Hartum Anlaşması Güney Sudan Krizi’ne Son Verebilecek mi?

27 Haziran 2018 tarihinde Sudan’ın Başkenti Hartum’da, Güney Sudan Krizi’nin tarafları arasında bir ateşkes anlaşması imzalanmıştır. Tarafların daha önce de barış anlaşmaları imzaladıkları; ancak aralarındaki anlaşmazlıkları kesin çözüme kavuşturamadıkları bilinmektedir. Bu durumun başlıca nedeni, krizin siyasi bir sorun olmamasıdır. Zira Güney Sudan’daki kriz, etnik bir soruna dönüşmüştür. Zaten krizde yer alan silahlı grupların sayısı ve silahlı grupların kabile ordularına dönüşmesi de sorunun etnik boyutunu göstermektedir.

Güney Sudan’daki olaylar, ülkenin bağımsızlığını kazanmasından iki yıl sonra patlak vermiştir. Savaşın arkasında yatan temel sebepler hükümet yetkililerinin yolsuzluklara bulaşması, Cumhurbaşkanı Selfa Kiir’in kendi kabilesinin üyelerini kritik görevlere ataması ve Dinka kabilesinin (Dini referans alan bu kabile, Güney Sudan’ın en kalabalık kabilesi olarak bilinmektedir.) diğer etnik gruplar tarafından baskı altına alınması olarak sıralanabilir. Ancak kriz yalnızca iç faktörlerden de kaynaklanmamaktadır; çünkü krizin iç faktörleri olduğu gibi, dış faktörleri de bulunmaktadır. Zira bölgesel ve küresel aktörlerin Güney Sudan’daki çıkarlarının çatışması, barışın sağlanmasını zorlaştırmaktadır.

Güney Sudan’da kriz patlak verdiği andan itibaren, ülke topraklarında yüz binlerce insan hayatını kaybetmiş, milyonlarca vatandaş evinden olmuştur. Elbette bu olumsuz durumdan komşu ülkeler de etkilenmiştir. Bu süreçte sadece Sudan’a 2 milyona yakın insan sığınmıştır. Ayrıca Etiyopya, Uganda ve Kenya gibi bölge ülkelerinde de milyonlarca mültecinin bulunduğu bilinmektedir. Bu durum sorunun Güney Sudan sınırlarını aşarak bölgeselleşmesine sebep olmuştur.

Bahse konu olan krizin bölgesel bir soruna dönüşmesi, sorunun çözümü için uluslararası toplumun ve bölgesel aktörlerin harekete geçmesini gerektirmiştir. Bu bağlamda Etiyopya’nın arabuluculuğu ve Sudan Cumhuriyeti’nin çabaları, krizin iki büyük tarafı olan Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit ve muhalif lider Riek Machar’ın Hartum’da bir araya gelmesini sağlamıştır.  Hartum’daki bu görüşme, taraflar arasında bir ateşkes anlaşmasının imzalanmasına yol açmıştır.  Ancak imzalanan ateşkesin kalıcı barışı sağladığı konusunda kesin yorum yapmak için henüz erkendir.

Yukarıda ifade edildiği üzere kriz, etnik bir krizdir. Bu da krizin çözümünün siyasi figürlerin bir araya getirilmesiyle olmayacağını ve bazı adımların atılması gerektiğini göstermektedir. Bu doğrultuda atılması gereken adımlar şunlardır:

  • İlk aşamada bütün kabile liderlerinin katıldığı ulusal bir toplantıda, liderlerin Ulusal Barış Bildirisi başlığı altında uzlaştıkları bir bildiriye imza atmaları gerekmektedir.
  • Barışın inşasına yönelik atılacak ikinci adım, tarafların silah bırakmasıdır. Bu nedenle vatandaşların elinde bulunan silahlar, devlet tarafından toplanmalıdır. Zira bu silahlar savaşın patlak vermesinin temel sebeplerdendir. Dolayısıyla ülke genelinde silah toplama kampanyası başlatılmalıdır.
  • Barışın sağlanması için atılması gereken bir diğer adım da küresel ve bölgesel aktörlerin Güney Sudan’daki çıkar çatışmalarına son vermesidir. Yukarıda ifade edildiği üzere, Güney Sudan üzerindeki çıkar çatışmalarının devam etmesi, krizin ömrünün uzaması anlamına gelmektedir.

Güney Sudan sorununun çözümünü kolaylaştıracak diğer husus da başta ABD olmak üzere, Batı Dünyası devletlerinin söz konusu krizin çözümü için çaba harcamalarıdır. Ayrıca Güney Sudan’da yaşanan trajedinin son bulması için bölgeye insani yardım faaliyetleri de götürülmelidir.

Sonuç ve Öneri

Sonuç olarak Sudan yönetimi, Güney Sudan krizinin çözümü için önemli adımlar atmaktadır. Ancak bu krizin sadece Hartum’un çabalarıyla çözülmesi çok mümkün gözükmemekte ve bu nedenle de bölgesel ve küresel aktörlerin katkılarına ihtiyaç duyulmaktadır. Elbette bu aktörlerden biri de Türkiye’dir. Bu nedenle Ankara, insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye yardımlarda bulunmalıdır.

Yazarın diğer yazıları