“Devenin Belini Kıran Saman”: Bahreyn’de Son Gelişmeler

“D evenin belini kıran, yüklerin üstüne konan oğlu saman çöpüdür.” Yaşanan birtakım olayların birikip küçük bir olayla kırıldıkça geleceği ifade eden bu Arapça deyim, üzerinde analizde ele alarak sorunu tam olarak karşılamamaktadır. Zira, ne Bahreyn ne bir “deve” gücündedir ne de Şeyh Kasım bir de “saman” zayıflatıcıdır.

Arap Baharı olarak adlandırılan Arap halklarının ayaklanmaları, Suudi Arabistan’la İran’daki mevcut çatışmalar ve her ikisi de kendi çıkarıştı. Bahreyn Şiileri, Bahreyn Emiri’nin zulme maruz kaldıklarını iddia ederek, daha fazla hak ve özgürlük talebiyle barışçı gösteriler yapıldı. Bu protestolar için Bahreyn’de bir korunaklık yaşandı. Bahreyn hükümeti, protestoları desteklemesi ve Şiileri devlete karşı kışkırtması sırasında İran rejimini suçlandı. Suudi Arabistan, Bahreyn devletinin görüşüne destek verip İran istilasını gerekçe göstererek, Bahreyn’e “Ada Kalkanı” adında askeri bir güç gönderildi.

Bahreyn hükümeti 20 Haziran 2016 tarihinde, aşırı mezhepçi tavırlarını ve dışa bağlı (İran’a atıfta bulunarak) siyasi merciler kurd’u gerekçe göstererek Şeyh Kasım’ı, vatandaşlıktan çıkarıldı. Şeyh Kasım’ın vatandaşlıktan çıkardığı günden itibaren araştırması devam etmekte ve yargılanması beklemektedir. Şeyh’in yargılanma aşamasındainin sürgün ile sonuçlanmadığını içerir. Burada önemli birkaç soru ortaya çıkmaktadır; “Şeyh Kasım Kimdir?”, “Şeyh Kasım olayı kamuoyunu neden ilgilendiriyor?”, “Şeyh Kasım’ın yargılanmasıyla ilgili hüküm sürgünlerden biri, bu hüküm Bahreyn’de ve türünde ne türüyle araştırıyor?”

Ayetullah Şeyh İsa Kasım

Şeyh Kasım, Şii Müslüman bir din adamıdır ve Iraklı din adamı Muhammed Bakır El-Sadr’ın öğrencilerindedir.  Birçok siyasi ve sosyal faaliyetiyle bilinen Şeyh Kasım, Kurucu Meclis ve Bahreyn Ulusal Meclisi üyeliği de yapmıştır. Ayrıca Bahreyn’de Şiilerin haklarını talep etmek için birçok siyasi parti ve topluluk kurmuştur. Günümüzde, Dünya Ehlibeyt Kurultayı’nın üyesi ve Al-Wefaq Ulusal İslam Cemiyeti’nin rehberidir. En önemlisi, Bahreyn Şiilerinin en yüksek dini merci olarak kabul edilmektedir.

Şii aleminde, bir ülkede en yüksek Şii din merci olmak çok yüksek ve hassas bir makamdır. Bu makamdaki kişi, tüm Şii dünyasının saygınlığına sahiptir. Şeyh Kasım, bulunduğu makamdan dolayı yurt içinde ve yurt dışında kamuoyunun ilgisini çekmiştir. Bu sebeple duruşması birçok defa ertelenmiştir. Yargılama, 20 Mart’tan 7 Mayıs’a, ardından tekrar 21 Mayıs’a ertelenmiştir. Mahkeme, Şiilerin seferberlik ilan etmesi ve mahkeme binasının etrafında toplanmaları sonucu ertelenmiştir.

Bir Yandan Tehdit Diğer Yandan Korkutma!

Şeyh Kasım sorunu, Suudi Arabistan’la İran arasında tehditlere ve karşılıklı açıklamalara neden olmuştur. RT kanaldaki habere göre; Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani; “Bahreyn’i yöneten Al Halife, Şeyh Kasım’dan vatandaşlık hakkını almanın bedelini ödeyecektir. Bahreyn yönetimi bu tür davranışlarıyla halka sadece direniş seçeneği bırakmaktadır.” diye bir açıklamada bulunmuştur. Şeyh Kasım’ın 21 Mayıs’a ertelenen mahkemesi öncesi yayınlanan bir videoda ise Suudi Arabistan’ın Bahreyn’e askeri destek gönderdiği açıkça görülmektedir.

Bahreyn Yeni Bir Çatışma Sahası Olacak mıdır?

Şeyh Kasım sorununu incelemek, Suudi Arabistanlı din adamı Nimr Bakır El-Nimr’in idamını hatırlatmaktadır. İran bu idamın öcünü almak için uygun bir fırsat beklemektedir. Şayet Bahreyn hükümeti Şeyh Kasım’ı ülkeden sürgün etme kararı alırsa İran oradaki nüfuzunu hareket geçirecektir. Şeyh Kasım mahkemesindeki durum Nimr Bakır El-Nimr mahkemesinde olan durumdan çok farklıdır. İran’ın Bahreyn’de güçlü ve etkili bir nüfuzu bulunmaktadır. Oysa Suudi Arabistan’da söz konusu olan nüfuzu, kitleleri ve birtakım aktörleri harekete geçirilebilecek güçte değildir. Bahreyn’in Körfez ülkelerinden -özellikle Suudi Arabistan’dan- destek alması, İran’ın Bahreyn’de etkin olmasına engel olamayacaktır. Dolayısıyla Bahreyn Hükümeti Şeyh Kasım mahkemesinde İran’a müdahale fırsatı vermemek için dikkatli davranmalıdır. Aksi takdirde İran orada olan Şii nüfuzunu kolayca harekete geçirebilecektir.

Körfez ülkelerinin çatışma temelli, inatçı ve pervasız davranışları bu olayda da göz ardı edilmemelidir. Öyle ki; Bahreyn, Suudi Arabistan’la İran arasındaki çatışmanın yeni sahası haline gelebilir. Fakat bu kriz, Bahreyn ve Suudi Arabistan’la iyi ilişkiler içerisinde olan Türkiye’nin müdahalesi ile atlatılabilir. Türkiye, iyi ilişkilerini kullanarak durumun ne kadar tehlikeli olduğunu, yani Bahreyn hükümetinin İran nüfuzu ile karşılaştırılırsa ne kadar zayıf olduğunu ve Suudi Arabistan’ın İran’la birden fazla çatışma cephesini idare etmekte zorluklar çekeceğini izah edebilir. Şüphesiz, Bahreyn’de bir takım yeni gelişmeler olacak ve bu gelişmeler gerginlikten bir adım öteye taşınarak Yemen senaryosunun bu ülkede de yaşanmasına sebep olacaktır. Körfez ülkeleri bu çatışmaları Bahreyn’le sınırlayamayacak, çatışmaların Kuveyt’e ve Suudi Arabistan’ın doğusuna sıçramasına engel olamayacaktır.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

BİZİ TAKİP EDİN

3,026BeğenenlerBeğen
231TakipçiTakip Et
2,718TakipçiTakip Et
278AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz