Dijital Totalitarizm: Çin’in Sosyal Kredi Sistemi

Pekin yönetimi birkaç yıl önce tüm ülkeyi etkileyecek yeni bir sisteme geçileceğini duyurmuştur. Sosyal kredi sistemi adı verilen bu sistem, hükümetin herkesi denetlediği ve Çin vatandaşları ile kurum ve kuruluşların buna göre “skorlarının” olduğu, adeta modern bir distopyayı andırmaktadır. Yoğun eleştirilere rağmen Çin, bu sisteme devam etmekte ve sistemin alanını genişletmektedir. Pekin, sistemle ilgili detayları paylaşmasa da gözüktüğü kadarıyla sistem, otoriter Pekin hükümetinin bir baskı aracıdır. Buna göre Pekin yönetimi, ülkede hükümetin adeta her yerde olduğu, her şeyi izlediği ve kimin iyi kimin kötü olduğuna bizzat hükümetin karar vereceği bir dijital totalitarizm kurmuştur.

  1. Tarihçe

İngiliz filozof Jeremy Bentham 18. yüzyılın sonlarında Panopticon adını verdiği bir sistem tasarlamıştır. Bu sistem bir tür hapishaneye benzetilebilir, bu hapishanede birden fazla kattan oluşan hücreler bulunmaktadır ve bu hücreler merkezi bir kuleyi çevrelemektedir. Merkez kulede de bekçi bulunmaktadır. Bekçi, hücrelerdeki mahkumları görmek için kuledeki büyük lambayı kullanmakta ancak hücredekiler bekçiyi görememektedir. Bu nedenle hücredekiler daima gözlem altında oldukları ihtimaliyle yaşamaktadırlar.[1] Pekin yönetimi ortaya attığı sosyal kredi sistemiyle adeta bu tasarımın daha da katı bir versiyonunu teknolojiyle birleştirip ülke çapında yaymaya çalışmaktadır.

Tablo 1: Bir Panopticon Örneği

Kaynak: “13 Things: Internalized Authority and the Prison of the Mind: Bentham and Foucault’s Panopticon”, Brown University, https://www.brown.edu/Departments/Joukowsky_Institute/courses/13things/7121.html, (Erişim Tarihi: 21.12.2018).

Çin Komünist Partisi, Çin’de çok uzun zamandır iktidarda olan bir parti olarak ülkeyi tam anlamıyla kontrol etmektedir. Buna bağlı olarak, sosyal kredi sistemi her ne kadar yeni bir sistem olsa da Pekin yönetiminin vatandaşlarını ‘‘gözetlemesi’’ yeni bir olay değildir. Hükümet onlarca yıl boyunca, şehirlerde yaşayan milyonlarca insanın iş ve okuldaki performansları hakkında bilgi toplayarak bunları “dang’an” adı verilen dosyalara kaydetmiştir. Ayrıca Çin halkının dang’an’larında yalnızca performansları değil aynı zamanda politik görüşleri de belirtilmektedir. Buna göre ‘‘yabancı arkadaşlara’’ sahip olan veya ‘‘belli bir kesimin’’ kitaplarını okuyan kişiler hükümet tarafından işaretlenmiştir. Bu dosyalara, bir patron bir kişiyi işe almak veya yardım etmek maksadıyla erişebiliyorken bireyler genellikle devletin atadığı bir iş biriminde yer alan kendi dosyalarını asla görememekteydiler.[2] Çin, aslında uygulamaya başladığı yeni sistem ile dang’an sistemini genişleterek daha etkili bir hale getirmiştir. Diğer bir deyişle sistem yeni olsa da bu sistemin arkasındaki fikir eskidir.

Komünist Parti, ilk denemeleri 2010 yılında Jiangsu eyaletinde yapılan sosyal kredi sistemini 2014 yılında resmi olarak açıklamış ve bu sürecin 2020 yılına dek tamamlanacağını duyurmuştur. Komünist Parti bu planın amacının, “güven ve samimiyet bazlı bir toplum oluşturulması ve kuralları bozanların caydırılması” olduğunu açıklamıştır. Burada güvenmesi gereken kişinin hükümet güvenilmesi gereken kişinin ise halk olması dikkat çekicidir. Bu sistem yalnızca bireyler için değil aynı zamanda kurumlar ve kuruluşlar içinde geçerlidir. Diğer bir deyişle kurum ve kuruluşlarında hükümetin güvenine ihtiyaçları vardır. 2015 yılında başlayan ve hala geliştirilmeye devam edilen olan bu plan, 2018 yılı Ekim ayı itibariyle Çin’de 30’dan fazla şehirde uygulanmaktadır. Bununla birlikte bu sistem Komünist Parti’nin istediği hızda yayılmamaktadır. Bu durumun nedenleri; sisteme geçilmesi için Çin’in tamamında teknolojinin yeterince yayılmaması (teknolojik engeller), üst rütbedeki bazı kişilerin -Komünist Parti’dekiler de dahil olmak üzere- bu uygulamadan rahatsız olması ve Çin’in eğitimli nüfusunun bu plana karşı çıkmasıdır.[3]

  1. Sosyal Kredi Sisteminin Uygulanması

Bu sisteme göre bir birey çeşitli eylemleri sonucu kredi puanı kazanmakta veya kaybetmektedir. Örneğin gönüllü projelere katılan, kan bağışlayan kişiler “ödüllendirilirken”, sigara içilmeyen alanda sigara içen, “çok fazla” video oyunu alan, asılsız haber paylaşan, trafik ışıklarına uymayan kişiler cezalandırılmaktadır. Kişilerin davranışları hükümet tarafından kameralar yoluyla izlenmektedir. Ayrıca hükümet, bireylerin internet hesaplarını ve cep telefonlarını da takip etmektedir. Kameralarda yer alan görüntüler, bireylerin cep ve internet hesapları yapay zekâ tarafından veri olarak değerlendirilip kişilerin skorları ayarlanmaktadır. Skoru düşük olan kişiler adeta hükümetin kara listesindedir. Cezalandırılmanın tam olarak nasıl olduğu hükümet tarafından resmi olarak açıklanmasa da birçok aşamadan meydana geldiği bilinmektedir. Örneğin skoru düşük olan bir bireyin cezalandırılması amacıyla interneti yavaşlatılabilir, iyi okullara kaydı yapılmayabilir, bazı işlere başvuru yapamayabilir, lüks otellerde konaklayamayabilir, internet üzerinden istediği bazı şeyleri alamayabilir, hatta kendi evcil hayvanının hakkını kaybedebilir. Üstelik bu cezalar yalnızca bu birey için değil bu bireyin çocukları içinde geçerlidir. Skoru düşük olan bir birey çocuğunu istediği okula gönderemeyebilir veya bu bireyin çocuğu istediği tren, uçak biletini alamayabilir.[4]

Sosyal kredi sisteminin kurum ve kuruluşlar üzerindeki uygulaması ise biraz daha farklıdır. Örneğin bir restoranın, bu restoranı denetleyen yetkililer tarafından mutfakta hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmediğine kanaat getirilirse puanı düşürülerek imajı sarsılmaktadır. Sistemi savunanlar bu puanlar sayesinde restoranların daha hijyenik ve güvenli olacağını iddia etseler de bu fikre karşı çıkanda çok fazla insan vardır.[5] Restoranlar gibi şirketlerde puanlandırılmaktadır. Buna göre borçlarını zamanında ödeyen, hükümetin kurallarına uyan, ürettiği malları zamanında teslim eden, malları fahiş fiyata satmayan ve dolayısıyla iyi bir sosyal kredi puanına sahip bir şirket, daha az vergi ödemekte ve daha fazla yatırım fırsatından yararlanmakta iken kötü skora sahip bir şirketse daha fazla vergi ödemekte, yatırımları kısıtlanmakta ve kamu tarafından finanse edilen projelere kabul alma ihtimali azalmaktadır. Ayrıca şirketlerinde kameralarla izlendiği hesaba katıldığında, sosyal kredi sistemi işyerindeki sosyal ortamı da etkilemektedir.[6]

Bu sistemin bir başka kritik noktasıysa puanı düşük olan kurum ve bireylerin kayıtlarının kamuya açıklanmasıdır. Dolayısıyla Çin’de bir kişi bir işe başvurmak istediğinde işveren bu kişinin kredi puanını görebilecektir. Birey yolculuk için bilet almak istediğinde düşük olan kredi puanı buna engel olabilecektir. Aslına bakılırsa şimdiden milyonlarca insan düşük kredi puanları nedeniyle uçak ve hızlı-tren bileti alamamaktadır. Rakamsal olarak ifade edilecek olursa, 2017 yılının Mayıs ayı itibariyle Çin’de 11.14 milyon kişinin uçak, 4.25 milyon kişinin ise hızlı-tren bileti alması bizzat hükümet tarafından bu kişilerin düşük kredi skorları nedeniyle yasaklanmıştır. Ayrıca 3 milyon kişinin de ayrıcalıklı bilet (business class) alması yasaklanmıştır. Bu planın arkasında Komünist Parti’nin ‘‘güvenmediği’’ insanların iflas etmesini istemesi yatmaktadır.[7]

Nasıl ki kötü skora sahip bireyler cezalandırılıyorsa iyi skora sahip bireylerde çeşitli ayrıcalıklara sahip olmaktadır. Örneğin sosyal kredi puanı yüksek olan birisi, Beijing Haavalanı’nda hızlı güvenlikten geçebilir, depozito vermeden araba ve bisiklet kiralayabilir. Ayrıca sosyal kredi puanı düşük olan birine göre bankadan daha kolay kredi çekebilir, daha kolay iş bulabilir, bürokratik işlerini daha çabuk ve kolay şekilde halledebilir.[8] Nihayetinde bu kişiler Pekin’in güvenebileceği ‘‘örnek vatandaşlardır.’’

Sonuç olarak, Çin’in uygulamaya koyduğu sosyal kredi sistemi her ne kadar sıra dışı ve demokrasiden uzak olsa da uygulanmaya devam etmektedir. Gözüktüğü kadarıyla Pekin yönetiminin bu politikadan vazgeçmeye niyeti de yoktur. Komünist Parti bu sistem sayesinde hükümete bağlı “tek tip” bir halk yetiştirmeye çalışmaktadır. Hem internet hem de kameralar aracılığıyla izlenen Çin halkının saklanacak yeri bulunmamaktadır. Bireyler yalnızca hükümete bağlı olacak aksi halde yok olup gideceklerdir. Her şeyi denetleyen Komünist Parti’yi kimin ve kimlerin denetlediği ise soru işaretidir. Sonuçta bir zamanlar Latin ozan Juvenal’ın da dediği gibi gözcüleri kim gözleyecektir?


[1] Thomas McMullan, ”What does the panopticon mean in the age of digital surveillance?”, The Guardian, 23.07.2015, https://www.theguardian.com/technology/2015/jul/23/panopticon-digital-surveillance-jeremy-bentham, (Erişim Tarihi: 21.12.2018).

[2]”Big Brother is watching: how China is compiling computer ratings on all its citizens”, South China Morning Post, 24.11.2015, https://www.scmp.com/news/china/policies-politics/article/1882533/big-brother-watching-how-china-compiling-computer, (Erişim Tarihi: 20.12.2018).

[3] Christopher Udemans, ”Blacklists and redlists: How China’s Social Credit System actually works”, Technode, 23.10.2018, https://technode.com/2018/10/23/china-social-credit/, Erişim Tarihi: (20.12.2018).

[4]Harry Cockburn, ”China blacklists millions of people from booking flights as ‘social credit’ system introduced”, The Independent, 22.11.2018, https://www.independent.co.uk/news/world/asia/china-social-credit-system-flight-booking-blacklisted-beijing-points-a8646316.html, (Erişim Tarihi: 21.12.2018).

[5]Stanley Lubman, “China’s ‘Social Credit’ System: Turning Big Data Into Mass Surveillance”, The Wall Street Journal, 21.12.2016, https://blogs.wsj.com/chinarealtime/2016/12/21/chinas-social-credit-system-turning-big-data-into-mass-surveillance/, (Erişim Tarihi: 21.12.2018).

[6] Mirjam Meissner, ”China’s social credit system”, Mercator Institute for China Studies (Merics), 24.05.2017, https://www.merics.org/sites/default/files/2017-09/China%20Monitor_39_SOCS_EN.pdf, Erişim Tarihi: (21.12.2018).

[7] Tara Francis Chan, ”China’s social credit system has blocked people from taking 11 million flights and 4 million train trips”, Business İnsider, 21.03.2018, https://www.businessinsider.com/china-social-credit-system-blocked-people-taking-flights-train-trips-2018-5, (Erişim Tarihi: 21.12.2018).

[8]Cockburn, a.g.m.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Hüseyin Pusat KILDİŞ
Hüseyin Pusat KILDİŞ
Hüseyin Pusat KILDİŞ, 1994 yılında Adana'da doğdu. İlköğretim ve lise eğitimini Osmaniye'de tamamladı. 2016 yılında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olan Kıldiş, yüksek lisans eğitimine 2017 yılından itibaren yine Gazi Üniversitesi’nde Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları bölümünde devam etmekte ve ‘’Suriyeli Sığınmacılar ve Avrupa’da Yükselen Aşırı Sağ’’ üzerine tez yazmaktadır. Lisans döneminde İstanbul'da İktisadi Kalkınma Vakfı'nda staj yapan Kıldiş, yüksek lisans sırasında Brüksel'de TÜSİAD'da Erasmus stajı ve Ankara'da ANKASAM stratejik araştırmalar merkezinde staj yapmıştır. Yazar göç, İslamofobi, aşırı sağ ve Avrupa Birliği konularını çalışmaktadır.

BİZİ TAKİP EDİN

2,944BeğenenlerBeğen
207TakipçiTakip Et
2,247TakipçiTakip Et
262AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz