Donald Trump-Xi Jinping Görüşmesi

Suriye’nin İdlib kenti yakınlarında bulunan Han Şeyhun bölgesinde düzenlenen hava saldırısında Suriye’deki rejim güçlerine ait savaş uçaklarının sivillere karşı kimyasal gaz kullandığı iddiaları uluslararası kamuoyunun tepkisini çekmiştir. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Fransa ve İngiltere’nin talebiyle “kimyasal gaz” kullanıldığı iddia edilen saldırı sonrasında konuyu görüşmek üzere olağanüstü toplanmıştır. İngiltere’nin BM Daimi Temsilcisi Matthew Rycroft, Konsey’de yaptığı konuşmada, Rusya ve Çin’in BM Güvenlik Konseyi’ndeki vetolarının Esad rejimini cesaretlendirdiğini, bu cesaretin kimyasal saldırı olarak ortaya çıktığını söylemiştir.[1] ABD, Rusya ve İran’ı suçlarken; Rusya ise vurulan deponun muhaliflerin silah deposu olduğunu iddia etmiştir. BM ‘den beklenen sonucun çıkmamasıyla ABD, Doğu Akdeniz’de bulunan gemilerinden Suriye’de rejime ait El Şayrat Hava üssüne 59 Tomahawk Land füzesi ile füze saldırısı düzenlemiştir.

Ortadoğu’daki gelişmeler bu şekilde ederken ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkani Xi Jinping, Florida’da Trump’ın Palm Beach sahilindeki malikanesinde görüşmelere başlamıştır. Görüşmeler başlamadan iki liderin görüşmelerinin ana temel konusunu ABD tarafını özellikle rahatsız eden Kuzey Kore’nin ve ticari ilişkilerdeki dengesizliğin oluşturulacağı tahmin edilmekteydi. Bu görüşmelerde Çin’in gündeme özellikle getireceği konular bilinmemekteydi.

Tam bu görüşmeler sırasında Kuzey Kore, orta menzilli balistik füze Pukguksong-2 olarak adlandırdığı ve karadan fırlatılan bir balistik füze olan KN-11’in kara çeşidi olan KN-15 fırlatmıştır. Kuzey Kore meselesinde ABD’nin Çin’e baskı uygulama niyetine sahip olduğu bilinmekteydi. Suriye’ye düzenlediği füze saldırısı ile Kuzey Kore’ye ve Çin’e baskısını arttırmak için elini kuvvetlendirmeyi hedeflemiştir. Trump, Çin’in Kuzey Kore’yi etkileme için Çin’den daha fazlasını beklerken Çin’in ABD ile işbirliği yapmaması halinde tek başına Kuzey Kore’ye karşı mücadele edeceğinin sinyallerini göndermiştir.

ABD tarafından Suriye’ye yapılan saldırının Kuzey Kore üzerinde herhangi bir etkisi olmadığını söylemek mümkün değildir. Aynı zamanda güvenliğin tehlikeye girmesiyle askeri olarak harekete geçmeye hazır olduğu mesajını da Kuzey Kore’ye vermiştir. ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim kampanyaları sırasındaki Çin’e karşı sert söylemleri, seçildikten sonra kendisini yumuşamaya bırakmış, böylece ABD’nin Çin politikasında kafa karışıklığının yaşandığını ortaya koymuştur. Özellikle Kuzey Kore ile ilgili nükleer meselenin çözümünde öncelikle Çin’e ihtiyaç duymaktadır.

Çin, Kuzey Kore’nin en büyük ticari ortağıdır. Bunun yanında Çin, Kuzey Kore’nin nükleer denemelerinden ve kitlesel imha silahlarından rahatsızlık duyan bir ülkedir. Çin ile beraber, Güney Kore, ABD, Japonya’da kitlesel imha silahlarını tehdit olarak algılamaktadır. Bölgede ve dünyada nükleer bir domino etkisinin yaratılmasından endişe duyulmaktadır. Çin’in barışa büyük bir tehdit olarak algılanan Kuzey Kore’ye desteğini sürdürmesi uluslararası imajına zarar vermektedir. Çin, Kuzey Kore’nin nükleer denemelerinden duyduğu rahatsızlıkların giderilmemesinden dolayı sabrını açıkça yitirmiş olsa da, Kuzey Kore’nin çöküşünün gerçekleşmesini ve istikrarını kaybetmesini ortaya çıkaracak herhangi bir durumun yaratılmasına izin vermeyeceği aşikardır. ABD’yi Kuzey Kore’ye karşı desteklemesi ABD’nin nüfuzunun bölgede artmasını kolaylaştırır. Güney Kore’de Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma (THAAD) sisteminin yerleştirilmesi Kuzey Kore’ye ve Çin’e verilebilecek en büyük tepki olarak kabul edilmektedir. Çin tarafına göre, THAAD ile hem Kuzey Kore’nin hem de Çin’in kontrol altında tutulması amaçlanmaktadır. THAAD ile ilgili belirsizlik Kuzey Kore meselesinde tek çözüm aracı olarak Çin’e duyulan ihtiyacını vurgulamaktadır.

Ulusal Güvenlik Konseyinin ABD Başkanı Donald Trump’a Kuzey Kore’nin nükleer programına tepki vermesi ile ilgili seçeneklerini içeren bir rapor verdiği bilinmektedir.[2] ABD, Çin’in diplomasi kanalıyla Kuzey Kore’yi etkileme anlamında başarılı olacağını ummaktadır. Diplomatik yolların başarısızlığı sonucunda Kuzey Kore nükleer silah geliştirmeye devam ederse, ABD’nin Kuzey Kore ile ilgili politikasını önemli ölçüde değiştirecek başka seçeneklere başvuracağı ortadadır. Çin’in Kuzey Kore ile barış sürecinde dışlandığı bir başka seçeneğe başvurulmasını kabul etmesi mümkün görünmemektedir. Bu yüzden de diplomatik yollarla Kuzey Kore’yi ikna etme, ABD’nin bölgede nüfuzunu kırma ve Kuzey Kore’nin beklediği hale dönüşümünü sağlama açısından önem kazanmaktadır. Asya’nın istikrarının sağlanması ve korunması bölgeye ABD’nin müdahil olmasını zorlaştırmaktadır. Çin’in Kuzey Kore’den beklediği, Kuzey Kore’nin yarattığı nükleer çıkmaza son vermesi olmuştur. Böylece bölgenin istikrarı sağlanabilecek, Asya’da ABD’nin etkisi azalacaktır.


[1] Russian diplomat blasts UK envoy for pinning Syrians’ ‘suffering’ on Moscow, http://tass.com/politics/939701

[2] William Arkın,Cynthia Mcfadden, Kevin Monahan and Robert Windrem, Trump’s Options for North Korea Include Placing Nukes in South Korea, http://www.nbcnews.com/news/us-news/trump-s-options-north-korea-include-placing-nukes-south-korea-n743571

 

Yazarın diğer yazıları