Cumhurbaşkanı Erdoğan Yeniden Afrika’da

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Sudan, Çad ve Tunus’ta 24-27 Aralık 2017 tarihleri arasında temaslarda bulunmuştur. 2017 yılının başında da kıtaya ziyaret düzenleyen Erdoğan yılın kapanışını Afrika temaslarıyla yapmıştır. Bu ziyaretler ve yapılan ziyaretler arasında geçen süre zarfı Türkiye-Afrika ilişkilerinde, işbirliğinde ilerleme hedefinin Ankara’nın gündeminde olduğunu göstermektedir.

Sudan Temasları:

Cumhurbaşkanı Erdoğan Afrika turuna Sudan’dan başlamış ve temaslar neticesinde iki devlet başkanı bir ay içerisinde ikinci kez görüşme sağlamıştır. Olağanüstü İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi kapsamında Sudan Devlet Başkanı Ömer El-Beşir, İstanbul’a gelmiştir.

Erdoğan ve beraberindeki heyetin Sudan ziyaretinde ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine ağırlık verilmekle beraber farklı alanlarda adımlar da atılmıştır. Sevakin Adası’nın Türkiye’ye tahsis edilmesi buna örnektir. Stratejik öneme haiz adada Türkiye restorasyon çalışmaları yürütebilecek ve liman yapımında kullanabilecektir.

Ekonomik alanda ise İş Forumu düzenlenerek bu alanda atılacak adımların artması ve sürecin hızlandırılması amaçlanmıştır. Öncelikli hedefler; ticaret hacminin 1 milyar dolara çıkarılması, sonrasında da bu rakamın 10 milyar dolara yükseltilmesidir. Görüşmeler sırasında Askerî alanda andlaşmalar da imzalanmıştır.

Çad Temasları:

Sudan’dan sonra Çad’a geçen Erdoğan’ın temaslarında ekonominin yanında terörizmle mücadele de ele alınan konular arasında yer almıştır. 2016 rakamlarına göre 40 milyar dolar olan iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin Erdoğan’ın girişimleriyle yükseltilmesi hedeflemektedir. Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK) tarafından İş Forumu düzenlenmiş; ekonomik ve askerî andlaşmalar imzalanmıştır.

Ankara, terörizmle mücadelede Çad’ın yanında olacağını açıklamıştır. Erdoğan, G5 girişiminin üzerinde durmuştur. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK)’nın aldığı kararla askerî gücün bölgesel çapta konuşlandırılması önemli kabul edilmiştir.

Tunus Temasları:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrika ziyaretinin son ayağı Tunus olmuştur. Erdoğan, Tunus Lideri Beji Caid Essebsi’nin daveti üzerine gerçekleşen görüşmelerin amaçlarını ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve ortak çıkarlarla ilgili konularda istişarede bulunulması olarak sıralamıştır. Temaslar sırasında ekonomik ve askerî andlaşmalar da imzalanmıştır. Örnek olarak Tunus askerlerinin Türkiye’de eğitim alması verilebilir. Bunların haricinde İş Forumu düzenlenmiştir. Ziyaretler sırasında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na 200’e yakın iş adamının eşlik etmesi sadece Tunus’ta değil, Sudan ve Çad’da da ekonomik hedeflerin öncelikli olduğunu gösteren unsurlar arasındadır.

Libya’daki sorunlar, Filistin ve Suriye’de yaşanan son gelişmeler ve bölgede terörizmle mücadele iki önderin ele aldığı konu başlıkları arasındadır. Kudüs konusunda her iki lider de şehrin statüsüne dair tek taraflı kararların ve girişimlerin kabul edilemeyeceğini açıklamıştır.

Bu Ziyaretler Türkiye-Afrika İlişkileri için Ne İfade Etmektedir?

Afrika ülkelerine Türkiye Cumhurbaşkanı ve diğer devlet yetkilileri tarafından düzenlenen ziyaretlerde çoğunlukla ekonomi ön plana çıkmaktadır. Bu durum Erdoğan’ın Sudan ziyaretinin zamanlaması ve içeriği göz önünde bulundurulduğunda anlaşılabilir. Sudan uzun yıllar yaptırıma maruz kalan ve bunun etkilerini çok ciddi şekilde hisseden bir ülke olmuştur. Ekim ayında Washington’ın ticari yaptırımları kaldırmasıyla Sudan, ekonomisini düzeltmeye yönelik adımları atmaya hazır hale gelmiştir. Ayrıca söz konusu ülkeye uygulanan yaptırımlar döneminde Türkiye destekleyici politikalar izlemiştir.

Diğer yandan Afrika ülkelerine düzenlenen ziyaretlerde ilkler yaşanmaya devam etmektedir. Erdoğan’ın Çad ve Sudan temasları bu açıdan okunabilir. Bu iki ülkeye cumhurbaşkanı düzeyinde ilk defa ziyaret gerçekleştirilmiştir.

Son yıllarda Afrika ile geliştirilen temaslar, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından stratejik ortaklık evresi olarak yorumlanmaktadır. Fakat bu dönemde hem ilişkilere eklenen yeni ögelere hem de açılım sürecinin kilit unsurlarına rastlanmaktadır. Bir yandan Afrika terörizmle mücadelede ortak olarak konumlandırılırken diğer yandan bölgedeki bazı ülkelere cumhurbaşkanı düzeyinde ilk temaslar sağlanmaktadır.

Ankara’nın Afrika’yla olan ilişkilerinde son dönemlerde başlıca hard power unsuru olan güvenlik, diğer bir ifadeyle FETÖ ile mücadelede Afrika ülkeleriyle işbirliğinin yapılması talebiyle öne çıkmaktadır. Erdoğan’ın 2017 yılının son temaslarında bölgeye yönelik seçilen ülkeler bu açıdan önemlidir. Nitekim, Hartum’un Ankara’nın FETÖ ile mücadeleye dair taleplerine olumlu cevap verdiği, Sudan’ın bahsi geçen mücadelede etkin devletlerden biri olduğu Türkiye tarafından vurgulanmaktadır Aynı durum Çad ve Tunus için de söylenebilir. Erdoğan ziyareti sırasında FETÖ’nün Encemine tarafından terör örgütü olarak kabul edilmesi dolayısıyla teşekkürlerini iletmiştir.

Terörizmle mücadelenin yanı sıra güvenlikle ilgili stratejik önem taşıyan bir başka konu da son ziyarette öne çıkmıştır. Zira tarihte hem Osmanlı İmparatorluğu’nun hem de Mısır’ın egemenliği altında bulunan, günümüzde Sudan sınırları içerisinde yer alan Sevakin Adası’nın Türkiye Cumhuriyeti’ne imar ve yatırım açısından tahsis edilmesi çok önemli bir gelişmedir. Türkiye kültürel, turizm ve ekonomik amaçlarıyla ilgili talebini meşrulaştırmaya çalışırken çevre ülkelerin tepkisini çekmiştir. Mısır ve Suudi Arabistan bu duruma zımnen en fazla tepki gösteren ülkeler arasındadır. Mısır’daki bazı gazeteler, konuyla ilgili yaptıkları yorumda Türkiye-Sudan ilişkilerinin Mısır ve bölge ülkeleri için tehdit unsuru olabileceğini öne sürmüştür. Hatta Hartum’un Türkiye-Katar eksenine kaydığı iddialarında bulunulmuştur. Sudan ise bu iddiaları kabul etmemiştir.

Türkiye’nin “mevcudiyetinden” evvel de Kızıldeniz üzerindeki egemenlik iddiaları Sudan-Mısır ilişkilerinde gerginlik ve anlaşmazlık yaratan bir konu olagelmiştir. Kızıldeniz’deki Halayib ve Şelatin Adası üzerinde iki ülkenin anlaşmazlıkları bulunmaktadır. Halayib’de iki devlet de hak iddia etmektedir. Son olarak Hartum, Halayib’i Mısır’dan istemiştir.

Mısır’ın yanında Suudi Arabistan da Hartum-Ankara ilişkilerinden ve Sevakin Adası konusunda rahatsızlık duyan, tedirginliğini dile getirmek isteyen bir diğer bölge ülkesi olmuştur. Öyle ki Sudan’ın Riyad Büyükelçiliği konuyla ilgili açıklama yapma gereği duymuştur. Bahsi geçen adanın Türkiye’ye yatırım sahası olarak verildiği, andlaşmanın bölge ülkelerini tehdit etmediği savunulmuştur.

Terörizmle mücadele gibi hard power konularının Türkiye-Afrika ülkeleri ilişkilerinde öne çıktığı görülmektedir. Fakat diğer yandan açılım döneminin yumuşak gücü olan okullar konusu da görüşmelerin gündemindedir. Bu sefer FETÖ iltisaklı olan, söz konusu okullar Maarif Vakfı’na teslim edilmektedir; Ankara’nın talebi bu yöndedir.

Sonuç

Erdoğan’ın bahsi geçen son ziyaretleri-geçmiş temaslarda da görülen- çeşitli öğelerin altını çizmiştir. Son yıllarda Ankara, Afrika ülkeleriyle ilişkilerinin çerçevesini genişleterek değiştirmiştir. Ekonomik ve siyasi temasları geliştirmenin yanında artık güvenliğin ve istikrarın sağlanmasında işbirliği hedefi de öne çıkmaktadır.

Diğer yandan yeni ve farklı unsurlara bu ziyaret kapsamında rastlanmıştır: güvenlik açısından Türkiye’nin Kızıldeniz siyasetine “girdiğini” gösteren gelişmeler yaşanmıştır. Türkiye-Sudan ilişkileri bölgenin stratejik denklemini bozacak bir gelişme olarak algılanmıştır. Kahire ve Riyad; ikili temasları tehdit olarak algıladıklarını zımnen dünya kamuoyuyla paylaşmıştır. Sudan, “Suudi kampına” dahil olan bir ülkedir. Riyad-Tahran gerginliği gibi çeşitli nedenlerden dolayı İran’la ilişkilerini kesme kararı almıştır. Fakat Ankara’nın Sevakin Adası üzerindeki talebi Riyad-Hartum ilişkilerinde gerginliğe sebebiyet vermiştir. Bu dönemde bölgedeki başka gelişmeler de süreci etkilemiştir. Türkiye, Riyad ile gerginlik yaşayan Katar’daki askerî üsse bir grup asker daha göndermiştir. Ayrıca Erdoğan ve aynı dönemde Başbakan Binali Yıldırım Suudi Arabistan’da resmî temaslarda bulunmuştur.

Bahse konu ziyaretlerde sadece ikili ilişkiler görüşülmemiş bunun yanında Ankara’nın kendini gösterebileceği diğer alanlardaki gelişmelerin ele alındığı gözlenmiştir. Kudüs konusu liderler tarafından gündeme getirilmiştir. Şehrin statüsüne yönelik yeni adımların atılacağı kaydedilmiştir.

Ankara, Afrika ile paylaşılan çıkarların ortak ve stratejik olduğunu yani ikili ilişkilerde artık stratejik ortaklık dönemine geçildiğini ve ilerlemelerin kaydedildiğini savunmaktadır. Fakat terörizmle mücadele gibi stratejik konularda bazı Afrika ülkeleri Türkiye’ye istediği cevabı vermemektedir. Halen FETÖ konusunda adım atmayan, Ankara’nın çizdiği yol haritasına uymayan ülkeler bulunmaktadır.

Stratejik ortaklık döneminde halen ilklerin yaşanması açılım döneminin aslında devam ettiğini göstermektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu son temaslarının gösterdiği üzere kıtanın kilit ülkelerine ilk kez cumhurbaşkanı düzeyinde ziyaretler gerçekleşmiştir.

Stratejik ortaklık dönemi olarak nitelendirilse bile işbirliğinde önemli eksiklikler mevcuttur. Ankara’nın adımlarını devam ettirmesinin yanında Afrika’nın da karşılık vermesi gereken durumlar söz konusudur. Örneğin, ilgili mevzuatta tıkanıklık yaşanmasından dolayı Tunus ile Serbest Ticaret Andlaşması imzalanamamıştır. Sudan’la vergilendirme konusu pürüz çıkarmaktadır. Hartum, bazı ülkelerle ilgili andlaşma imzalayarak sorunların önüne geçmiştir. Diğer bir ifadeyle mevcut dönemde Türkiye-Afrika ilişkileri “açılım” ve “stratejik ortaklık” olarak nitelendirilmeye müsaittir.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Dr. Ceren GÜRSELER ÖZBİLGİÇ
Dr. Ceren GÜRSELER ÖZBİLGİÇ
2003 yılında Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden onur decesiyle mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2006 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde "The Islamic Rhetoric of the Palestine Liberation Organization (Filistin Kurtuluş Örgütü'nün İslami Söylemi)" başlıklı teziyle aldı. Doktorasını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde "Afrika Örf ve Adet Hukukunda Self-Determinasyon Hakkı" başlıklı teziyle 2015 yılında tamamladı. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Devletler Hukuku Anabilim Dalı'nda yardımcı doçent olarak görev yapmaktadır. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Afrika ve Arap Ülkeleri Araştırmacısı, Ankara Üniversitesi Afrika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde Dış İlişkiler Uzmanı, Çankaya Belediyesi'nde Dış İlişkiler Uzmanı olarak çalışmıştır. Afrika ülkeleri siyaseti, Afrika siyaseti, Filistin sorunu, self-determinasyon, siyasal İslam, uluslararası hukuk, terörizm ve Afrikalı-Amerikan çalışmaları başlıca araştırma ve çalışma alanları arasındadır.

BİZİ TAKİP EDİN

2,728BeğeniBeğen
45TakipçiTakip Et
1,640TakipçiTakip Et
137AboneAbone Ol

ÖNE ÇIKANLAR

Macaristan’ın Doğu Açılımı: Türkiye ve Türk Dünyası ile Gelişen İlişkiler

Son yıllarda Macaristan, dış politikasında önemli açılımlarda bulunmuştur. Avrupa Birliği’yle (AB) sorunları derinleşen Budapeşte, birlikten...

Washington’un PYD’yi Meşrulaştırma Girişimi

6 Kasım 2018 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Palmer, terör...

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz