşırı muhafazakâr tarafının bilinerek kendisinin başbakanlığa taşınması, parlamentonun ve halkın birçok sonuca katlanmayı kabul ettiğinin de göstergesidir.” yorumunu yaptı.

Sobir, Han’ın ABD ziyaretine dair ikinci önemli hususun ise Keşmir Meselesi olduğunu ifade etti. Bu bağlamda Sobir, “Trump’ın Han’la yaptığı ortak basın toplantısında, Keşmir Sorunu’nun çözümü için arabuluculuk yapmayı önermesi oldukça önemlidir. Trump’ın arabuluculuk fikrinin Hindistan Başbakanı Modi tarafından geçen ay Japonya’nın Osaka kentinde düzenlenen G20 Zirvesi’nde kendisine teklif edildiği yönündeki iddiası ise çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Çünkü Trump’ın iddiaları, Yeni Delhi tarafından kesin bir dille reddedilmiştir. Buna rağmen ABD Başkanı’nın arabuluculuğu konusu, Pakistan’da olumlu bir karşılık bulmuştur. Öte yandan Beyaz Saray’ın resmi internet sitesinde Han-Trump görüşmesi hakkında yayınlanan resmî bildiride ise “arabuluculuk” konusuna değinilmemiştir. Bu durum, ABD’nin Keşmir Sorunu’nda somut bir girişimde bulunmayı düşünmediğine işaret etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Trump’ın Keşmir Sorunu’nda arabuluculuk yapma girişiminin seçim yatırımı olduğunu öne süren Sobir, “Trump’ın davranışının arkasında, 2020 yılının Kasım ayında yapılacak Başkanlık Seçimleri vardır. Çünkü ABD Başkanı, kendisini destekleyen kitlenin oylarını kaybetmek istememektedir. Bu konuda da Afganistan’daki istikrarsızlık gündeme gelmektedir. Zira ABD Başkanı, Afganistan’dan çekileceklerini açıklamasına rağmen somut bir adım atmamıştır. Dolayısıyla Amerikan askerlerinin Afganistan’da hayatını kaybetmeye devam etmesi, Trump’a olan desteğin azalmasına sebep olabilir. Özellikle de kendisini destekleyen ırkçı oylarda bir kayma yaşanabilir. Bu nedenle de Trump, Afganistan’da ortaya çıkacak sorunların aşılabilmesi için ABD’nin Pakistan’la işbirliği yapması gerektiğini düşünmektedir. Keşmir Sorunu da bu yüzden gündeme gelmiştir.” açıklamasında bulundu.

Metin GÜNEŞ (Gazeteci/CNN Türk-Londra)

İngiltere’nin yeni başbakanı Boris Johnson’ın karşılaşacağı en zorlu işin Brexit olacağını belirten Gazeteci Metin Güneş, “Ülkenin dış politikasını en çok Brexit meselesi meşgul etse de bunun haricinde de meseleler bulunmaktadır. Dünya liderleri şimdi Johnson’ın daha önce hangi fikirlere sahip olduğunu ve hangi konularda nasıl tavır aldığına bakacaklardır. Bu şekilde Johnson’ın gelecek dönemde ne tür politikalar izleyeceğini tahmin etmeye çalışacaklardır. Johnson’ın iki yıl dışişleri bakanlığı görevini yürütmüş olmasından dolayı, onlarca yıl gazete ve dergilerde yayımlanan köşe yazıları ve röportajları mevcuttur. Bundan dolayı Johnson’a ait bol malzeme bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Güneş, “Her şeyden önce ABD Başkanı Donald Trump’la arasının iyi olacağından şüphe yok. ABD ile İngiltere arasındaki “özel ilişki” Boris Johnson’ın başbakan olmasıyla daha da özel bir hale gelecek. Söz konusu iki lider en iyi arkadaş olmasalar bile birbirlerine hayranlık duymakta ve bunu her fırsatta dile getirmektedirler. Skandallarıyla ve politikalarıyla iki lider arasında birçok benzerlik bulunmaktadır.” şeklinde belirtti.

Boris Johnson’ın Brexit’i desteklediğini belirten Güneş, “AB’nin Brexit için tanıdığı 31 Ekim tarihine dek, Birlik ile bir anlaşma olsun ya da olmasın Johnson, AB’den ayrılma yanlısıdır. Anlaşmasız Brexit demek, İngiltere ekonomisinin durgunluğa girmesi ve işsizlik demektir. Böyle olması halinde sadece Boris Johnson’ın siyasi kariyeri tehlikeye girmekle kalmayacak; başkanlığına seçildiği Muhafazakâr Parti de uzunca bir süre iktidar yüzü görmeyecektir. AB, vakit kaybetmemesi ve bir an önce anlaşmaya varıp yoluna devam etmesi için İngiltere’yi bir kez daha uyarmıştır. Johnson’ın ise şimdiye dek Brexit’i nasıl gerçekleştireceğine dair herhangi bir planı olmadığı anlaşılmaktadır. Johnson, başbakanlık koltuğunda uzun süre oturmayabilir. Muhalefet şimdiden erken genel seçim diye bastırmaktadır. Kendi partisi de Brexit konusunda ikiye bölünmüş durumdadır. Dolayısıyla Boris Johnson’u zor günler beklemektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,719TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz