G-20 Zirvesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Japonya ve Çin Ziyaretleri

Dünyanın en büyük 20 ekonomisine sahip devletlerin bir araya geldiği G-20’nin bu yılki toplantısı, 28-29 Haziran 2019 tarihlerinde Japonya’da gerçekleşecek. Japonya’nın Osaka şehrinde yapılacak olan G-20 Liderler Zirvesi’nde istihdamdan sağlığa, küresel ekonomik dengesizliklerden ticari ve jeopolitik gerilimlere kadar birçok konunun görüşülmesi bekleniyor. Söz konusu zirveye, Türkiye’yi temsilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindeki heyet katılacak. Bu kapsamda Erdoğan’ın başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump olmak üzere birçok ülkenin lideriyle ikili görüşmeler yapacağı öğrenildi. Erdoğan, Japonya’daki zirveden sonra ise Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in davetlisi olarak Pekin’i ziyaret edecek.

Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Japonya’da düzenlenecek zirvenin olası sonuçlarını ve Erdoğan’ın gerçekleştireceği Çin ziyaretinin ne anlama geldiğini tartışmaya açarak alanında önde gelen uzman ve akademisyenlerin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Prof. Dr. Rıdvan KARLUK (Emekli Öğretim Üyesi)

Yapılacak ikili görüşmeler nedeniyle Japonya’nın Osaka kentinde düzenlenecek zirvenin büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Rıdvan Karluk, “Toplantıya katılan devletler, belirli konularda kendi görüşlerini dayatmak istemektedir. Bu sebeple de toplu görüşmelerden somut sonuçlar çıkmamaktadır. Ancak liderlerin gerçekleştirecekleri ikili görüşmeler, toplu görüşmelere kıyasla çok daha faydalı olmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Donald Trump’la yapacağı görüşmeye de değinen Karluk, “İki lider arasındaki görüşmenin gündemini S-400 ve F-35 krizleri oluşturacaktır. Bu konularda uzlaşı sağlanamaması, diğer birçok meselede de sıkıntı yaşanmasına sebebiyet verebilir. İkili ilişkilerde gerginliğin artmasının en mühim yansıması ise zaten son dönemde değer kaybetmiş olan Türk Lirası’nın daha fazla değer kaybı yaşaması şeklinde tezahür edebilir. Bu da ekonomi açısından olumsuz bir gelişme anlamına gelecektir.” dedi.

İkili görüşmenin siyasi boyutuna da dikkat çeken Karluk, “Türk-Amerikan ilişkilerindeki bu çalkantılı dönemin devam etmesi, Türkiye’nin yüzünü Doğu’ya dönmesini; yani bir eksen kaymasını gündeme getirebilir. Bu da Ankara’nın gelecek dönemde uygulayacağı politikaları değiştirebilir. Oysa Türkiye’nin dış politikasında Batıcılık, her dönemde önemli bir yere sahip olmuştur.” açıklamasında bulundu.

G-20 Zirvesi’yle birlikte yoğun bir diplomasi trafiğinin başlayacağını dile getiren Karluk, “G-20 Zirvesi’nde ve sonrasında Erdoğan, Çin de dahil olmak üzere birçok ülkenin lideriyle özel temaslarda bulunacak. Yapılacak görüşmelerin ana gündem maddesini ekonomi oluştursa da görüşmelerin siyasi boyutu da vardır. Çünkü devletler arası ilişkilerdeki siyasi istikrarsızlık, doğrudan ekonomiye yansımaktadır.” yorumunu yaptı. Bundan dolayı ekonomik gelişmelerin yalnızca ekonomideki göstergelerle açıklanamayacağının altını çizen Karluk, “Siyasi boyutuyla değerlendirecek olursak, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye aleyhinde aldığı kararlar ve Türkiye’de demokrasinin yeterince sağlıklı işlemediğini öne süren taraflı raporlar; Türkiye ile Batı arasındaki ilişkilerde ciddi kırılmalar yaşanmasına yol açabilir. Nitekim günümüzde de Türkiye’nin AB’yle olan ilişkileri donmuş vaziyettedir. Dolayısıyla zirve sırasında ve sonrasında gerçekleştirilecek görüşmeler, bu yönüyle de son derece mühimdir.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. İlter TURAN (İstanbul Bilgi Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

G-20’nin dünya ekonomisinde istikrarın sağlanmasına öncelik veren bir yapıya sahip olduğunu belirten Prof. Dr. İlter Turan, “Liderler düzeyinde yapılan zirvelerde, sadece mali konular konuşulmamakta; aynı zamanda politik meseleler de ele alınmaktadır. Nitekim söz konusu organizasyonun asıl hedefi, bu meselelerin çözümüne ilişkin yol haritalarının belirlenmesidir.” dedi.

Erdoğan’ın Trump’la yapacağı ikili görüşmeyi de değerlendiren Turan, “ABD’deki yönetim, son zamanlarda çok merkezli bir görüntü oluşturmaktadır. Dolayısıyla yalnızca Trump’la yapılacak bir görüşmeyle, Ankara-Washington hattında sorun yaşanmasına neden olan her konunun çözüleceği ve Trump’ın vereceği sözlerin hepsini yerine getireceği düşünülemez. Nitekim ABD, Türkiye’nin S-400 konusundaki kararlılığına tepki olarak çeşitli yaptırımlar uygulayacağını her fırsatta belirtmektedir. Ankara’nın beklentisi ise bahsi geçen yaptırımların hiçbir zaman uygulanmamasıdır. Bu noktada Trump’la anlaşmaya varılsa ve bir uzlaşı sağlansa bile, verilen taahhütlerin uygulanacağına güvenilmesi pek mümkün değildir.” yorumunu yaptı.

Toplantı vesilesiyle gerçekleşecek olan liderler arası görüşmelerin, G-20 Zirvesi’nin yarattığı fırsattan dolayı yapılan; fakat resmî anlamda zirvenin bir parçası olmayan görüşmeler olduğunu belirten Turan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirveden sonra gerçekleştireceği Çin ziyareti de Türkiye-Çin ilişkileri açısından son derece önemlidir. Kuşak-Yol Projesi ve Uygur Türklerine uygulanan muamele gibi kritik konular, Erdoğan’ın Çin ziyaretinde gündeme gelecektir.” açıklamasında bulundu.

Alev KILIÇ (Emekli Büyükelçi)

G-20’nin çok önemli bir organizasyon olduğunu vurgulayan Emekli Büyükelçi Alev Kılıç, “Söz konusu oluşum, bir anlamda Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) genişletilmiş halidir. Türkiye’nin de dünyanın en gelişmiş 20 ekonomisi içerisinde yer alması gurur verici bir durumdur.” dedi. Zirve’nin ekonomik yönünün ön plana çıktığını; fakat yapılan toplantılarda sadece ekonomik meselelerin konuşulmadığını belirten Kılıç, G-20 Zirvesi’nde Birleşmiş Milletler’i (BM) meşgul eden her konunun görüşüldüğünü ifade etti.

Söz konusu zirvenin Türkiye açısından önemine dikkat çeken Kılıç, “Türkiye’nin orada temsil edilmesi, ülkenin küresel sistem üzerindeki konumunu ortaya koymaktadır. Yapılan zirvelerde gerçekleştirilen ikili görüşmeler ise organizasyona ayrı bir hava katmaktadır. Zira G-20 toplantıları vesilesiyle liderler, kendi devletleriyle ilgili meseleleri, muhatap ülkelerin devlet başkanlarıyla istişare etme fırsatı bulmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan da başta Trump olmak üzere diğer devletlerin liderleriyle çeşitli görüşmeler gerçekleştirerek gündemdeki meseleleri ele alacaktır.” şeklinde konuştu.

Erdoğan’ın gerçekleşecek zirveden sonra yapacağı ziyaretlerin kurgulanış şeklinin çok başarılı olduğunu dile getiren Kılıç, “Osaka’daki zirveden sonra Erdoğan, ilk olarak Tokyo’ya gidecek ve Japon yetkililerle temaslarda bulunacak. Oradan da Çin’e geçecek olan Erdoğan, her ne kadar G-20’de aynı masada bulunmuş olsa da Çin Devler Başkanı Şi Cinping’le resmi bir görüşme gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı’nın bir sonraki durağının ise Hindistan olacağı ve burada da Narendra Modi’yle görüşeceği söylenmektedir. Bu ise Avrasya’nın öneminin arttığı çağımızda, Türkiye’nin de güç dengelerine uygun hareket ederek Japonya, Çin ve Hindistan’la yakın ilişki ve iletişim kuracağının göstergesidir.” yorumunu yaptı.

Bülent ERANDAÇ (Gazeteci)

Japonya’da gerçekleşecek zirvenin önemine vurgu yapan Gazeteci Bülent Erandaç, “Yeni dünya düzeni kurulurken, yeni haritalar hazırlanırken ve eksenler yeniden belirlenirken G-20’nin önemi son derece artmış ve bahse konu olan organizasyon, yeni bir boyut kazanmıştır.” dedi.

Erdoğan’ın Trump’la yapacağı görüşmeye de değinen Erandaç, “Cumhurbaşkanı’nın Trump’la yapacağı görüşme çok mühimdir. Çünkü söz konusu görüşme, son zamanlarda gündemimizde sıkça yer alan S-400 Meselesi, Doğu Akdeniz Sorunu ve Suriye’de güvenli bölgenin oluşturulması gibi konuların detaylı bir şekilde tartışılmasını sağlayacaktır.” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı’nın Trump’la görüştükten sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le de istişarelerde bulunacağını hatırlatan Erandaç, “Erdoğan, zirveden hemen sonra Japonya Başbakanı Şinzo Abe’yle özel bir görüşme gerçekleştirecek. Daha sonra ise Cinping ve Putin’le temaslarda bulunacak. Bu görüşmeler, ortaya bambaşka bir jeopolitik denklem çıkarabilir. Çünkü Rusya ve Çin, Doğu’nun lider aktörleridir.” yorumunu yaptı.

G-20 Zirvesi’nin yalnızca ekonomi parametreleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Erandaç, “Trump’la yapılacak görüşmenin istenilen sonuçları vermemesi halinde, Türkiye’nin son yıllarda gerçekleştirmeye başladığı Avrasya’ya açılma politikasının daha da hızlanacağı öngörülebilir. Belki de Türkiye’nin BRICS’e (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın ekonomilerini kastetmek için kullanılmaktadır.) dahil olması gündeme gelecektir. Bu nedenle de mevzubahis toplantı, yeni eksenlerin belirlenmesinde hayati önem taşımaktadır. Türkiye, bu toplantıya iyi hazırlanmıştır. Erdoğan’ın ‘Osaka Çantası’, yeni dünya düzeninde Ankara’nın nasıl konumlanacağının belirlenmesinde kilit rol oynayacaktır.” dedi.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

3,028BeğenenlerBeğen
232TakipçiTakip Et
2,625TakipçiTakip Et
272AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz