Filipinler, Çin ve ABD

Güney Çin Denizi’ndeki adaların, adacıkların ve deniz alanlarının üzerindeki hak iddiaları; Brunei, Çin, Endonezya, Malezya, Filipinler, Tayvan ve Vietnam arasında rekabet ortamının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Adalar üzerindeki hak iddiaları bölgede uzun süredir gerginlik ve güvensizlik kaynağı olmuştur. 1982 yılında sonuçlanan ve 1994 yılında yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) kıyı devletlerinin ekonomik ve güvenlik çıkarlarını dengelemek amacıyla yasal bir çerçeve oluşturmuştur. Sözleşme kıyı devletlerine 200 mile kadar uzanan bir deniz alanında münhasır ekonomik bölge ilan etme hakkı tanımıştır.

Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki en büyük iddiaları, 1947 yılında yayınlandığı tarihsel kullanımını ve egemenlik haklarını içeren “dokuz çizgili hat” haritasına dayanmaktadır. Bu adaların, bölgenin zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahip olduğu bilinmektedir. Çin, yayınladığı harita çerçevesinde neredeyse Güney Çin Denizi’nin tamamıyla ilgili iddialarda bulunmaktadır. Hint ve Pasifik okyanuslarında Çin deniz stratejisinin uygulanmasını sağlayarak Tayvan’ı bloke etme amacını taşımaktadır. Pentagon’un yayınladığı raporlar çerçevesinde uydu fotoğrafları Çin’in yapay adalar inşa ederek Güney Çin Denizi’ndeki adaları askerileştirdiğini kanıtlamaktadır. [1] Çin’in ada inşası Filipinler de dahil olmak üzere bölge ülkelerini rahatsız etmektedir.

Toprak ve egemenlik anlaşmazlıkları, öncelikle Çin ile Filipinler arasında büyük gerginliklere sebep olmaktadır. Güney Çin Denizi’ndeki gerginliği azaltmak ve güven telkin edici bir ortam oluşturmak için diplomatik çabalar da sürmektedir. 4 Kasım 2002 tarihinde Çin ile ASEAN üyesi ülkeler arasında “Güney Çin Denizine İlişkin Tarafların Davranış Deklarasyonu” imzalanmıştır. 2004 yılında Filipinler Devlet Başkanı Gloria Macapagal Arroyo Çin’e, 2005 yılında Çin Devlet Başkanı Hu Jintao Filipinler’e resmi bir ziyarette bulunmuş ve ilişkiler yeni bir boyut kazanmıştır. Filipinler’in 2009 yılında çıkardığı kanunu, BM Deniz Hukuku Sözleşmesine entegre etmesi iki ülkeyi tekrardan karşı karşıya getirmiştir. Filipinler, meseleyi uluslararasılaştırmayı hedeflerken; Çin meselenin iki taraflı bir çözümü içermesi gerektiğini savunmaktadır.

2013 yılında BM Daimi Tahkim Mahkemesi, Filipinler’in Çin’in Filipinler’in egemenlik haklarını ihlal ettiğine ve suni adalar inşa ederek Güney Çin Denizi’ndeki mercan kayalıklarına büyük zarar verdiğine dair tek taraflı olarak yaptığı başvuruyu değerlendirmiş ve 2016 yılında Filipinler lehine karar vermiştir. Çin, kararın hükümsüz olduğunu ve bağlayıcı güce sahip olmadığını ilan etmiştir. Mahkemenin kararı, Filipinler’e uluslararası kamuoyundan destek almasını sağlamaktadır. Filipinler, bu avantajından vazgeçmek istememektedir. Çin de Güney Çin Denizi’ndeki iddialarından vazgeçecek görünmemektedir.

ABD, Güney Çin Denizi’yle ilgili olarak Çin’in deniz topraklarını ve içindeki kaynakları kontrol amacıyla gösterdiği çabaların sonucundan endişe etmektedir. Güney Çin Denizi’nin hakimiyetini tamamen Çin’e bırakmasının, ABD’nin Batı Pasifik’te varlığının ve Asya Pasifik’teki ittifak sisteminin zayıflamasına, Çin’in bu sayede bölgede egemen güç haline gelmesine neden olmasının muhtemel görünmesi ABD’yi rahatsız etmektedir. Çin, seyrüsefer serbestliğini kısıtlamak gibi bir niyetinin olmadığını ifade etmektedir. Bununla birlikte Amerikan donanması adalara yaklaştığında itiraz etmiştir. [2]

Rodrigo Duterte’nin Filipinler Devlet Başkanı olmasıyla Çin ile Filipinler’in ilişkileri yakınlaşmış, ABD’nin en sadık müttefiklerinden olan Filipinler ile ilişkiler gerginleşmeye başlamıştır. 2014 yılında Filipinler ve ABD arasında imzalanan Genişletilmiş Savunma İşbirliği Antlaşması ile ABD’nin Asya Pasifik bölgesini dengelemesi kolaylaşmıştır, ancak bu antlaşmada Güney Çin Denizi ile ilgili herhangi bir ifade yer almamaktadır. Bununla birlikte ABD, Filipinler lehine olan mahkeme kararına sessiz kalarak askeri anlamda Filipinler’i desteklemeye gönülsüz durmaktadır.

Donald Trump, kasımda gerçekleşen Amerikan seçimleri boyunca Çin’e karşı kampanyalar yürütmüştür. 45. Amerikan Başkanı olarak seçildikten sonra Donald Trump’ı tebrik etmek için arayan Tayvan Devlet Başkanı Tsai Ing-wen ile telefonda görüşmesi Çin’in, ABD’nin Tek Çin politikasında değişiklik yapacağı yönündeki algılamalarına neden olmuştur. 1979 yılından bu yana ilk kez bir ABD Başkanı’nın Tayvan lideri ile görüşmesi Çin’i ciddi anlamda rahatsız etmiştir. Richard Nixon’ın 1972’de Çin’e gerçekleştirdiği geziden kaynaklanan Çin ve ABD arasındaki yakınlaşma sonucunda 1970’lerin sonlarında ABD, Tayvan’daki elçiliğini kapatmıştır. Tayvan meselesi, Çin’in yumuşak karnıdır. ABD ile Çin arasındaki ilişkileri etkileyebilen en hassas aktördür. Hong Kong İngiltere’den; Macau Portekiz’den kazanılmıştır. Tayvan da Çin açısından kazanılması gereken son yer olarak kabul edilmektedir.

Donald Trump’ın, Tayvan Devlet Başkanı ile telefon görüşmesinden ardından Güney Çin Denizi’ndeki Çin’in faaliyetleri ile ilgili attığı tweette, Güney Çin Denizi’nin büyük bir askeri kompleks olduğunu ifade etmiştir. İki ülke arasındaki ticaretin öneminin yadsınamaz bir gerçek olmasına rağmen, Çin’e Güney Çin Denizi’nde meydan okunacağının sinyallerini vermiştir. Exxon Mobil’in eski Başkanı ve CEO’su Trump’ın yeni kabinesi için Dışişleri Bakanı adayı Rex Tillerson’un Çin’in yapay ada inşaasını Rusya’nın Kırım’ı ilhakına benzeterek karşılaştırma yapması Çin’i oldukça rahatsız etmiş, bölgedeki haklarını savunmak için sağlam duracağını ifade etmiştir. [3] 2009 yılından beri Trump, en çok Çin ile ilgili olmak üzere toplam 89 tweet atmıştır. [4] Çin, diplomatik olarak bu yolla ilişkilerde gerginlik yaratılmasından da pek hoşnut değildir. Trump’ın tweetlerinin ABD’nin politika değişikliği olmadığını Çin’in kabul etmesi gerekmektedir.

Sonuç

Çin, Filipinler ile ilişkilerini geliştirme yoluna gitmektedir. 30 Haziran 2016 tarihinde göreve başlayan Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, Çin ile iyi ilişkiler kurma niyetindedir. ABD, Asya’da Filipinler’in çok eski müttefikidir. Filipinler mahkeme kararı ile kamuoyunu yanına çekme imkanına sahip olmuşken, uyuşturucuyla mücadele sırasında meydana gelen insan hakları ihlalleri ile başı derttedir. Özellikle ABD’nin eleştirileri ile karşı karşıya kalmaktadır. ABD’nin eleştirileri ile karşı karşıya kalan Filipinler, ABD ile ilişkilerinin gerginleşmesine karşılık Çin ile yakınlaşmaya başlamıştır. Hatta Filipinler Devlet Başkanı Amerikan askerinin iki yıl içinde ülkeyi terk etmesi gerektiğini bile dile getirmiştir. [5] Çin ile Filipinler arasındaki ilişkinin yumuşaması ABD’nin Asya Pivot stratejisini baltalayacaktır. Çin, Güney Çin Denizi ile ilgili sorunlara taraf ülkeler ile ilişkilerini geliştirme ve özellikle Filipinler’in ABD ile tekrardan müttefik olmamasını sağlama amacını taşımaktadır. Bu amacını gerçekleştirme konusunda Çin stratejik çerçevede başarı sergilemektedir. Donald Trump ile beraber ABD’nin Filipinler ile ilişkisi Çin’in Güney Çin Denizi ile ilgili politikalarına da yön verecektir. 2017 yılı ABD ve Çin arasında, ilişkileri test etme yılı olacaktır.


[1] Zachary Cohen, Photos reveal growth of Chinese military bases in South China Sea, http://edition.cnn.com/2016/05/13/politics/china-military-south-china-sea-report/

[2] Chinese warship seizes US underwater drone in international waters, https://www.theguardian.com/world/2016/dec/16/china-seizes-us-underwater-drone-south-china-sea

[3] China hits back at US over South China Sea claims, http://www.bbc.com/news/world-us-canada-38729207

[4]Rachel Dicker, 10 Countries Donald Trump Tweets About the Most, http://www.usnews.com/news/best-countries/articles/2017-01-19/these-are-the-countries-donald-trump-tweets-about-most-often

[5] Motoko Rich, Rodrigo Duterte, in Japan, Calls for U.S. Troops to Exit Philippines in 2 Years, https://www.nytimes.com/2016/10/27/world/asia/philippines-president-rodrigo-duterte-japan.html?_r=0

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
2007 yılında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden onur derecesiyle mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2010 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı. Doktorasını Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde “Soğuk Savaş Sonrası Avrupa Birliği-Çin İlişkileri- Tehditler, Fırsatlar, Öneriler başlıklı teziyle 2015 yılında tamamladı. Asya Pasifik bölgesi, Çin dış politikası, Güney Çin Denizi, Doğu Asya ve Güney Doğu Asya başlıca araştırma ve çalışma alanları arasındadır. İngilizce, Almanca ve Çince bilmektedir.

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,717TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz