Çin’in Tek Çin Politikası ve ABD

Beyaz Saray’dan 9 Şubat Perşembe günü yapılan yazılı açıklamada, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in talebi üzerine Çin’in, “Tek Çin Politikası” üzerinde anlaşmaya vardığı ifade edilmiştir. Tek Çin Politikası; Kasım ayında ABD Başkanlık seçimi kampanyalarının başlamasından Donald Trump’ın seçilmesine kadar yaşanan süreçte ve sonrasında, ABD ile Çin arasında gerginlik kaynağı olmuştur. Gerginliğin temel sebebi, her iki ülkenin bu politikayı farklı perspektiflerden algılamasıdır. Tek Çin Politikası’yla ilgili ABD’nin net bir duruş sergilememesi, Çin açısından tehlike arz etmektedir. 1949 yılında Çin‘de Milliyetçi Parti ile Komünist Parti arasında devam eden iç savaş; Tayvan’da milliyetçilerin denetimi altında Çin Cumhuriyeti’nin, anakara Çin’de ise Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulması ile sonuçlanmıştır.  1949 yılından günümüze kadar Tayvan Adası ve Çin arasındaki meselenin uluslararası bir nitelik kazanması ve siyasi bir çözümle bir türlü sonuçlandırılamaması, Tek Çin Politikası’nı ABD ve Çin ilişkilerinin belirleyici temel taşı haline getirmiştir.

Çin, Tek Çin Politikası’nda Tayvan’ın Çin’in son toprak parçası olduğunu vurgulayarak, adanın bağımsızlığına ve uluslararası alanda tanınmasına yönelik bir hareketin tehlike arz ettiğini savunmaktadır. Hong Kong İngiltere’den, Macau ise Portekiz’den ülke sınırları içine dahil edilmiştir. Çin’in beklentisi Tayvan meselesinin de benzer bir çözüm yöntemiyle sonuçlandırılmasıdır. Çin’in Tek Çin Politikası, Çin’in toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi ve Tayvan ile yakın bağlar kurması arasında hassas bir denge oluşturmaktadır. Bununla beraber Çin, Tayvan’ın uluslararası toplumdan izole olması için, onun dünyanın pek çok ülkesi ve BM tarafından bağımsız bir ülke olarak tanınmasını engellemeye yönelik çalışmalar yürütmektedir. Çin, 1949 yılından bu yana, Tayvan’ın bağımsızlığını resmen ilan etmesi durumunda güç kullanacağı tehdidinde bulunmasına rağmen, son yıllarda izlenen diplomatik yollarla Tayvan ile ilişkiler yumuşatılmıştır.

ABD ise, başlangıçta Tayvan’ı komünist Çin’e karşı durarak tanımıştır. 1979 yılında Jimmy Carter’ın başkanlığında Çin ile resmi diplomatik ilişkilerin kurulmasıyla birlikte Tayvan Adası meselenin tarafı olmuştur. ABD, Çin hükümetini Tayvan’ın yasal temsilcisi olarak tanımış, resmi ilişkileri Çin ile kurmuş, hatta Tayvan’daki elçiliğini bile kapatmıştır. Tayvan’daki güvenliğini ve ticari çıkarlarını korumayı amaçlayan ABD, Çin’i resmen tanımasının ardından Kongre’den adaya destek olunmasını garanti eden “Tayvan ile İlişkiler Yasası”nı geçirmiştir. ABD, bu yasa ile Tayvan’ın kendisini savunmasına yardımcı olması gerektiğini belirtmiştir. Halbuki Çin, ABD’den Tek Çin Politikası bağlamında Tayvan ile bağlarını koparmasını beklemektedir. ABD, Çin’in Tek Çin Politikası’na ne tamamen katılmakta ne de karşı çıkmaktadır. Çin’in Tayvan üzerindeki iddialarını kabul etmediği gibi, Tayvan’ın bağımsız ve egemen bir devlet olduğu yönünde de bir yaklaşım benimsememektedir. Tayvan ile Çin arasındaki meselenin barışçıl bir şekilde çözülmesi gerektiğini, bu gerekliliğin ancak Tayvan’ın da rızasının alınması ile gerçekleşebileceğini belirtmektedir. ABD aynı zamanda Çin’le, anakara ile Tayvan’ı birleştirmek için güç kullanma girişiminde bulunmaması yönünde anlaşmayı amaçlamaktadır. Tek Çin Politikası ile ABD, Tayvan ve Çin ile olan ilişkilerinde denge sağlamaya çalışmaktadır. ABD’nin bu stratejiyi Donald Trump’ın başkanlığında da sürdürmesi muhtemeldir.

Tayvan, ABD’nin onuncu büyük ticari ortağıdır.[1] ABD ile Tayvan arasında herhangi bir müttefiklik anlaşmasının bulunmaması, ABD’nin Tayvan’ı savunmak için hiçbir zorunluluğunun olmamasını da beraberinde getirmektedir. Buna rağmen Tayvan ile ABD, adaya silah satışının devamını da içeren gayri resmi bir ilişki sürdürmektedir. ABD, Tayvan’ın en önemli güvenlik müttefiki olmaya devam etmektedir. Douglas MacArthur’un Tayvan için kullandığı “ABD için batmayan bir uçak gemisi” ifadesini ABD, Tayvan stratejisi olarak benimsemiştir.[2] Tayvan ile İlişkiler Yasası, altı güvence belgesi, Tayvan’ın Çin politikasına ilişkin yayınladığı beyaz belge ve 1982 yılında Tayvan’a silah satışını azaltacağına yönelik Çin ile ilan ettiği ortak bir bildiri, ABD’nin Tayvan politikasının temel unsurlarını oluşturmaktadır. Çin’in hedefi, bu politikanın unsurlarının uygulanabilirliğini sınırlandırmaktır.

Bununla birlikte, Çin de ABD’nin en büyük ticaret ortağıdır. ABD ile Çin arasında ticaret odaklı başlayan ilişkiler, ekonomik işbirliği bağlamında hızla gelişme göstermiştir. Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesinin ardından Tayvan lideri Tsai Ing-wen ile telefonda görüşmesi ve Twitter hesabında telefon görüşmesine dair fikirlerini beyan etmesi, ABD’nin Tek Çin Politikası’na bakışının Donald Trump’ın başkanlığı ile değişeceğine dair algılamalara neden olmuştur. Yakın gelecekte ABD ve Çin arasında Tayvan meselesinden kaynaklı gerginliklerin yaşanması muhtemel değildir. ABD ile Çin arasındaki olası mücadele alanı Güney Çin Denizi olacak gibi görünmektedir. ABD, Çin’in burada yapay adalar inşa etme ve bu adalarda askeri olanaklarını arttırma girişimlerini durdurması gerektiğini vurgulamaktadır. ABD’nin Güney Çin Denizi’nde uygulayacağı baskılara ise Çin’in sessiz kalması beklenmektedir.


[1] United States Census, Top Trading Partners, https://www.census.gov/foreign-trade/statistics/highlights/toppartners.html

[2] John W. Garver, The Sino-American Alliance: Nationalist China and American Cold War Strategy in Asia, An East Gate Book, 1997, s.28.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
Dr. Özlem Zerrin KEYVAN
2007 yılında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden onur derecesiyle mezun oldu. Yüksek lisans derecesini 2010 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı. Doktorasını Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümünde “Soğuk Savaş Sonrası Avrupa Birliği-Çin İlişkileri- Tehditler, Fırsatlar, Öneriler başlıklı teziyle 2015 yılında tamamladı. Asya Pasifik bölgesi, Çin dış politikası, Güney Çin Denizi, Doğu Asya ve Güney Doğu Asya başlıca araştırma ve çalışma alanları arasındadır. İngilizce, Almanca ve Çince bilmektedir.

BİZİ TAKİP EDİN

3,027BeğenenlerBeğen
230TakipçiTakip Et
2,720TakipçiTakip Et
279AbonelerAbone

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz