Fransa’nın “Sarı Devrim”le İmtihanı

Fransa’da akaryakıt fiyatlarında meydana gelen artış nedeniyle halk sokaklara inerek hükümeti protesto ediyor. Bir haftadır devam eden gösterilerde “Sarı Yelekliler” denilen grubun şehirdeki birçok yeri ateşe vermesi sonucu polis sert müdahalelerde bulunuyor. Güvenlik güçleriyle çatışan eylemcilerden çok sayıda kişi gözaltına alınırken, söz konusu protestolar karşısında Avrupa’nın sessiz kalması dikkat çekiyor.

Bu bağlamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Paris’te bir süredir devam eden gösteriler karşısında Avrupa’nın suskunluğunun ne anlama geldiğini tartışmaya açarak alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinin görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Doç. Dr. Nuri KORKMAZ (ANKASAM Avrupa Birliği ve Balkanlar Danışmanı)

Doç. Dr. Nuri Korkmaz, Fransa’daki gösterilerin vergi kesintileri ve diğer sorunlar nedeniyle ortaya çıktığını ifade etti. İtalya’yı işaret ederek Avrupa’nın diğer ülkelerinde de benzer sıkıntılar olduğunu söyleyen Korkmaz, İtalyanların kendi fakirliklerinin sebebini Avrupa’ya bağladıklarını, fakat Fransızların vergi politikasını hükümetin bir icraatı olarak nitelendirdiklerini kaydetti. Bunların yanı sıra Paris’teki gösterilerde aşırı sağcıların ön plana çıktığını vurgulayan Korkmaz, “Macron, Avrupa yanlısı diye seçilmişti. Zaten bu sebeple diğer partilerle sürekli olarak sürtüşmeler yaşanmaktadır. Fransa’nın bazı konularda Avrupa’da hak ettiği yeri bulamadığı da konuşulmakta. Çünkü sürekli olarak Almanya’nın altında ezilen bir Fransa görülmektedir. Bu da kendi ülkeleriyle gurur duyan Fransızları etkilemektedir.” sözlerini kaydetti.

Özellikle gösterilerin yapıldığı Şanzelize Meydanı’nın Fransa halkı için sembolik bir anlamı olduğunu ifade eden Korkmaz, “Şanzelize Avrupa’nın en şık ve en lüks bulvarı olarak bilinmektedir. Zaten gösteriler geniş halk kitlesini etkilemek için yapılmaktadır. Eylemlerin halk için önemli olan bir yerde yapılması dünyanın da ilgisini çekmesi amacını taşımaktadır.” diye konuştu. Korkmaz göstericilerin bu şekilde sadece Macron’a değil, tüm Fransız politikacılara bir mesaj verdiğini kaydetti. Halkın vergi artışı istemediğini ve bu durumun zamanla orta sınıfın yok olmasına neden olacağını belirten Korkmaz, “Fransa’da yapılan şeyin Avrupa’nın kemer sıkma politikalarından muzdarip olan ülkeleri de etkileyebileceğini düşünüyorum. Buradaki yayılan tepkinin neden sadece Le Pen tarafından dikkate alındığı şaşırtıcı bir durumdur.” diye konuştu.

Dr. Ozan ARSLAN (İzmir Ekonomi Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler)

Dr. Ozan Arslan, Fransa’da 14. yüzyıldan beri daha düşük gelir grubuna sahip kitlelerin ve daha çok kırsal kesimlerin karıştığı siyasi ve/veya ekonomik elite yönelik bir protesto geleneği olduğunu söyledi. Konuyla ilgili Arslan, “Fransa’da hükümet ardına hükümet değişiyor. Fakat diğer taraftan, üst gelir grubuna sahip elitlerle halk kitleleri arasındaki satın alma gücü uçurumu büyüyor.” ifadelerini kullandı. Son dönemde Almanya ve Fransa gibi güçlü ekonomilere sahip ülkelerin gündeminde “Avrupa Ordusu” ve “Avrupa Finans Merkezi” gibi projelerin olduğunu belirten Arslan, Fransa’nın dışardan güçlü görüntüsüne karşın içerde sosyoekonomik konularda ciddi sıkıntılar yaşadığına dikkat çekti. Fransa’da siyasi partiler arasında da gerilim yaşandığını ifade eden Arslan, “Hem aşırı sağdan hem de merkez olmayan soldan da bu harekete destek var. Çünkü halktaki huzursuzluğu görebiliyorlar ve (bu hareket) Macron’u itibarsızlaştırmak açısından da bir fırsat olarak görülüyor. Sosyoekonomik dengesizlik ve gelir dağılımdaki adaletsiz tablo bunların arkasında yatan etkendir.” dedi.

Avrupa’nın gösterilere sessiz kalmasının arkasında yatan nedenleri değerlendiren Arslan, şu an Avrupa ülkelerinin dış politikaya odaklandığını vurguladı. Bu bağlamda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın ABD’si ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ihtiraslı konular, Ukrayna-Rusya ilişkilerindeki tansiyonun yükselmesi, Avrupa Ordusu tartışmaları ve Brexit gibi başlıklar nedeniyle Fransa protestolarının Avrupa’nın gündeminde yeterince ilgi görmediğini söyleyen Arslan, diğer yandan da Fransa gibi dış siyasetteki imajına önem veren bir ülkenin böyle bir olayla gündemde yer almak istemeyeceğine dikkat çekti.

Dr. Öğr. Üyesi Erhan AKDEMİR (Anadolu Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Dr. Öğr. Üyesi Erhan Akdemir, Avrupa’da çeşitli zamanlarda benzer gösterilerle karşılaşıldığını hatırlatarak Avrupa’da kolluk kuvvetlerinin özellikle göçmenlerle ilgili konularda orantısız güç kullandığını söyledi. Türkiye’de benzer durumlar yaşandığında Avrupa Birliği ve organlarının ciddi eleştirilerde bulunduğunu kaydeden Akdemir, benzer durumlar karşısında farklı tepkiler verilmesinin kamuoyu açısından bu güvenilirliği sarstığını dile getirdi. Akdemir, “Aynı olaylarda farklı yaklaşımlar sergilenmesi veya herhangi bir söylemde bulunulmaması bu kurum veya kişilerin teorideki yaklaşımlarının pratiğe yansımadığını gösteriyor. Zaten Türkiye’nin bugün Batılı kurumlarla olan en önemli sıkıntısı budur.” diye konuştu.

Türkiye’nin kendi yaşadıkları ile Avrupa veya ABD’deki örnekler karşılaştırıldığında aynı veya benzer kurumların tepkilerinin farklılık arz ettiğini söyleyen Akdemir, “Bu başlı başına bir   çifte standart algısı yaratıyor. Kurumların da ülkelere göre veya siyasi liderlere göre söylemlerde bulunduklarını ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı. Ayrıca insan hakları ve özgürlüklerin evrensel değerler olduğunu belirten Akdemir, ihlallerin sonucundaki yaptırımlarında belli bir standartta olması gerektiğinin altını çizdi. Akdemir, “Bu yüzden Türkiye’de ve benzer ülkelerdeki gelişmelerin Fransa’da yaşanması ama farklı tepkiler verilmesi, bağımsız hareket edip etmedikleri noktasında bir sorgulamaya neden oluyor. Güç kimdeyse onun yanında hareket edilmemelidir. Aksi takdirde kurumlar, istikrar ve barışı sağlamak gibi asli görevlerini yerine getirmekten uzaklaşmış olacaklardır.” açıklamasında bulundu.

Celal KAZDAĞLI (Gazeteci)

Gazeteci Celal Kazdağlı, Fransa’da yaşanan protestoların bir anda ortaya çıkmadığını dile getirerek, alım gücünün düşmesi, emeklilerin vergi oranlarının arttırılması, akaryakıt zammı, çalışma saatlerinin uzunluğu gibi sebeplerden dolayı ülkede bir süredir huzursuzluk olduğunu ifade etti. Kazdağlı, “Bu birkaç aydır devam eden bir durumdu ve bir haftadır yoğunlaşan gösterilere dönüştü. İktidar bu eylemin arkasında milliyetçi parti lideri Marine Le Pen’in bulunduğunu söylüyor. Le Pen de göstericilerin arkasında durarak ‘Şanzelize’de eylem yapabilirler.’ diyor. Ancak Şanzelize eylemlere kapalı bir alan olduğu için polis müdahale ediyor.” yorumunda bulundu. Kazdağlı, gösterilere “Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a karşı Le Pen’in arka çıktığı bir eylem” diye bakıldığını belirterek polisin dünyanın her yerinde kanuna aykırı davrananlara karşı güç kullanmasının yasal bir hak olduğunu dile getirdi.

Kazdağlı, geçmişte Fransa’da bu tarz gösterilerin sıkça yaşandığını ve dünya kamuoyunun da bu eylemlere geniş ölçüde yer verdiğini vurguladı. Ayrıca söz konusu protestoların daha önceki gösterilere kıyasla çok daha küçük çaplı olduğunu hatırlatan Kazdağlı, “Fransa bu tür şeylere alışıktır. Bu defa eylemlerin Şanzelize’de doğrudan gerçekleşmesi ve arkasında Le Pen’in olması dikkat çekicidir. Eskiden böyle gösterilerin arkasında ‘sol tandanslı’ sendikalar ve sosyalistler olurdu, ancak şimdi sosyoloji değişiyor. Kaybedenler ve yoksullar daha çok ırkçılarla bir araya geldiğinden son yaşananlar farklı şekilde yorumlanabilir.” diye konuştu.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

2,793BeğenenlerBeğen
105TakipçilerTakip Et
1,723TakipçilerTakip Et
211AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz