Gerilim ve Yakınlaşma Arasında İran-Suudi Arabistan İlişkileri ve Irak

Ocak 2016’da Suudi Arabistan’ın, Şii din adamı Ayetullah Nemr Bakır en-Nemr’in de aralarında bulunduğu 47 kişiyi idam etmesinden sonra, İran’da birçok şehirde gösteriler meydana gelmiştir. Bu doğrultuda Tahran’daki Suudi büyükelçiliği ve Meşhed’deki konsolosluk binaları ateşe verilmiş ve nihayetinde iki ülke arasındaki artan gerilim, diplomatik ilişkilerin kesilmesine kadar varmıştır. Bu olay yalnızca İran cephesinde değil, Irak içerisinde de yankı bulmuştur. Nitekim 2003 sonrası İran etkisine açık hale gelen ve Arap dünyasından koparak Sünni-Şii bloklaşmasının bir parçası haline dönüşen Irak’taki Arap Şiilerin, daha fazla yalnızlaşıp, ötekileşmesine ve çatışmanın derinleşmesinde etkin rol oynamalarına yol açmıştır.

Ayetullah Nemr’in idam edilmesinden sonra Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, bölgesel güvenliği olumsuz etkileyeceğine dikkat çekerek bu olayı kınamış;[1] Ayetullah Sistani, Mukteda el-Sadr ve Ammar el-Hakim, Suudi Arabistan’ın faaliyetlerine karşı gösteriler düzenlemesi için halka çağrılarda bulunmuş ve genel anlamda Suudi Arabistan aleyhinde yaptıkları çatışma odaklı faaliyetleri hızlandırmışlardır. Öyle ki İran’ın baskısı altındaki Irak hükümeti, geçtiğimiz yıl Suudi Arabistan’dan Bağdat Büyükelçisi Samir es-Sebhan’ı değiştirmesini istemiş ve Şii milislerin Büyükelçi Sebhan’ı suikastla tehdit ettiği de iddia edilmiştir.[2] Buna karşın, Suudi Arabistan’ın Mart 2015 tarihinde, Yemen’de İran etkisine karşı “Onlu Koalisyon”u kurarak Sünni bloğu arkasına alması, 2016 diplomatik krizinde de etkisini göstermiş ve Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Sudan, Cibuti de dahil olmak üzere bir dizi ülke, İran’la diplomatik ilişkilerini kesmiş ya da temsil düzeyini düşürme kararı almıştır.

2017 yılının başında Donald Trump’ın ABD’nin yeni başkanı seçilmesiyle, Ortadoğu’daki dengeler değişmiş ve Trump’ın Suudi Arabistan ziyareti sonrası İran’ı sınırlama girişimleri kapsamında, Arap ülkelerinin Irak’la yeniden yakınlaşması gündeme gelmiştir.

Bu doğrultuda Irak Başbakanı Haydar el-İbadi’nin ardından Arap milliyetçisi Mukteda el-Sadr’ın, 11 yıl aradan sonra Suudi Arabistan’a ziyaret gerçekleştirmesi ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Tahran-Riyad gerilimini azaltmak adına Bağdat’a arabuluculuk teklif etmesi,[3] bölge dengelerinde önemli bir değişime işaret etmektedir.

Bunun yanı sıra Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in Suudi Arabistan’la diplomatik temasların yeniden başlatılacağı yönündeki açıklamaları, İranlı hacıların kabul edilmesi ve Suudi Arabistan’ın Yemen’deki krizin çözümü konusunda Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi İsmail Velid Şeyh Ahmed vasıtasıyla İran’la işbirliği zemini arayışına girişmesi, ikili ilişkilerdeki yakınlaşma iddialarını güçlendirmiştir. Fakat, aynı süre zarfında taraflar arasındaki karşılıklı suçlamalar devam etmiş, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Suudi Arabistan’ın Yemen’e müdahalesini ve teröre verdiği desteği, ikili ilişkilerdeki sorunların temeli olarak görürken,[4] bazı kaynaklara göre Suudi Arabistanlı yetkililer İran’la müzakere edilemeyeceğini dile getirmiştir.[5]

Suudi Arabistan, Saddam döneminde oldukça güçlü olan, İran’a karşı Arap dayanışmasını (Esad hariç) yeniden canlandırmaya ve Irak’ta kontrolü yeniden ele geçirmeye çabalarken, aynı zamanda Tahran’ın bölgedeki nüfuzunu sınırlayacak diplomatik temas ve gerekirse uzlaşı arayışındadır. Fakat İran’ın Irak’taki nüfuzunu kırmak ve ülkedeki Arap Şiilerini, Sünni-Şii kutuplaşmasından kurtarmak için, Suudi Arabistan’ın kullanacağı argümanlar, özellikle DEAŞ sonrası düzende oldukça azdır. Diğer taraftan İran, 2003 sonrası dönemde ABD varlığına ve 2013 sonrası DEAŞ’a karşı sağlamlaştırdığı Şii dayanışmasının meyvelerini toplamaya hazırlanmakta ve güvenlik alanındaki işbirliğinden sonra sosyal, kültürel ve ekonomik entegrasyon için yeni işbirliği arayışı içerisindedir. Bu kapsamda Irak Yüksek İslam Konseyi (Partisi) lideri Ammar el-Hakim’in, mezhep kavgasını güçlü bir şekilde kullanan muhafazakâr kesimin etkisinden kurtulmak için yeni parti kurması, İran’ın Irak siyasetinde İbadi’den sonra verdiği ikinci taviz ya da bölgesel düzene uyum stratejisi olarak değerlendirilebilmektedir. Buna göre İran, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin referandum kararı sonrası yaklaşan yeni Irak düzeninde etkinlik arayışına girişmekte, Bağdat hükümeti ve Şii partilerle tam işbirliği ve uzlaşı zemini aramaktadır. Diğer taraftan Suudi Arabistan, İran’ın etkinliğini sınırlamak amacıyla hem Bağdat hükümeti hem de Şii Araplar’la yakınlaşmaya çalışmaktadır. Konjonktürel gelişmeler iki ülkeyi birbirine yakınlaştıracak uygun zemini oluşturmaktadır. Suudilerin, Irak’ı yeniden Arap koalisyonuna dahil etmek için, kısa vadede de olsa Kürtlerin bağımsızlığına karşı çıkması, ülkenin toprak bütünlüğünü savunması ve Şii Arapları İran’ın etkisinden kurtarmak için Irak’taki temaslarını ve yatırımlarını hızlandırması beklenmektedir.

Tarafların Irak Stratejileri

Bağdat’ın Riyad ile Tahran arasında arabuluculuk yapmasının gündemde olduğu bu dönemde, iki ülkenin Irak’a bakışını hedef, yöntem ve araçlar bakımından inceleyecek olursak;

Suudi Arabistan İran
Hedef – Bağdat hükümetindeki İran etkisini kırarak siyasi, ekonomik ve kültürel işbirliğini yeniden canlandırmak,

– Şii Arapları, mezhep kavgasından kurtararak Arap dayanışmasını yeniden gerçekleştirmek,

– Irak’ın toprak bütünlüğünü korumak.

– Irak’ın parçalanmasına engel olmak,

– Bu kapsamda Bağdat hükümetiyle ilişkileri sağlamlaştırmak ve İbadi örneğinde olduğu gibi Şii partileri Irak seçimlerinde mezhepçilikten uzak, ılımlı bir çizgiye çekerek, işbirliğinin devamını sağlamak.

Yöntem – Arabuluculuk, mezhep üstü siyaset görüntüsüyle Şii Arapların tepkisinden kaçınmak ve Arap milliyetçiliğini yeniden canlandırmak. – Kültürel diplomasi, seçim siyaseti ve Şii partilerle yürütülen işbirliği diplomasisi, mezhep üstü siyaset izlenimi vererek işbirliğini sürdürmek.
Araç – Arap milliyetçisi Şii gruplar, ılımlı Sünni Türkmen gruplar ve ayrılık karşıtı Kürtler. – Şii güçleri (parti, lider ve milis grupları dahil) siyasette baskı aracı olarak kullanmak.

 

İkili İlişkilerin Geleceği

İran-Suudi Arabistan ilişkilerinin, önümüzdeki dönemde yakınlaşma ve çatışma arasında gidip gelen bir sürünceme içerisinde olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu kapsamda Arap, Şii ve Kürt kimlikleriyle ön plana çıkan Irak, Tahran ve Riyad arasında tarihi bir rekabet alanını ifade etmektedir. Irak’taki Şii Araplar, mezhep siyaseti ile etnik milliyetçilik arasında ince bir çizgide gidip gelmekte ve bu unsurlar yumuşak güç bağlamında İran ve Suudi Arabistan arasında bir çekişme alanını ifade etmektedir. Bu sebeple 2016 sonrası yükselen İran-Suudi Arabistan gerginliğinde Irak ve özellikle Şii Araplar, çatışma ve yakınlaşma arasındaki ilişkilerin seyrini belirleyen en önemli faktörler olmuştur. Buna göre (Arap ve Şii kimliğiyle) Irak’ı kontrol eden güç, Ortadoğu’daki dengeleri de ele geçirecektir. Irak’ın kontrolü Tahran açısından, İslam Dünyası’nın hakimiyeti için önemli görülmekte, Suudi Arabistan için ise Arap Dünyası’nın (Esad hariç) bütünleşmesi anlamına gelmektedir. Kürtlerin bağımsızlık girişimi başta olmak üzere, bölgesel konjonktür tarafları işbirliğine zorlamaktadır. Eğer gerçekleştirilirse; İran ve Suudi Arabistan’ın izleyeceği mezhep üstü siyaset ve ılımlı dış politika, Ortadoğu düzenini geri dönülmez bir şekilde yeniden şekillendirecek ve bölge barışının tesisinde önemli bir değişken olacaktır. Irak bu açıdan taraflar arasında, önemli bir test alanını ifade etmektedir.


[1]“İran-Suudi Arabistan… İpler gerildi”, Milliyet, http://www.milliyet.com.tr/iran-suudi-arabistan-ipler/dunya/detay/2173322/default.htm, (Erişim Tarihi: 04.09.2017).

[2]“Suudi Büyükelçi Sebhan: İran, Bağdat’ı Safevi İmparatorluğu’nun Başkenti Sanıyor”, Sputnik News, https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201608291024599006-suudi-arabistan-iran-irak-bagdat-sebhan/, (Erişim Tarihi: 04.09.2017).

[3]“Bağdat’ta Diplomasi Oyunu”, Yeni Şafak, http://www.yenisafak.com/dunya/bagdatta-diplomasioyunu-2779385, (Erişim Tarihi: 04.09.2017).

[4]“İran’dan Peş Peşe Açıklamalar! Ateş Püskürdüler”, Haber 7, http://www.haber7.com/ortadogu/haber/2413592-irandan-pese-pese-aciklamalar-ates-puskurduler, (Erişim Tarihi: 04.09.2017).

[5]“Suudi Arabistan’dan İran Açıklaması”, Welayet, http://welayet.com/home/ortadogu/item/15250, (Erişim Tarihi: 04.09.2017).

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Cenk TAMER
Cenk TAMER
ANKASAM Ortadoğu Uzmanı

BİZİ TAKİP EDİN

3,027BeğenenlerBeğen
232TakipçiTakip Et
2,718TakipçiTakip Et
279AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz