Çin’in Suriye Politikası

China's Foreign Minister Wang Yi (R) shakes hands with Syria's Foreign Minister Walid al-Moualem during a joint news conference after a meeting at the Ministry of Foreign Affairs in Beijing, China, December 24, 2015. REUTERS/Jason Lee - RTX1ZYBF

ABD Başkanı Donald Trump’ın “Suriye’de halkın korunması için güvenli bölgeler oluşturulması” talimatının verileceği bir kararname imzalayacağının iddia edilmesinin ardından, ABD Suriye Krizi’nin çözümünü Rusya, İran ve Türkiye ittifakına bırakmayacak gibi görünmektedir. Peki, Rusya ile stratejik ortak olan Çin’in Suriye ile ilgili politikaları başlangıçtan günümüze kadar nasıl bir yol izlemiştir?

Dr. Özlem Zerrin KEYVAN

Başlangıçta, Suriye İç Savaşı Çin dış politikasında öncelik olarak görülmemiştir. Coğrafi uzaklık nedeniyle Çin’i mülteci sorununun doğrudan ilgilendirmemesi; Rusya’nın olduğu gibi Çin’in Suriye’de askeri üslere sahip olmaması; Suriye’nin Çin açısından temel petrol ihracatçısı ülke konumunda olmaması gibi sebepler Çin’in, Ortadoğu politikasına rağmen, Suriye Krizi’ne taraf olmamasına neden olmuştur. Bu durum, Çin’in Suriye’de daha az aktif politikalar izlemesini sağlamıştır. Libya İç Savaşı’na ise Çin’in tepkisi tam tersi şekilde olmuştur. Libya örneğine dikkatli bir şekilde bakıldığında, Çin’in Libya’da önemli ekonomik çıkarları olduğu ve ayrıca Libya’da çok sayıda Çinlinin yaşadığı görülmektedir. Çin’in yatırımları, çıkan iç savaştan dolayı büyük ölçüde zarar görmüştür. Bu durum, Libya’nın Çin için önemli bir öncelik haline gelmesini sağlamıştır. Libya’daki sivil halkı korumak amacıyla BM’de 1973 sayılı kararının alınmasına rağmen NATO’nun müdahalesi ile kararın kullanılması, Çin’in bu durumdan ders almasına ve insani müdahale için BM kararından vazgeçmesine neden olmuştur.

Çin, Suriye konusunda Rusya ile birlikte hareket etmektedir ancak doğrudan askeri müdahaleye karşıdır. Suriye İç Savaşı’nın başlangıcından beri Çin, istikrarın gerekliliğini ve taraflar arasındaki siyasi görüşmelerin tercih edilebilir olduğunu vurgulamıştır. Çin, uluslararası toplumun egemen devletlerine karşı askeri müdahaleler ile yeni rejimler kurulmasına ve bunun dayatılmasına karşıdır. Çin için, Esad Hükümeti meşru bir otoritedir ve Suriye’deki kriz Suriye’nin iç meselesi olarak kabul edilmelidir. Çin’in vurgusuna göre, Suriye Krizi siyasi araçlar vasıtasıyla ve meselenin taraflarınca çözülmelidir. Çin, Suriye’ye yapılacak herhangi yabancı bir askeri müdahaleye ve Beşar Esad’ın zorla görevden alınmasına karşıdır.  ABD, Rusya, İran ve Türkiye Suriye Krizi’nde öncelikli olarak yer alırken; BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi Çin, çatışmanın çözümlenmesinde göreceli olarak daha zor bir rol oynamıştır. 17 Mart 2011 tarihinde, BM Güvenlik Konseyi Libya’da uçuşa yasak bölge kurmak için oylama yapmıştır. Çin ve Rusya oylamada çekimser kalmış, ardından Batı liderliğinde müdahale başlamıştır. Çin, BM kararının Kaddafi’nin devrilmesi için kullanılmasından rahatsız olmuştur. Libya tecrübesi ile beraber Çin, Suriye Krizi’nde ABD’ye güvenmemeye başlamıştır. 2011 yılından beri 5 kez Suriye ile ilgili BM kararını veto eden Çin, BM gibi uluslararası örgütleri kullanarak Batılı güçlerin meşru hükümetleri ortadan kaldırmasına karşı çıkmaktadır. Zira, ne Irak’ta ne de Libya’daki rejim değişiklikleri istikrarın sağlanması sonucunu ortaya çıkarmıştır.

Çin’in İran ve Suudi Arabistan ile olan yakın ilişkileri, Ortadoğu politikasını ve özelde Suriye politikasını şekillendirmiştir. Çin, İran’ın Şanghay İşbirliği Örgütü üyelik beklentisine destek vermektedir. İran ile birlikte Suriye’ye askeri müdahaleyi reddetmiş olsa bile, dolaylı olarak Esad yanlısı duruşu Çin’in İran ile bağlarını geliştirmiştir. Çin’in Suriye’nin iç işlerine müdahale edilmemesine yönelik tutarlı desteği, İran’ın Çin algısını “istikrarlı bir ekonomik ve güvenlik ortağı” yönünde güçlendirmiştir. Suudi Arabistan ile Çin arasındaki ilişkiler de ekonomik boyut taşımaktadır. Çin’in askeri müdahaleye karşı sert duruşu, Suudi Arabistan ile olan ticari ortaklığının etkisini güçlendirmektedir.

Çin’in enerji ihtiyacı her geçen yıl artmaktadır. Hızlı ekonomik büyüme artan enerji ihtiyacıyla birleşince, enerji arzının güvenliği kaygılarını beraberinde getirmektedir. Petrol ve bu petrolün güvenli güzergahlardan sağlanması ihtiyacı, Çin’i hem Ortadoğu’ya hem de Ortadoğu’da yaşanan krizlerle ilgilenmeye mecbur bırakmaktadır. Zengin petrol rezervlerine sahip Ortadoğu, Çin için cazibe merkezi olmaktadır. Suriye’nin en büyük petrol üreticisi olan El Fırat Petrol Şirketi’nde, Çin Ulusal Petrol Şirketi’nin (CNPC) hisseleri bulunmaktadır.

Çin ile Rusya arasındaki ilişkilerde geliştirilen stratejik ortaklık, Çin’in aktif bir Suriye politikası takip etmesine yardımcı olmaktadır. Çin, Asya Pasifik bölgesinde, özellikle Güney Çin Denizi ile ilgili anlaşmazlıklarda, ABD ile yaşadığı rekabette Rusya’nın desteğini alma ihtiyacı hissetmektedir. Çin, yakın çevresinde ABD’nin küresel hakimiyet kurma çabasını engelleme niyetiyle Rusya’ya ihtiyaç duymaktadır. Bununla birlikte Çin, sınırlarının ötesinde yeni yatırım ve ticari olanaklar aramaktadır ve Bir Kuşak Bir Yol (OBOR) Girişimi vasıtasıyla ticari ilişkiler çerçevesinde Asya’yı, Ortadoğu’yu, Afrika’yı ve Avrupa’yı birbirine bağlamayı amaçlamaktadır. Ortadoğu’da devam eden çatışmalar bu projenin olumsuz etkilenme ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Bunun yanında Suriye Krizi’ndeki duruşuyla Çin, benzer olayların yaşanması ihtimalini bu şekilde engellemeyi amaçlamaktadır.

Suriye’deki müdahaleci olmayan duruşu, Çin’in yumuşak gücünün etki alanını ve Ortadoğu’daki müttefiklerini genişletmesine yardımcı olmuştur. Bu bağlamda Çin, Suudi Arabistan ve İran ile ilişkilerini derinleştirmeyi amaçlamaktadır. Bununla birlikte Çin’in tutarlı dış politikası; Güney Çin Denizi iddialarını destekleyen ülkelerle ittifaklarını güçlendirebileceği gibi, iddiaları destekleyen bölge ülkelerinin sayısının artmasını da sağlayabilecektir. Böylece, Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki hareket kabiliyeti artabilecektir. Çin, Suriye’nin kriz sonrasındaki yeniden inşasında ve ekonomik iyileşmesinde de rol alabilecektir. Çin için önemli olan, Ortadoğu’nun barış ve istikrarının sağlanması ve korunmasıdır; zira Çin çıkarlarını ancak bu sayede yerine getirebilecektir.

Yazarın diğer yazıları