Filipinler’de Neler Oluyor?

1 Haziran Perşembe günü geç saatlerde Filipinler’in başkenti Manila’da yer alan lüks otellerden birinde terör saldırısı gerçekleştirilmiştir. Dünya genelinde terör örgütlerinin paylaşımlarını takip eden İnternet Güvenlik İzleme Servisi (SITE Intelligence Group) saldırının DEAŞ ile bağlantısı olduğunu açıklamıştır.[1] DEAŞ da yaptığı açıklamayla saldırıyı üstlenmiştir. Bu açıklamalar sonrası her ne kadar Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte bu saldırının bir terör saldırısı olmadığını, silahlı saldırganın eylemi kumar borcu nedeniyle gerçekleştirdiğini açıklamış olsa da, bu açıklama başta Filipinler kamuoyu olmak üzere hiç kimseyi ikna etmiş görünmemektedir. Dolayısıyla oklar halen DEAŞ’ı göstermektedir.Bu kapsamda Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya uzanan ve Güney Asya’da devam eden DEAŞ terörü artık Asya Pasifik’e sıçramış denilebilir. Bu durumda merak uyandıran husus; Ortadoğu’da, özellikle Suriye ve Irak’ta mevzi kaybeden DEAŞ’ın niçin Filipinler’de bu tarz bir saldırı gerçekleştirdiğidir?

Filipinler’deki DEAŞ saldırısının iki önemli nedeni bulunmaktadır. İlk neden iç dinamiklerden kaynaklanmaktadır. Filipinler’in güneyindeki Marawi kentini DEAŞ’a bağlı militanlar ele geçirmiştir. Sıkıyönetim ilan edilen Marawi kentinde ordu radikal İslamcı militanlara karşı zırhlı araçlar ve roketlerle karşılık vermekte, kenti DEAŞ ile bağlantılı Maute örgütünden geri almaya çalışmaktadır. Endonezya yetkililerinin açıklamalarına göre Filipinler’de yaklaşık 1200 kişinin DEAŞ’a katıldığı tahmin edilmektedir.[2] Mindanao, Müslümanların çoğunlukla yaşadığı özerk bir bölgedir. Mindanao’nun değişim geçirdiğini Rodrigo Duterte hükümetinin fark etmekte gecikmesi ve DEAŞ’ın burada yaşayan halkı onların sorunlarını çözeceğine ikna etmiş olması bölgenin DEAŞ’a destek vermesini ve çeşitli radikal İslamcı örgütlerin bu bölgede nüfuz bulmasını kolaylaştırmıştır.

İkinci neden dış dinamiklerden kaynaklanmaktadır. 2016 yılının ortalarında iktidara gelen Rodrigo Duterte, göreve başladığında Batı’nın Ortadoğu politikasını eleştirmiş; Suriye, Irak ve Libya’da olanlardan dolayı Batı’yı suçlamıştır. ABD’ye güvenmediğini, asıl güvendiği aktörün Çin olduğunu vurgulamıştır. Çin ile Filipinler arasında tarihsel sorun kaynağı olan Güney Çin Denizi ile ilgili Filipinler lehine, Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Tahkim Mahkemesi’nde Filipinler’in egemenlik haklarını Çin’in ihlal ettiğine ve yapay adalar inşa ederek bölgedeki mercan kayalıklarına ciddi zararlar verdiğine dair karara varılmış olmasına rağmen, Filipinler Çin’i yakın bir ortak olarak gördüğünü ifade etmiştir. (Çin, zaten Filipinler’in başvurusu üzerine Güney Çin Denizi ile ilgili verilen tahkim kararını tanımayacağını açıklamıştır, dolayısıyla iki ülke bu meseleyi uzlaşarak çözmeyi kabul etmiştir.)

ABD ve Filipinler arasındaki bağlara bakıldığında ise Filipinler’in ABD’nin eski sömürge yönetimi olduğu ve 1951 tarihi “Ortak Savunma Paktı” ile bu ülkelerin bağlandığı görülmektedir. 1991 yılından beri her iki ülke yakınlığını vurgulamak amacıyla “Balikatan” adını verdikleri bir tatbikat düzenlemektedir. Balikatan, Filipin dilinde “omuz omuza” anlamına gelmektedir. Bu yıl da 8-19 Mayıs tarihleri arasında Balikatan tatbikatı iki ülke arasında düzenlenmiştir. ABD ve Filipinler aralarındaki ilişkiler gergin olmasına rağmen, yıllık ortak askeri tatbikatlarını halen sürdürmeye özen göstermektedirler. İlişkilerin gerginleşmesinin en önemli nedeni 2014 yılında iki ülke arasında imzalanan Genişletilmiş Savunma İşbirliği Antlaşması sebebiyle Filipinler’in ABD’nin Çin ile ilgili yaşadığı Güney Çin Denizi meselesine müdahil olmasını beklemekteyken, Duterte yönetimini ABD tarafından uyuşturucuyla mücadele etmek için yürüttüğü kampanyalardan dolayı sert bir şekilde insan hakları eleştirilerine maruz kalması olmuştur. Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) Filipinler’de uyuşturucu trafiğine karşı düzenlenen polis operasyonlarını incelemiş, operasyonlar sırasında öldürülen her bir kişi başına ödemeler yapıldığını ortaya koymuştur.[3] ABD’nin insan hakları konusunda Filipinler’e ciddi eleştirilerde bulunması insan haklarını bir araç olarak kullanmasından kaynaklanmaktadır. Oysa asıl eleştirdiği ve rahatsızlık duyduğu Güney Çin Denizi’nde rekabet eden iki aktör olan Filipinler ve Çin’in geliştirdiği ilişkilerdir.

Filipinler ABD ile yaşadığı anlaşmazlıklar yüzünden yeni aktörlerle bağlarını kuvvetlendirmeye ihtiyaç duymaktadır. Filipinler, Çin’in 21.yy’ın en büyük ekonomik girişimi olan Bir Kuşak Bir Yol Girişiminde yer almayı hedeflemiştir. 14-15 Mayıs’ta Pekin’de düzenlenen Kuşak Yol Uluslararası İşbirliği Forumu’na Cumhurbaşkanı düzeyinde Filipinler’den katılım gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Filipinler ve Çin birlikte Panay-Guimaras-Negros Köprüleri Projesi ve Davao Şehir Otoyol Projesi gibi iki altyapı projesinin fizibilite çalışmalarını yapmaktadır.[4] Çin Bir Kuşak Bir Yol girişimine o kadar odaklanmıştır ki, ABD’nin tam aksine Filipinler’i uyuşturucu ile şiddetli mücadelesinde eleştirmekten kaçınmıştır.

Çin ile ilişkilerini yakınlaştıran Filipinler, ABD ile kopma noktasına gelmiştir. ABD gemilerinin Güney Çin Denizi’ne devriyeler düzenlemesine izin verilmemiştir.[5] Duterte iktidara geldiğinden beri Çin’e iki kere ziyaret gerçekleştirmişken, Donald Trump’ın davetine henüz olumlu bir cevap bile vermemiştir. ABD kendisine karşıt olan bu duruşa karşılık olarak, DEAŞ’ı kullanmak suretiyle Mindanao’da çatışmaların ortaya çıkmasını ve Duterte yönetiminin istikrarsızlaştırılmasını amaçlamıştır. Aynı zamanda Donald Trump’ın iktidara gelmesiyle beraber belirsizliğin hâkim olduğu Asya Pasifik stratejisi oluşturularak Çin’in çevrelenmesini gerçekleştirmeye çalışılmaktadır. Yaşanan bu terör saldırısında ise Filipinler’in tesadüfi olarak seçilmediği, saldırının bir mesaj verme niteliği taşıdığı açıktır. ABD, tekrardan Filipinler’i kendi eksenine çekmeye çalışmaktadır. Asya Pasifik bölgesinde nüfuzunu yitirmeye başlayan ABD, eski konumunu kazanmaya çabalamaktadır.

Peki, ABD’nin Filipinler üzerinden Çin’i çevreleme ihtimali ne kadar gerçekçi görünmektedir?

ABD’nin bu tarz eylemlerle Filipinler’i sıkıştırmaya çalışmaya devam etmesi muhtemeldir. ABD’nin Asya Pivot stratejisini Obama’dan beri belirginleştirememesi ve Donald Trump’la beraber ABD’nin Asya politikasındaki kararsızlık Filipinler’in güvenini sarsmaktadır. Çin ile ilgili söylemleri ve eylemleri birbirini tutmamaktadır. Birbirini tutmayan Çin’e yönelik bu politikalar Filipinler’i Çin’e itmektedir. Çin, DEAŞ’ın eylemlerinden endişe duymaktadır. Şanghay İşbirliği Örgütü’nün de üç kötüden biri olarak kabul ettiği terörizmle mücadele, Çin ile Filipinler’in daha da yakınlaşmasını sağlayacaktır. Çin’i çevrelemek için Filipinler’i kullanmaya çalışan ABD, Filipinler ile Çin’in daha da yakınlaşmasına hizmet edecektir. ABD, Asya bölgesinde gitgide nüfuzunu kaybetmektedir. ABD’nin TPP (Trans-Pacific Partnership)’den çekilmesi, Güney Çin Denizi meselesindeki en önemli ortağı Filipinler ile ilişkilerin bozulması ABD’yi daha da agresif politikalar izlemeye sürükleyecek gibi görünmektedir. ABD’nin, bölgedeki varlığını sadece güvenlik ekseninden görmesi bölgeyi kaybetmesine zemin hazırlamaktadır. ABD, terörü kullanmadan Asya ile ilgili yeni politikalar üretemediği takdirde, bölgeyi kaybetmeye mahkumdur. Buna karşılık, Çin, Bir Kuşak Bir Yol girişimini küresel bir projeye dönüştürme yolunda hızla ilerlemekte, ABD’den oluşan boşluğu doldurmaya hazırlanmaktadır.


[1] “Filipinler’de otelde silah ve patlama sesleri”, NTV, http://www.ntv.com.tr/dunya/filipinlerde-otelde-silah-ve-patlama-sesleri,uTnzTcDn30SkQNVFuxFeXg, 05.06.2017

[2] “Indonesia says 1,200 ISIS operatives in Philippines, 40 of them from Indonesia”, http://www.straitstimes.com/singapore/indonesia-says-1200-isis-operatives-in-philippines-40-of-them-from-indonesia, 04.06.2017

[3] “Karl Malakunas”, “Amnesty warns of crimes against humanity in Philippines”, https://www.yahoo.com/news/amnesty-warns-crimes-against-humanity-philippines-161003405.html, 04.06.2017

[4] “One Belt, One Road’ Initiative to improve PHL-China trade relations”, HSBC, http://www.gmanetwork.com/news/money/economy/610746/one-belt-one-road-initiative-to-improve-phl-china-trade-relations-hsbc/story/, 04.06.2017 ‘One Belt, One Road’ Initiative to improve PHL-China trade relations – HSBC – See more at: http://www.gmanetwork.com/news/money/economy/610746/one-belt-one-road-initiative-to-improve-phl-china-trade-relations-hsbc/story/#sthash.F2EmRewy.dpuf

[5] “Philippines Not To Allow US Ships As Springboard For South China Sea Patrols”, http://www.defenseworld.net/news/17941/Philippines_Not_To_Allow_US_Ships_As_Springboard_For_South_China_Sea_Patrols#.WTVk-IVOKAg, 05.06.2017

Önceki İçerik“Çöküş Sendromu”nun Dönüşü!
Sonraki İçerikYemen’deki Suudi Arabistan-Birleşik Arap Emirlikleri Rekabeti ve İran
Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
2007 yılında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden onur derecesiyle mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2010 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı. Doktorasını Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde “Soğuk Savaş Sonrası Avrupa Birliği-Çin İlişkileri- Tehditler, Fırsatlar, Öneriler başlıklı teziyle 2015 yılında tamamladı. Asya Pasifik bölgesi, Çin dış politikası, Güney Çin Denizi, Doğu Asya ve Güney Doğu Asya başlıca araştırma ve çalışma alanları arasındadır. İngilizce, Almanca ve Çince bilmektedir.