Farklılıkların Gölgesinde İttifak Arayışı: Putin-Macron Görüşmesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin güneyinde yer alan ve Cumhurbaşkanlığı Konutu olarak kullanılan tarihi Bregancon Kalesi’nde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ağırladı. Zirvede, ikili ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra Ukrayna Krizi’nin çözümü için yürütülen “Normandiya Formatı”nın durumu ve İran, Suriye ve Libya gibi ülkelere dair güncel gelişmeler ayrıntılı bir şekilde ele alındı. Görüşmede tartışılan konulardan biri de İdlib Meselesi’ydi. İkilinin yaptığı görüşmenin G7 Zirvesi’nden hemen önce gerçekleşmesi ise G8’e dönüşün sinyallerini verdi. Ayrıca Suriye’deki krize çözüm bulmak amacıyla Türkiye, Rusya, Fransa ve Almanya devlet başkanlarının katılımıyla düzenlenmesi planlanan dörtlü zirve de masaya yatırıldı. Bu formattaki ilk toplantı ise 27 Ekim 2018 tarihinde İstanbul’da gerçekleşmişti.

Bu kapsamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), iki liderin Fransa’da gerçekleştirdiği görüşmeyi değerlendirmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinden alınan görüşleri dikkatlerinize sunmaktadır.

Prof. Dr. Giray Saynur DERMAN (ANKASAM Avrasya Danışmanı)

Türk askeri konvoyuna İdlib’de düzenlenen saldırıyı hatırlatan Prof. Dr. Giray Saynur Derman, “19 Ağustos 2019 tarihinde Suriye’nin İdlib kentindeki 9 Numaralı Gözlem Noktası’na intikal etmekte olan Türk askeri konvoyuna bir hava saldırısı düzenlenmiş ve bu saldırıda üç sivil yaşamını yitirmiştir. Millî Savunma Bakanlığı (MSB) söz konusu saldırıların arkasında Esad rejimi ve Rusya’nın olduğu gerçeğinden hareketle saldırıyı kınamıştır. MSB’den yapılan kınama açıklamasında, İdlib Mutabakatı’na aykırı olarak rejim tarafından gerçekleştirilen ve sivil insanlara zarar veren operasyonların Moskova yönetimine yapılan tüm uyarılara rağmen devam ettiği belirtilmiştir. Elbette bu gelişmeler, “Astana Ruhu”na gölge düşürmektedir. Rejimin gerçekleştirdiği operasyonlar, 2019 yılının Eylül ayında Türkiye, Rusya, Fransa ve Almanya liderlerinin katılımıyla İstanbul’da yapılması planlanan dörtlü zirvenin akıbetini de etkileyecektir.” açıklamasında bulundu.

Rusya’nın Avrupalı aktörlerle yakınlaşmaya çalıştığını belirten Derman, “Moskova, Ukrayna Krizi’nde Kırım’ın işgaliyle başlayan Avrupa Birliği (AB) yaptırımlarıyla zor duruma düşmüş ve bu zorlukları aşabilmek için Avrupa ülkeleriyle yakınlaşma çabasına girmiştir. Putin tarafından Rusya’nın Avrupa Konseyi’ne (AK) dönmesi için Fransa’nın desteğinin önemli olduğunun vurgulanması ve Rus liderin Astana Süreci’ne Fransa ve Almanya’nın da dahil olmasını talep etmesi, bu durumun açık bir göstergesidir. Rusya, bundan sonraki süreçte Avrupa’nın iki önemli aktörüyle birlikte hareket etmek istemektedir. Nitekim 19 Ağustos 2019 tarihinde İdlib’de gerçekleşen saldırının ardından Putin’in Macron’la görüşmesi de Rusya’nın niyetini gözler önüne sermektedir.” dedi.

İki liderin son dönemde gündemi meşgul eden birçok konuyu masaya yatırdığını ifade eden Derman, “İki liderin basın toplantısında ele aldığı konular arasında Soçi Mutabakatı gereği İdlib’de uygulanması gereken ateşkes ve henüz çözüme kavuşturulamayan Ukrayna Krizi’nin sonlandırılabilmesi için tesis edilen ‘Normandiya Formatı’ gibi konular bulunmaktaydı. Son dönemde Doğu Akdeniz’de yaşanan hareketlilik, Fransa’nın bölgedeki faaliyetleri ve Rusya’nın Suriye’de bulunan üsleri gibi pek çok konu dikkate alındığında, Putin’in Avrupa ülkelerini bu sürece dâhil etmeye çalışmasının nedeni çok daha iyi anlaşılmaktadır. Ancak Avrupa’nın Suriye konusuna dâhil olması Türkiye, İran ve Rusya’nın oluşturduğu Astana Ruhu’na zarar verebilir. Rusya’nın rejimi desteklemesi ve bölgedeki saldırıları, Türkiye’yle olan ilişkisini de olumsuz etkilemektedir.” yorumunu yaptı.

Prof. Dr. Toğrul İSMAYIL (Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Macron-Putin görüşmesini, tarafların kendi düşüncelerini birbirlerine aktarması şeklinde özetleyen Prof. Dr. Toğrul İsmayıl, “Görüşme, olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de Macron’un asıl amacı Putin’i ikna etmekti. Bu konuda Fransa Cumhurbaşkanı başarılı olamamış ve Rus liderin verdiği mesajların oldukça sert olduğu görülmüştür.” dedi.

Görüşmede yer alan başlıklardan birinin de İdlib Sorunu olduğunu dile getiren İsmayıl, “İdlib konusunda Rusya’nın amacı Esad rejimini başarıya ulaştırmaktır. Bu yüzden de Moskova, Şam’a her türlü desteği vermektedir. Gelecek dönemde de Rusya’nın bu desteğinin süreceği anlaşılmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Fransa’nın daha önceki birçok meselede Rusya’yla zıt kutuplarda yer aldığını hatırlatan İsmayıl, “Rusya, her zaman kendi bildiğini yapmaktadır. Putin, şu anda öyle bir pozisyon almıştır ki her istediğini yapacağını göstermektedir; yani bir nevi meydan okumaktadır. Ancak Rusya’nın gücünün yeterliliği konusunda bazı soru işaretleri vardır. Zira Rusya’nın gücü sınırlıdır. Bununla birlikte Türkiye’nin Suriye’de Amerika Birleşik Devletleri’yle (ABD) sorunlar yaşaması ve ABD’nin bölgede keyfi politikalar uygulaması, Rusya’nın elini güçlendirmektedir. Bu da Moskova’nın Suriye Krizi’nde daha aktif bir rol oynayacağına işaret etmektedir.” yorumunu yaptı.

Türkiye’de düzenlenmesi planlanan Suriye konulu zirveye de değinen İsmayıl, “Bu tip zirveler, Ankara’nın elini güçlendirmektedir. Çünkü Suriye Krizi’nin sonlandırılmasına ilişkin çözüm arayışlarına farklı aktörlerin dahil olması, ABD ve Rusya’nın bölgedeki etkisini azaltabilir. Dolayısıyla yapılacak zirve, Türkiye açısından olumlu bir gelişme olarak yorumlanabilir. Eğer 2018 yılının Ekim ayında düzenlenen İstanbul Zirvesi’nin ikincisi yapılırsa, Türkiye’nin Suriye’deki etkinliği artabilir.” açıklamasında bulundu.

Dr. Ozan ARSLAN (İzmir Ekonomi Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler)

İki liderin gerçekleştirdiği görüşmenin 24-26 Ağustos 2019 tarihleri arasında düzenlenecek olan G7 Zirvesi’nden hemen önce yapıldığını hatırlatan Dr. Ozan Arslan, “Geçmiş dönemde G8 olarak adlandırılan oluşum, 2014 yılından bu yana; yani Rusya’nın Kırım’ı tek taraflı ilhakının ardından G7 şeklinde toplanmaktadır. Ancak gelecek yıl Rusya’nın bu oluşuma geri döneceği konuşulmaktadır. Hatta hem ABD hem de Fransa bunu dile getirmiştir. Rus liderin Fransa’ya gerçekleştirdiği resmi ziyarette de kendisine bu doğrultuda sorulan sorulara olumlu yaklaştığı görülmüştür. Unutulmamalıdır ki Putin, Rusya-Batı ilişkilerinin en sert olduğu dönemlerde bile, Avrupalı devletleri ülkesinin partneri olarak tanımlamıştır.” dedi.

Görüşmenin iki taraf açısından da önemli olduğunu söyleyen Arslan, “Putin, çok eleştirilen ve tartışılan revizyonist dış politikasına ve hatta Suriye ve Ukrayna örneklerinde gördüğümüz askeri müdahalelerine rağmen; Rusya’nın uluslararası siyasette önemli bir oyuncu olduğu mesajını tüm dünyaya vermeye çalışmaktadır. Fransa’da gerçekleştirilen zirve de buna hizmet etmiştir.” yorumunu yaptı.

2019 yılının Haziran ayında Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin resmi temaslar için Fransa’da bulunduğunu ifade eden Arslan, “Zelenskiy, Macron’la yaptığı görüşmede, Putin’le diyaloğa sıcak baktığını ve yeni bir barış müzakeresi için çalışabileceğini belirtmiş ve Fransa’dan destek istemişti. Dolayısıyla Putin-Macron görüşmesi, Ukrayna’nın talep ettiği ve “Normandiya Formatı” olarak adlandırılan Fransa-Almanya-Rusya-Ukrayna dörtlüsünün bir araya gelmesine vesile olabilir. Bu ise uluslararası siyasette Fransa ve Almanya’nın prestij kazanması anlamına gelmektedir.” açıklamasında bulundu.

Fransa’nın özel bir durumu olduğuna dikkat çeken Arslan, “19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başından beri Fransa, Rusya’yla zıtlaşmayı en az isteyen Batılı büyük güç konumundadır. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Ülkenin Rusya’dan tehdit algılamaması, her ne kadar kendileriyle ittifak içerisinde olsa da ABD ve Britanya’nın uluslararası siyasette fazlasıyla etkin olması ve 20. yüzyılın başlarında Almanya’yla arasında husumet olması, Rusya’yı Fransa açısından ittifak yapılabilecek bir aktör olarak öne çıkarmaktadır. Dolayısıyla Fransa, Rusya’yla ters düşmekten kaçınmaktadır.” yorumunu yaptı.

Macron’un kendinden önceki liderlere kıyasla Rusya’ya karşı daha tutarlı davrandığını belirten Arslan, “Macron, her ne kadar Rusya’ya eleştirel söylemlerle yaklaşsa da bu ülkeyi, uluslararası arenada önemli bir oyuncu olarak görmektedir.” dedi.

Suriye’de kalıcı barışın tesis edilebilmesi amacıyla yapılacak görüşmeyi de değerlendiren Arslan, “Macron’un konuya dair yaptığı açıklamalar, Türkiye açısından olumludur. Macron, Soçi’de imzalanan İdlib Mutabakatı’na atıfta bulunarak; Türkiye, Rusya ve İran’ın bölgedeki çatışmaları azaltmak için uzlaştıkları anlaşmanın etkin olarak kullanılmasını istemiş ve Esad rejiminin Rusya ve İran’dan aldığı desteğe güvenerek düzenlediği saldırıları durdurması gerektiğini vurgulamıştır. İdlib’de dört milyona yakın insan yaşamaktadır. Bu da yeni bir göç dalgasının ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir. Yeni bir göç dalgasının ucu Avrupa’ya da dokunacaktır. Tahmin edileceği gibi, böylesi bir gelişmeyle yüzleşmeyi Avrupa ülkeleri de istememektedir. Ayrıca Paris’in en başından beri Esad rejimine olumsuz yaklaştığı bilinmektedir. Dolayısıyla Fransa, Türkiye’nin de dahil olduğu son uzlaşma programını desteklemektedir.” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Ömer AYDIN (Gazeteci)

İki liderin gerçekleştirdiği görüşmenin devletler arasındaki ikili ilişkiler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Gazeteci Ömer Aydın, “Macron ile Putin’in görüşmesi, her ne kadar G7 Zirvesi öncesinde gerçekleşmişse de yapılan zirvenin gündeminde uluslararası meselelerden ziyade, Fransa ile Rusya arasındaki ilişkiler vardı. Brexit’le birlikte AB’nin düşeceği zayıflıktan korunmak isteyen Macron, Rusya’yla yakınlaşmaya çalışmaktadır. Aslında bu konuda Fransa’nın fazla seçeneği de yoktur. Son dönemde gerilen Fransa-Rusya ilişkilerinin 2019 yılının Haziran ayında Rusya Başbakanı Dmitriy Medvedev’in Fransa ziyaretiyle ‘yeni bir döneme girdiği’ söylenmekteydi.” diyerek taraflar arasındaki ilişkilerin düzeldiğini dile getirdi.

İki liderin düzenlediği basın toplantısında da görüşmenin gerçek gündemine dair işaretlerin bulunduğunu söyleyen Aydın, “Ukrayna, Kırım, Suriye, ABD ve Brexit gibi konu başlıkları rutin açıklamalar yapılarak geçiştirilirken; iki ülke arasındaki münasebetlere daha çok değinilmiştir. Macron, Avrupa’nın ‘Lizbon’dan Vladivostok’a kadar uzayan’ sınırlarına vurgu yaparak Putin’e mesaj verirken; Rus lider, bu meseleye temkinli bir şekilde yaklaşmıştır.” dedi.

Fransa’nın güçlü hissettiği tek uluslararası organizasyonun AB olduğunu vurgulayan Aydın, “Macron, Brexit sonrası için yeni bir hamle yapmaya hazırlanmaktadır. Bu kapsamda Fransız liderin Rusya’yı da kendi safına çekmeye çalıştığı görülmektedir.” şeklinde konuştu.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

3,030BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,716TakipçiTakip Et
279AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz