Güney Çin Denizi’nde Güç Mücadelesi: ABD-ASEAN Tatbikatı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 2 Eylül 2019 tarihinde Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) devletleriyle Tayland Körfezi’nde askeri bir tatbikat başlattı. 5 gün süreceği belirtilen tatbikatın, Güney Çin Denizi’ndeki ABD-Çin geriliminin tırmandığı bir zamanda yapılması ise dikkatlerden kaçmadı. ASEAN ülkeleri, 2018 yılının Ekim ayında ise Çin’le bir askeri tatbikat gerçekleştirmişti.

Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), söz konusu tatbikatı değerlendirmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinden alınan görüşleri dikkatlerinize sunmaktadır.

Prof. Dr. İlter TURAN (Bilgi Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

ABD ile Çin arasındaki münasebetlerin ticaret ve güvenlik alanı şeklinde ikiye ayrılması gerektiğini belirten Prof. Dr. İlter Turan, “Çin, kendi çevresindeki alanı bir güvenlik alanı olarak görmekte ve yakın çevresindeki askeri mevcudiyetini güçlendirmek istemektedir. Bunu yaparken de bazı kum adacıklarını ve kayalıkları kullanmaktadır. ABD ise Çin’in yayılmacı olarak algılanan faaliyetlerine karşı, bölge ülkelerini koruyacağını öne sürmektedir. Nitekim bu tatbikat da ABD’nin bölgedeki koruyucu rolünü göstermek için buradaki ülkelerle birlikte düzenlediği askeri bir faaliyettir.” açıklamasında bulundu.

Çin’den çekinen ülkeler arasında başı Vietnam’ın çektiğini ifade eden Turan, “Bölgedeki birçok ülke, ABD’nin kendilerini ne ölçüde koruyacağı konusunda tereddüt içerisindedir. Bu ülkelere son yaşanan gelişmeler hasebiyle Güney Kore ve Japonya da eklenmiştir. ABD ise birtakım askeri faaliyetlerle bölgedeki güvenlik sisteminin mimarı olduğunu teyit etmek istemekte ve bunu tatbikatlar yaparak ortaya koymaya çalışmaktadır.” dedi.

ABD’nin bölgedeki en önemli hedefinin Çin’i durdurmak olduğunu söyleyen Turan, “ABD ile Çin arasındaki ticari rekabette, bölgedeki birçok ülkenin tarafsız kalmaya çalıştığı görülmektedir. Örneğin Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin elektrik endüstrilerinde, Çin’den yapılan ithalat mühim bir yere sahiptir. Her iki ülke de Çin’i, iktisadi açıdan ilişkilerin geliştirilebileceği bir aktör olarak görmektedir. Aslında iktisadi alandaki işbirliği, güvenlik alanındaki rekabeti de yumuşatabilir. Ancak iki alanın birbirinden farklı olduğu da bir gerçektir. Her ne kadar iktisadi açıdan bölge ülkeleri için Çin önemli bir konumda olsa da güvenlik bakımından bölge devletlerinin ABD’ye ihtiyacı vardır.” yorumunu yaptı.

Dr. Dinmuhammed AMETBEK (ANKASAM Avrasya Masası Başkanı)

Güneydoğu Asya’nın ABD-Çin rekabetinin yoğun olarak yaşandığı bir bölge olduğunu hatırlatan Dr. Dinmuhammed Ametbek, “Bu yüzden de ASEAN üyeleri olan Bruney Kamboçya, Endonezya, Malezya, Vietnam, Laos, Myanmar, Filipinler, Tayland ve Singapur Washington ile Pekin arasında bir denge oluşturmaya çalışıyor. Bahsi geçen ülkelerin ABD’yle yakın ilişkileri vardır. Trump yönetimi de bu yakın ilişkileri kullanmaya çalışmaktadır. Nitekim Trump yönetimi, 2017 yılının Aralık ayında yayınlanan Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde, bahsi geçen bölge için kullanılan “Asya-Pasifik” teriminden vazgeçerek daha geniş bir coğrafyayı içeren “Hint-Pasifik” kavramını kullanmıştır. Yani ABD, bölgeyi Çin’i kuşatma politikasının en önemli kısmı olarak Pasifik’ten Hindistan’a kadar uzanan bir hat şeklinde değerlendirmektedir. Ancak Çin’in yükselen bir güç olduğu gerçeği, bölge ülkeleri tarafından göz ardı edilemez. Zaten Pekin, ASEAN ülkeleriyle “kader ortaklığı” söylemi üzerinden işbirliği geliştirmektedir. Diğer bir ifadeyle Çin, “bölgenin efendisi benim” mesajını vermektedir. Son gelinen noktada ABD ile Çin arasındaki rekabetin deniz tatbikatlarına da yansıdığı görülmektedir.” dedi.

ASEAN ülkelerinin ABD veya Çin’le ortak deniz tatbikatı yapmalarının 2015 yılından beri gündemde olduğunu; fakat bu tatbikatların sürekli ertelendiğini dile getiren Ametbek, “ASEAN-Çin donanmalarının ilk ortak deniz tatbikatı 2018 senesinin Ekim ayında gerçekleşmişti. Bu tatbikat, Pekin’in önemli bir başarısı olarak değerlendirilmekteydi. Çünkü söz konusu tatbikat, özellikle de Güney Çin Denizi bağlamında bölge ülkelerinin Çin’e olan güvenini arttırmıştır. Ayrıca ASEAN ülkeleri, Çin donanmasıyla birlikte 2019 yılının Ağustos ayında da ikinci tatbikatı gerçekleştirmiştir. Bu çerçevede 2019 yılının Eylül ayının ilk haftasında gerçekleşen ASEAN-ABD tatbikatını, Çin’in bölge ülkeleriyle düzenlediği tatbikatlara ABD’nin verdiği yanıt olarak okumak mümkündür. Lakin bu tatbikatı, Çin’e karşı bir meydan okuma şeklinde yorumlamak da yanlış olacaktır. Zira böyle bir mesajın verilmesini, her şeyden önce tatbikata katılan bölge ülkeleri istemeyecektir. Dolayısıyla bahse konu olan tatbikatları, ASEAN ülkelerinin Çin ile ABD arasındaki dengeyi oluşturma girişimi şeklinde değerlendirmek gerekir.” şeklinde konuştu.

Dr. Haşim TÜRKER (BAAM Akademik Koordinatörü)

Deniz kuvvetlerinin diğer silahlı kuvvetlerden farklı olduğunun altını çizen Dr. Haşim Türker, “Bir kara tugayı, herhangi bir ülkeye gönderildiğinde ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir. Ancak deniz kuvvetlerinin tugay seviyesindeki herhangi bir görev grubu, bir ülkeye tatbikat için gönderildiğinde diğer devletler tarafından fazla tepki görmez. Bu nedenle de “Gambot diplomasi” olarak da adlandırılan deniz kuvvetleri unsurlarının diplomaside ve ülke stratejilerinde etkin bir şekilde kullanılması, tarihin ilk zamanlarından beri karşılaşılan etkili bir yöntemdir.” dedi.

Türker, “2018 yılında Çin’in ASEAN üyesi ülkelerle yaptığı tatbikatla karşılaştırıldığında, ABD’nin gerçekleştirdiği bu tatbikatın yetersiz kaldığı görülmektedir. ABD’nin bu sene icra ettiği tatbikat; arama-kurtarma, ikili ilişkileri geliştirme, komuta kontrol ve doğal afet yardımı çerçevesinde insani yardım faaliyetlerinin yürütülmesi gibi konuları içeren düşük seviyeli bir muhtevaya sahiptir. Ancak ABD’nin Tayland ve Filipinler’le yaptığı ikili anlaşmalar vardır.  Bu anlaşmalarda Washington yönetimi, herhangi bir saldırı karşısında söz konusu ülkeleri korumayı taahhüt etmiştir. Bu iki ülke, Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki iddialı tutumu karşısında kendilerini korumasız hissetmektedir. Dolayısıyla bahsi geçen tatbikat, ABD’nin başta Tayland ve Filipinler olmak üzere ASEAN üyesi ülkelere olan desteğini teyit etmektedir.” yorumunu yaptı.

Tatbikatta üst düzey çatışma senaryolarının bulunmadığını vurgulayan Türker, “Çin, mevzubahis tatbikatı bir tehdit olarak algılamamaktadır. Bununla birlikte ilerleyen dönemlerde, Tayvan Sorunu nedeniyle Güney Çin Denizi’nin daha da ısınacağı öngörülebilir. Zira Çin’in son yayımladığı ulusal savunma konulu Beyaz Kitabı’nda, Tayvan’ın en önemli başlıklardan biri olarak ele alındığı görülmekte ve Pekin yönetiminin bu konuda savaşmaya hazır olduğu belirtilmektedir. ABD ise Çin’in bu hırslı tutumunu kabul etmemektedir. Bu da tatbikatın yapılmasının en önemli nedenidir.” açıklamasında bulundu.

ABD’nin bölgesel liderlik konusundaki statüsünü yitirmeye başladığını da öne süren Türker, “Bunun en son örneği, Güney Kore ile Japonya arasındaki ticaret sorununda görülmüştür. ABD, konuya çok fazla müdahil olmamıştır. Buna karşılık Çin, her iki ülkenin katılımıyla üçlü bir zirve organize etmiş ve taraflar arasındaki ilişkileri düzeltmeye çalışmıştır.” dedi.

Murat BİLHAN (Emekli Büyükelçi)

Emekli Büyükelçi Murat Bilhan, Çin’in önlenemeyen bir siyasi yükselişinin olduğunu iddia ederek, “Çin’in durdurmak kolay değildir. ASEAN ise Batı destekli bir oluşumdur. ASEAN ülkeleri üzerinde Batı’nın teşviki ve desteği vardır. Tatbikatın amacı da söz konusu desteğin yeterli olup olmadığını test etmektir.” yorumunu yaptı.

Tatbikatın, ASEAN açısından Washington ile Pekin arasındaki dengeyi sağlama hareketi olarak değerlendirilebileceğini söyleyen Bilhan, “Bu tatbikatı, bir dengeleme girişimi olarak yorumlamak mümkündür. Zira ASEAN, Batı destekli bir organizasyon olmasına rağmen; Çin’in karşısında olmak gibi bir politika gütmemektedir. ASEAN, denge politikasını benimsemiştir. Lakin ABD, ASEAN’ı kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışmaktadır.” dedi.

Öte yandan Çin’in ekonomik anlamda duraklamaya girdiğini de ifade eden Bilhan, “Son günlerde yaşadığı gerginliklerden dolayı Çin ekonomisinin duraklamaya girdiğini görüyoruz. Bu durum, Çin’in belli bir noktaya kadar yükselip; orada kalmasına neden oluyor. Çin de şu anda bu dönemi yaşıyor.” açıklamasında bulundu.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

3,027BeğenenlerBeğen
230TakipçiTakip Et
2,717TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz