Filistin’de Ulusal Uzlaşıyla Birlik Hükümeti Kuruldu

Filistin’de El Fetih ve Hamas’ın uzlaşmasıyla birlik hükümeti kuruldu. Bu adımın Filistin iç siyasetine, İsrail ile olan müzakerelere ve Filistin’in dış ilişkilerine etkide bulunacağı düşünülmektedir. Filistin’in başlıca siyasi hareketleri arasındaki anlaşmazlığın sürmesinin ise barış sürecini ve Filistin’deki istikrarı olumsuz etkileyebilir.

Artık Batı Şeria ve Gazze tek hükümet tarafından yönetilecektir.. Teknokrat hükümet, 6 ay içerisinde devlet başkanlığı ve genel seçimleri düzenlemekle görevlidir. Ayrıca Gazze sürece dâhil edilerek ekonomik sorunlarının çözülmesi ve Gazze’nin yeniden yapılandırılması hükümetin gündeminde olacaktır.

Filistin’de geçmiş denemeler başarısız olsa da mevcut dönemdeki uzlaşı süreci ve birlik hükümeti farklı unsurlar barındırmaktadır. Kabine her iki harekette de üye olmayan isimlerden oluşmaktadır. Dış kamuoyunun önemli aktörleri, koşullu olsa da destek vermektedir. El Fetih’e ve Hamas’a verilen iç ve dış desteğin giderek azalmasının örgütlerin bu adımları atmasında etken olduğu düşünülmektedir. Ekonomik sorunların devam etmesi, İsrail ile barış görüşmelerinin durması El Fetih, Filistin Otoritesi’ni (FO) ve Hamas’ı olumsuz etkilemiştir. Ayrıca Mısır’da Müslüman Kardeşler’in iktidardan uzaklaştırılması, mevcut dönemde siyasi-hukuki tasfiyesi Hamas’ın önemli bir destekçisini kaybetmesine neden olmuştur. Keza Suriye iç savaşına yönelik tutumu da örgüt için eksi puan getirmiş; bölgesel ve uluslararası alanda giderek yalnızlaşmıştır. İran’dan aldığı destekte de azalma görülmektedir.

Seçimlerin düzenlenecek olması iki hareketin ilişkileri için önemlidir. 2010’da düzenlenmesi gereken seçimler, uzlaşma sağlanamadığı için gerçekleşememiştir. Seçimlerin ertelenmesi Hamas’ın yanı sıra uluslararası kesimin de Abbas’ı eleştirmesine neden olmuştur.

Bu bağlamda hükümetin kurulması dış ilişkileri bakımından Filistin için artı bir gelişmedir. ABD ve Avrupa Birliği (BM) tarafından Hamas terör örgütü olarak tanınsa da Filistin’de uzlaşının sağlanması bütünlük arz etmesi açısından önemlir. Hamas, FKÖ’ye ve müzakere prensiplerine yaklaşabilir. Hükümetin Gazze idaresini ve bağımsız isimleri de içermesi Filistin’deki demokratik yönetimin gelişmesi olarak yorumlanabilinir. ABD, AB ve BM iki devletli çözüm, şiddetin reddedilmesi ve İsrail’in tanınması gibi barış müzakerelerinin temel prensiplerine uyulursa hükümetle çalışacaklarını vurgulamaktadır.

Uzlaşma sağlanmasının ve akabinde hükümetin kurulmasının barış görüşmeleri için de önemi bulunmaktadır. El Fetih, İsrail’e karşı bir hamle yapmıştır. Görüşmelerin durması, Yahudi yerleşimleri inşasının devam etmesi FO, FKÖ ve El Fetih lideri Mahmud Abbas’ı ve ekibini, Tel Aviv’i “köşeye sıkıştıracak” adımlar izlemeye itmiş olabilir. Zira hükümetin kurulmasıyla Abbas’ın tüm Filistinlileri temsil etmediği gibi savlar tartışmalı hale gelmiştir. Öte yandan Hamas’ın “gündeme taşınması” barış sürecinin zor olduğunu ve daha fazla sorun yaratılmaması gerektiğini hatırlatma girişimi olarak değerlendirilebilinir.

Müzakerelerde önemli rolü olan El Fetih’in yeniden Hamas ile uzlaşması İsrail’in barış sürecini sorgulamasına neden olmuştur. Hamas’ın İsrail’i yok etme ve tarihi Filistin’de devlet kurma hedefleri, araç olarak da şiddeti benimsemeye devam etmesi Tel Aviv tarafından Filistin’in barış istememesi olarak algılanmakta ve yorumlanmaktadır. Hükümetin kurulmasından sonra İsrail, Filistin’e yaptırım uygulayacağını açıklamış; Gazze’den topraklarına gelecek olan saldırıdan Abbas ve hükümeti sorumlu tutacağını kaydetmiştir.

İsrail’in olduğu gibi Hamas’ın da varlığı yadsınamaz bir gerçektir. Hamas’ın yukarda belirtilen hedeflerinden vazgeçmesi kapsamlı ve nihaî barışın sağlanması için en temel şartlardan biridir. 2006 seçimlerinin gösterdiği üzere örgüt, toplumda desteğe sahiptir; iktidarda olmanın sorumluluğunu da yaşamıştır. Bu bağlamda Filistin siyasetinde çözüme imza atmak ve siyasi aktör olarak devam etmek istiyorsa İsrail’in varlığını kabul etmesi gibi çeşitli değişikliklere gitmesi gerekecektir.

Öte yandan Hamas’ın varlığı Netanyahu hükümetinin barış sürecini tehdit eden veya durduran faaliyetleri için gerekçe oluşturmamalıdır. Tel Aviv de Hamas’ın varlığını kabul etmelidir. Yeni yerleşimlerin inşası, abluka, vergilerin kesilmesi, görüşme masasından kalkması gibi adımlar süreci zorlaştırmaktadır. Abbas, El Fetih, FKÖ ve FO gibi Filistin-İsrail sorununun müzakereler yoluyla ve iki devlet prensibiyle çözülmesini isteyen kesimi olumsuz etkilemektedir.

Uluslararası kesimden ise hükümetin kurulmasına destek gelmesi önemlidir. Washington’ın hükümetle çalışacağını açıklaması Hamas’ın siyasi sürecin dışarısında tutulduğunun ve Abbas, FKÖ, FO ve El Fetih’in açıklamalarının anlaşıldığını düşündürtmektedir. Hamas’ın hükümette üyesi olmadığı, hükümetin siyasi işlerinden ve barış görüşmelerinden sorumlu olmayacağı vurgulanmıştır. Kabinenin temel hizmetlerin sağlanması gibi teknik konulara bakacağı barış görüşmelerinin FKÖ tarafından yürütüleceğine dikkat çekilmektedir. Abbas da hükümetin imzaladıkları uluslararası anlaşmalara, müzakere prensiplerine bağlı olacağının altını çizmiştir. Yani Hamas’ın ilgili hedeflerinin kabul edilmediği yinelenmiştir.

Sonuç olarak, El Fetih ve Hamas uzlaşısı önemlidir. Kabinede bağımsız isimlerin yer alması görüşmelere devam isteğini göstermektedir. Fakat iki hareketin sorunlu ilişkileri hükümetin sonuca ulaşamadan feshedilebileceği ihtimalini saklı tutmaktadır. Keza anlaşmazlıklar sebebiyle hükümetin kurulması 5 haftalık süreyi geçmiştir. Dışişleri bakanı olarak kimin atanacağı, esirler bakanlığı ve Hamas’ın güvenlik birimlerinin ne olacağı kriz yaratmıştır. Süreçten sonuç alınabilmesi için her iki tarafın da taviz vermesi gerekmektedir. Öte yandan Netanyahu yönetiminin kabinenin kurulmasına yeni yerleşim yerlerinin inşasıyla cevap vermesi müzakere masasına dönüşün çetin geçeceğini göstermektedir. Obama yönetiminin de vereceği desteğin hükümetin politikalarına bağlı olduğunu açıklaması gerek Filistin uzlaşmasının devamının gerekse müzakerelerin başlamasının çokça koşula dayanan bir süreç olacağına işaret etmektedir.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Dr. Ceren GÜRSELER
Dr. Ceren GÜRSELER
2003 yılında Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden onur decesiyle mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2006 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde "The Islamic Rhetoric of the Palestine Liberation Organization (Filistin Kurtuluş Örgütü'nün İslami Söylemi)" başlıklı teziyle aldı. Doktorasını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde "Afrika Örf ve Adet Hukukunda Self-Determinasyon Hakkı" başlıklı teziyle 2015 yılında tamamladı. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Devletler Hukuku Anabilim Dalı'nda yardımcı doçent olarak görev yapmaktadır. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Afrika ve Arap Ülkeleri Araştırmacısı, Ankara Üniversitesi Afrika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde Dış İlişkiler Uzmanı, Çankaya Belediyesi'nde Dış İlişkiler Uzmanı olarak çalışmıştır. Afrika ülkeleri siyaseti, Afrika siyaseti, Filistin sorunu, self-determinasyon, siyasal İslam, uluslararası hukuk, terörizm ve Afrikalı-Amerikan çalışmaları başlıca araştırma ve çalışma alanları arasındadır.

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,721TakipçiTakip Et
277AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz