Güneydoğu Asya’da RCEP Anlaşması: Çin’in Ekonomik Zaferi mi?

15 Kasım 2020 tarihinde Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’nin (ASEAN) 37. Liderler Zirvesi’nde bir araya gelen 15 Asya-Pasifik ülkesi, dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması olarak bilinen Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) Anlaşması’nı imzalamıştır. Anlaşmaya ASEAN üyesi ülkelerden Brunei, Kamboçya, Endonezya, Laos, Malezya, Myanmar, Filipinler, Singapur, Tayland ve Vietnam’ın yanı sıra Doğu Asya ülkeleri olan Çin, Japonya ve Güney Kore ile Okyanusya kıtasında yer alan Avustralya ve Yeni Zelanda dâhil olmuştur.

RCEP Anlaşması’nın taslak görüşmeleri, 2012 yılında ASEAN üyesi ülkeler ile Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda ve Hindistan arasında başlamıştır. 8 yıl boyunca yapılan 46 müzakere ve 19 bakanlık düzeyinde görüşmenin ardından 15 Kasım 2020 tarihinde Vietnam’da sanal olarak düzenlenen görüşmelerde söz konusu anlaşma nihayete ermiştir. Bu süre zarfında Yeni Delhi yönetimi, Çin mallarının Hindistan’a ucuz bir şekilde girmesinden endişe duyarak geçtiğimiz yıl yapılan müzakerelerden çekilmiştir.

RCEP Anlaşması’nın iki yıl içerisinde bütün taraf ülkelerce onaylanarak yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Bunun gerçekleşmesi halinde RCEP, küresel gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) %30’unu oluşturan ve 2,2 milyar insanın yaşadığı 15 Asya-Pasifik ülkesinin yer aldığı dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması olarak tarihe geçecektir. Buradaki bir diğer önemli husus ise daha önce hep ikili serbest ticaret anlaşmaları yapmayı tercih eden Pekin’in ilk kez çok taraflı bir serbest ticaret anlaşmasına imza atmış olmasıdır.

Hindistan ve ABD’nin yer almadığı RCEP Anlaşması’nın Çin için önemi, Güneydoğu Asya’daki Kuşak-Yol Girişimi projelerinde büyük bir atılım yapmasına olanak sağlayacak olmasıdır. Bu noktada şunun altını çizmek gerekir ki; söz konusu ticaret anlaşması, Pekin yönetiminin ekonomik bir projesi değil; tamamen ASEAN ülkelerinin bir girişimi olarak gündeme gelmiştir. Ancak bu anlaşma, şüphesiz Çin’in ASEAN ülkeleriyle olan ekonomik işbirliğini artırmasına imkân sağlayacaktır. Birçok uzmana göre RCEP Anlaşması, Covid-19 salgını sonrası bölgenin ekonomik kalkınmasına yardımcı olacak, dünyanın ekonomik ağırlık merkezini Asya’ya doğru kaydıracak ve Pekin’in bölgedeki etkisini artırmasında büyük rol oynayacaktır.[1]

RCEP Anlaşması, ASEAN’ın “orta-ölçekli güç diplomasisinin” bir zaferi olarak görülmektedir.[2] Hâlihazırda ikili serbest ticaret anlaşmaları yoluyla Çin, Japonya, Hindistan ve diğer Okyanusya ülkeleriyle ekonomik işbirliği yoluna giden ASEAN ülkeleri, uzun süre boyunca Asya-Pasifik’teki ortaklarıyla bölgesel düzeyde çok taraflı bir serbest ticaret anlaşmasına gitmeyi planlamış ve bu amaç doğrultusunda 2012 yılından beri çeşitli müzakereler yürütmüştür. Ancak RCEP, henüz taslak aşamasındayken; Doğu Asya’nın en büyük iki ekonomisi olan Çin ve Japonya’nın ekonomik hegemonyasından endişe duyulmuştur.[3] Bu yüzden de anlaşmaya Hindistan, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerin dahil edilmesiyle ASEAN liderliğinde yeni bir “bölgesel entegrasyon süreci” başlatılmıştır.

Özellikle Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki askeri faaliyetleri, Dokuz-Çizgi Hattı’yla ilgili egemenlik iddiaları ve Kuşak-Yol Girişimi bağlamında Güneydoğu Asya’da ekonomik hegemonya kurma çabaları, ASEAN ülkelerinin çok taraflı ekonomik işbirliği modeline yönelmesine neden olmuştur. Bu bağlamda Çin’i dengelemek için onun bölgesel rakibi Hindistan’ın anlaşmaya dâhil edilmesi planlanmıştır. 2019 yılında Hindistan, müzakerelerden çekildiğini duyurmuşsa da ASEAN ülkeleri, Yeni Delhi’nin anlaşmaya dönmesi konusunda halen ümitlidir. Hindistan’ın anlaşmadan çekilmesinin sebebi olarak Çin’le yaşadığı rekabet kadar ABD’nin baskılarının da etkili olduğu tahmin edilmektedir. Diğer taraftan ABD ve Hindistan’ın yer almadığı RCEP Anlaşması, Çin’in Asya-Pasifik’te ekonomik hegemonyasını ilan etmesine de neden olabilir.

RCEP Anlaşması’na dair müzakerelerin başladığı 2012-2013 dönemi, Pekin yönetiminin Kuşak-Yol Girişimi’ni ilan ettiği yıllara denk gelmektedir. Bu noktada belirtmek gerekir ki; Çin’in Güneydoğu Asya’daki ekonomik projeleri Kuşak-Yol Girişimi’yle sınırlı olmayıp; çok boyutlu bir stratejiyi kapsamaktadır. Bu bağlamda Pekin, “Bangladeş-Çin-Hindistan-Myanmar Ekonomi Koridoru” ve “Çin-Hindiçin Yarımadası Ekonomi Koridoru” gibi Kuşak-Yol Girişimi projelerine ek olarak Büyük Mekong Alt Bölgesi’ndeki altyapı projelerini ve 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu Projesi’ni de gerçekleştirmek istemektedir. Bu doğrultuda Çin, ihracat kapasitesini artırmak için öncelikle kendi ülkesindeki Serbest Ticaret Bölgelerini (STB) geliştirmeye ve bunların sayısını artırmaya çalışmaktadır. 2020 yılının Eylül ayında 21 tane STB’ye ulaşan Pekin yönetimi, RCEP Anlaşması’nın da hayata geçmesiyle, düşük gümrük tarifeleri üzerinden Güneydoğu Asya pazarına kolay ve hızlı bir şekilde açılmayı planlamaktadır.

RCEP Anlaşması, yalnızca Çin’in ihracat kapasitesini artırması bakımından değil; Kuşak-Yol Girişimi bağlamında Güneydoğu Asya’daki altyapı ve ulaştırma yatırımlarını teşvik etmesi açısından da avantajlıdır. Daha açık bir ifadeyle, RCEP Anlaşması’nın ASEAN ülkelerindeki altyapı, ulaştırma, teknoloji ve hammadde tedarik zinciri başta olmak üzere serbest pazara ilişkin faaliyetleri geliştirmesi beklenmektedir. Bu durum, Çin’in Kuşak-Yol Girişimi bağlamında bölgedeki yatırımlarının teşvik edilmesi anlamına gelmektedir. Bölgede uzun süredir durma noktasına gelen Çin’in birçok ulaştırma, liman, STB ve diğer altyapı projeleri, RCEP Anlaşması’nın getireceği bazı ticari ayrıcalık ve sübvansiyonlar sayesinde yeniden aktif hale gelebilir.

ASEAN ile Asya-Pasifik arasındaki işbirliğinin en önemi nişanelerinden biri haline gelen RCEP Anlaşması, Çin’in bölgedeki nüfuzunu artırmakla kalmayıp; ABD karşısında stratejik bir avantaj elde etmesini de sağlayacaktır. Nitekim RCEP Anlaşması, hâlihazırda başarısızlıkla sonuçlanan ABD’nin Trans Pasifik Anlaşması (TPA) karşısında, ASEAN ve Çin’in verdiği “stratejik birliktelik ve zafer mesajı” olarak yorumlanmaktadır. Sonuç olarak ABD ve Hindistan’ın yer alamadığı RCEP Anlaşması’yla Çin, yalnızca bölgesel entegrasyonu sağlamakla kalmayıp; aynı zamanda Asya-Pasifik üzerinden küresel hegemonyası için de mühim bir mevzi kazanabilir.


[1] “15 Asian Nations Sign RCEP, World’s Biggest Free-Trade Deal, After Eight Years”, SCMP, https://www.scmp.com/news/china/diplomacy/article/3109939/china-declares-victory-15-asian-nations-sign-worlds-biggest, (Erişim Tarihi: 04.01.2021).

[2]   “BRI, RCEP Best Solution for South Asia and Southeast Asia Recovery”, Global Times, https://www.globaltimes.cn/content/1210800.shtml, (Erişim Tarihi: 04.01.2021).

[3] Aynı yer.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Cenk TAMER
Cenk TAMER
ANKASAM Ortadoğu Uzmanı

BİZİ TAKİP EDİN

3,066BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et
0TakipçiTakip Et
290AboneAbone Ol

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz